Hijyen girmeyen eve kanser giriyor

Hijyen girmeyen eve kanser giriyor

Biri onkolog, diğeri çene cerrahı. Baba/oğul ikisi de doktor, ikisi de Gökhan Töre!
Çene cerrahı olan oğul Töre:

“Diş fırçalamayan bir toplumuz. Ağız hijyeni eksikse, ağız boşluğu kanserleri riski artar”; baba Töre ise “Türkiye’de kullanılan yıllık tuvalet kâğıdı kişi başına iki rulo, yani ülkenin % 80’i tuvalet kâğıdı kullanmıyor. Bırakın diş fırçalamayı, adam önce poposunu yıkamıyor.” diyor.

Prof. Dr. G. Gökhan Töre, “Radyasyon Onkolojisi” alanında Türkiye’nin en iyi beş doktorundan biri. Eğitimine, kadın hastalıkları ve doğum ihtisasıyla başlamış,
radyasyon onkolojisi uzmanlığı ile devam etmiş. Çapa Tıp Fakültesi’nde jinekolojik onkoloji ve brakiterapi dallarının gelişiminin öncülerinden. Hukukçu ve sanatçı bir aileden geliyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu, büyük dayısı. İstanbul hanımefendisi bir kadınla evli, Nihal Töre. O da kanser hastalarının tedavisiyle ilgilenmiş; uzun yıllar onkoloji merkezi yöneticiliği yapmış. Bir oğulları var, Gökhan Töre. Ağız, diş, çene cerrahı ve implant uzmanı. Fulya Acıbadem Hastanesi’nde çene cerrahı olarak çalışıyor.

Merhum Sakıp Sabancı’dan, İbrahim Tatlıses’e uzanan hasta yelpazesinden dolayı ünü, kulaktan kulağa yayılmış. Yüksek lisans tezi, ağız kanserleri üzerine.

Baba/oğul Töreler: “Sigara, alkol, genetik ve yaş faktörlerinin yanında hijyen,
kanserde unutulan önemli bir unsurdur.” diyor!

– Kanserin oluşumunu tetikleyen faktörler var, ama sebebi bilinmiyor, değil mi?

Baba G. Töre:

Dünya üzerinde en fazla ölüme sebep olan hastalıklar kalp ve damar hastalıklarıdır.

Kazaları ve afetleri saymazsak “kanser”, toplum sağlığını tehdit eden hastalıkların başında gelmektedir.

Ancak sebebini bilmiyoruz.

Şimdiye kadar açıklanan sebeplerin hiçbiri bilimsel esasa dayanmıyor.

Kanserin oluşmasını tetikleyen etmenler var, en başta da sigara.

Sigara, akciğer kanseri oluşumu riskini artırır. Çevresel koşullar da önemli tabii. Örneğin kentlerde yaşayan kadınlarda meme kanseri, kırsalda yaşanlardaysa cilt kanseri daha çok görülür.

Sonra besin faktörü var. Besin kalitesi bozulduğu için besinleri bir yığın kimyasallarla birlikte tüketiyoruz. Ancak tüm bunlar kanserin oluşum riskini artıran faktörlerdir. “Bunlar kanser yapıyor” diyemeyiz. Açıklamaların hepsi birer tahminden ibarettir.

Genetik faktörlere gelince; meme, yumurtalık ya da kolon kanserlerinin ailede görülmüş olması yalnızca riski artırır.

– Yaş föktörü de etken değil midir?

Baba G. Töre: Yaş ilerledikçe oluşan kanser tipleri var, örneğin prostat ya da rahim kanseri. Rahim kanseri iki türlüdür: Rahim ağzında ve gövdesinde oluşan. Birincisi genç kadınlarda görünür, sık partner değiştirenlerde mesela. Diğer tür ise menopozdan sonra olur. Ancak 22 yaşında meme kanseri olan genç kadınlar da var. Kısacası genel olarak kanser türleri için kesin bir tanım getiremeyiz.

– Bir röportajınızda “Türkiye’de kullanılan yıllık tuvalet kâğıdı kişi başına 2 rulo. Yani ülkenin % 80’i tuvalet kağıdı kullanmıyor. Bırakın diş fırçalamayı, adam önce poposunu yıkamıyor..” diyorsunuz. Hijyenin kanserle bağlantısı nedir?

Baba G. Töre: Düşük hijyen olan ülkelerde birtakım kanser türleri çok görülür.
Örneğin sünnetsiz toplumlarda penis kanseri çok görülür. Kadınlarda da pislikten
rahim ağzı kanseri olur. Ağız hijyeni olmayan insanlarda da ağız kanserleri
daha sık görülür.

Oğul G. Töre: Kötü yapılmış protezler, dolgular, travma oluşturduğu için kansere
yol açar. Tütün ya da sigara dumanı dudak kanserini tetikler, alkolle birleşirse
risk artar. İnsanlar diş hekimlerine gidiyor, ama ağız boşluğu muayenesi yaptırmıyor. Çürük dişten öte, dil, diş, damak her şeye bakılmalı.

– Kanser tedavinde gelinen son nokta nedir?

Baba G. Töre: Kanserde üç ana tedavi yöntemi var; cerrahi, ışın ve ilaç tedavisi.
İlaç tedavilerinde yenilik, hedefe yönelik tedavilerin uygulanıyor olmasıdır.
Yani klasik kanser ilaçlarında, kanser hücreleri ölürken, normal hücreler de
zarar görüyordu. Yeni üretilen ilaçlarda bu yan etkiler mümkün olduğu kadar azalıyor. Hâlâ ideal noktada değiliz, ama umutluyuz.

Oğul G. Töre: Yıllık ağız muayenesi, dişeti bakımı, çürüklerin tedavisi, uygun protez ve dişsiz bölgelere implantların yapılması çok önemlidir. Ağız kanserleri ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Çünkü insanlar dişlerini fırçalamıyor. Kanseri ne kadar erken yakalarsak o kadar önemli. Tedavi kısmına gelirsek biz cerrahi olarak müdahale ediyoruz. Çene, dil, dudak; kanser neredeyse o bölgeyi alıyoruz. Sonra plastik cerrahi o bölgeyi yeniden yapıyor. Bu sıkıntılı bir süreç, çünkü hasta en iyi hale gelene dek kezlerce ameliyat olabiliyor. (Cumhuriyet PAZAR Dergi 02.09.2012)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir