Montrö ve kazanımlarımız

DOÇ. DR. HÜNER TUNCER

Ukrayna bunalımını tartışırken Rusya’nın ve Batı ülkelerinin Karadeniz’e savaş gemilerini geçirebilme olasılığını değerlendirebilmek için 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni anımsak gerekir.

Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nde kabul edilen Boğazlardan geçiş serbestliği ve askersiz hale getirilen bu bölgenin güvenliği, Milletler Cemiyeti’nin güvencesi altına konuldu. Boğazların silahsızlandırılmış olması uluslararası ilişkilerin bozulmaya başlamasından sonra Türkiye’yi kaygılandırdı. 22 Haziran 1936’da İsviçre’nin Montrö kentinde toplanıldı. Konferansta, 12 yıl önce Boğazları askerlik dışı bırakan hükümler görüşülecekti. Türkiye Boğazlar bölgesini gayri askerilikten çıkarmak, bu bölgede askeri güç bulundurmak, Boğazlardan geçişi denetleyen Boğazlar Komisyonu’nu kaldırmak istiyordu.

Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936’da Türkiye, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Yunanistan tarafından imzalandı. Konferansa katılmayan İtalya, Boğazlar Sözleşmesi’ne 2 Mayıs 1938’de dahil oldu.

MONTRÖ HÜKÜMLERİ

Türkiye, ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçiş serbestliğini kimi koşullar ve kayıtlar altında kabul etti. Savaş gemileri konusunda ise Türkiye, geçiş serbestliğini bazı koşullarla kabul ediyordu. Savaş zamanı Türkiye tarafsız ise imzacı devletlerin ticaret gemilerine barış zamanı koşulları içinde Boğazlardan serbest geçiş hakkı tanınmıştı. Türkiye; savaşan taraflardan biriyse, Türkiye’yle savaşan devlete bağlı olmayan ticaret gemileri düşmana yardım etmemek koşuluyla Boğazlarda geçiş özgürlüğünden yararlanacaktı.

Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin Boğazlarda transit halinde bulundurabilecekleri savaş gemilerinin azami tonajı, 15 bin tonilatoyu aşmayacaktı. Bu devletlerin barış zamanında Karadeniz’de bulundurabilecekleri savaş gemilerinin tonilato toplamı 30 bin tonu aşmayacaktı. Bu devletlerin denizaltıları Karadeniz’e geçemeyecek, savaş gemileri Karadeniz’de 21 günden fazla kalamayacaktı.

Karadeniz’e kıyısı olan devletler ise transit olarak 15 bin tonilatodan yüksek tonajdaki savaş gemilerini Boğazlardan geçirebilecekti. Ancak bu gemiler, boğazları birer birer ve refakatlerinde en çok iki torpido ile geçecekti. Kıyı devletleri, denizaltı gemilerini Türkiye’ye önceden haber vermek koşuluyla deniz üslerine katılmak üzere Boğazlardan geçirebilecekti. Denizaltılar, gündüz ve deniz üstünde seyrüsefer edecekler, Boğazlardan teker teker geçeceklerdi. Savaş halinde Türkiye tarafsız ise, savaşçı herhangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasak olacaktı.

ATATÜRK DIŞ POLİTİKASI

Savaş halinde Türkiye savaşan taraflardan biriyse, savaş gemilerinin geçmesi tümüyle Türkiye’nin oyu ve iradesine bırakılacaktı. Türkiye yakın bir savaş tehdidiyle karşı karşıya kalırsa, savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yine Türkiye’nin oyu ve iradesine bırakılmaktaydı.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi sonrasında Başbakan İsmet İnönü, Türkiye’nin uluslararası alanda artan itibarını şöyle açıklamıştı:

  • “Yeni Boğazlar Sözleşmesi, 1923’ten beri Türk devletinin politikasını ve varlığını gösteren bir belgedir. Bu varlık öncelikle gücü ifade eder. Atatürk rejiminin Türk ulusuna bu kadar az bir süre içinde her alanda sağladığı güç, kudret ve saygınlık uluslararası alanda da onaylanmış oluyor.”

Montrö ve kazanımlarımız” hakkında 3 yorum

  1. Ahmet ışık

    Turkiye savasta oldugunda yada olmadiginda ,

    Karadenize kıyısı olmayan ülkelerin örneğin abd savaş gemilerinin ,

    Ukrayna rusya arasında savaş sürerken , karadenize rahatca girip cikabilecegi söylentisi yayiliyor ,bu bilgi doğru mudur ?

    Değilse bir an önce konuyla ilgili açıklama yapılmalıdır ki;
    1 Dünya Savaşında Alman Goben ve Breslav savas gemilerine gecis izni vermekle Enver pasa Osmanliyi Savasa sokmustu ..

    Şimdi Akp nin delige supurulmemek icin benzer bir çılgınlığı yapmayacağının garantisi var mı?

    Saygılarımla

    Cevapla
  2. Gönül Pınar Atacı

    MUHTEŞEM bir analiz ve sentez. Gerçek ATATÜRK’cü yurtsever insan ve genç ve güzel bilgin sayın hocamız Doç.TUNCER’i en yürekten tebrikler, derin saygılar, en iyi dilekler sunarak kutlamak gerek.

    Cevapla
  3. Münir Kebir

    Türkiye Cumhuriyeti devletimiz bir hukuk devletidir.Adnan Menderes Meclis Kararı olmadan Kore’ye asker göndermekle ipi çekildi.RTE’nin benzer şeyi yapması intiharı olur!..

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.