“HEKİM GÖÇÜ” Buzdağının Ucu : Sağlık Sistemi Dinci-Yabancı Sermayeye Teslim Ediliyor!

“HEKİM GÖÇÜ” Buzdağının Ucu :
Sağlık Sistemi Dinci-Yabancı Sermayeye Teslim Ediliyor!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BSc, LLM
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, Mülkiyeli
www.ahmetsaltik.net           profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter : @profsaltik    


AKP=RTE 
Sultanın “giderlerse gitsinler” sözlerinin en acı boyutu, Türkiye’nin geleceğini tek başına ellerinde tutan dinci – totaliter yönetimin “düzeyi” bakımındandır.

Türkiye’miz, ilkel ve çok derin bir yetkinlik sorunu ile pençeleşmektedir.

Bu talihsiz, ufuksuz – hesapsız – sorumsuz (!?) sözleri, Erdoğan, 8 Mart 2022’de etti.

Doktorların yurt dışına gitmek istemesine yönelik Erdoğan, “Gidiyorlarsa gitsinler,
buralar boş kalmaz!
” buyurdu.

Nasıl derin bir miyopluk idi bu!? 1,5 yılda yaklaşık 4375 hekimin çalışmak üzere Türkiye’yi
terk ettiğini hesaplıyorum. Bu çok ciddi bir sayı. Gidenler genellikle genç ve çok nitelikli.

Almanya’da her yıl yaklaşık yaklaşık on bin hekim mezun oluyor. Bu ülkede 38 tıp fakültesi var (36’sı devlet, 2’si özel). Yüz bin kişiye düşen hekim sayısı 420.

İngiltere’de yılda yaklaşık yedi bin hekim yetişiyor. İngiltere’de 33 tıp fakültesi var, hepsi devletin. Bu ülkede yüz bin nüfusa 281 hekim düşüyor.

ABD’de her yıl yaklaşık 19 bin hekim tıp fakültesini bitiriyor. Bu ülkede 154 tıp fakültesi var,
141’i devlet, 13’ü özel. Her yüz bin Amerikalıya 261 hekim düşüyor.

Türkiye’de halen 220 bin dolayında hekim var. 1 tıp doktoruna yaklaşık 400 nüfus düşüyor.
Sağlık Bakanlığının, kendi milletlerine hizmet vermek üzere çalışma izni verdiği başta Suriyeli hekimleri ve 10+ milyon düzensiz göçmeni dışarıda bırakıyoruz. Gerçekte 100 milyon nüfus ve
220 bini hekim ile nüfus / hekim oranı 455/1. OECD ülkeleri içinde son(lar)dayız.

Türkiye’de 2022’de 118 tıp fakültesi ve 143 program (Türkçe, İngilizce) var. Bunların 97’si devlet, 46’sı vakıf/özel tıp fakültesi. Tıp fakülteleri 61 ile yayılmış durumda. Çok tipiktir, İstanbul’da altı devlet, 21 vakıf/özel tıp fakültesi var.

Geçen yıl 15 bin hekim mezun ettik. Ortalama 40 yıl çalışma süresi ile her yıl 220 bin/40 yıl = 5500 hekim işgücü dışında kalıyor. Yönetsel görevlerde ve temel tıp bilimlerinde de önemsenecek sayıda hekim çalışmakta.

Bu yıl 50-55 milyon turist bekleniyor (60 milyar Dolar da girdi, “net gelir” değil). 50 milyon turist ortalama on gün kalsa, 500 milyon turist-gün yapar ve yaklaşık 1,5 milyon yerleşik nüfusa denktir. Ayrıca sağlık turizmi nedeniyle 2022’de hizmet alan 74 bin hasta kestiriliyor.
Resmi nüfusa, sağlık hizmeti kullanan bu ciddi sayıdaki kitleleri de katmak gerekir.

Sağlık sistemini darboğaza sokan en önemli “yüklenme” nedenlerinden biri, “sağlıklı yaşam koşullarının” ülkemizde çok ama çok gerile(til)miş olmasıdır. Başlıca nedenler Kovit-19 salgını ve AKP=RTE Sultan’ın izlediği istendik YOKSULLAŞTIRMA politikalarıdır.

Türkiye’de ağır – insanlık dışı yaşam koşulları, hızla ve çok sayıda hasta ve hastalık üretmektedir.

2022’de kişi başına hekime başvuru sayısı ortalama on oldu! Bu anormal yüksek bir sayı.
Hekimler çok yorgun, iş yükü çok ağır ve “1” hastaya ayrılan süre Sağlık Bakanlığı buyruğu ile 5-10 dakika. İki yan da doyum sağlayamıyor ve nitelikli sağlık hizmeti verilemiyor.
Başka başka ve olanaklı ise daha daha uzman hekimlere erişim çırpınışı sürüyor..

Bunlara ek, “1. Basamak”, sağlık örgütü ve hizmetleri görece daha da yetersiz; bu da istendik bir politik tercih. Oysa omurga burası ve olağan koşullarda hastaneye sevkler %10-20 arasında kalmalıdır, kalır. Sevk zinciri bilerek işletilmemektedir.

  • İnsanlar giderek, özel sağlık kuruluşlarına daha çok ve bilerek yönlendirilmektedir!

SGK zorunlu GSS kapsamında geri ödemelerini sınırlamakta, iflasla boğuşmakta; finansal yoğun bakımda!

Yaratılan cehennemde kredi kartı ile borçlanabilen, varını – yoğunu satan çaresiz insanlar dertlerine derman aramakta; Katastrofik sağlık harcaması!

Dünya Sağlık Örgütü her yıl yüz milyon insanın bu nedenle AŞIRI YOKSULLAŞTIĞINI vurguluyor. Türkiye Dünya nüfusunun %1,1’i, eh, bizde de her yıl 1 milyon insanın, cepten yapmak zorunda bırakıldığı sağlık giderleri yüzünden AŞIRI YOKSULLUĞA İTİLDİĞİ öngörülebilir.

Bu kurgulu, vahşi neo-liberal/KüreselleşTİRmeci sağlık politikasının (!), Gazze’de mazlum Filistin halkına İsrail maşası ile emperyalizmin uyguladığı insanlık dışı vahşetten, özünde,
nitelik olarak bir farkı yok, salt tür farkı var.
***
Çözüm                :  

Haziran 2003’ten bu yana IMF-DB baskısıyla 20+ yıldır uygulanan ve asla milli-yerli olmayan SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM tuzağının ülkeyi içine sürüklediği özelleştirme çıkmazını, batağını
muhalefet partilerinin birlikte, gündemlerine alması, kamuoyu desteği ile iktidarı “kimi ivedi düzeltimlere” zorlaması gerekiyor.

AKP = RTE Sultan iktidarı, ancak “kimi zorunlu ivedi geri adımları” atabilir.
Ötesine “mezun” değildir!

Çünkü, tarikatlar koalisyonu iktidarın temel görevi (misyonu) yerli-dinci ve yabancı kumpanyalara ulusal kaynakları aktararak ülkeye diz çöktürmek ve bu ikisinin isteği ve desteği ile Türkiye’de kalıcı bir “dinci tek adam yönetimi” (teokratik monarşi) kurmaktır.

Bu yıkımdan-zulümden kurtulmak için reçete;

Muhalefet partilerinin kendilerine gelerek,
Ulusa önderlik yaparak yeniden KUVVAYI MİLLİYE BİLİNCİ İLE halkı örgütlemeleri –
ayağa kaldırmaları ve ilk seçimde iktidara gelmeleridir.

“HEKİM GÖÇÜ” Buzdağının Ucu : Sağlık Sistemi Dinci-Yabancı Sermayeye Teslim Ediliyor!” hakkında bir yorum

  1. Ahmet SALTIK Yazar

    Sayın Hocam,
    Sizin Sağlık Sorunları ve hekim göçü ile ilgili yazınız, sağlığı insanların temel yaşama hakkı olmaktan çıkaran ve hastaların yaşamını kâr odaklı ve serbest piyasa düzenine teslim eden, hekimlerini mavi yakalı işçi ücreti ile yaşamak zorunda bırakan vahşi düzenin röntgeni olmuş…
    Cehaletin ferasetini (iktidara gönüllü kul ve köle olmasını) üstün bir meziyet sayıp akıl, bilim ve yüksek teknolojik ürünlerle üretilmiş hekimlerin varlığını ve sağlığa yönelik üstün nitelikli hizmetlerini umursamayan bir siyasal anlayışla karşı karşıyayız.
    Ayrıca, üniversite hastaneleri dahil, kamusal hastanelerde hem hekim kalmadı ve hem de parasızlıktan dolayı ameliyat için gerekli araç gereçleri, hatta hastanın giydiği ameliyat önlüğünü bile hastaya aldıran koşullarda yaşanıyor.
    Ya bu zihniyet değişmeli, eğer düzelemiyorsa da mutlaka siyasal iktidar değişmelidir.
    Ayrıca anayasal olarak laik bir ülkede hem eğitim sistemi ve hem de sağlık sistemi dincilerin vesayetine teslim edilmiş… çok yazık. (22.10.2023)

    Prof. Dr. Halil Çivi

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir