Laikliğimizin – Çağcıllığımızın Yıldönümleri

Prof. Dr. Sina Akşin
ADD GYK Üyesi

portresi_sina_aksin

Laikliğimizin – Çağcıllığımızın Yıldönümleri

Şu günlerde Cumhuriyetimizin laikleşme tarihinin iki önemli yıldönümünü kutluyoruz.
8 Nisan 1924’te Şeriye mahkemeleri kaldırıldı. İslamiyet’in doğuşundan hayli zaman sonra 9. yüzyılda oluşturulmuş şeriat, Orta çağın bir hukuk sistemiydi.
Kendi çağında olağandı, belki ileriydi. Ama dünya Orta çağdan çıkmaya başlayınca şeriat, İslamiyet’i Ortaçağ’da sabitleyen bir zincir oldu. Neyse ki laiklik sayesinde İslamiyet de ortaçağdan kurtulmak olanağını buldu. Şeriye mahkemelerinin kaldırılması bu yönde önemli bir adımdı.

17 Şubat 1926’da Medeni Kanun kabul edildi. Medeni Kanun’un gelmesi;
şeriatın gitmesi, yürürlükten kaldırılması demekti ki;

  • Laiklik Çağcıl Cumhuriyetin temelidir.

Yine bugünlerde bir adım daha atıldı.
10 Nisan 1928’de Anayasadan Devletin dinini belirleyen hüküm kaldırıldı.

Çağcıllaşmamızın bu mutlu günlerini kutlarken, Cumhuriyetimizin bugün tutturduğu yön, bizi derin üzüntü ve kaygıların içine sokuyor. 1950’de başlayan karşıdevrim süreci önce usul usul, şimdi de belirgin olarak bizi orta çağa bir şeriat diktatörlüğüne sürüklüyor.

  • Atatürkçülerin görevi, bu tehlikeli gidişi görüp gereken tutum ve önlemleri almaktır.

Yaşasın Atatürkçülerin orta çağ ve şeriat diktatörlüğüne karşı savaşımı!

Yaşasın çağcıllığımızın temeli laiklik!

Prof. Dr. Sina Akşin
ADD GYK Üyesi

10 Nisan 2013

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Laikliğimizin – Çağcıllığımızın Yıldönümleri” üzerine 2 yorum

  1. Türkiye Cumhuriyetinin yasal hukuk anlayışının böyle şeriat sisteminin anlamı bile anlamsız ve düşündürücü,

  2. LAİKLİK, ÖNCE; “TÜRKİYE CUMHURİYETİ TOPRAKLARI ÜZERİNDE DOĞAN VE YAŞAYAN HERKES EŞİTTİR!..” DEMEYİ GEREKTİRMEKTEDİR…

    Sina Akşin, Basın Yayın Yüksek Okulunda kendisini tanıdığımız 1980’li yıllardan bu yana Laiklik tanımı yapmaktadır. Muhtemelen yaptığı her laiklik tanımına kendisi de inanmadığı için olsa gerek, bunu hep yapıyor, hep yapıyor, hep yapıyor.

    Osmanlı, 1289’da “NAMAZIMIZ KILINMIŞ-ORUCUMUZ TUTULMUŞ,” diyen iki Büyük Alevi Dedesi Dursun Fakih ve Edipali’nin yol göstericiliğinde, dönemin en ilerici devleti olarak kurulmuştur.

    Türkiye Cumhuriyeti ise; “Türkçe Kur’an, Türk İslamı, Kur’an’daki İslam, Türkçe Ezan, Türkçe Türkçe İbadet, Sünni Yezitçi Halifelik Örgütü Diyanet İşleri Başkanlığı”yla Alevilik’ten bin yıl, Osmanlı’dan beş yüz yıl geride bir anlayışla kurulmuştur.

    Türkiye’nin Laikliği de; Yezid Halife’nin 7. Yüzyılda Hz. Muhammed’in ocağına incir dikerek kurduğu Engizisyon ve Hilafet Sistemini Türkçe’ye çevirmekten ibarettir.

    Türkiye, Yezid’in Alimlerini yetiştirmek için, 30 İlahiyat Fakültesi, 600 İmam Hatip Okulu kurmuş, On binlerce Kur’an Kursu açmıştır.

    Türkiye yetiştirdiği, Yezidçi Alimlerin, Kur’an’ı ve Sünneti ümmete daha iyi anlatmaları, rahat rahat İcma ve Kıyas Hükümleri vermeleri için; BÜTÜN SÜNNİ DİN ADAMLARINI istinasız DEVLET MEMURU YAPMIŞ VE HAZİNEDEN BESLEMİŞTİR.

    Eşit Yurttaşlık İlkesi kabul edilmediği, “Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde doğan ve yaşayan herkes eşittir!..” denilmediği için; Türkiye’nin zaten Laikliğe gerçek bir ihtiyacı olmamıştır.

    “Her Türk Müslümandır, her Müslüman Sünni’dir, her Sünni Yezid’in dört Mezhebindendir,” denilmesi için, Türk Üst Kimliği icat edilmiştir.

    1789’dan sonra dünyanın her yerinde Üst Kimlikten vazgeçilmiş, her ülke Eşit Yurttaşlık İlkesini benimsemiş, Türkiye ise bunun tersini yaparak Uygarlığa, İnsanlığa ve gerçek anlamda Laikliğe karşı tavır almış; Sözde Ermeni Tehçiri, Rum Tehçir ve Mübadelesinden sonra Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımını gerçekleştirmiştir.

    Evet… Sina Akşin, sen Laiklik tanımı yapmaya devam et… Türkiye, Yezid Efendinizin Hz. Muhammed’in ocağına incir dikerek kurduğu Engiziyon ve Hilafet Sistemini Türkçeye çevirmiş ve bunun adına Laiklik demiştir.

    Artık, Sünni Yezitçi Din Adamlarının Türkiye’nin Laiklik iddiasına bir ihtiyaçları kalmamıştır… Ama, Sina Akşin Laiklik tanımı yapmaya devam etsin…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir