“BİRKAÇ MEHMET ÖLDÜ DİYE…”

KURTULUŞ İÇİN (9)

“BİRKAÇ MEHMET ÖLDÜ DİYE…”

Em. Albay Cemil Denk
denk.cemil@gmail.com

CHP, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasını, kendi milletvekilini kurtarmak için değil, PKK’nın, Şemdinli, Hakkari bölgesinde, Suriye’de yaşanan vatanımızı bölme girişimlerini tartışmak için istemiştir.

Bu istem üzerine, bakalım kimler neler söylemişler:
AKP sözcüsü Hüseyin Çelik, bağışlanmayacak bir konuşma yaptı:

“PKK birkaç MEHMETİ şehit etti diye TBMM’sini toplayamayız.” dedi.

Biz de molla Hüseyin’e soralım;

Sayın AKP milletvekili Hüseyin Bey, Meclis’i toplamanız için
kaç MEHMET şehit olsun istiyorsunuz?

Allah’ göstermesin, şehit olan birkaç MEHMET’ten biri sizin çocuğunuz olsa,
böyle konuşur muydunuz? Müslümanlığı kimselere bırakmayan AKP milletvekili Hüseyin Bey,

Unutma ki; her MEHMET bir Muhammet’tir. MEHMETÇİK sayı ile ifade edilmez,
O, Ana Kuzusudur, Namustur, Vatandır.

CHP’nin, ‘Milli İrade’nin yani, TBMM’nin toplanarak, bu isyana karşı bir çözüm bulmasını istemesine; “Biz Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) Eşbaşkanlarından birisiyiz,
bu görevi yapıyoruz.” diyen Başbakan Erdoğan:

“PKK’ya; “Ben istersem TBMM’ni de toplatırım.. dedirtmem.” dediniz.
Hükümet olarak, elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.” dediniz.
Biz de size diyoruz ki; gerçekten elinizden gelen çok şey yaptınız,
işte yaptıklarınızdan birkaçı;

* 4 Temmuz 2003’te de K. Irak’ta Türk askerlerinin başına Çuval geçirildi.
Bunun üzerine size, “NOTA” vermeyecek misiniz” diye soran gazeteciye;

“Ne Notası Kardeşim, Müzik Notası mı?” dediniz! Yetmedi;

* Türk Askerinin kafasına çuval geçiren Amerikalı Komutanı,
bando-mızıka ile karşıladınız.
• PKK’nın militanlarını Habur’da krallar gibi karşıladınız (!)
• MİT Müsteşarınız Hakan Fidan’ı – İmralı’da el bebek gül bebek beslediğiniz! (!)
“Sayın Öcalan’a(!) – saygılarınızı ve selamlarınızı sunarak (!) –
Norveç’in başkenti Oslo’ya gönderdiniz.

Eli silahlı PKK TERÖR ÖRGÜTÜYLE pazarlık masasına oturttunuz,

• Filistin, Somali, Libyalı aşiretlerle, Suriyeli muhaliflere birkaç milyar doları bulan silah ve parasal yardımlar yaptınız, Yaralı Mehmetçiği,
evine otobüsle gönderdiniz,
• Türkiye terörle sarsılırken, sınırlarımızda kıyamet koparken,
her gün sayısız şehitler verirken, eşiniz Emine Hanımı, kızınız Sümeyye Hanımı
Türkiye’de hiçbir şey yokmuş, herkes huzur ve refah içinde yaşıyormuş gibi
haritada yerini bilmediğimiz Myanmar’a, Müslümanlara yardım dağıtmaya gönderdiniz!

Ne ala, paralar devletten, DİN TİCARETİ sizden!

• Açlık çeken insanlara, normal bir akşam yemeği yedirmek için yapılan
iftar yemeğini; ini Siyasetin Emrine Vererek-, binlerce Süper Zenginle iftar yemeği yediniz, camiden çıktınız siyasi konuşmalar yaptınız,
• Şehitlere “KELLE” dediniz, eli kanlı Terörist başına “SAYIN” dediniz!
• Şemdinli kuşatıldı, kaymakam adayı, polis dahil, sayısız kamu görevlisi,
sayısız asker kaçırıldı, aradan 1 yıl geçti onların nerede olduklarını bile bilmiyorsunuz.

Hükümetiniz, bunlarla ilgili ne yapmıştır?
• Bunlar çıkarlarına dokunmayan hiçbir şeyi umursamıyorlar.
• PKK’nın, Şemdinli, Hakkari bölgesinde, vatanımızı bölme girişimlerini soran gazetecilere;

“Ülkenin her metre karesine hakimiz..” dediniz ve bir gün geçmeden bir milletvekili
PKK tarafından kaçırıldı. Bu ne biçim hakimiyettir? Açıklayabilir misiniz?

“Böyle Şeyler bekliyorduk” dediniz. Bekliyordunuz da neden önlem almadınız?
Sizin göreviniz salt TESPİT yapmak değildir, ÖNLEM almaktır.
Önlem de en azından teröristleri, saldırmadan evvel, belirlemek ve onların saldırıya geçmelerini önlemekle olur. Önlem almanın da, ilk ve en önemli yolu;
OHAL, ya da SIKIYÖNETİM ilan etmektir.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, PKK’nın, Şemdinli, Hakkari bölgesinde, vatanımızı bölme teşebbüslerine bakalım ne diyor :

“PKK’nın yaptıkları, ‘Milli İrade’ye kafa tutmaktır.”
“Bu ‘Milli İrade’ye alçakça bir saldırıdır.” diyor, ama milletvekillerini,
‘Milli İrade’nin tecelli ettiği TBMM’ne, yetkisi olduğu halde, çağırmıyor!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; televizyonlarda, soğuk soğuk ve de boğuk boğuk
konuşacağına, ‘Milli İrade’nin tecelli ettiği TBMM’ni toplanmaya çağırmalıydı!

TBMM’nin toplanmasını AKP isteseydi, – aslında o istemeliydi- MHP koşa koşa gelirdi,
gelmesi de çok normaldir. Ama çağrı CHP’den mi geldi, sonu iyi olsun kötü olsun,
MHP hemen AKP gibi düşünmeye başladı Sayın Devlet Bahçeli:

Önce; PKK’nın yaptıklarına;

“Bu yapılanlar, Türk milletinin ‘İRADESİ’ne hakarettir..” diyor, sonra devamla;
CHP’nin, ‘Milli İrade’nin TBMM’nin toplanarak, bu isyana karşı bir çözüm istemesini, PKK’nın Ekmeğine Yağ Sürmek!!! olarak, açıklıyor ve bu toplanma çağrısını
geri çekmesini istiyor.

Bu nasıl muhalefet, anlaşılamadı!

Sayın Devlet Bahçeli, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
Önce, ‘Türk Milleti’nin iradesinin tecelli ettiği TBMM’ne hakaret edilmiştir.’ diyorsunuz, sonra da, bu ‘Milli İrade’nin toplanıp,
teröre bir çözüm aramasının gerektiğini söyleyen Ana Muhalefet Partisi’ne,
“yaptığın yanlıştır ‘Çağrından Vazgeç!’ diyorsunuz!

“Biz Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) Eşbaşkanlarından birisiyiz, bu görevi yapıyoruz.” diyen Başbakan Erdoğan’a ve hükümetine kızamıyorum, çünkü onlar, birilerinden aldıkları,
TÜRKİYE’Yİ BÖLME görevlerini yapıyorlar. Esas kızmamız gerekenler; bizler, sizler;

BOĞAZINDAN ve BEYNİNDEN TUTSAK edilmiş HALKIMIZ, “YETMEZ AMA EVET” diyen
ÇAKMA AYDINLARIMIZ da içinde olmak üzere, laik demokratik Cumhuriyet’ten yana
Tüm Halkımız;

İktidardan yakınmacı olan Bireyler, Gruplar ve Partiler
Bunlardan kurtulmanın birkaç yolundan ilk ikisi şunlardır:

1. MEDYA, bunların yaptığı yanlışları 1 hafta yazsın; AKP dayanamaz çöker.
2. UYUYAN DEV daldırıldığı derin uykudan uyanmalıdır.

UYUYAN DEV yani halkımız, OYLARINI, önümüzdeki seçimlerde,
Laik, demokratik Cumhuriyet’ten yana bir partide birleştirmelidir.

Ben inanıyorum ki; bu Halk, bu hükümetin, her yaptığını alkışlayan bu ‘UYUYAN DEV’ önümüzdeki seçimlerde UYANACAK, kendisine bu acıları çektirenleri tanıyacak
ve kendilerine gereken dersi sandıkta verecektir.

CEMİL DENK, (E. Albay – Ankara ) 15 Ağustos 2012
Atatürk’ün, Din’e, Laiklik’e ve Kadına Bakışı” konusunda Araştırmacı Yazar
0 532 217 88 11 denk.cemil@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

““BİRKAÇ MEHMET ÖLDÜ DİYE…”” üzerine bir yorum

  1. ELLİ ALTMIŞ BİN KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ YERDE HERKES BİR KİŞİDEN İBARETTİR!..

    Hüseyin Çelik, “birkaç Mehmet öldü diye,” söze girmekte ve “bunun için Meclis toplanmaz,” demekte, yerden göğe olmasa da haklıdır… Bu lafa karşı çıkan Cemil Denk şimdiye kadar elli altmış bin kişinin ölmesini dert etmemiş, “bölgede sıkıyönetim ilanını” gerektiğini iddia ederek daha çok insanın ölmesine zemin hazırlanmasını istemiştir.

    CHP, Fethullahçı danışmanların verdiği gazla, Meclisin havanda su dövmek için toplanmasını istemiştir. Bu konuda, ne bir çözümü, ne bir önerisi, ne de bir fikri vardır… Olsa olsa, Kılıçdaroğlu da “olağanüstü hal ve sıkıyönetim,” isteyecektir.

    Cemil Denk, “her Mehmetçik bir Muhammet’tir!” diyerek Hüseyin Çelik’in dini duygularına hitap etmek istiyor; ama söylediğine kendisi de inanmıyor ki; “vatandır, namustur!” diye Mehmetçik tanımına başka ilaveler yapıyor.

    Sayın Cemil Denk, Sayın Başbakana ve Hükümete kızmıyormuş… Ne var ki, bundan sonraki iddiası OLMAYAN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ ile ilgili yalan ve yanlışlardan ibaret…

    Cumhuriyet Dönemi’nde, Sünni Din Adamları, Devlet’in; Aleviliği ve Dedeliği yasaklayarak kendilerine verdiği imkan ve fırsatları değerlendirdiler. Dünyanın en büyük Halifelik Örgütlerini kurdular, dünyanın en büyük Halifelerini yetiştirdiler…

    Ama bununla kalmadılar. On binlerce, yüz binlerce yönetici kadrolar, yüzlerce binlerce etkili aydınlar, yüzlerce binlerce lider yetiştirdiler… Halkı kazanmayı, halkatn oy almayı ve halkın istek ve ihtiyaçlarına cevap vermeyi öğrendiler.

    Buna karşılık, Sayın Cemil Denk gibi düşünenler, hiçbir şey öğrenemediler… 1950’li yıllarda Harp Akademilerinin kapatılmasını ve Türkiye’nin entegre subay yetiştirmemesini sineye çektiler… 68 ve 78 Kuşağını ezdiler… Türkiye’nin doğusunda elli altmış bin kişinin öldürülmesini bölünme paranoyasıyla hoşgördüler.

    Sayın Cemil Denk’in sandığı gibi halk derin bir uykuya dalmadı. Seksen doksan senelik sıkıyönetimlerden olağaüstü hallerden ve bölünme paranoyasından bıktı. Halk hep şöyle düşünür, “sıkıyönetim, olağanüstü hal, darağacı, zindan ve zincirden başka dağarcığında ne var?”

    Sayın Cemil Denk’in dağarcığında bunların üstüne “bölünme paranoyası” var… Halkın bunlara karnı tok… Kendinizi boşıuna yormayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir