Mandela Olabilmek İçin…

GÜNDEM
Mustafa Balbay
11.2.13, Cumhuriyet 

Mandela Olabilmek İçin…

İç gerilimin, çatışmanın çok yüksek olduğu ülkelerde barış, bu yola baş koymuş, önümüzdeki seçimleri değil, önümüzdeki nesilleri düşünen liderlerin öncülüğünde gerçekleşmiştir.

Bu liderler öncelikle topluma güven vermiş, korkutarak değil umutlandırarak
barış iklimini hazırlamıştır. Bu iklimi hazırlarken gerilimin taraflarından birinin ötekine üstün geldiği düşüncesinin oluşmaması için olağanüstü çaba harcanmıştır.
Bazı coğrafyalarda barış, savaştan daha zordur. İşte liderlerin farkı bu noktada
ortaya çıkar.

Türkiye’de iç barışın konuşulduğu bir mevsimdeyiz. Dileğimiz o ki, bu mevsim geçici olmasın, yalancı olmasın. Konunun birincil anlamda iki siyasal muhatabı oluştu;
iktidar partisi AKP ve BDP. İki muhatap özünde birbirini anlıyor ve anlaşıyor.
Ama ikisinin de aklından “önümüzdeki seçimler” çıkmıyor. İktidar, atacağı adımın
aynı zamanda kendisine oy kazandırmasını, BDP’yi de geriletmesini,
gözden düşürmesini istiyor. BDP de ne olursa olsun oy deposu olarak gördüğü bölgelerdeki hâkimiyetini kaybetmek istemiyor.

Bu gözlemlerimizi daha da derinleştirmek yerine zaman zaman tarafların dile getirdiği “Mandela’ya benzer misyon” tartışmasını başka bir açıdan sütuna yatıralım.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde kalıcı bir iç barışın temellerini atan,
ülkenin eski Devlet Başkanı Nelson Mandela bunu nasıl başardı?
Önce 1918 doğumlu Mandela’ya sağlıklı bir yaşam dileyelim.
Doğduğunda ailesi ona Rolihlahla adını koydu. Kabilesindeki yaygın adlardan biri buydu. Ancak bu adla okula gidemez, nüfus cüzdanı edinemezdi.
Beyaz egemenliğindeki ülkede siyahların okula gidebilmesi için mutlaka bir beyaz adı alması gerekiyordu.

İlkokula başlarken öğretmeni Miss Mdingane O’na şunu söyledi:

“Senin okuldaki, kimliğindeki adın Nelson olacak. Sana büyük İngiliz kaptanı
Lord Nelson’un adını veriyorum.”

O dönem Güney Afrika’da okullar beyazlar, renkliler, siyahlar olarak üçe ayrılıyordu. Beyazların nüfusu % 10-15’i geçmiyordu ama ülkeye egemendiler. Renkliler,
maden ocakları için siyahlar yetersiz kalınca Hindistan, Malezya başta olmak üzere Asya’dan getirilenlerdi. Siyahlar, toprakların en eski sakinleriydi ama ellerinde hiçbir şey yoktu. Beyazların oturduğu semtlere özel pasoları olanlar girebiliyordu.

  • Beyaz yönetim köpek öldüreni cezalandırıyordu ama
    siyah öldürmenin cezası yoktu.
  • Siyahlar da ev inşa ederken temele bir beyaz gözü koymayı uğur sayıyordu.

Üniversiteyi bitiren Mandela bir gün herkesin gözü önünde pasosunu yaktı.
Yakış o yakış. Artık gemileri de yakmış, uzun bir mücadeleye girişmişti.
Bu yol O’nu Afrika Ulusal Kongresi (ANC) liderliğine ve cezaevine götürdü.
27 yıl hapis yattıktan sonra 11 Şubat 1990’da serbest bırakıldı. Mandela’nın özgürlüğüne kavuşmasının 23. yılı kutlu olsun diyelim, O’nun özgürlükte 13 Şubat 1990’da Johannesburg’un siyah gecekondu semti Soweto’da binlerce kişiye yaptığı konuşmadan bir kesit aktaralım:

  • “Beyaz egemenliğine karşı çıktım, karşı çıkacağım. Siyah egemenliğine karşı çıktım, karşı çıkacağım. Yaşamım boyunca insanların uyum içinde yaşaması, eşit fırsatları paylaşması için savaştım. Demokratik ve özgür bir toplum
    düşü kurdum. Bu, benim uğruna ölmeye hazır olduğum bir amaçtır.”

1994’teki seçimde Mandela oyların % 62’sini aldı. Beyazlar % 20’sini. Mandela hükümeti beyazlarla birlikte kurdu. “Bir dönem devlet başkanı olacağım”demişti.
Koltuk O’na sıcak gelmedi, sözünde durdu. Sonraki seçimlerde aday olmadı.
Bu bir döneme barışı sığdırdı ve çekildi.

Elbette Güney Afrika’nın koşulları bizden çok farklıydı. Ancak, “İç barışı sağlayacak liderin nasıl olması gerekir?” sorusuna yanıt ararken Mandela’nın çizgisinden alınacak dersler var.

Her şey bir yana, siyasal hırsını ikincilleştirebilmesi gerekiyor. Siyasetin tüm renklerine hükmetmeyi değil, hitap etmeyi hedeflemek gerekiyor. Kendi iktidar gücünü uzatmak ve artırmak değil, toplumu bir arada tutan değerleri ve gücü sağlamlaştırmak gerekiyor.
Güney Afrika’nın bütün renklerini bir arada tutup “Gökkuşağı Ülkesi” unvanını kazandıran Mandela’nın özgürlüğünün 23. yılı kutlu olsun.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir