Prof. Dr. Ahmet İNAM : Ağlamak, gülmek, anlamak, anlaşmak

Prof. Dr. Ahmet İNAM
ODTÜ Felsefe Bölümü
AKŞAM, 18.10.12

Ağlamak, gülmek, anlamak, anlaşmak

Ülkemizin anlam dünyasında bir perde aralandı, her zaman olduğu gibi kolayca, çabucak kapanıverecek. Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven

    ‘Dağda ölen terörist için ağlamıyorsan insan değilsin.’

deyince,

ülkemin duygu dünyası, hayata bakışı ile açılan anlam dünyamızdan söz ediyorum. Çoğunluğumuzun öteki olarak gördüğü dağda savaşarak ölen çoğu Kürt kökenli gençlere merhametten dem vuruyordu Emniyet Müdürü.

(Fotoğrafı biz ekledik, A. Saltık)

Biz genellikle böyle durumlarda ‘Onların da anaları babaları var, yazık’ deriz. Merhamet bu kültürdeki hikmetin çekirdeğinde vardır. Diğer yandan ‘merhametten maraz doğar’ da deriz. Her önümüze gelene merhamet edip etmeyeceğimiz konusunda kafamız biraz karışık. ‘Biz’, diyoruz, ‘sağ yanağımıza tokat atana solumuzu dönmeyiz.’

Elbette sorunun kültürümüzde tartışılabilir boyutları var. Yumruk atana kızgınlığımızı yenerek şunu soramaz mıyız:

‘Neden vuruyorsun kardeşim? Nedir sorunun? Gel tartışalım olur mu?’

Peki, adam sürekli vuruyor, canımızı yakıyorsa?

Kendimizi korumak için yumruklaşabiliriz. Gücümüz yetiyorsa dövebiliriz de karşımızdakini. Yine de, karşımıza alıp sormalıyız olabildiğince soğukkanlılıkla:

‘Derdin ne kardeşim? Ne istiyorsun benden? Ne kızıyorsun bana?’
Yumruk atanımızla diyaloğa geçmeyi başaramayıp, onu öldürdükten sonra arkasından ağlamanın bir anlamı olabilir mi?

Ölünün arkasından ağlamanın ölüye faydası ne ola? Kalanlar karşısındaki tavrımızı belirleyebilir, belki. Onları anlamaya yol açabilir. Sonraki gözyaşlarını önleyebilir.

Biliyorsunuz Emniyet Müdürü Recep Güven’in sözlerinin ardından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sayın Recep Güven’i anlayıp hak verdiğini düşündüren yorumlar yaptı. Ne var ki Başbakanımızın Sayın Güven’e karşı çıkan konuşması sonrasında Sayın Bülent Arınç Bursa’da partisinin toplantısında ‘Keşke Emniyet Müdürü bu cümleyi koymasaydı onun içine veya ‘ağlamak yerine düşünmek gerekir’ deseydi. ‘Kendimizi sorumlu tutmak gerekir’ deseydi. İddialı bir cümle kurmuş’ dedi. Sayın Arınç, ağlamak yerine ‘düşünmek’ ve ‘sorumlu olmak’ sözleri konduğunda söz konusu ifadenin bir sorun yaratmayacağını, sanki Sayın Başbakan’ın da böylesi bir değişikle ortaya çıkacak ifadeyi onaylayacağını düşünüyor gibi. Yine de ‘Benim adım Bülent Arınç o söz doğru’ diyerek, ilk sözünden dönmek istemediğini belirtmeye çalışıyor.

Ağlama, düşün. ‘Dağda ölen terörist için düşünmüyorsan insan değilsin. Ağlama, sorumluluğu üstlen. Dağda ölen terörist için sorumluluğu üstlenmiyorsan insan değilsin.’ İfadedeki ‘terörist’ ve ‘insan değilsin’ gibi ifadelere karşı çıkacaklar için bu söyleyiş tarzını şöyle değiştirip açabiliriz:

‘Dağda ölen gençler için neden birbirimizle olabildiğince sağlıklı bir diyaloğa girmiyoruz?’

Ağlarız. Bizim kültürde yoğun yaslar yaşanır. Acılarımızı bal eyleyenlerimiz de vardır ama acılarımızı bir hınç duygusu olarak yıllarca içimizde taşıyıp, dünyayı bir cehennem olarak yaşayanlarımız da az değildir.

15 Ekim’deki (2012) BDP 2. Olağanüstü Kongresi’nde Sayın Eşbaşkan Selahattin Demirtaş, ağlama ile tavrını şu sözlerle ortaya koydu:

‘Ölen askere de gerillaya da ağlayacaksınız. Bugün herkes için ağlayacaksınız. Birlikte ağlayacağız, yarın güleceksek birlikte güleceğiz. Bugün birlikte ağlamayanlar, yarın gülemezler.’

Kavga edenler, savaşanlar birlikte ağlayacaklar. Ağlamada taraf tutma yoktur. Ağlayacağız. Sonra da güleceğiz, hep birlikte.

Peki, ne zaman düşünecek, ne zaman birbirimize açacağız yüreklerimizi, ne zaman iletişime geçebileceğiz? Ağlamanın ve gülmenin içinde düşüncenin yeri yok mu? Soğukkanlı anlamalara yol açacak, insan saygısına dayalı karşılıklı konuşmalar ne zaman başlayacak? Birbirimizi öldürüp öldürüp, ağlayıp duracak mıyız?
Birlikte ağladık. Demek ki, insanız. Peki, biz insanlar, birbirimizin sıkıntılarını çözecek sağlıklı anlamalara ne zaman ulaşacağız? Ne düşünüyor da ağlıyor ya da gülüyoruz?

Ağlamamızın, gülmemizin ardında yatan niyetlerimiz, düşüncelerimiz nedir?

Artık birbirimizi anlayıp, söyleşecek havayı yaratmanın eşiğindeki ağlamalar gülmeler aşamasını geçmeliyiz.

Yoksa değişemez Türkiye, gönlümüzce.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir