Yüksek Yargı’ya Açık Mektup

Yüksek Yargı’ya Açık Mektup

, Av. Noyan ÖZKAN
Av. Noyan ÖZKAN
İzmir Barosu, 30.12.12

Ülkemiz giderek yoğunlaşan ve artık sistematik hale gelen anayasal demokratik protestolarda polis şiddeti, yargısız infaza dönüşen uzun ve haksız tutuklamalar, yüz binlerce insanın dinlenmesi, kamuya mal olan siyasallaştırılmış davalar ve bu davalardaki korkunç usul hataları, savunma avukatlarının susturulması ve hatta tutuklanması, sürekli din istismarına dayalı hükümet politikası, yöneticilerin tolerans eksikliği nedeniyle, bırakınız ‘hukuk devletini’ ve hatta
‘kanun devletini’, artık bir ‘polis devleti’ seviyesine düşmüştür.

29 Ekim 2012 günü Anıtkabire yürümek isteyen yurttaşlara hükümet talimatı ile uygulanan biber gazlı ve basınçlı sulu polis şiddeti somut bir örnektir.

Yine, 19 Aralık 2012de… ODTÜye giden Başbakana 3500 polisin eşlik etmesi
ve öğrencilerin protestosunun gaz bombaları ve tazyikli su ile önlenmesi üzücü ve düşündürücüdür.

‘Yargı itibar kaybetti’

Bir ülkenin yurttaşları siyasal sistemden memnun olmayabilir. Yasama ve yürütme organlarının icraatına karşı çıkabilir ve hatta demokratik sınırlar içinde direnebilir. Ancak, son yıllarda yargı organı siyasal tartışmaların odak noktasına oturmuş
ve siyasallaşan davalar kamuoyunun gündemini tayin eder hale gelmiştir.
Bu son derece tehlikeli ve sakıncalı süreç içinde yargı erki itibar kaybına uğramış ve 
hukuk güvenliği ilkesi’ ile ‘adil yargılama ilkesi’ adeta rafa kaldırılmıştır.

On binlerce insan keyfi ve usulsüz biçimde dinlenmiş, fotoğrafları çekilmiş ve yandaş medyaya servis edilmiştir. Yakalama ve arama mevzuatına aykırı olarak binlerce insanın evinde, işyerinde sabahın köründe aramalar yapılmış;
ceza yargılamasına aykırı olarak toplanan sözde deliller dava dosyalarına konulmuştur
 Baykalın, MHPli bazı milletvekillerinin seks kasetleri politik amaçla kamuoyuna servis edilmiş ancak suç failleri meçhul kalmıştır.

Ergenekon/Balyoz, KCK ve diğer kamuoyuna mal olan siyasal soruşturmalarda dosyadaki ‘gizlilik kararı’ nedeniyle sanık avukatlarına verilmeyen bilgi ve belgeler, fotoğraflar, hükümete yakın medyaya servis edilmiş, internet ve TV ekranlarında medya mahkemeleri oluşturulmuş ve yıllarca süren uzun ve haksız tutuklamalarla insanların ve yakınlarının yaşamı karartılmıştır.

Ergenekon, Balyoz, KCK, Poyrazköy, ÇYDD, Hopa, Erzincan (İlhan Cihaner) , Futbolda Şike (Fenerbahçe/Aziz Yıldırım), İlker Başbuğ, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tıp Öğrencileri soruşturma ve iddianamelerinde evrensel hukuk ve CMK ihlallerini, özel yetkili gazete/tv propagandasını hep birlikte izledik. İzlemeye devam ediyoruz. Bu arada Balyoz davası ve Odatv avukatlarının çabalarıyla verilen ‘uzman bilirkişi raporları’ ile Balyoz ve Odatv iddianameleri tamamen çökmüştür…
Belgelerde çok ciddi dijital sahtekârlık yapıldığı açıkça kanıtlanmıştır.
Odatv operasyonu ve iddianamesi bu davalarda dönüm noktası olmuştur.

‘Dijital sahtekârlık suç çetesi’

Ülkemizde, adli ceza soruşturmalarında sahte dijital belge üreten veya gerçek dijital belgeler üzerinde oynama yapan, bunları dosyalardaki delillerin arasına koyan, bilgisayarlara gönderen ve yerleştiren, sistematik olarak bu belgeleri basına servis yapan bir DİJİTAL SAHTEKÂRLIK SUÇ ÇETESİ faaliyet halindedir. Hükümete ve ABD ile NATOya muhalif olan aydınların, gazetecilerin, işadamlarının, sanatçıların, öğrencilerin, subayların, hukukçuların ve siyasi parti mensuplarının yaşamı karartılmakta ve böylece KORKU İKLİMİ yaratılmaktadır. Bazı yargıç ve savcıların iletişimleri yasalara aykırı olarak tespit edilmiş ve hükümete yakın medyaya
servis edilmek suretiyle bu hukukçuların kamuoyu önünde itibarsızlaştırılması amaçlanmıştır.

Bırakınız hukukun temel ilkelerini bir yana, vicdanımızın sesine kulak verelim.
Özel yetkili mahkemeler polis-gazetecilerin ağına düşmüş insanların ve özellikle gençlerin çektiği zulüm karşısında suskun kalmayalım.

Başta yüksek mahkeme başkanları ve HSYK olmak üzere barolar,
Hukuk Fakülteleri, meslek örgütleri, sendikalar, işçi ve işveren kuruluşları,
sivil toplum kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri, hükümet yetkilileri, medya; toplumsal huzuru bozan ve adalet sistemine olan güveni yerle bir eden ve maalesef faaliyetine pervasızca devam eden DİJİTAL SAHTEKÂRLIK SUÇ ÇETESİ ile ilgili inceleme, araştırma, rapor, soru, girişim, soruşturmayı haber yapmalı ve bu
HUKUK DEVLETİ DÜŞMANI ÇETE
yi ortaya çıkarmalıdır. Özellikle Adalet Bakanlığı, HSYK ve cumhuriyet savcılarının bu çetenin tespit edilmesi ve
faillerin yargı önüne çıkarılmasında hem yasal hem de tarihi sorumlulukları vardır

2013 yılında hukuksuzluk ve yargı sistemine güvensizlik ortamından bir çıkış yolu aramanızı ve toplumda yargıya ve adalete duyulan güvensizliğin ve derin endişelerin dağıtılması için gerekli girişimlerde bulunmanızı diler,
saygılarımı sunarım.

Av. Noyan Özkan

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir