ATATÜRK’ün SOFRASI / ATATURK’s night time dining table

Atatürk’ün sofrası, günün koşullarında bir tür “think tank” idi. Fazla mesai, gece mesasisi idi yanmış-yıkık yurdun kalkınması için. Büyük Atatürk’ün dehasının ürünü bir beyin fırtınası ortamı idi. İnsanlar O’nun kuşatıp-teslim alan büyülü karizmasından sıyrılarak özgürce görüşlerini sunardı. Hatta kafa tutarlardı Dr. Reşit Galip gibi.. (Bu kişi kısa süre sonra Milli Eğitim Bakanı yapılmıştır!) Herkesin çatal-kaşığının yanında kurşun kalem ve not defteri olurdu. Hiç kimse 2 dubleden fazla alkol almaz ve asla sarhoş olan görülmezdi. Alınan notlar ertesi sabah uygulamaya konurdu..Atatürk’ün sofrası, TÜRK DEVRİMİ’nin İŞLİĞİ (atölyesi-hamamı!) idi..
Ataturk’un_Sofrasi

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“ATATÜRK’ün SOFRASI / ATATURK’s night time dining table” üzerine bir yorum

  1. Dostlar,

    Atatürk’ün sofrası, günün koşullarında bir tür “think tank” idi.

    Fazla mesai, gece mesasisi idi yanmış-yıkık yurdun kalkınması için.

    Büyük Atatürk’ün dehasının ürünü bir beyin fırtınası ortamı idi.

    İnsanlar O’nun kuşatıp-teslim alan büyülü karizmasından sıyrılarak
    özgürce görüşlerini sunardı. Hatta kafa tutarlardı Dr. Reşit Galip gibi..
    (Bu kişi kısa süre sonra Atatürk tarafından Milli Eğitim Bakanlığına atanmıştır!)

    Herkesin çatal-kaşığının yanında kurşun kalem ve not defteri olurdu.

    Hiç kimse 2 dubleden fazla alkol almaz ve asla sarhoş olan görülmezdi.

    Alınan notlar ertesi sabah uygulamaya konurdu..

    Atatürk’ün sofrası, TÜRK DEVRİMİ’nin İŞLİĞİ (atölyesi-hamamı!) idi..

    Büyük Atatürk, Sofra dağıldıktan sonra da aldığı notları değerlendirir,
    sabahlara dek çalışırdı. Hatta, “İnönü şimdi sabah mesaisine başlamıştır..” diyerek kısa bir uykuya çekilirdi..

    İşte Osmanlı’nın enkazından, günümüz Türkiye’si işte böyle olağanüstü çabalarla yaratıldı. Bu insanüstü özveriyi ve kurguyu kavrayamayanlar utanmadan bir de
    dil uzatıyorlar. Doğrusu çok haksızlık ediyorlar..

    Son olarak :

    Büyük Atatürk alkole bağlı karaciğer sirozundan ölmedi!
    O’nun ölüm nedeni, cephelerde birkaç kez yakalandığı sıtma hastalığı idi.
    Savaş koşullarında hiç dinlenme ve düzenli sağaltım alma olanağı yoktu..
    Zaten elde salt KİNİN vardı ilaç olarak.. Acı ilaç yani..
    İşte yinelenen sıtma-kinin-dinlenememe kısır döngüsünün sonunda karaciğer yetmezliği geldi.. Ve O’nu aramızdan çooooook erken kopardı..

    Çok değil, 10-15 yıl daha başımızda kalsaydı bu gün bambaşka bir Türkiye’de olurduk..

    Ama artık dövünmenin yararı yok.. Görev bizde.. bayrak yarışı bizde..

    O da aynen şöyle söylüyor :

    “ İki Mustafa Kemal vardır : Biri ben, etten ve kemikten, geçici Mustafa Kemal..
    İkinci Mustafa Kemal, O’nu ‘ben’ kelimesiyle ifade edemem. O ben değil, bizdir. O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben onların rüyasını temsil ediyorum.
    Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.
    O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.Geçici olmayan, yaşaması ve başarması gereken Mustafa Kemal, O’dur. ”

    Kutsal emaneti koruyup geliştirmek namus borcumuzdur..

    Sevgi ve saygı ile..
    12.7.12, Ankara

    Dr. Ahmet Saltık
    http://www.ahmetsaltik.net

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir