Atatürk’ten İsmet İnönü’ye, ülkenin perişan durumunu aktaran göreve çağrı mektubu..

Ataturk’ten_Ismet_Pasa’ya_perisan_ulkenin_durumu.docx

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“Atatürk’ten İsmet İnönü’ye, ülkenin perişan durumunu aktaran göreve çağrı mektubu..” üzerine 3 yorum

  1. Avrupa, uzun yıllar verdiği mücadele sonucu bu duruma 400 yılda gelebildi. Bizimkiler bugün kalkıyor, Cumhuriyet döneminde hiçbir iş yapılmamış gibi, “Biz niye aynı yerde değiliz?” diye kendilerini yırtıyor.

    Sanki Osmanlı, Almanlar gibi sanayi toplumuydu da Cumhuriyeti kuranlar bunu iyi değerlendiremedi.
    Her şeyden önce meslek sahibi adamın yok.. Genç insanların cephelerde heba olmuş.
    Öyle kolay mı oluyor sil baştan yeni nesil yetiştirmek?

    Bugün Avrupa’da bir insanın doğumdan 18 yaşına varmasının maliyeti devlete tam 2 milyon dolar.

    Bugün her şeyin 10 veya 20 yıl içinde olduğunu sanmak kaba deyimle “AHMAKLIK” olur.

  2. EĞER SÖZDE ERMENİ TEHÇİRİ, RUM TEMİZLİĞİ, TEHÇİR VE MÜBADELESİ YAPILMASAYDI AVRUPA’DAN FAZLA GERİ DEĞİLDİK!..

    Osmanlı’da Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler meslek sahipleri; Aleviler düşünce, fikir ve ideal sahipleriydiler.

    Eğer Osmanlı’da Ogüst Cromwell, Çar Büyük Petro gibi bir devlet anlayışı olsaydı; önce HALKLARIN VE MİLLETLERİN EŞİTLİĞİ KABUL EDİLİRDİ… Sonra bu insanların, Eşit Yurttaşlık İlkesiyle doğuştan Hak ve Hukuk sahibi insanlar olarak yaşamalarına izin verilir ve dünyanın en büyük, en güçlü devletlerinden biri olarak kalınırdı.

    Ama Osmanlı’da böyle bir devlet anlayışı yoktu.Bu nedenle, bunun tersini yapıldı. Halkların ve Milletlerin Eşitliği kabul edilmedi. Sünni Din Adamlarının kışkırtmalarıyla, “la dedi mi bir daha lo demeyen,” Sünni Kürtlerden Hamidiye Alayları Kuruldu ve Ermenilerden, Rumlardan, ve Alevilerden kurtulmak amaçlandı… Ve 1915’te SÖZDE ERMENİ TEHÇİRİYLE Doğu, Güney ve İç Anadolu, Meslek Sahiplerinden temizlendi.

    Sonra Kurtuluş Savaşı oldu. Savaş zamanında yapılan temizlikle yetinilmedi. Bir de; Rum Tehçir ve Mübadelesi yapılarak Batı, Güney ve Kuzey Anadolu’da Meslek Sahiplerinden tamamen arındırıldı.

    Yahudiler daha çok ticaret ve yüksek ticaret erbabıydı, birarada yaşamıyorlardı; köyleri kasabaları yoktu. Bir kısmı da Sabataycıydı, Yahudi Kimliğiyle zaten yaşamıyordu. Bu nedenle, bir Yahudi temizliği yapılamadı.

    Bir Alevi temizliği de yapılamadı. Aleviler 1813 ve 1878’de olmak üzere iki kez koca Rus Odusu’nu Dersim’de durdurmuşlar… Rus Ordusu’nun silah ve cephanesini elegeçirmişler ve elli altmış yıl Osmanlı’nın ilgisine de mazhar olmuşlardı. Hamidiye Alayları Kurulduğunda, Sözde Ermeni Tehçir yapıldığında, hatta Rum temizliği, tehçiri ve Mübadelesi yapıldığında silahlı ve savaşabilir durumda idiler.

    Bu nedenle, Cumhuriyet Alevilere oyun etti… Önce “Cumhuriyet kuruldu, Laiklik geldi, Çağdaş Uygarlık Seviyesinin üstüne çıkacağız,” dedi ellerindeki silahları topladı ve Alevileri kendilerini koruyamayacak derecrede çaresiz bıraktı. Sonra Dersim’e Sünni, Şafi ve Alevi düşmanı bir Vali atadı… Bu Vali, “Alevi kadınlara tecavüz edilirse; Alevi Erkekleri seslerini çıkarır mı, çıkarmaz mı?” diyerek karakolda Mum Söndü Testi yaptırdı.

    Alevi Erkekleri, Kadınlarına tecavüz edilen Karakolu basıp, kadınlarına tecavüz eden Erkekleri öldürünce; Dersim’in Sünni, Şafi, Alevi düşmanı Valisi bunun Ankara’ya İsyan diye bildirdi.

    Ankara’da, “Aleviler, Kerbela’dan bu yana isyan etmezler!..” diyen olmadı. Mum Söndü Testine verilen cevap isyan kabul edildi ve 3. Büyük Alevi Soykırımı yapıldı.

    Evet İhsan bey, Halkların ve Milletlerin eşitliği kabul edemediğiniz, EN KÖTÜ, EN VAHŞİ, EN BARBAR IRKÇILIKTAN MEDET UMDUĞUNUZ İÇİN Avrupa’nın yüzlerce yıl gerisine düştünüz ve Osmanlı’dan bile beş yüz yıl gerisinde TÜRK IRKÇISI SÜNNİ bir Cumhuriyet kurdunuz…

    Bunu savunarak siz A.m.klık yapmışsınız…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir