Onur Öymen : Aydınlık gazetesinde yayımlanan röportajım..

Onur Öymen :
Aydınlık gazetesinde yayımlanan röportajım..

Onur Öymen PKK saldırılarını ve terörün kaynağını Aydınlık’a değerlendirdi
27 Eylül 2012

PKK’nın kaynağı Kuzey Irak’tır

Emekli Diplomat Onur Öymen, PKK saldırılarının Irak’ın kuzeyinden gerçekleştiğini belirterek, AKP’nin bu saldırıları önlemek için Barzani’yle değil, Irak hükümetiyle diplomasi yürütmesi gerektiğini söyledi.

CEYHUN BOZKURT

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı ve emekli diplomat Onur Öymen, Türkiye’nin terörle mücadelesini Aydınlık’a değerlendirdi. Türkiye’nin Irak hükümetiyle Irak’ın içişlerine ilişkin konuşmasına rağmen, terör örgütü PKK’yı konuşmadığını belirten Öymen, “Türkiye Irak’la PKK’yı konuşmalı” dedi. Öymen’in gündeme ilişkin açıklamaları şöyle:

Son olarak Bingöl ve Tunceli’de terör saldırıları oldu. Sürekli artan bir terör eylemleri var. Çok sayıda operasyona rağmen, terör saldırıları durmuyor. Neden bu saldırılar gerçekleşiyor?

Bir bütünlük içinde bakmak lazım. Bu kadar üst üste şehit veriyorsak demekki izlenen politikalarda bir yanlışlık var. Hükümetin ilk yapması gereken şey “Nerede hata yaptığını” araştırmaktır. Gördüğüm kadarıyla terörle sadece Türkiye topraklarında mücadele etmek eksik bir politikadır, terörün merkezi, beyni, karargahı, cephaneliği, eğitim alanlarının hepsi Kuzey Irak’ta. Türkiye maalesef yıllardan beri PKK’nın Kuzey Irak’taki merkezini tasfiye etmeyi başaramamıştır. Daha önceki hükümetler zamanında 32 kere Kuzey Irak’a harekat yapılmıştır, terör bitme noktasına getirilmiştir. Ama bu hükümet zamanında sadece bir kere sınır ötesi harekat gerçekleşmiştir, o da sadece 7 gün sürmüştür. O bakımdan siz terörün merkezine yönelik hiçbir operasyon yapamazsanız, sadece Türkiye’deki mücadeleyle sonuç almak çok zordur.

Nasıl sonuç alınabilir peki?

Burada ilk yapılacak iş diplomasiyi çalıştırmaktır. Mademki bunların merkezi bir başka ülkedir,Türkiye’ye saldırılar oradan geliyor, o zaman terör örgütünün saldırılarında o ülkenin de sorumluluğu vardır. Son zamanlarda dikkat edilirse Bağdat Hükümetiyle ciddi tartışmalara girildiğini görürüz. Ancak orada Hükümet Bağdat’ı başka konular nedeniyle eleştiriyor. Sünnilerle Şiiler arasındaki mücadele, Haşimi vs. konuları gündeme getiriliyor ama PKK yeterince gündeme getirilmiyor. Oysa hem Irak hükümetini hem de uluslararası kamuoyunu PKK konusunda sıkıştırmak gerekir. Bizim muhatabamız Bağdat hükümeti olmalı ve Bağdat hükümetinden PKK’yı tasfiye etmesini, PKK’ya terörist yetiştiren Mahmur Kampı’nın kapatılmasını istememiz gerekiyor. Ayrıca bunu uluslararası topluma götürüp Irak’ın bunu yapmadığını her yerde söylemeliyiz.

İkinci unsur şu: Irak’ta 150 bin kişilik Amerikan askeri gücü vardı. Maalesef ABD Irak’taki bütün terör örgütleriyle mücadele ederken bir tek PKK ile mücadele etmedi. ABD’lilere bunu sormak lazım. “Niçin siz herkesle mücadele ederken kendinizin de terör örgütü, tehdit unsuru, düşman saydığınız PKK İle neden mücadele etmediniz? Bağdat Hükümeti terörü himaye mi ediyor? İşin can alıcı noktası budur. Bunu yapmadığınız takdirde teker teker sinekleri öldürerek bataklığı kurutmaya çalışmak gibi sonu olmayan bir yola girersiniz. Esas olarak işin merkezine gitmek lazım.

Kuzey Irak’ta Barzani yönetimi var ve AKP hükümetiyle işbirliği içinde. Barzani yönetiminden terörü bitirmek için destek istiyorlar ama bir türlü olmuyor. Barzani’yle beraber PKK’ya karşı mücadele olur mu?

Türkiye’nin muhatabı Bağdat hükümetidir. Biz bir yabancı ülkede yerel yönetimleri dış politikada muhatap almayız. Irak’ta bir merkezin bir ordusu var, ayrıca Barzani’nin, Talabani’nin, Şiilerin orduları var. Böyle bir örnek dünyada var mı? Yani devlet ister federal olsun, ister üniter olsun bir devletin bir ordusu olur. Ama Irak’ta birkaç ordunun olmasını herkes içine sindiriyor. Bir ülkenin bir bölgesinde elinizde bir silahlı güç varsa o ülkede siyasi ağırlık sahibi olursunuz. Gücünüze dayanarak merkezi hükümet üzerinde etkili olmaya çalışırsınız. Bu Irak’ın istikrarını, yapısını bozar, merkezi hükümetin otoritesini zayıflatır. Irak’ta olan budur.

Türkiye’de hükümetler geçmişte de Barzani ile temas kurdular. O dönem ile bu dönem arasındaki fark ne?

Barzani’ye, Talabani’ye gelince

Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra Irak Hükümeti 36. paralelinin kuzeyine geçemezken, onlar fiilen bir otorite oluşturdular. Biz de mecburen temas ediyorduk. Çünkü başka muhatap olacak otorite yoktu. O temaslar sonucunda hem Barzani hem Talabani PKK’ya savaş açtı, PKK’yla askeri, silahlı mücadele yapıyorlardı. Bugün neden yapmıyorlar?

Sizce son terör saldırıları sonrasında Türkiye’nin Kuzey Irak’la ilgili sözü bitmedi mi?

Diplomasiyi ne kadar kullandılar bizimkiler bilmek lazım. Vaktiyle çeşitli yöntemleri denediler. İki koordinatör seçildi. Biri Türk diğeri Amerikalı iki emekli orgeneral… Onlar 14 ay çalıştılar, bir sonuç çıkmadı ve Başbakan “Bize zaman kaybettirdiler” dedi. Türkiye-Irak-ABD arasında Üçlü Komite kuruldu, yine bir sonuç çıkmadı. Burada yapılacak iş, ABD Irak’tan çekildiğine, bizim muhatabımız Irak olduğuna göre Irak hükümeti nezdinde çok ciddi diplomatik baskı yapmaktır. Bir ülkeye yönelik terörist saldırılar bir komşu ülkeden geliyorsa, o komşu ülkeye sorumluluklarını hatırlatmak gerekir. PKK’nın merkezi Suriye’deyken biz bunu yaptık ve Suriye birkaç günde çözüldü. Kampları kapattılar, Abdullah Öcalanr’ı çıkarttılar ve Adana’da bir mutabakat muhtırası imzalandı. Bir tek şehit vermeden yaptık bunu. Şimdi de yapılabilir. Maliki’yle Haşimi yüzünden kavga edeceğinize bunun için mücadele etmeniz gerekir. Hükümet defalarca sınır ötesi operasyon için Meclisten yetki aldıama kullanamadı.

Gücümüz mü yetmiyor Irak’ın kuzeyine bir sınır ötesi operasyona?
Türk Ordusunun PKK’yı tüm merkeziyle, karargahıyla, eğitim kamplarıyla tamamiyle tasfiye etmeye, Mahmur’u kapatmaya gücü yetmiyor mu? Madem yetmiyorsa TBMM’den yetki almanın bir anlamı yok. Türk ordusu güçlü bir ordu. O zaman bunu yapacaksınız.

ABD engel oldu diye biliyoruz bu sınır ötesi operasyona.
ABD Türkiye’nin PKK’yı Kuzey Irak’tan tasfiyesini istemiyor mu diye ABD’ye soracaksınız o zaman. Obama’yla konuşuyorsanız bunu da soracaksınız. “Dünyanın hangi ülkesinin terörle mücadelesine engel oluyorsunuz? Var mı bizden başka ülke? Niçin bunu yapıyorsunuz?” sorularını yöneltmeniz gerekir.

ABD neden engel oluyor?
ABD’nin kendi menfaatleri olabilir. Kuzey Irak öyle bir yer ki, yalnız Türkiye’yle değil İran’la da sınırı var. PKK’nın PJAK kolu İran’a saldırıyor. Bu konuda menfaatleri olabilir. Ayrıca bölgede petrol ve diğer kaynaklar var. Çıkarları olabilir, bilemeyiz. Ancak ABD başka nedenlerden dolayı Türkiye’nin terörle mücadelesine engel oluyorsa bu ciddi bir ihtilaf konusudur. ABD ile müttefik olmamıza rağmen geçmişteki devlet adamlarımız bu tür durumlarda ABD’ye itirazları iletti. İnönü, Ecevit, Demirel örnekleri var.

“Hava istihbaratı veriyoruz” diyorlar.

Bu istihbarat bir sonuç vermiyor ama. Birçok operasyon yaptık. Buna rağmen PKK’nın saldırıları bitmedi. Hangi ülke sadece hava operasyonuyla terörü bitirmiş ki?

Kara operasyonu gerekir.

ABD neden Irak’a bir kara operasyonuna karşı çıkıyor?

Bunun NATO’da gündeme gelmesi gerekir. 4’üncü madde var. Orada herkesin önünde ABD’lilere “Niçin bizim bir kara operasyonumuza karşı çıkıyorsunuz? PKK’yı Kuzey Irak’tan tasfiye etmemizi istemiyor musunuz?” diye sorulmalı. Obama geldi TBMM’de “Bizim iki düşmanımız var. Biri El Kaide diğeri PKK. Biz El Kaide’yi yerinden sökeceğiz, tahrip edeceğiz, yeneceğiz” dedi. Öyle de yaptılar. PKK’ya gelince ise Türkiye’ye “Bağdat’la konuşun, Barzani’yle konuşun, içeride reform yapın” diyor. Yani kendisinin terörle mücadele yöntemi farklı, bize önerdiği farklı. Sürekli olarak Türkiye’ye siyaseten çözün, masaya oturun diyorlar. Avrupalılar da öyle. Sürekli bir siyasi çözüm lafı var. Bu ne demektir? Elinde silah olan bir örgütle masaya oturursanız, ancak onların taleplerini kabul edersiniz.

CHP’nin gündeme getirdiği bir Akil Adamlar önerisi var?

Bakın bu konuda çok sayıda rapor var. David Philips’in, Ahtisaari’nin raporları var. Lipponen’in raporu var. Hepsi Türkiye’nin terörü bitirmesi için siyasi taviz vermesini istiyor. Af çıkarın diyorlar, Anayasa’nızı değiştirin diyorlar. Yani yeni Anayasa yapma önerileri yurtdışından geliyor. Bütün raporların başında hep Türkiye haklıdır deniyor. Ancak çözüm önerilerine gelince, nedense hepTürkiye’nin taviz vermesini istiyorlar. Irak topraklarında bir terör örgütü var. Irak’ı kınayan bir tek devlet var mı? Ahtisaari ismi gündemde. Ahtisari’ye açın bakın, Kosova’da ne yapmış? Ahtisari’nin önerileri nedeniyle Kosova adım adım bağımsızlığa gitti.

Son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı Sosyalist Enternasyonal toplantısından çıkan kararda da meselenin uluslararası platforma taşınması istendi.
O kararda “Irak hükümeti niçin PKK’yı topraklarında muhafaza ediyor, niçin mücadele etmiyor, niçin topraklarından bertaraf etmiyor” diyen eleştirisel bir cümle yok ama.

Irak yönetimi çıksa dese “Siz bizimle değil Barzani ile çalışıyorsunuz ve PKK’da Barzani bölgesinde. Ben Barzani’ye müdahale etsem Türkiye’deki hükümet beni engeller” dese haksız mı?

Bizim muhatabımız, Barzani değil, Irak hükümeti olmalıdır. Meseleye bütün olarak bakmak lazım. Geçmişte de karşı çıkmışlardı. Ama biz geçmiş hükümetler zamanında 32 sınır ötesi harekat yaptık. Biz “Bizi istemiyorsanız siz operasyorn yapın, yapamıyorsanız biz yapalım” dedik. Bu kadar sorun varken biz Irak’la bunu konuşmayacaksak, neyi konuşacağız. Ayrıca TBMM’yi toplayalım, orada konuşalım deniyor. Çözüm makamı muhalefet değil, hükümettir. Muhalefet önerilerini yapar, eleştirir. Ama icra makamı hükümet. Muhalefetin elinde ordu, polis, itihbarat yok. Olamaz da.

Bugün terör devam ediyorsa sorumlusu terörle mücadelede izlenen yanlış politikalardır..

Sevgiler, saygılar.
27.9.12, AYDINLIK

Onur Öymen

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir