Ergenekon-Balyoz davalarının özeti

Ergenekon-Balyoz davalarının özeti
AYDINLIK, 27 Eylül 2012

Ergenekon-Balyoz davalarının özeti

Doğu Perinçek
Aydınlık, 27 Eylül 2012

Ergenekon, Balyoz, Kafes, Poyrazköy, 28 Şubat, Deniz Subaylarının Casusluğu ve Odatv soruşturma ve kovuşturmalarında beş yıldır yaşanan deneyimlerin ortaya koyduğu gerçekleri özetliyoruz:

1. Mahkemelere hukuku çiğneme görevi

Soruşturma aşamasında ve duruşmalarda, iddiaların ve delillerin uydurma olduğu, belli merkezlerde tertiplendiği kesin kanıtlarla ortaya konulmuştur.

Abla katillerinden, yeğenini fuhuşa satanlardan, tecavüzcülerden, gaspçılardan ve Cumhuriyet düşmanlarından oluşturulan “gizli tanık” ifadelerinin hepsi çürütülmüştür.

Ancak Özel Görevlendirilmiş Mahkemelerde, hakikat aranmıyor; hakikati ispat etmenin hiçbir değeri yoktur.

“Hukuk devleti var”, “Yargı çözer”, “adalet yerini bulur” gibi beklentiler, bu mahkemeler için geçerli değildir.

Bu mahkemeler, hukuku çiğnemekle görevlendirilmiştir.
Bu görevi kabul etmeyen yargıç ve savcılar tasfiye edilmiştir.
Yargının çözmediği, fakat çözüldüğü, hukukun bittiği bir yerdeyiz.
Cumhuriyetin yargı kurumları Ergenekon tertibiyle çökertilmiştir.

2. Yabancı devlet operasyonu

ABD emperyalizmi, Türkiyemize ve Türk Ordusuna karşı operasyon yürütmektedir.
Harekât, ABD devlet görevlilerinin açıkça ilan ettikleri üzere Kemalist Devrimi yıkma, Türkiye’yi bölme ve “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail’i kurma planı kapsamı içindedir.

Tayyip Erdoğan‘ın 34 yerde ifade ettiği BOP Eşbaşkanlığı görevi ve

Abdullah Gül‘ün 2 Nisan 2003 günü Ankara’da ABD Dışişleri Bakanı Powell ile yaptığını itiraf ettiği “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma”, bu operasyonun işlevini de tanımlamaktadır.

Bu operasyona, Türk milletini tarihsiz ve köksüz bırakmak için Ergenekon adını kasıtlı olarak vermişlerdir.

3. Operasyonun yürütmesini üstlenenler ve destekçileri AKP iktidarı, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk Ordusuna karşı çıkarını küresel mafyayla birleştirmiştir.

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül bu operasyonun baş sorumlularıdır.

Bu görevle iktidar koltuklarına oturtulacakları, daha 1996 yılında CIA’ya bağlı Rand Corporation tarafından ilan edilmiştir.

Fethullah Gülen’in adıyla anılan örgütlenme, polis ve yargı içindeki kadrolarıyla bu operasyona hizmet etmiştir.

PKK bu uygulamanın en hararetli destekçisidir.
Her aşamada bu desteğini açıklamıştır.
En son Balyoz Kararını “Daha çok ceza verilmeliydi” diye desteklemiştir.

4. Millî devleti dağıtma ve Haçlı Seferine piyonluk

Amaçları, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinde bulunan Atatürk Devrimini yıkarak milli devletimizi dağıtmak, milletimizi bölmek, Cumhuriyetimizi tasfiye etmek, vatanımızı parçalamak ve halkımızı köleleştirmektir.

“İslamcılık” maskesi altında, emperyalistlerle işbirliği içinde mafya-tarikat diktası kurmuşlardır.

Binlerce yıllık komşumuz olan Müslüman milletlere karşı Haçlı seferlerinde piyon görevi üslenmişler, Suriye’de onbinlerce Müslümanın kanına girilmesinde görev yapmaktadırlar.

5. Cumhuriyet kurumlarının ve Türk Ordusunun felce uğratılması

Ergenekon-Balyoz davaları yoluyla millî devleti ayakta tutan bütün kurumlar dağıtılmış ve Cumhuriyetin yaptırım gücü özellikle felce uğratılmıştır.
Böylece bölücü terörün önü açılmıştır.
Hukuk adına yürütülen bu kovuşturma ve soruşturmalarla Mehmetçik arkadan vurulmuştur ve vuruluyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhuriyeti ve vatanı savunma yeteneği ciddi ölçüde tahrip edilmiştir.

Ordumuzu dışarıdan ve içeriden iktidar mevzilerinden kuşatarak iç hat durumuna düşürmüşlerdir.

“Darbe” senaryoları bu amaçlarla düzenlenmiştir.

Darbe girişimi yoktur, fakat Türk Ordusuna darbe indirilmektedir.
Bu nedenle “Darbeciler temizlensin” gibi safsatalar, bu milleti ordusuz bırakarak esir etmek içindir.

Bugün yalnız Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, İzmir ve Silivri cezaevlerindeki komutanlar değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başındaki komutanlar da tehdit altındadır.

“Profesyonel ordu” perdesi altında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin milletle olan bağlarını koparma girişimi devam etmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni özelleştirilerek kriz bölgelerine sürülen paralı savaş gücüne dönüştürme planları yürürlüktedir.

Polis içine yuvalandırılmış F örgütlenmesine dayanılarak mafya tarikat rejiminin silahlı gücü oluşturulmaktadır.

6. Millî güçleri ve İşçi Partisi’ni etkisizleştirme

Ergenekon-Balyoz operasyonu, Türkiye’nin bütün millî güçlerini hedef almaktadır.
Kemalist Devrimi, Cumhuriyeti, millî bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğünü savunmak suç olarak tanımlanmıştır.

Tertibin başındaki savcı, “Soruşturmaların hedefinde İşçi Partisi, Aydınlık ve Ulusal Kanal var” diyerek görevini ilan etmiştir (ATV, 23 Temmuz 2008).

7. Korku İmparatorluğunun dayandığı duvarlar

Türkiye’deki Korku İmparatorluğu, Silivri ve Hasdal duvarları üzerinde durmaktadır.

Ergenekon-Balyoz tertibini bozmak, bugün Türkiye’nin bağımsızlık, özgürlük ve güvenliği için kilit sorundur.

8. Olağanüstü durum

Durum olağanüstüdür. Sıradan tavırlar artık geçersizdir.

Türk milletinin öncüleri ve millet olarak, olağanüstü bir tavır almak durumundayız.

9. Ancak sandalyeleri yargılayabilirler

Özel Görevlendirilmiş Mahkemeler, Namık Kemallerin, Mustafa Kemallerin, Nazım Hikmetlerin ancak sandalyelerini yargılayabilir.

Bu mahkemelerden ancak adaletsizlik ve vicdansızlık talep edilebilir.
Bu mahkemeler, Türkiye yurtseverliğini yargılayamaz; Türkiye Cumhuriyetini yargılayamaz.

Türkiyemizin bağımsızlığı, bütünlüğü, halkımızın özgürlüğü ve aydınlık geleceği için her göreve hazır olmak, hiçbir fedakârlıktan çekinmemek günleri gelmiştir.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir