Ali Rıza Aydın : Kimin istikrarı?


Kimin istikrarı?

Ali_Riza_Aydin_portresi

 

Ali Rıza Aydın
Em. Anayasa Mahlemesi Raportörü

 

 

AKP ile istikrar sözcükleri özdeşleştiriliyor. Böylece AKP’ye gizilgüç kazandırılmak isteniyor. Kayseri, bu güç örneklerinden biri… Cumhurbaşkanı’ndan ve % 65’e yakın oydan destek alınarak AKP’nin ve istikrarın kalesi olarak tanımlanıyor.

Görkemli Erciyes Dağı’nın eteğine konmuş ticaret ve sanayi kentinin üzeri büyük bir şemsiye ile kapatılmış. Sözde AKP ampulünden ve istikrardan başka bir şey gösterilmemeye çalışılıyor. Halkın arasına girince bu istikrar söyleminin arka planını yakalamak zor olmuyor. Aslında Kayseri örneği Türkiye genelinde de geçerli.

Kıyıda, köşede, kahvede, kimlik bilgileri bile alınmadan birer fotoğraf alınıp, ardından armağan verir gibi AKP üyelik kartı dağıtılıyor. Kart, itibar sağlıyor. Atama, tayin, terfi, teşvik, tahsis, ruhsat, izin, denetim gibi, Devletle ilgili işler bu kartla yürütülüyor. Türkiye genelinde, toplam 10 milyon siyasi parti üyesinin 7 milyon 500 bininin AKP’li olması
kart oyununu ve gücünü göstermeye yetiyor. Bir başka ilginç durum ise gelişigüzel dağıtılan AKP üyeliğinin, diğer partilere üye olanları da kapsaması… Artık o kadar
ayağa düşmüş ki, diğer parti yönetimlerinde görevli olanlar bile AKP üyesi gözüküyor. Kayseri’de bir AKP ilçe başkanının sahte üye kaydı nedeniyle ceza alması
hafife alınıyor. AKP, bu sahte üyeliklerin düşmesinden kaygı bile duymuyor.

Başta ruhsat alınmadan yapılan işler olmak üzere, hukuk dışı işlemlere göz yumuluyor, soruşturmalar karartılıyor. Özetle, AKP’li olanlar ve yandaşlar, başta belediyeler olmak üzere, Devletle olan işlerinde istedikleri gibi at koşturuyor. Dışarıda kalanlar ise kurallarla ve denetimle baskı altında tutuluyor. AKP’li olunursa baskı kalkıyor.
Tam anlamıyla “biat kültürü”… Seçim propagandası ise hazır: “AKP giderse,
gelenler hukuk dışı işlemlere göz yummaz, ruhsatsız işlemleri kaldırır, sizi mağdur eder, hatta ceza keser; işleriniz aksar..” deniliyor. Böylece AKP kalıcılığı pekiştiriliyor.

Büyük sermaye çok rahat, küçükler ise büyüme sevdasında… İşsizlik ve düşük ücretli, güvencesiz istihdam ne gam… “İşten çıkar, işe al, ucuz olsun” formülü koz olarak kullanılıyor; “Kayseri’de istihdam sorunu yok” havası yaratılıyor. Yandaş ihaleleri ve medya desteği, tüm ülke gibi Kayseri’de de yerleşik, olağan durumu gösteriyor.
AKP’nin için için kaynaması ve bozguna doğru yolculuğu sağduyulu yurttaşlar tarafından gözlense de genel görüntüde gizlenmeye çalışılıyor. Antidemokratik ve çifte standart uygulamaları halka yönelik yumuşatma işlevini ise belediyeler üstleniyor.
Özellikle Büyükşehir Belediyesi, rant ve kaynak aktarımındaki aktif göreviyle
sermayenin gereksinmelerini karşılıyor.

Yüksek binalara ve gerçek dünyadan bihaber televizyon kutularına hapsedilmiş
Kayseri halkı hep “sermaye ile uzlaşma”ya razı edilmiş.

“Zengin” kavramı, sorgusuz sualsiz benimsetilmiş. Halkın sohbeti, zenginler ve yardımları üzerine, “zekat mantığı” üzerine kurulu… AKP kalesi ile istikrarın buluşma noktası da burası; kurulu düzenin yani sermayenin istikrarı… Uzlaşmanın maliyet hesabı, zenginliği sürekli artan sermayenin birikim ve büyümesi üzerine yapılıyor. Örgütlülüğü zayıf mı zayıf emekçilerin gücü “İslamcı siyaset” havuzunda eritiliyor.

AKP, tüm ülkede olduğu gibi Kayseri’de de “sistem”in kendisi… Bunu en net vurgulayan Haziran Direnişi, kimilerinin “hayalet gördüğünü” sanmasına karşın Kayseri tarihine de damgasını vurmuş, ilk ve tek denebilecek güce ulaşmış. Eylemcilerin etkinliği ile
halk arasındaki sıcaklığın sürdürülememesini, “Kayseri uzlaşması”nın doğal uzantısı olarak açıklamak olanaklı. Kayseri’de direnişin devamı, kurulu düzenin bozulmasını istemeyen ancak AKP’nin haksızlıklarına karşı çıkanlar ile ne olursa olsun “buyun eğme” diyenlerin buluşmalarına bağlı gözüküyor. “Boyun eğme” diyenler, niceliksel olarak
az gözükse de genç, dinamik ve kararlı. Sermayenin istikrarı için kendi düzenlerinden ödün vermek istemeyenler ise aslında sömürünün derinleşmesine katkıda bulunuyor.
Bu katkı bağımlılığı, adaletsizliği ve hukuksuzluğu artırıyor.

Boyun eğmeyenler,

Gesi bağlarında üç top gülüm var
Hey Allah’tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var”

diyen Gesi Bağları türküsünü ağzından düşürmeyen ancak bu türkünün direnişçi yakınmasını ve özünü yaşamına aynı sıcaklıkla sığdıramayan kente, gerçeğin mesajını veriyor.

Boyun eğmeyenler, insanın insan tarafından sömürülmesi kısır döngüsünün
dışına çıkmanın ve toplumsal gerçeğin peşinde…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir