GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL..


E. Amiral Türker ERTÜRK

GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL..

Geçen hafta Cuma gün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucunda 8 kişi öldü ve 70’ten çok kişi de yaralandı. Ölenler arasında muhalefet lideri Saad Hariri’ye yakınlığı ile bilinen Lübnan İç İstihbarat Şefi General Wissam el Hassan’da bulunuyordu.

Bombalı saldırı Hıristiyanların yoğun olarak yaşadığı Eşrafiye mahallesindeki Sassine Meydanı’nda ve Maruni Hıristiyan grup Falanjistler’in merkezine 200 metre mesafede gerçekleşti.

Bombalı saldırıda öldürülen General (polis, asker değil ) Wissam El Hassan Suriye yönetimine muhalefeti ile tanınıyordu. 2005’te Saad Hariri’nin babası ve eski Başbakan Refik Hariri’nin öldürülmesi olayı ile ilgili soruşturmaya başkanlık etmiş ve bu saldırıda Suriye’nin rol oynadığını iddia etmişti.

Saldırıda yaşamını yitiren El Hassan geçtiğimiz aylarda Suriye destekli bir bombalama planı yapmakla suçlanan eski bir bakanın tutuklanmasında da başrolü oynamıştı.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu Yemen’e giderken yaptığı açıklamada “Bu 2005’teki Hariri suikastı kadar büyük etki yaratacak kritik bir olay…. Bu saldırıyla bir dost kaybettik. El Hassan Lübnan’da denge unsuruydu, ölümü Sünni kesimde olağan üstü tepki yaratacaktır.” dedi.

     Bakan Davutoğlu’nun açıklamaları dökülüyor..

Davutoğlu’nun açıklamasını nereden tutsanız tel tel dökülüyor! Bu söylemler ne yazık ki, suikast ile ulaşılmak istenen hedeflere hizmet eder niteliktedir. Ülkemizin ve bölgemizin çıkarlarına odaklaşmış bir insanın, hele hele sorumluluk sahibi bir kişinin olayı anlamadan ve derinliğine araştırmadan yapabileceği cinsten açıklama bu olmamalıydı.

Sevgili okurlar,

Ortadoğu
’da hiçbir şey göründüğü ve size anlatılmaya çalışıldığı gibi değildir. Buna ülkemiz Türkiye de dahildir. Bu bölgede meydana gelen bir terör olayında, suikastta veya siyasi cinayette eğer çok kolayca bunun arkasında şu kişi, grup veya ülke var diyebiliyorsanız, bilin ki gerçek bunun tam tersidir.

Suriye, Riyad Antlaşması gereğince 1976’dan beri Lübnan’daydı. Nerdeyse Lübnan Suriye’nin bir eyaleti gibiydi. İsrail, Filistin davasının güçlü savunucusu Suriye’yi bir şekilde Lübnan’dan çıkarmak istemekteydi.

Refik Hariri 2000’de ikinci kez başbakan oldu. Dünyanın en zengin 4. insanıydı,
ABD, Suudi Arabistan ve İsrail’e çok yakındı. 2004’te Suriye çizgisinde politika yapan Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud ile anlaşamadı ve görevinden ayrıldı. 14 Şubat 2005’te Beyrut’taki St George oteli yakınında 1 ton TNT ile havaya uçuruldu.

Gözler hemen Suriye’ye çevrildi, suçlamalar ve uluslararası baskı sonucunda Suriye Lübnan’ı terk etmek zorunda kaldı. Zaten bu suikastla ulaşılmak istenen amaç buydu. Eğer Hariri’yi Suriye öldürttü ise bundan kazancı olmamış hatta kaybetmiştir. Kazançlı çıkan ise Suriye’yi Lübnan’dan uzaklaştıran İsrail’dir. Biliyorsunuz cinayet soruşturmalarında bile ilk araştırılması gereken cinayetten kimin kazançlı çıktığıdır.

Wissam el Hassan Suriye’deki muhalif adı altındaki teröristlere lojistik ve siyasi destek sağlayan önemli bir isimdir. Öldürülmesi durumunda parmakların hemen Suriye’yi işaret edeceği çok bellidir. Siz Suriye’de yönetimde olsanız böyle bir suikastın arkasında olur musunuz? Çevre ülkelerde Suriye’deki teröristlere destek veriyor diye yönetici öldürmeye kalksalar liste çok kabarık olur ve El Hassan ilk 10’a giremez.

Ayrıca Lübnan halkının çoğunluğu Suriye yönetimini desteklemektedir. Hariri ailesi ve yakınları tarafından Lübnan’ın kuzey bölgelerinden Suriye’deki teröristlere yapılan silah sevkiyatı son aylarda Lübnan Silahlı Kuvvetleri tarafından alınan tedbirlerle engellenmiştir.

Amaç Lübnan’ı istikrarsızlaştırmaktır

Lübnan, arkasında Çin ve Rusya’nın bulunduğu İran, Irak ve Suriye ile birlikte antiemperyalist direncin önemli bir halkasıdır. Bu nedenle Lübnan karıştırılmak, antiemperyalist bloktan koparılmak, cezalandırılmak ve çatışma ortamına çekilmek istenmektedir.

Bu saldırı ile niyet Lübnan’ı istikrarsızlaştırmak, bölgede Sünni-Şii ekseninde kan davasını tetiklemek ve kuzeyden Türkiye’den olduğu gibi batıdan Lübnan’dan Suriye’ye yönelik cephe açmaktır. Diğer önemli bir neden ise 2005’te olduğu gibi suçu Suriye’nin üzerine yıkarak halen sürdürülen ahlaksız savaşa desteği artırmak ve uluslararası kamuoyunda Suriye yönetimini tümüyle mahkum etmektir.

Suikasta kurban giden El Hassan’ın bir özelliği de yaptığı operasyonlarla Lübnan’da teşkilatlanan İsrail’in istihbarat örgütü MOSSAD’ın ajanlarını tutuklamaktır. Görüyorsunuz değil mi, bir taşla kaç kuş vuruyorlar!

Şimdi Dışişleri Bakanı’nın bombalama olayı ile ilgili söylediklerine tekrar dönelim ve soralım :

– Yitirilen kimin dostudur? El Hassan’ın günahını almak istemeyiz ama AKP’nin ileri gelenleri ile Suud ailesi arasında kişisel dostluklar üst düzeydedir fakat Suudiler Türkiye’nin dostu değildir ve tarih bunun tanığıdır.

Bu suikastın 2005’teki gibi Suriye aleyhine etki yapması mı beklenmektedir?
Bu suikastın Sünnileri kışkırtması ve mezhep çatışmalarını başlatması mı istenmektedir?

Yaklaşmakta olan Kurban Bayramınızı kutlar, Müslümanların emperyalizmin çıkarları için kurban edilmemesi ve edilememesi dileklerimle saygılarımı sunarım.

İLK KURŞUN
, 24.10.12
İLK KURŞUN’A ABONE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir