Trump, Erdoğan ve Filistin

Örsan K. Öymen
Örsan K. Öymen
17 Şubat 2025, Cumhuriyet

ABD Devlet Başkanı Donald Trump, Danimarka (Grönland), Panama, Kanada topraklarına göz diktiği yetmiyormuş gibi; son olarak da, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Filistin’in Gazze bölgesini ABD’nin “devir almasını”, Gazze’deki Filistinlilerin Mısır’a ve Ürdün’e yerleştirilmesini ve Gazze’nin turistik bir “Riviera” bölgesine dönüştürülmesini önerdi!

Emlakçı Devlet Başkanı Trump anlaşılan, Gazze’yi Filistinlilerin kendi öz toprakları ve ülkelerinin bir parçası olarak değil, yalnızca bir emlak arazisi olarak, Filistinlileri de, bir halk olarak değil, topraklarından zorla sürülmesi gereken bir sürü olarak görmektedir!

ABD’nin ulusal sınırlarını ve hem siyasal hem de ekonomik egemenliğini korumak misyonuyla siyaset yaptığını savunan Trump, her emperyalist yöneticinin yaptığı gibi, konu başka ülkelere gelince, onların ulusal egemenliklerini umursamamaktadır.
***
Trump’ın “dostum” olarak tanımladığı, Trump’ı da “dostu” olarak tanımlayan ve yıllardır Filistin davasına sahip çıktığını iddia eden AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan ise bu gelişme karşısında günlerce suskun kaldıktan sonra, önce “Üzerinde konuşmaya değmez” dedi, arkasından da bir soru üzerine Endonezya’da şu açıklamayı yaptı:

“Trump’ın özellikle Netenyahu denen katille böyle bir anlaşmayı yapmasını ve bu tür meydan okumalarını dünya barışı için çok büyük bir tehdit olarak görüyorum. Sayın Trump’ın geçen dönemki davranışıyla şu andaki bu tür açıklamalarını, dünyadaki birçok ülkeye yönelik meydan okumalarını doğru bulmuyorum.”

Oysa Gazze’de yaklaşık 45 bin Filistinlinin katledilmesinden sorumlu olan Netanyahu bile Trump’ın bu açıklamasına mesafeli yaklaşmıştı ve aynı basın toplantısında Trump’ın yanında
şu açıklamayı yapmıştı:

“Bizim amacımız Gazze’nin İsrail’e yönelik bir daha hiçbir zaman bir tehdit oluşturmamasıdır.
Başkan Trump konuyu çok daha yüksek bir seviyeye çıkartmaktadır. O, bu toprak parçası için
farklı bir gelecek görmektedir. O’nun farklı bir düşüncesi var ve bence bu dikkate almaya değer.”

Başka bir deyişle Netanyahu bu öneriye kategorik olarak karşı çıkmamakla birlikte, bu önerinin İsrail’e değil, Trump’a ve ABD’ye ait olduğunu, Trump’ın İsrail hükümetinden farklı düşündüğünü açıkça ilan etti. Bu durumda Erdoğan’ın sadece Netanyahu’ya yönelik sert bir eleştiri getirmesi, Trump’ı ise yumuşak ve edilgen eleştirilerle geçiştirmesi, Trump’ın ve Erdoğan’ın gerçekten de “dost” olduklarının kanıtıdır.

Bu “dostluğun” temellerinin ne olduğu ise hâlâ merak konusu olan ve başlı başına araştırılması gereken bir konudur.
***
Trump’ın seçilmesinden sonra Ortadoğu’da bu gelişmeler yaşanırken, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşla ilgili olarak da önemli adımlar atıldı. Savaşı bitirmek konusunda girişimler başlatan Trump yönetimi, Ukrayna’nın 2014 sınırlarının öncesine dönmesinin ve NATO’ya üye olmasının düşük olasılık olduğunu açıklayarak, Ukrayna’nın Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Kırım’ı geri alamayacağını vurgulamış oldu, ancak savaştan sonra Ukrayna’nın doğu sınırında yitirdiği topraklar konusuna girmedi.

ABD Devlet Başkan Yardımcısı James Vance de Münih Güvenlik Konferansı konuşmasında, Avrupa’nın kendi savunmasını sağlaması gerektiğini hatırlatırken, Avrupa’nın güvenliği konusunda Rusya ve Çin gibi dış güçlerin değil, Avrupa’nın kendi içinden gelen tehdidin endişe verici olduğunu söyledi; Romanya’da “Rusya müdahalesi” iddiasıyla seçimlerin iptal edilmesi gibi gelişmeleri örnek gösterdi.

Avrupa’nın ABD’ye bağımlı olmadan kendi güvenliğini sağlaması, ABD emperyalizminden kurtulmasına yol açacaksa, bu Avrupa için de iyi bir durum olur; ancak Avrupa kendi emperyalizmini kendi askeri gücüyle sürdürecekse, dünya barışı açısından bunun da çok bir anlamı olmaz.
——————————————————————————
Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Baskıların nedeni10 Şubat 2025

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir