Ellinci Yılında 12 Mart Faşist Darbesi

Ellinci Yılında 12 Mart Faşist Darbesi

Lütfü Kırayoğlu

Yakın tarihimizin en acı olaylarından birisi olan 12 Mart faşist darbesinin üzerinden tam 50 yıl geçti. Bu acı olay ve sonrasındaki 12 Eylül döneminde yaşamını yitirenler dışında olayın tanıklarının büyük bölümü hayatta. Son yıllarda olayın tanıklarının birer birer aramızdan ayrılmasına karşılık 12 Mart darbesi ile tam bir hesaplaşma henüz yapılamadı.

Her ne kadar 12 Eylül 1980 faşist darbesinin acıları, 12 Mart acılarından kat kat büyük olsa da, 12 Mart’ın 12 Eylül darbesinin provası olması, 12 Mart’ta kuşa çevrilen özgürlükçü 1961 Anayasasının 12 Eylül’de tamamen (AS: tümüyle) kaldırılması, 12 Mart’ta kısmen (AS: bir ölçüde) işlevsizleştirilen TBMM’nin 12 Eylül’de tamamen (AS: tümden) yok edilmesi, 12 Mart’ta gerçekleştirilen üç idama karşı 12 Eylül sonrasındaki 50 idam, 12 Mart ile gerçek bir hesaplaşmanın gündemden kaldırılmasının gerekçesi olamaz.

İstanbul’un göbeğinde kurulan kontrgerillanın işkence köşkleri, işkenceye alınan generaller, gazeteciler, aydınlar, gencecik kızlar,

  • hapse atılıp tuvalet temizletilen – buz kırdırılan yaşlı profesörler!!!
    (AS: Örnek; Prof. Dr. Uğur Alacakaptan, Mamak Askeri Cezaevi, Ankara)

“sayın muhbir vatandaşlar”, “balyoz” ve “fırtına” harekatları ile bir gecede zindanlara tıkılan binlerce insan, “makable şamil” (AS: geçmişi kapsayan) ceza yasa tasarıları (AS: üstelik, Anayasa Hukuku Profesörü Başbakan Nihat Erim’in ağzından!), elektrik direklerini, otobüs duraklarını, vapur iskelelerini süsleyen arananlar listesi ve fotoğrafları, evlatlarını kendi illeriyle işkencecilere teslim etmeye zorlanan analar babalar,..

Mahkeme salonuna dönüştürülen spor salonları, öğrenci yurtları, kararları yeterince ağır olmadığı için kaldırılan sıkıyönetim mahkemeleri, Mecliste “üçe üç” isterik haykırışları ile onaylanan idam kararları, Türk Silahlı Kuvvetlerinden uzaklaştırılan onlarca üst rütbeli yüzlerce genç subay, üniversitelerden atılan öğretim üyeleri, gerekçesiz gözaltılar, faaliyetleri durdurulan sendikalar, potansiyel suçlu olarak gösterilen öğrenciler, yasaklanan, toplatılan, yakılan, toprağa gömülmek zorunda kalınan kitaplar, fişlemeler…

Yeni sansasyonel davalar yaratmak için yapılan sabotajlar, Kültür Sarayının yakılması, Marmara yolcu gemisinin ve tersanedeki Eminönü araba vapurunun batırılması, uçak kaçırmalar ve her sıkıyönetim uzatmasından 2 gün önce mutlaka yaşanan faili asla bulunamayan “periyodik” (AS: yinelenen) banka soygunları, patlamalar, bir kısmı (AS: bölümü) asla bulunamayan , bir kısmı da daha sonra TV yıldızı haline getirilen ajan provokatörler…

  • Asla unutamayacağımız ve artık orman olan “Üç Fidan”ın idamı…

Bu karanlık dönemin kuklacıları az çok biliniyor. Ancak kuklalar ile ne tür ilişkiye girdikleri asla ortaya çıkarılmadığı için üzerinden 10 yıl geçmeden “bizim oğlanlar” yine “başardılar”. 12 Mart döneminde pek çok yiğit insan direndi. Az bir kesim darbecilere teslim oldu. Bir bölümü daha sonra düzene uyarak holding gazetelerinde büyük maaşlarla “köşe” yazarı olarak köşe dönenler arasına katıldı. Bir kesimi kullanıldıktan sonra kirli bir mendil gibi bir köşeye atıldı. Kimileri de “kullanışlı aptallar” olduklarını hiç utanmadan itiraf ettiler.

Yaşanan bedensel acılar unutuldu gitti. Ancak zihinlerde bıraktığı acılar hiç unutulmayacak. Eğer bir gün 12 Mart ile gerçek bir hesaplaşma yapılırsa, yaşanan acılar belki biraz hafifleyecek.

Geç kalmadan… Acıları yaşayanlar aramızdan ayrılmadan…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Ellinci Yılında 12 Mart Faşist Darbesi” üzerine 2 yorum

  1. Sayın Saltık,
    Türkçe duyarlılığınız beni mutlu ediyor. Yazıda kullanılmış yad sözcüklerin yerlerine (“AS”)’tan sonra Türkçelerini vermişsiniz…

    TBMM’ de “3 – 3” diye bir konuşmanın ya da atışmanın olmadığını söyleyenler de var…

    Saygılarımla.

  2. Hesaplaşma Türkiyenin 12 Mart ,12 Eylülle ve sonrasında nereye götürüldüğünü bu darbelerin neden yapıldığını bir güzel anlatmakla olur. Acıların hatırlanması yetmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir