Yargı’da halen 2221 hakim ve savcı ya FETÖ’cü ya da FETÖ destekçisi!..

Yargı’da halen 2221 hakim ve savcı ya FETÖ’cü ya da FETÖ destekçisi!..

Aytunç ERKİN
SÖZCÜ, 20.09.2019
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır. Ayrıca yazarın konuyla bağlantılı 4 yazısının erişkeleri / linkleri yazının sonunda verilmiştir.)

Balyoz mağduru emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok rakamlarla analiz etti:

✔ YARGITAY: 2014 HSYK seçiminde FETÖ’cü adaya 196 oy verildi. 133’ü ihraç edildi. 63 kişi görevde

✔ DANIŞTAY: 2014 HSYK seçiminde FETÖ’cü adaya 73 oy verildi. 43’ü ihraç edildi. 30 kişi görevde

✔ ADLİ YARGI: 2014 HSYK seçiminde FETÖ’cü adaya 5.319 oy çıktı. 3.236’sı ihraç edildi. 2.083’ü görevde

✔ İDARİ YARGI: 2014 HSYK seçiminde FETÖ’cü adaya 735 oy verildi. 690’ı ihraç edildi. 45 kişi görevde

1 – “Sayın Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e seslenmek istiyorum: Siz 2014 yılında yapılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde FETÖ üyesi hakim ve savcıların Türk yargısı için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu görmüş ve bu ucube yapıyı adalet sistemimizden tasfiye etmek için Yargıda Birlik ile beraber mücadele etmiş birisisiniz. Sayın Gül, şimdi size düşen en önemli görev, Adalet Bakanı olarak o günlerin artıkları olan (Kripto FETÖ’cüleri) temizleyerek yarım kalan bu işi tamamlamaktır. Diğer yandan yeni adıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu’na büyük bir görev düşmektedir. Türk yargısının içerisindeki (Kripto FETÖ’cüleri) tespit ederek yargı önünde hesap vermelerini sağlamak onların boyunlarının borcudur.”

Bu cümleler, emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’a ait… Üçok’la, son günlerde yaşanan “Yargıdaki FETÖ’cüler” tartışması üzerine konuştuk. Üçok da, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül başta olmak üzere başta yargı olmak üzere kurumlarda bu örgütle savaşan isimlere desteğini esirgemiyor. Ki, Bakan Gül’ün hedefe konulmasına da karşı çıkıyor! Ancak… Şerhini de koyuyor!

2014 HSYK SEÇİMLERİ ÖNEMLİ

Sözü, Üçok’a bırakıyorum: “…15 Temmuz darbe girişiminin hemen ertesi günü, HSYK, iki binden fazla FETÖ mensubu hakim ve savcıyı ihraç etti. HSYK’nın bu tutumu, FETÖ ile mücadele için atılmış en önemli adımdır. HSYK tarafından, FETÖ üyesi hakim ve savcılar ihraç edilmemiş olsaydı kendi örgüt üyesi asker, polis, sivil, hiç kimseyi ne soruştururlar ne de dava açarlardı. Bu operasyonu yapan, Türk hukuk tarihinin en başarılı HSYK’sı kolay oluşturulmadı. O günleri ve bugünleri anlayabilmek için 23 Eylül 2014 tarihinde yapılan HSYK üye seçimlerini çok iyi analiz etmek gerekir.”

Bu analizi iyi okuyun… Çünkü rakamlar çok dikkat çekici…

Her biri FETÖ abileri tarafından ankesörden aranmış hakim ve savcı var. Ben bu kişiler hakkında HSK’ya giderek suç duyurusunda bulunmaya hazırım.

‘İhraçlara rağmen yargıda tam bir temizlik olmadı’

“2010 yılında 10 bin 739 olan hakim savcı sayısı dört yıllık süreçte neredeyse tamamı FETÖ ile iltisaklı 4 bin 273 hakim savcı alınarak 15 bin 12’ye çıkarılmış, Yargıtay’da 107 yeni üyelik ele geçirmiş ve yargı adeta FETÖ yargısına dönüştürülmüştür.”

YARGI İKİYE BÖLÜNMÜŞTÜ

“O günleri yaşayan ve FETÖ yargısının hukuksuzluklarına bilfiil maruz kalan birisi olarak, 23 Eylül 2014 tarihinde yapılan HSYK seçimlerinin Türk hukuk tarihi açısından ne kadar önemli olduğunu en acı biçimde öğrenenlerdenim. Türk yargıç ve savcıları adeta FETÖ’cüler ve diğerleri olarak ikiye ayrılmışlardı. Türk yargı sistemindeki karanlık gidişi gören diğerleri yani FETÖ üyelerinin dışında kalan sosyal demokratlar, ülkücüler, muhafazakarlar, Atatürkçüler, milliyetçiler, dindarlar hepsi bir araya geldi ve Yargıda Birlik Patformu adı altında birleşti.”

3926 KİŞİYE İHRAÇ

“Bu seçimde FETÖ üyesi hakim, savcı, Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile Yargıda Birlik Platformu adayları kıyasıya yarışmışlar, adeta bir ölüm kalım mücadelesi vermişlerdir. FETÖ üyesi hakim ve savcıların, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin aldıkları oy miktarları Türk yargısı iindeki FETÖ’cülerin miktarını da ortaya çıkarmıştır. Sayın Adalet Bakanı’nın açıklamalarına göre bugüne kadar 3926 hakim ve savcı FETÖ iltisakı nedeniyle ihraç edilmiştir.

  • Türk yargısı FETÖ’den temizlendi mi? Tabii ki hayır.”

İŞTE RAKAMLARLA ‘KRİPTO’ GERÇEĞİ

“Yargıtay’da, Danıştay’da mevcut görev yapan FETÖ’cü kaç üye var, adli yargıda, idari yargıda halen FETÖ’cü kaç hakim savcı var” soruma Üçok, “ Yüksek Seçim Kurulunun resmi tutanaklarında tespit edilmiş olan rakamlarla bunları sunuyorum” dedi.

YARGITAY: 23 Eylül 2014 tarihinde yapılan HSYK seçimi sırasında 387 Yargıtay üyesi mevcuttur. 373 Yargıtay üyesi, üç HSYK üyesini belirlemek için oy kullanmışlardır. FETÖ kontenjanından seçime giren ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen isim 196 (FETÖ üyesi ya da FETÖ’severler) oy almıştı. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası 133 Yargıtay üyesi FETÖ iltisakı nedeniyle ihraç edildiğine göre; 196’dan 133’ü çıkarırsak halen görevde olan 63 Yargıtay üyesinin FETÖ üyesi veya FETÖ müzahiri (destek çıkan) olduğu, Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen rakamlara ve HSYK verilerine dayanarak söyleyebiliriz.

DANIŞTAY: 23 Eylül 2014 tarihinde yapılan HSYK seçimi sırasında mevcut 156 Danıştay üyesinden 151 kişisi iki HSYK üyesini belirlemek için oy kullandılar. Yapılan seçim sonrasında  FETÖ kontenjanından seçime giren ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen isim 73 oy aldı. 15 Temmuz sonrası 43 Danıştay üyesinin FETÖ’cü olmaktan ihraç edildiğini göz önüne alacak olursak, Danıştay’da görev yapan 30 üyenin FETÖ üyesi veya FETÖ müzahiri olduğu anlaşılmaktadır.

ADLİ YARGI: 2014 yılında HSYK verilerine göre, adli yargıda 6841 hakim, 4777 savcı olmak üzere toplam 11618 kişi görev yapmaktadır. FETÖ listesinden seçime katılan ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen isim 5319 oy almıştır. 15 Temmuz sonrası FETÖ iltisakı nedeniyle 2047 hakim ve 1189 savcı olmak üzere toplam 3236 adli yargı mensubu ihraç edilmiştir. Bir gerçek var ki ihraç edilen isme oy veren 5319 hakim-savcının, 3236 kişisi atılmış. Adli yargıda görev yapan 2083 hakim savcının FETÖ üyesi veya müzahiri olduğu kesindir.

İDARİ YARGI: Seçimlerin yapıldığı 2014 yılında HSYK verilerine göre 1147 hakim vardır. Bilmeyenler için söyleyelim idari yargıda savcılık makamı yoktur. İdari yargıdan HSYK’a seçilen ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen isim 735 oy almıştır. 15 Temmuz sonrası idari yargıdan 690 hakim FETÖ iltisakı nedeniyle ihraç edilmiştir. Bu ihraçları dikkate aldığımızda idari yargıda halen görev yapan 45 hakim FETÖ üyesi veya FETÖ müzahiri olduğu anlaşılmaktadır.

SONUÇ                            :

  • 23 Eylül 2014 yılında yapılan HSYK seçimleri sonrasında bugün Yargıtay, Danıştay, Adli  ve İdari Yargı ‘da halen 2221 hakim savcının FETÖ üyesi veya FETÖ müzahiri olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

Emin olun bu kişiler bugün kendilerini Okuyucu, Yazıcı, Menzilci, sosyal demokrat, milliyetçi gibi başka sıfatlarla tanımlasalar da hepsi yargı tarafından isim isim bilinmektedir.
=====================================

Dostlar,

SÖZCÜ yazarı Sn. Aytunç ERKİN‘in aşağıdaki yazılarının da, yukarıda sunulan çarpıcı makale ile bütünlük içinde okunmasını öneriyoruz :

Hem Sn. Erkin’i hem de FETÖ’nün tuzak (kumpas) davalarında hapis yatarak ağır biçimde mağdur edilen ama sonunda aklanan E. Yargıç Albay Ahmet Zeki Üçok‘u bu cesur girişimleri ve kamuoyunu uyarmaları nedeniyle kutluyoruz.. Ahmet Zeki Üçok, 2009’da Fethullah Gülen cemaati hakkında yürüttüğü soruşturmanın ardından Balyoz Davası sanığı oldu. 4 yıl 9 ay cezaevinde yattı. (https://www.biyografi.info/kisi/ahmet-zeki-ucok, 23.9.19)

Sıra Devletin yetkili organlarında.. Hukuk içinde kalarak gereğini derhal yapmaları zorunlu. AKP içindeki siyasal uzantıları da dahil elbette! Saygı Öztürk’ün yine SÖZCÜ‘de 22.09.2019 günü yayınlanan yazısına göre; durum ciddiyetini korumaktadır ve zaman tehlikeli biçimde hızla akmaktadır. 15 Temmuz’un üzerinden 3+ yıl geçmiştir, sorun şimdiye dek çözülmüş olmalıydı gerçekte..

152 bin kişi hakkında yürütülen gizli soruşturma

Epey uzun zamandır sitemizin manşetinde tutuyoruz :

  • AKP’nin utanç veren, ibretlik FETÖ bağlantılarını kendi ses ve görüntüleri ile izleyin : https://youtu.be/KKxkccTS1DI
    AKP içi uzantılara dokunmak yok ama her yere, başta TSK, bitmeyen FETÖ operasyonları.. Niye!? Ulusal ordu yerine majestelerinin ordusu mu hedef?! Ya korunan AKP’liler?!

Hesap ortada.. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘e Ergenekon – Balyoz kumpaslarına ilişkin sözde ön bilgi verildiğinde zat-ı muhterem,

  • “..Bir savcı bulun, delillendirin..“buyurmuşlardı. O savcı bulundu, “Zekeriya Öz“ misyonunu yerine getirdi ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin eb sıcak zamanlarında “adeta“ elini – kolunu sallaya sallaya yurt dışına çıkmasına göz yumuldu..

Daha da ibret ve acı verici olanı ise, dönemin Başbakanı R.T. Erdoğan’ın kameralar önünde gümbür gümbür ilan ettiği “misyonu“ idi :

  • “… Ben bu davanın savcısıyım…“

Davalar çöktü, siyasal yargılama yapan yargıç – savcılar sanık sandalyesine oturarak hüküm giydiler..

  • Erdoğan, boşa çıkan savcılığının hesabını vermedi, vermeyecek mi, ne aman ve nasıl verecek!?

​Sevgi ve saygı ile. 23 Eylül 2019, Datça

Dr. Ahmet SALTIK​ MD, MSc, BSc​
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı​ (Ankara Üniv. Tıp Fak.)
​Mülkiyeliler Birliği Üyesi​​ – Sağık Hukuku Bilim Uzmanı​
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

FETÖ’nün İlhan Selçuk Cinayeti

FETÖ’nün İlhan Selçuk Cinayeti 

Konuk yazar : Lütfü Kırayoğlu

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) 15 Temmuz 2016 tarihinde giriştiği ABD patentli darbe girişimi sonrasında değişik illerde açılan davalarla yargılanıyor. Davaların ne denli sağlıklı yürütüldüğü Türk hukuk tarihini yazanlarca değerlendirilecek. Açılan yüzlerce dava arasında İlhan Selçuk cinayetini ortaya çıkarmaya yönelik bir soruşturma yok. Tamtyersine son günlerde İlhan Selçuk’un ölümüne neden olan “Ergenekon” tertibini yeniden canlandırmaya yönelik girişimler var.

1961 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamında yeniden fışkıran Türk aydınlanmasının en etkili gazeteci ve yazarları İlhan Selçuk, 21 Haziran 2010’da aramızdan ayrıldı. Her ne denli ölüm nedeni kayıtlara “çoklu organ yetmezliği” olarak geçse de FETÖ adı verilen ihanet örgütünün bir cinayeti olarak akıllarda kaldı.

İlhan Selçuk, 1960’lar sonrasında görülen her gerici ve baskıcı hareketin doğrudan hedefleri arasında oldu. Hem de ilk sıralarda. Bu nedenle İlhan Selçuk’un katledilmesi FETÖ adlı ihanet şebekesi açısından bakıldığında “isabetli” bir cinayetti. Nitekim İlhan Selçuk’un ölümü Türkiye Cumhuriyeti açısından da, yaşamını adadığı Cumhuriyet gazetesi açısından da büyük bir savrulma döneminin başlangıcı oldu.

İlhan Selçuk, dalgalar halinde gelen “Ergenekon” tutuklamalarının en büyük dalgasının gerçekleştiği 21 Mart 2008’de sabaha karşı evi basılarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan öbür aydınlarımızın pek çoğu tutuklanırken, İlhan Selçuk’u yaşı ve sağlık durumunu da dikkate alarak tutuklamaya cesaret edemediler. Ancak 2 gün sonra serbest bırakılan İlhan Selçuk bir daha eski sağlığına kavuşamadı. Uzun süre hastanede tedavi gördü. Bir süre yazılarına devam etse de bir yıl sonra tekrar hastalanarak kısmi felç geçirdi. Bir daha da düzelemedi ve 21 Haziran 2010’da aramızdan sonsuza dek ayrıldı. Koparılıp alındı gerçekte…

İlhan Selçuk göz-altılara, tutuklamalara, yargılamalara alışıktı. Ancak İlhan Selçuk, kahrından öldü. O’nu kahrından öldüren daha sonra “kumpas” olduğu iktidar tarafından da itiraf edilen “Ergenekon” davasında örgüt yöneticisi olduğu iddiasıydı. Davanın en çarpıcı iddiası ise, örgüt “yöneticilerinin” Cumhuriyet gazetesine bomba “attırmış” olmasıydı. Bir başka ifade ile Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı, gazeteye yaşamını adamış insan, kendi gazetesine karşı bombalı saldırı yaptırmakla suçlanıyordu. 12 Mart döneminde Ziverbey köşkündeki kontrgerilla karargâhındaki işkencelere göğüs geren İlhan Selçuk, bu iğrenç suçlamaya dayanamadı.

İlhan Selçuk, 50 yıl boyunca Türk aydınlarının ellerinde bayrak gibi gezdirdiği gazetenin bilge köşe yazarıydı. Öyle ki, 12 Mart döneminde ve 1990’lı yıllarda Cumhuriyet gazetesi yolundan saptırılıp ele geçirildiğinde okurları tarafından terk edilmiş, bu sayede yeniden İlhan Selçuk ve dava arkadaşlarının gazetesi olabilmesi için ilginç bir destek görmüştü.

İlhan Selçuk’un aramızdan çekilip alınması ile Cumhuriyet gazetesi bir kez daha yayın ilkeleri konusunda tartışma konusu haline geldi. İlhan Selçuk yazıları ile yalnızca Cumhuriyet gazetesinin değil, Türkiye Cumhuriyetinin de hangi rotada ilerlemesi gerektiği konusunda da yol göstericiydi.

İlhan Selçuk “Ergenekon” soruşturması kapsamında göz-altına alınıp serbest kaldıktan bir süre sonra, 21 Şubat 2009’da kendini sorgulayan ve şimdi kaçak olarak yurt dışında bulunan Zekeriya Öz hakkında “Öz’ün Laf-ı Güzafı” başlıklı bir yazı yazmış ve Öz’ü daha o gün yargılamıştı. Selçuk şu satamayı yapıyordu:

“Ne yazık ki Zekeriya Öz bu mantıkla ya da mantıksızlıkla hiçbir yere varamaz; savcımızın geleceği pek parlak görünmüyor…
Ergenekon’da birinci iddianame bir hukuk faciası…
“İddianamede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuku değil, AKP iktidarının guguku geçerli…
“Ya ikinci iddianame ne zaman çıkacak?..
“Diyorlar ki:
– Zamanlama, ayarlama, koordinasyon tamam…
– Nasıl?..
– 2’nci iddianame, AKP’nin işine yarasın diye, yerel seçim öncesi piyasaya sürülecek…
1) Ergenekon tertibi daha ilk aşamasında çıkmaza saplanmış, daha şimdiden çökmüş,
adaletsizlik ve hukuksuzluk anıtına dönüşmüştür…
2) 2450 sayfalık iddianame ve 400 klasörlük dava, hukuk ve yasalarla bağdaştırılması olanaksız bir romanın hiç bitmeyecek tefrikası içeriğindedir…
3) Yeni iddianameler de ilk iddianameye dayanacakları için daha şimdiden içi boşalmış bir davanın yeni ürünleri olmaya mahkûmdurlar…
4) Tutukevlerinde iddianameleri ve davaları bekleyen, kimlikleri toplumca çok iyi bilinen ve tanınan zanlılar daha ne kadar süre demir parmaklıklar arkasında tutulabilirler?..
Zekeriya Öz Cumhuriyet’e ne anlama geldiği belli olmayan iki tümcelik ‘tekzip’ yolluyor…;
Oysa oturup kendisini gün geçtikçe daha çok sarıp sarmalayan koşulları düşünmeli…
Savcı Öz’ün hukuku ve yasaları hiçe sayıp çiğneyen uygulamalarına karşı, sayıları gittikçe artan Ergenekon sanıkları da elbette haklarını yasal yollardan arayacaklardır…
Her bugünün bir yarını var…”

Zekeriya Öz ve destekçileri elbet bir gün hesap verecek. İşte o gün Türk aydınlanmasının bilge yazarı İlhan Selçuk’un sözünü ettiği “yarın” gelmiş olacak.

İlhan Selçuk’un anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
====================================

Değerli dostumuz Sn. Lütfü Kırayoğlu’na, bu vefa dolu, bizim de paylaştığımız içerikli yazısı için teşekkür ediyor; AYDINLANMA BİLGESİ İlhan ve Turhan Selçuk kardeşleri şükranla anıyoruz.

İlhan ve Turhan Selçuk ile ilgili görsel sonucu

Cumhuriyet gazetesinin Mustafa Kemal Paşa‘da bu yana gelen çizgisini korumasını diliyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 21 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Operasyon sırası onlarda!


Operasyon sırası onlarda!

posteri_AYDINLIK_ile

 

 


 

 

AYDINLIK, 23 Temmuz 2014
sonkibar@gmail.com 

Tayyip Erdoğan‘ın ama 17 Aralık (2013) intikamı ama gündem değiştirme ama ulusalcı ve milliyetçi oylara göz kırpma adına ne olursa olsun yaptığı
F tipine operasyonu destekliyorum.

Niye mi?

Devlete sızan emperyal ve alçak bir örgütün tasfiyesi adına!

Evet her şerden bir hayır doğar misali,
AKP şerrinden F Tipi örgütün tasfiyesi hayrı doğsun istiyorum.

Başkentteki fısıltılara göre bu operasyon seçimlere dek sürecek ve kimi yargı mensupları ile bürokratlar, gazeteciler, işadamları ve
TSK mensupları tutuklanacaklar
.

Dahası, açılacak örgüt davası ile pek çoğunun devletle ilişkisi kesilecek ve Cemaatin finans kaynakları kurutulacak.

Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu‘nun aday yapılması sonrasında küresel irade tarafından üstünün çizildiğini düşünerek emperyalizmin tabancası olan F tipi örgüte karşı harekete geçti ki, bu konuyu seçim sürecinde alanlarda yine kullanacaktır.

Benim gibi kimi okurlarımın hep ihtiyatla yaklaştığı bu operasyon,
Sulh Ceza mahkemelerindeki son düzenlemelerle (AS: Sulh Ceza Mahkemeleri kaldırılarak tek yargıçlı Sulh Ceza Yargıçlıkları kuruldu) birlikte ciddiyet arz etmeye başladı. Dileriz yanılmayız.

Tam bu noktada söyleyeceğimiz CHP ile MHP’nin F tipi örgüte
kalkan olma garabetidir
.

MHP sözcüsünün dünkü arka çıkan ifadesi, örgütle dayanışma ve
dahası hainle işbirliğidir.

Evet, F tipi örgüt bu ülke için PKK misali tehlikelidir.

Keza CHP’liler de bu rezil örgütün pisliklerini sahiplenir konuma girmemelidir.

Son satırlarım, F Tipi örgüt medyasının sahurda da gözaltı olur mu acındırmasıdır!

Bre utanmazlar; o kelepçelenenlerle türdeşleri değil miydi Ergenekon ve Balyoz tertiplerinde yaşı 80’e gelmiş kahramanlara gece yarıları zulmeden!

Bir şey daha:

Bugün cemaat yarın AKP yaptıklarının hesabını bir bir verecekler bundan emin olun!..

ZIRHLI ARABAYI SEN VERMEDİN Mİ?

Bir savcı Başbakan’ı Twitter ile nasıl tehdit edermiş!

Tayyip Erdoğan, Zekeriya Öz için bunu söylüyor!

Pardon ama aynı Zekeriya Öz Türk Ordusu’na terör örgütü, Genelkurmay Başkanı ile generallerine terörist derken O’nu kahraman ilan edip
zırhlı araba ile ödüllendiren kimdi acaba?

Devam edelim; o Zekeriya Öz 17 Aralık soruşturmasını yapmasa
Tayyip Erdoğan bugünkü noktada olur muydu?

Evet, Zekeriya Öz mutlaka ama mutlaka adaletin önüne çıkarılıp yaptığı hukuksuzlukların hesabını vermeli ama o hukuksuzluk sürecinde Zekeriya ile bizzat ortaklık yapan Tayyip Erdoğan, böylesi beyanlarla ortak olan günahlarından kendini arındıramaz. Zira beraber işlediler o günahları ki bunu itiraf eden Ali Fuat Yılmazer‘dir…

KATİL PKK’YI KAÇAKÇI DİYE GİZLİYORLAR!

PKK önceki akşam Ceylanpınar’da iki askerimizi şehit etti.

Valilikten hemen açıklama:

– “Asker kaçakçı ile çatıştı ve iki erimizi kaybettik.”

Genelkurmay dün bu açıklamaya yalan dedi ve
katilin PKK olduğunu açıkladı.

  • Evet, artık askerlerimizin kiminle çatıştığı ve kimler tarafından şehit edildiği bizzat iktidar ve onun valileri tarafından gizleniyor.

Sahi Güneydoğu’da PKK bayrağını dikip Apo posteri açanlar da
yoksa kaçakçılar mı?

Tayyip Erdoğan’a şirinlik adına PKK’yı gizleyen valiler bilsinler ki
gün gelecek, F tipi örgüt örneği bu yaptıklarının hesabını
adalet önünde verecekler.

TAYYİP, GÜL’Ü ÇÖPE ATTI!

Tayyip Erdoğan’ın havuz başyazarı Mehmet Barlas ile yaptığı
komik TV programında 
haber değeri taşıyan iki açıklamasından biri
Abdullah Gül’ü çöp tenekesine atmasıydı.

Erdoğan’a göre Gül geçiş sürecinde değil ama isterse ileride
AKP’ye katılabilirmiş!

Bu beyan ile Abdullah Gül’ün Başbakan’ın gündeminde olmadığı
kendi ifadesi ile ortaya konmuş oldu.

Evet isterse ileride katılabilir sözü, Gül ile Erdoğan’ın geleceğe ilişkin
ortak bir planlarının olmadığının kanıtıdır.

Bu durumda Gül ile 3 dönemin sonuna gelen kimi arkadaşlarının
yeni arayışlara girecekleri kesindir ki, bu da siyasetin sonbaharda
çok ısınacağını gösteriyor.

Bütün bunları hesap edecek olan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda baskın bir seçime gitmesi, “hayır” dese bile hâlâ güçlü olasılıktır.

Danışıklı TV programında haber değeri olan 2. beyan ise Başbakan’ın Obama tarafından dışlandığı, yani adam yerine konmadığını ağzından kaçırmasıydı ki; bu Türkiye Cumhuriyeti devleti adına utanç vericidir.