Nilgül DOĞAN’dan uyarı : DEVLET CİNAYET İŞLİYOR!

Çetin Doğan'ın eşi Nilgül Doğan: 'Son 45 günlük süreçte sağlığı tamamıyla bozuldu'

Sayın Nilgül Doğan’ın kamuoyuna çağrısı ve uyarısı

(AS: Bizim kapsamlı hukuksal irdelememiz yazının altındadır..)

Bu dosyanın PDF biçimi : Nilgül DOĞAN’ın çağrısı ve Dr. Ahmet SALTIK’ın hukuksal irdelemesi

84 yaşındaki eşim Çetin Doğan’ın yaşam hakkının temini için, ayrımcı bir muameleye maruz
bırakılmadan, kendisiyle aynı durumda olan kişilere tanınan, ancak kendisi için bir senedir
bekletilen Anayasal sürecin (m.104/16, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile cezanın
kaldırılması) tamamlanmasını talep etmek amacıyla aşağıdaki açıklamayı kamuoyunun bilgisine
ve takdirine sunuyorum.

Eşimin hayati risk teşkil eden sürekli hastalık hali ve kocama durumu tam bir sene önceki (5
Nisan 2023 tarihli) Adli Tıp Kurumu raporu başta olmak üzere çok sayıda resmi ve hususi rapor
ile tespit edilmiştir. Buna rağmen, başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere devletin ilgili
kurumlarının (Adalet Bakanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu) ve Anayasa Mahkemesi’nin bilgisi
dahilinde eşim, her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşmaktadır. Devletin bu kurum ve
kuruluşları nezdinde Çetin’in Anayasal haklarının tecellisi için yaptığımız başvurularımıza,
Çetin’in sağlık durumunun aciliyetine rağmen maalesef bugüne kadar nihai bir karar verilmiş
değildir.

Daha önce kamuoyuyla paylaştığım üzere, eşim Çetin Doğan, İzmir F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza
İnfaz Kurumu’nda 29 Şubat 2024 tarihini 1 Mart 2024’e bağlayan gece ölümden dönmüştür. Tek
başına tutulduğu hücresinde aşırı yüksek tansiyon kaynaklı bilinç kaybı yaşamadan almayı
başarabildiği dilaltı hapları sayesinde acil çağrı butonuna ulaşabilmiş, akabinde cezaevi yetkilileri
tarafından hastaneye ulaştırılması tam üç saat sürmüştür. Sürekli bir doktorun ve ambülansın
dahi bulunmadığı cezaevinde kronik ve yaşamsal risk teşkil eden hastalıkları olan 84 yaşındaki
bir kişinin yaşam hakkını teminat altına alacak sağlık koşulları kesinlikle mevcut değildir.
Çetin’in acil olarak hastaneye kaldırılmasından ancak iki gün sonra (4 Mart 2024 günü) ceza infaz
kurumu yetkilerinin telefonuyla durumdan haberdar edildim. Eşime sürekli bir refakatçi
gerektiğinin savcılık tarafından onaylanmasıyla, bir ayı aşkın süredir eşimin tedavi gördüğü
hastanede kendisinin günlük bakım ve ihtiyaçlarına yardımcı olmaktayım. Bugün tamamen
tesadüf eseri hayatta olan eşimin tek başına hayatını idame ettiremeyecek durumda olduğu
açıkça ortadadır.

Kardiyoloji servisinde eşime yapılan ilk müdahale sonrasında safra kesesinde bulunduğu bir kez
daha tespit edilen çok sayıdaki taşlardan birisinin vücudunda yaşamsal risk oluşturacak şekilde
tıkanma yarattığı belirlenmiş, 4 Mart 2024 tarihinde yapılan bir operasyon ile taş alınarak, safra
kesesine stent takılmıştır. Akabinde, safra kesesinin mevcut durumunun hayati risk teşkil ettiği
görülerek safra kesesinin alınmasına yönelik bir ameliyata karar verilmiştir. Ameliyata
alınabilmesi için, cezaevi koşullarında vücudunda gelişen enfeksiyonun kontrol altına alınması,
tam bir ay sürmüştür. Genel anestezi için yapılan diğer tetiklerde kışın cezaevinde zatürre
başlangıcı geçirdiği tespit edilmiştir. Neticede, kalp, diyabet ve diğer kronik hastalıkları nedeniyle
yüksek riskli olarak değerlendirilen bir ameliyatla, eşimin safra kesesi ancak 3 Nisan 2024
tarihinde alınabilmiştir. Eşimin hayatını kurtaran gastroenteroloji, kardiyoloji ve genel cerrahi
servislerinde görev yapan kıymetli hekimlerimize ve diğer sağlık personeline ailece
minnettarlığımızı bu vesile ile bir kez daha iletmek istiyorum.

84 yaşındaki eşim, yaşamının son 14 senesinin yarısından fazlasını siyasal mahiyeti apaçık ortada olan çeşitli davalar kapsamında verilen adil olmayan kararlar nedeniyle üç farklı cezaevinde geçirmek zorunda kalmıştır. Son 45 günlük süreçte, ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının olumsuz etkisi nedeniyle sağlığının tamamıyla bozulduğu, yapılan tetkiklerle bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Bugün geldiğimiz durumda Anayasa m.104/16 sürecinin tamamlanmadığı her bir gün, eşimin
ölüm fermanının imzalanması anlamına gelmektedir. Zira, yürümekte dahi zorlanan eşimin
hastaneden cezaevine geri gönderilmesiyle, göz göre göre ölüme gönderilmesi arasında hiçbir
fark yoktur.

Eşim için ayrıcalıklı bir muamele asla istemiyoruz, beklemiyoruz. Ancak, eşimin ayrımcılığa maruz kalmaksızın, kendisiyle aynı durumda olan kişilere halihazırda tanınan Anayasal sürecin
tamamlanmasını bekliyor, hayatta kalabilmesi için tesadüflerin değil, hak ve hukukun, daha
fazla gecikme olmaksızın tecellisini umuyoruz.

15.04.2024
Saygılarımla,

Nilgül Doğan

Dostlar,

Bu sitede, bir hekim ve Sağlık Hukukçusu olarak kezlerce yazdık.

T. C. Anayasası 
D. Görev ve yetkileri (Cumhurbaşkanının)
Madde 104 – (Değişik: 21/1/2017-6771/8 md.)
16. fıkra :
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.
***
Bu fıkrada tanımlanan “yetki” aynı zamanda “görevdir”.
Koşulları doğduğunda böylesi bir görevin yerine getirilebilmesi için Cumhurbaşkanına tanınan özel ve özgü (münhasır) bir yetkidir.

Üstelik Anayasa, böylesi bir “görev – yetki ayrıştırılamaz” sürecinde herhangi bir önkoşul ve sınırlama da tanımlamamıştır. Yüksek makamın sağduyusu ile “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle olgusunu betimlememiş ve herhangi bir (ön)koşula da bağlamamıştır.

Kaldı ki; Devletimizin resmi bilirkişi kurumu, yasayla oluşturulan (1982, 2659 s. yasa) ve görev – yetkileri belirlenen Adli Tıp Kurumu‘ndan da uzman hekimlerce “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocamadurumu bilimsel tıbbi kurul raporuna bağlanmıştır.

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, Çetin Doğan’ın hastalıklarını şöyle sıraladı:

Diabetes mellitus, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, opere lomber dar kanal, sağ peroneal sinir hasarı, sağ düşük ayak, işitme kaybı.

  • Doğan için oybirliği ile “kocama hali” raporu verildi. 

Mezarevlerde günahsız insanları işkenceyle öldüren Hizbullah davası sanığı 71 yaşındaki Mehmet Emin Alpsoy’un, Saadet Partili sandık görevlilerini katleden 75 yaşındaki Hacı Sülük’ün, Sivas’ta yazarları diri diri yakan 75 yaşındaki Hayrettin Gül’ün hapisliklerini hasta ve yaşlı diye hızla kaldıran cumhurbaşkanı, hapisteki generallerin dosyasını 1 yıldır bekletiyor!
Bu rapor geçen yıl 6 Nisanda savcılığa yollanmış.

Tablo bütünüyle nettir ve bu rapor 1 yılı aşkın zamandır Erdoğan’ın masasındadır.
Düzmece (kumpas) 28 Şubat davası hükümlüsü Sayın Çetin Doğan, anılan hükümlüler ile  karşılaştırılamayacak ölçüde ağır sağlık koşulları ve
açık – yakın, somut ölüm riski ile yüz yüzedir.

Erdoğan açıkça, koşulları nesnel olarak doğduğu halde, yetkisini bilerek ve isteyerek – kasıtlı olarak kullanmayarak, üstelik bunu ayrımcılık temelinde ve kin güderek görevini yerine getirmemekte (“dininizi ve kininizi eksik etmeyin” sözleri O’nun… “dindar ve kindar nesil yetiştirme”… de) ve Türk Ceza Yasası bakımından zincirleme – süregelen suç işlemektedir.

Davranışının sonuçlarını öngörebilecek durumdadır. Tasarlayarak ve zamana yayılan biçimde cinayet suçu ile eşdeğer eylem sergilemektedir. Avukatlarının, saray hukukçularının bu eylemin TCK’daki ağır karşılığını Erdoğan’a netlikle anımsatma yükümlülüğü vardır.

Erdoğan ayrıca Anayasaya göre ettiği tarafsızlık yeminini de çiğneyerek bir kez daha Anayasayı çiğneme (ihlal) suçu işlemektedir. Haydi biz söyleyelim : Bu suçun yaptırımı TCK m.309’dadır! Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Suç süregelmektedir (temadidir).

Erdoğan, Yüce Divan‘a sevki için 400 vekilin oyununun gerekliliğine güvenmektedir.
Ancak bu Anayasa maddesi 360 vekil + halkoylaması ile değiştirilebilir ve keser de döner sap da.. Bir gün hesabı yasal olarak sorulur.

Acaba, Erdoğan, gerçekten, ahirette hesaba çekileceğine de bir Müslüman olarak inanıyor mu??!

ÇAĞRIMIZ                    :

Erdoğan bir an önce, sağduyulu davranarak, daha çok gecikmeden,
Anayasal görevini, bu bağlamda tanınan yetki ile yerine getirmek zorundadır.
Tersi mutlak bir keyfiliktir, kesin olarak hukuk dışıdır ve açıkça suçtur.

Devlet adam öldürmez, öldüremez!

Kimse Erdoğan’dan merhamet dilenmiyor.
Tersine, zorunlu göreve çağrılıyor; belki bu sayede gelecekte, olur ya,
kendisi merhamete muhtaç kalmasın diye de..

Sevgi, saygı, derin kaygı ama UMUT ile. 15 Nisan 2024, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BSc, LLM  
Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, Mülkiyeli
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com

Nilgül DOĞAN’dan uyarı : DEVLET CİNAYET İŞLİYOR!” hakkında 2 yorum

  1. Gönül Pınar Atacı

    Yürekler yakan ve harfi harfine aynen ve tamamen parlaşılması gereken yaşamsal bir ÇAĞRI VE UYARI. ÇoK değerli ve derin bilge, cesur ve yiğit insan sayın Nilgül DOĞAN’a en derin saygılar ve sevgiler, sonsuz direnç ve metanet, kesin utku ve umut dilekleri.
    Gerçek yurtsever subay ve kahramanlar kahramanı komutan sevgili eşi general Çetin DOĞAN’a derhal ve kayıtsız koşulsuz TAHLİYE ve ÖZGÜRLÜK hatta nesnel ve tinsel TAZMİNAT.
    ONLAR’a yasamsal gerekli, önemli ve değerli hatta dahiyane özlü bir insani, tıbbi, hukuki ve adli destek ve dayanışma yazısı yazmış ve adamış bulunan DAHİ bilgin sevgili hocamız Prof.SALTIK’a ise en yürekten tebrikler, özel teşekkürler, en iyi dilekler.

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir