ANA HEDEF İRAN

E. Amiral Türker Ertürk

ANA HEDEF İRAN

Suriye, İran’a giden yolda bir ara hedeftir. ABD ve İsrail için bölgede çıbanbaşı gerçekte İran’dır. Suriye’nin İran desteği olmadan 1 ay bile dayanması mümkün değildir. Emperyalizmin bölgeye yönelik hegemonyasına direnen ve adına Şii Hilali de denen bu aksın yapıştırıcı gücü İran’dır. Nesnel olarak antiemperyalist olan bu hilalin dayanıklılığını
Rusya ve Çin’e borçlu olduğunu söylemek de sanırım yerinde bir saptama olur.

Bölgedeki bu direncin kırılamaması, Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleşmesini ve
onun önemli bir parçası olan kukla Kürt Devleti’nin kurulmasını geciktirmektedir.
Kukla Kürt Devleti, ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarları için hatta Yunanistan ve
AB’nin Türkiye ile çatışan menfaatlerine ulaşabilmesi için çok önemlidir.

Eğer başarılabilirse kurulacak kukla Kürt Devleti, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da Araplara,
Şiilere ve Türkiye’ye karşı en önemli işbirlikçisi, taşeronu ve savaşçısı olacaktır.

Yunanistan’a “Sus, otur ve bekle. Zaman içinde Ege dahil tüm hedeflerine ulaşacaksın.” dediler. Ege’de, Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta ülkemizin çıkarları Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve onların içinde bulundukları AB ile örtüşmemektedir.

Diyarbakır’ın savunulması İstanbul’un savunulmasıdır.

Ne mi demek istiyorum? Şemdinli’nin savunulmasının Ege’deki haklarımızın savunulması olduğunu, Diyarbakır’ın savunulmasının İstanbul’un savunulması olduğunu, kukla Kürt Devleti’nin Akdeniz ve Kıbrıs’taki menfaatlerimize de darbe vuracağını, antiemperyalist hilalin parçalanması durumunda ortaya çıkacak yeni durumun Türkiye’nin batıdaki hak ve menfaatlerini de onulmaz bir biçimde zarara uğratacağını söylemek istiyorum.

Son günlerde Türkiye ve İran arasındaki tehlikeli tırmanmayı yakından izliyorsunuzdur umarım. Takdir edersiniz ki, bu durum sizin tuttuğunuz takımın başarılı olup olmamasından çok daha önemli. Bu durum ülkemiz ve ailelerimiz için yaşamsal değerde öneme sahip.

İngiliz Dış İstihbarat Servisi (MI-6) “2014’e kadar İran nükleer silaha sahip olacak.” diyor. Artan yaptırımlarla beraber İran’a karşı savaş tamtamları çalan Batı uluslararası toplumu buna hazırlayabilmek için propaganda saldırılarına hız vermiş durumda.

İran tam bir kuşatma altında olup örtülü savaş devam etmektedir. İranlı bilim insanlarına yapılan suikastların, siber savaşın, İnsansız Hava Araçları ile yapılan operasyonların, halkı ve azınlıkları ayaklandırma girişimlerinin arkasında ABD ve İsrail vardır.

Irak savaşı öncesinde İngiltere Başbakanı Tony Blair, “Irak’ta 45 dakika içinde kullanılabilecek şekilde kitle imha silahları var.” demişti. Sonrasını biliyorsunuz. Şimdi de MI-6’in 1 numarası Sir John Sawers “İran 2 yıla kalmaz nükleer silahlara
sahip olur.” diyor. Nihai değerlendirmeyi sizin ferasetinize bırakıyorum.

ABD, muhtemel bir harekat için İran’a yönelik olarak bölgede Kara, Deniz ve Hava unsurları ile çok büyük bir yığınaklanma ve konuşlanma yapmaktadır. Körfez’deki
uçak gemisi sayısı 2’dir. Bu askeri hareketlilik 2003 Irak savaşından sonra görülen
en yüksek durumdur.

“Beni de kandırdılar..”

Başkan Obama, içerde Musevi lobisi dışarda İsrail tarafından İran’a müdahale konusunda sıkıştırılmaktadır. İsrail’in beklentisi P5+1 (ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya ve Almanya) ülkeleri ile İran arasında devam eden müzakerelerin başarısız olmasıdır.
Ayrıca Obama’yı müdahaleye mecbur etmek için istihbaratçılar “İran’ın nükleer silah politikasına aynen devam ettiği” değerlendirmesinde bulunmaktadırlar. Anımsarsınız, Irak’ta kitle imha silahları bulunamayınca zamanın ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell “Beni de kandırdılar.“ demişti.

Savaşın başka bir habercisi İran’a karşı uygulanan yaptırımlardır. İyi analiz edilirse görülecektir ki, yaptırımların amacı muhtemel bir savaşı engellemek değil savaşa giden yolu kolaylaştırmaktır. Özellikle cezalandırıcı ekonomik yaptırımların savaşa bir alternatif olacağı düşünülürse de tarih (Irak ve Libya) bunun aksinin doğru olduğunu göstermektedir. Son tahlilde halen İran’a karşı uygulanan yaptırımların amacı düşmanı muhtemel bir savaş öncesinde zayıflatmak ve savaşı sürdürebilecek direncini kırmaktır.

Yaptırımların başka bir amacı da İran’ı kışkırtarak ve saldırıya teşvik etmek ve
ihtiyaç duyulan savaş nedenini (Casus belli) ele geçirmektir.

Sevgili okurlar,

İran ana, Suriye ara hedeftir. “Ben Suriye’ye savaşa kerhen de olsa varım ama İran’da karşı yokum.” dersen kafana beyzbol sopasını yersin. Sanırım AKP hükümeti mesajı aldı
ve İran ile ilişkileri tırmandırmaya başladı.

Saygılar sunarım.
17 Ağustos 2012

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir