AKP İLE ABD ARASINDA GÜLEN PAZARLIĞI MI?

AKP İLE ABD ARASINDA
GÜLEN PAZARLIĞI MI?

Prof. Dr. Süleyman Çelik
ADD Samsun Şb. önceki Başkanlarından

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Merve Kavakçı ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı’nın babası, Yeni Akit gazetesi yazarı Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, 18 Nisan 2018 tarihli, “Fetullah Gülen olsam” başlıklı yazısında, “Fetullah Gülen dramatik bir kararla Türkiye’ye dönmelidir, açık bir beyan ile ‘hata ettik, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan ve arkadaşlarının iyiliğini aldık, suiistimal ettik, yanlış yaptık, tevbe, hem de tevbe-i nasuh ile tevbe ediyorum’ demelidir. ‘Peşiman oldum, nadim oldum, bir daha işlememeğe azm u cezm eyledim’, diye yüksek sesle ala meleinnas ahd vermelidir” diyor.
* * *
Bay Kavakçı’nın bu yazısı tepkiler üzerine, Yeni Akit’in internet sitesinden kaldırılmış. Ancak Ahmet Takan, yazıyı ayrıntılı olarak veriyor ve “boşanamıyorlar” diyerek, olayı AKP ile FETÖ arasındaki pazarlık ile açıklıyor. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/24-haziranin-gizli-kodlari-47113yy.htm hattından erişebileceğiniz bu yazıyı aşağıda sunuyorum. Bay Kavakçı’nın bu yazısı, sosyal medyada dolaşan Temel Sağıroğlu’nun aşağıda sunduğum, “FETHULLAH GÜLEN PAKETLENDİ” başlıklı yazısı ile birlikte değerlendirildiğinde bence pazarlık, AKP ile FETÖ arasında değil, AKP ile ABD arasında yapılıyor…
* * *
Olay, Abdullah Öcalan’ın ABD tarafından paketlenip Türkiye’ye verilmesine benziyor. Abdullah Öcalan bir koşulla verilmişti: “idam edilmeyecek…”
Ecevit Hükümeti bu koşulu kabul etti; Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, kendi tabanına yönelik biraz şov yapsa da sonunda verilen söz tutuldu ve Terörist Başı idam edilmedi. AKP ile ABD birbirine göbekten bağlı. Bu nedenle birbirlerinden vazgeçemiyorlar; ancak bir süredir araları açık.
AKP, Şangay Beşlisi, Rusya ve arada bir İran ile flört ederek ABD’yi kıskandırıp eski güzel günlere dönmek istiyor. ABD ise Rıza Zarrap davası, PKK/ PYD vs. ile AKP’yi sıkıştırarak tekrar eşbaşkan yapmak istiyor… Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesi, Ecevit’in partisine oy patlaması olarak yansımıştı.
Baskın Seçim öncesinde Gülen’in getirilmesi de aynı şekilde AKP’nin işine yarayacaktır. Öyle görülüyor ki ABD bu jesti yaparak AKP’yi tekrar yanına almak istiyor. Fakat bir koşulu var; “Fethullah Gülen’e dokunmayacak, son günlerini köyünde geçirmesine izin vereceksin!..”
Bu koşulu Bay Kavakçı yazısında şöyle belirtiyor: “Gelince, fakire göre, öyle işkence etme ve zindana konma gibi bir kötü muamele ile karşılanmayacaktır. ‘Hata ettik, kul hakkı yedik, özür diliyorum, tevbe ediyorum’ deyince akan suların durması lazım. Bu bence en uygun tamir yolu budur.”

ABD, niçin böyle bir koşul koyuyor?

Bülent Ecevit de, daha sonra ABD, Öcalan’ı neden teslim etti hâlâ anlayamadım demişti. (Ne yazık ki Ecevit, son başbakanlığı döneminde yaşananları anlayamamış, bu nedenle Kemal Derviş’i ABD’nin isteği doğrultusunda Bakan yapmış ve o da Devlet Bahçeli ile birlikte AKP’yi iktidara götürecek yolları hazırlamıştı…)

ABD,  Öcalan’ı neden teslim etmiş ve niçin idam edilmemesini istemişti? Bir Avrupa ülkesi olsa, “idama karşı oldukları için” denebilir. Ama ABD idama karşı bir devlet değil, kendileri her yıl yüze yakın kişiyi idam ediyorlar.
Öcalan Suriye’den atılınca, artık dışarıda kullanılamaz duruma gelmişti. ABD, şimdi hem Türkiye’nin güvenini kazanmak hem de O’nu Türkiye’de kullanmaya devam etmek istiyordu. Oysa ölüler kullanılamaz. Nitekim, özellikle Çözüm Sürecinde hep kullandı. Belki de hala kullanıyordur…

ABD, aynı şekilde Gülen’i de kullanmaya devam etmek istiyor…
Bay Kavakçı’nın ABD Derin Devleti ile ilişkileri olduğu öne sürülüyor. Öyle görülüyor ki Kavakçı yazısında, Gülen’e seslenmiyor; ABD’nin önerisini AKP’ye iletiyor ve aynı zamanda bir yandaş gazetede yayımlanan bu yazı ile ABD adına kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Yoksa, yazıda denildiği gibi, Gülen’in “hastaneye gidiyorum” diyerek ABD’ye çaktırmadan Türkiye’ye kaçması olası mı?
Yazıda görüldüğü gibi, Gülen’in köyüne dönüp suya sabuna dokunmadan ölümünü beklemesi istenmiyor. ABD’nin yönlendirdiği şekilde eğitim etkinliklerini sürdürmesi, hatta “büyük İslam alimleri yetiştirecek” dünyada benzeri olmayan bir üniversite kurması isteniyor (ABD’nin güdümünde Ilımlı İslam dünyası yaratmak için olsa gerek…)
Anlaşma sağlanırsa, elbette Gülen havaalanından konvoylarla alınıp köyüne götürülmez. Başlangıçta aleyhte yayına devam edilir. Tutuklanıp yargılanıyor gibi yapılır. Seçim bittikten sonra sessizce serbest bırakılır, köyüne yolcu edilir.
Öcalan da başlangıçta itelenip kakalanmış, fakat Çözüm Sürecinde kaldığı yer 5 yıldızlı otele dönüştürülmüş, sohbet etmesi, masa tenisi oynaması için, başka cezaevlerinden PKK’lı arkadaşları getirilmişti.
=======================================
Dostlar,

Tam karambol zamanları..
Türkiye, hiç olmadığı ölçüde 24 Haziran 2018 seçimi için durdurulamaz bir eğik düzlemde..
Sanki zamanın akışı hızlandı. 24 saat içinde ne çok siyasal gelişme olmakta.
Emperyalizm ve ülkemizdeki uşakları, “hizmetlerine” devam ederek “sadakatlarini” sürekli kanıtlamak zorunda. Buna karşılık mazlum milyonlar, “insanca bir yaşam” özlemi içinde.
Dolayısıyla siyasal gerilim son derece yüksek, taktik siyasal manevralar pek yaman.
***
Prof. Süleyman Çelik dostumuz, e-ileti ile bize ulaşan yukarıdaki yazıda hiçbir unvanını kullanmadan salt ad – soyadını yazmıştı her zamanki alçakgönüllülüğü ile. Ancak yazı içeriği ciddidir ve kamuoyuna yönelik algı operasyonları ne yazık ki sonuç verebilmektedir. Olası kara – gri – beyaz propaganda girişimlerine karşı muhalefetin hazırlıklı olmasında yarar vardır. Örn. Zarrab davası neden bu denli uzatılmıştır? Arada fırına bir kürek kömür atılmakta, sonra bekletilmektedir. Gizli pazarlıklardan haberli olma olanağımız en azından şimdilik bütünüyle yok. ABD yasalarına göre gizlilik kaydı 25 yıl sürüyor. Fakat Siyaset de öncelikle dahil, dürüst olmak, politik etik değerlere bağlı kalmak gerek..

Sevgi ve saygı ile. 22 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 18 Nisan 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 18 Nisan 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Bu haftanın tüm iğneleri Köy Enstitüleri’ni kapatarak gerici eğitim yolunu açanlara ve günümüzde o yolu genişletenlere…

KABADAYI
Başbakan Yıldırım, ABD ve Rus liderleri için “Sokak kabadayısı gibi kavga ediyorlar.”
Bizimkilerin diplomatik nezaketine diyecek yoktur…

KARADAYI
Gnkur. Bşk. Org. Karadayı
, 28 Şubat Davası ile ilgili olarak ”Kendi itibarlarını düşürdüler”
Kesinlikle katılıyorum.
Batı Çalışma Grubu’ndan haberim yok” diyenler de …

TEBRİK
28 Şubat kararı sonrası FETÖ’cü Emre Uslu, RTE‘yi tebrik etti.
Aynı menzile…

KOTA
AKP iktidarı, halkın tepkisi üzerine nişasta bazlı şeker ithalinde kotayı %10’dan %5’e indirmişti.
Bosna Hersek’ten 20 bin ton gümrüksüz NBŞ ithaline karar verdi.
Vatandaş zehirlenmiş kime ne, avantalar cebe…

SEVİYE
RTE, Kılıçdaroğlu için, “Öyle terbiyesizce, haysiyetsizce, rezilce saldırdı ki, bu zatın seviyesine inmeyi zul addederim.”
“inmek”yerine “çıkmak”dense…

ZARRAB
Zarrab davasında rüşvete bulaşanların isimleri açıklandı. Hepsi bilindik kişiler.
Bir de açıklanmayan “ek isimler” var. Onlar daha da bilindik…

MAÇA
AKP Cumhurbaşkanı yandaşları Başakşehir maçlarına çağırdı.
Koşun RTE Stadı’na, Biletler sudan ucuza, muhtemelen bedava,
Zeki, çevik ve kabadayı iki topçu da ekstra…

CİMBOM
Fenerbahçeli olarak Galatasaray’ın ligde kazanmasına sevineceğim aklıma gelmezdi.
Sağolsun… (AS: Naci Paşamıza 1 maç ceza öneriyoruz Galatasaraylı olarak!!)

KREDİ
Doğan grubunun medya varlığı Ziraat Bankası kredisi ile yandaşa verildi.
Binaların önüne maydanoz ekerler…

SAVAŞ
Damat Berat
, Mehmetçiğin 100 yıl sonra cephede olduğunu söylemiş.
Cehaletini sergilemiş…

OLUMLU
RTE, ABD, Fr. ve İng.’nin Suriye’yi bombalamasını olumlu buldu.

Türkiye’nin bölünmesi açısından olumlu…

BÜTÇE
Trump bir yandan Suriye’den çekileceklerini açıklarken öte yandan Suriye’deki PKK/PYD vb. örgütler için para ayırıyor.
Olumlu…

SATIŞ
357 kişiyi Yunanistan’a askeri sırları satmakla suçlayan FETÖ’cü savcı Zafer Kılınç,
ailece Yunanistan’a kaçarken yakalandı.
Sır satışından aile satışına…

GÖRÜŞ
OHAL, MGK’da görüşüldü.
Rol…

SEÇİM
Bahçeli gene erken seçim istedi. 2002’de iktidar ortaklarının sonu olmuştu.
Bu kez ufukta cumhur ittifakının sonu.

KABİLE YÖNETİMİ, İSLAM ORDUSU

KABİLE YÖNETİMİ, İSLAM ORDUSU

Naci BEŞTEPE
E. Tümg. 

Türkiye’nin pek çok sorunu içinde birincil olanı yönetim sorunudur.
İktidarın yurt içinde hedefi bellidir.
Cumhuriyetin tüm kazanımlarını silip süpürmek, laiklik demokratik rejim yerine dine dayalı otokratik bir rejim kurmak.
Adımlar bu doğrultuda atılmaktadır.
Yurt dışında ise sarkaç gibi salınıp durmakta, ikilemler içinde gidip gelmektedir.

AFRİN’DEN SONRA NE YAPILACAK?

Afrin doğru karardı. TSK başarılı bir operasyonla hedefe ulaştı.
Siyasi hedef açık olmadığı için sonrası çok bilinmeyenli denklem gibi.
Günlerdir,”Afrin’den sonra Menbiç, sonra Fırat doğusu” denildi.
24 Mart’taki AKP kongresinde “Reis bizi Menbiç’e götür” diye tezahürat yapan gençlere AKP’li Reis Erdoğan, “Menbiç’e ihtiyaç var mı yok mu? Eğer var derlerse önce ben” yanıtı verdi. Demek ki Menbiç için henüz karar verilmemiş.
Sorun büyük.  Menbiç’te ABD var. PKK/PYD ile kol kola.
ABD aylar önce verdiği sözü unutmuş görülüyor. Fırat’ın doğusuna PYD’nin geçişine izin vermeyecek, Menbiç’tekileri çıkartacaktı. Şimdi başka oynuyor. PYD’ye desteği sürdürüyor.

KARARSIZLIK İKTİDARI

Menbiç’te neden kararlı değil iktidar? Nerede kararlı ki?
Rusya ‘dan S-400’leri aldık, alıyoruz. Pat diye ABD ile Patriot görüşmeleri başladı.
Çocuk kandırıyorlar. Biri NATO’ya uyumlu diğeri ülkemize özgü olacakmış da?
Yemeyin bizi. İki sistem gereksizdir. S-400 kime karşı? Öncelikle Yunanistan olmak üzere batı ülkelerine karşı. Buna bölgede konuşlu ABD dahil.
Patriot kime karşı? Başta Rusya ve İran olmak üzere onlarla işbirliği yapan Irak ve Suriye’ye karşı. Şimdi çözün bilmeceyi. Dostumuz kim, düşmanımız kim? Kiminle işbirliği içindeyiz, kiminle çatışıyoruz? Böyle dış politika böyle ülke yönetimi olur mu?

NEDEN PATRİOT?

Patriot almaya zorlandı iktidar. Trump tüccar. Yolcu uçaklarını sattı, kesmedi. Hava savunma sistemi de satacak. Göbek bağını koparmayacak. Hayır deme şansı var mı? Var.
Zarrab davasının sonucunda ekonomik darbeyi göze alırsa. Alabilir mi? Dolara bakın. Büyüyen dış borca bakın. Batmaya giden ekonomiye bakın. Dış yatırım ihtiyacının öldürücülüğüne bakın. Kararı, yanıtı verin. Görüşmeler başladı. Uzarsa ne olur? Zarrab davasının 11 Nisandaki karar duruşması ileri tarihe atılır. İmza atılmaya yetecek bir süre kadar ileriye.

SİYASET NE YAPMALI?

Kürt devleti kurulmasını engellemek için Fırat’ın doğusundaki kantonlar da temizlenmelidir.
Bölgede ABD var. TSK ile ABD güçleri karşı karşıya gelmeli mi? Hayır.
Hatta TSK’nın bu bölgeye girmesi bile zorunlu değil.
Siyasetin gücü ve başarısı işte burada kendini gösterecektir.
Başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleri ve Rusya ile yapılacak işbirliği ABD’yi buradan çıkarır.
Türk askerinin burnu kanamaz. En fazla yapacağı şey, kuzeyden Suriye askerine destek vermek olur. Nerde o yönetim? İnadına Esad düşmanlığı. ABD-Rusya arasında şaşkın şaşkın gel-gitler.

İSLAM ORDUSU MU?

Son dönemde, özellikle 15 Temmuz’dan sonra TSK Komuta kademesine bir haller oldu.
Resmi elbise ile camilere gidiş reklamları. Konuşmalarda dini söylemleri öne çıkarmalar.
Yılların komando yeminini duaya çevirip, ”AMİN” e bağlama.
Komutan konuşmalarını “Alla yardımcınız olsun!”la bitirip askerin “AMİN” le yanıtlaması.
Gnkur.Bşk.nın “ Vatan, millet, bayrak ve din uğruna” can verildiğini söylemesi.

Ne oluyoruz sayın komutanlar?

Suudi İslam Ordusu’nun başında mısınız, laik Türkiye Cumhuriyeti ordusunun komutanları mısınız? Kimsenin inancına sözümüz yok. Ancak TSK İslam ordusu değildir. Operasyonlar din için yapılmamaktadır. Zaten karşınızdaki insanların çoğu da aynı dindendir.
Kendi geleceğini kurtarmak için dindar görüntüsü vermeye çalışanlar ancak günü kurtarır.

  • Vatan ve millet için can veren Mehmetçiği kimse bireysel çıkarına alet etmesin.

Şehitler tüm milletin kutsalıdır. (28.3.18)
=====================================================

Dostlar,

Saygın dostumuz Sn. E. Tümg. Naci Beştepe Paşamız değerli bir irdeleme kaleme almış (klavyeye!). Dileriz iktidar kanadı yetkilileri de okur ve yararlanırlar. Bir kez de biz yineleyelim:

TSK İslam ordusu değildir!

TSK; laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Ordusudur. Şanlı bir Kurtuluş Savaşının eşşsiz kahraman Ordusudur. T.C. yurttaşlarının tümü de Müslüman değildir. Dolayısıyla TSK’nın Din için de savaştığı söylenemez. Ölçüyü şaşmaz ve sarsılmaz biçimde Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK koymuştur :

  • Milletin yaşamı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir!

Sevgi ve saygı ile. 06 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com
 

Kimya Mühendisleri Odası`na destek

Meslek örgütleri, sendikalar ve siyasi partilerden
Kimya Mühendisleri Odası`na destek

http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=ba8c2e94-a391-11e7-ada0-d63caa9f20bf, 27.09.2017
(AS : Bizim çok kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun mahkeme kararıyla görevden alınması üzerine TMMOB’ye bağlı 24 oda biraraya gelerek “Darbe Hukukuna, Anayasa İhlaline Ve Hukuk Dışı Kararlara Direneceğiz” başlıklı bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Kimya Mühendisleri Odası yönetimine karşı açtığı davada 25 Eylül Pazartesi günü Yönetim Kurulunun görevden alınması kararı verildi. Anayasa’ya karşı alınmış bu kararı protesto etmek ve Kimya Mühendisleri Odası’na destek olmak adına İnşaat Mühendisleri Odasında 27 Eylül Çarşamba günü basın toplantısı düzenlendi.

Toplantıda, TMMOB’ye bağlı 24 oda yanında CHP’li ve HDP’li vekiller, Türk Tabipleri Birliği, Ankara Tabip Odası, DİSK, KESK yönetici ve üyeleri ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu da hazır bulundu.

Basın toplantısına Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi adına Genel Sekreter Dr. Sezai Berber ve Dr. Selma Güngör, Ankara Tabip Odası Yönetimi adına da Başkan Dr. Vedat Bulut, Genel Sekreter Dr. Mine Önal ve Dr. Zafer Çelik katıldı.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından okunan açıklamada 1983’ten itibaren hiçbir iktidar tarafından işletilmeyen antidemokratik bir hükmün; 12 Eylül dönemindeki bir KHK düzenlemesiyle işletildiği belirtildi. 2014 yılından itibaren (AS: bu yana) bu yönde girişimlerde bulunulduğunu ifade eden Koramaz “TMMOB ve bağlı Odalarının “idari ve mali denetimine” yönelik Bakanlar Kurulu kararları alınarak tebliğler çıkarılmıştır. 2016 yılı Şubat ayında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kimya Mühendisleri Odası’nı idari ve mali yönden inceleme kararı almış; 1 Kasım 2016 tarihinde de, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, on bir Odamızı idari ve mali denetime tabi tutma girişimini başlatmıştır” dedi.

Bakanlık müfettişlerine istedikleri belgelerin web sitesinde olduğunun bildirildiğini söyleyen Koramaz, “Ancak Bakanlık, Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun görevden alınması için yargıya başvurmuştur.” diye konuştu.

Bakanlıkların Odaları denetlemeye yönelik talebinin (AS: isteminin) ve de mahkemenin önceki gün verdiği kararın Anayasa’nın 135. maddesi’ne aykırı olduğuna dikkat çeken Koramaz “Kimya Mühendisleri Odamızın Yönetim Kurulu, söz konusu hukuk dışı mahkeme kararı üzerine, görev başında olduklarını ve Oda Yönetim Kurulu seçimlerinin olağan şekilde 2018 yılı Nisan ayında yapılacağını açıklamıştır.” sözlerini kaydetti.

Kimya Mühendisleri Odası’yla dayanışmalarının devam edeceğini (AS: süreceğini) belirten Koramaz “Ülkemize, halkımıza, mesleklerimize, meslek örgütlerimize ve birliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın TMMOB örgütlülüğü. Yaşasın haklı mücadelemiz.” sözleriyle açıklamasını bitirdi.

Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Sezai Berber de şunları söyledi:

“TMMOB’a ve Kimya Mühendisleri Odası’na yapılan bu hukuksuz tutum hepimize karşı yapılmıştır. Bakanlıkla, Genel Müdürlük baskısıyla alamadıkları Odalarımızı hukuksuz bir biçimde alma gayreti (AS: çabası) içine girmişlerdir. Benzer saldırıları TTB de yaşıyor, İstanbul Tabip Odası yöneticilerinin görevden alınma davası devam etmektedir. Ancak onlar bilmiyorlar ki biz gücümüzü bilimden, emekten, demokratik gelenekten alıyoruz. Şimdiye kadar yapamadılar, bundan sonra da yapamayacaklar. Türk Tabipleri Birliği olarak her zaman TMMOB ve Kimya Mühendisleri Odası’nın yanında olduğumuzu ve bu haksız hukuksuz uygulamadan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini ilan ediyoruz.”
==================================
Dostlar,

AKP’nin KARŞIT MESLEK ODALARINA BASKISI ÇİZMEYİ AŞIYOR..

(TMMOB Kimya Mühendisleri Odası’na dönük hukuk dışı uygulamalar nedeniyle yazılmıştır)

Biz de geçmişte, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası uyarınca meslek örgütümüzün değişik basamaklarında seçimle geldiğimiz görevler üstlendik. Edirne-Kırklarerli Tabip Odası yönetiminde, Türk Tabipleri Birliği (TTB) genel kurulu delegeliğinde, TTB Yüksek Onur Kurulu üyeliğinde.. bulunduk. Az sayıdaki kimi profesyonel meslekler için Dünyanın her yerinde özel nitelikli yasal düzenlemeler yapılır, örgütlenmeler kurdurulur ve statüler sağlanır. Hekim Meslek Odaları bunların en başında gelir ve en eskilerindendir.

İngiliz Hekimler Birliği olan BMA (British Medical Association 1832’de, Amerikan Hekimler Birliği olan AMA (American Medical Association 1847’de kurulmuştur. Türkiye’de İstanbul Etibba Odası‘nın kuruluşu 1219 sayılı yasa ile (1928) 1929-30’a tarihlenmektedir. Benzer biçimde avukat örgütleri olan Barolar, Mühendis-Mimar Odaları da yapılandırılmıştır.

1982 Anayasasında bu çok özel ve toplumsal yaşam için vazgeçilmez olan özellikli profesyonel mesleklerin üyelerince örgütlenmesi istenmiştir. Sağlanan statü Anayasanın ilgili 135. maddesinin kenar başlığına da yansıtılmıştır : Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları..

Anlaşılmaktadır ki, bu meslek kuruluşları dernek, sendika, lonca örgütü, futbol kulübü… vb. lerinden ayrıcalıklı – korunmalı statüdedir. Anayasakoyucu bu özel meslek örgütlerini bir yandan “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu” sayarken bir yandan da yönetsel ve akçal (mali) özerklik (otonomi) tanımıştır. Yönetim organlarını üyeleri demokratik seçimlerle belirleyecektir. Parasal kaynaklarını kendileri üretecektir, malları ise kamu malı niteliğindedir, örn. motorlu araçları siyah üzerine beyaz plakalıdır. Yöneticilerinin devlet protokolünde yeri vardır. Genel kural olarak yasal meslek örgütüne üyelik zorunludur.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları

   Madde 135 – Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.

Anayasanın bu maddesinin gerekçesine bakıldığında, özellikli meslek üyelerinin kendine özgü sorunlarına en iyi çözümü demokratik biçimde kendilerinin getirebileceğine gönderme yapılıyor. Ne var ki, bizim yönetim geleneğimizde Anayasa ya da yasalar… önce kimi hak ve özgürlükleri tanımlamakta, hemen ardından içini boşaltacak pek çok sınırlama gerekçesine yer vermektedir. Anayasa md. 135’in de zaman içinde bu yönde eklemelerle adeta içi boşaltılmıştır tanımlanan yarı özerk statünün. Bu orantısız sınırlamalar Anayasakoyucunun muradı ile örtüşmemektedir, dolayısıyla Anayasaya aykırıdır. Merkezi yönetimin katı vesayetçi anlayışı orantısız uygulanmakta ve Anayasal rejimin özgürlükler dengesi güvenlik lehine bozulmaktadır. Böylesine paranoid bir güvenlik kaygısı artık Türkiye’de aşılmalıdır. Özgürlükler – güvenlik dengesi ilki lehine yorumlanmalı ve yaşama geçirilmelidir.

Kimya Mühendisleri Odası’nın incelenmek istenen hesapları zaten saydam olarak genel kurullarında açıklanmakta, yayınlanmaktadır basılı olarak. Denetleme kurulundan ve genel kurulun inceleme ve onayından geçmektedir. Oda’nın web sitesinde yayınlanmaktadır. Örn. Ankara Şubesi Başkanı Erkin Etike ODTÜ Kimya mezunudur ve ayrıca Hukuk eğitimi almış, avukatlık yapmaktadır. Kendisini kişisel olarak tanır ve biliriz. Veremeyeceği hiçbir hesabı olmadığından eminiz. Esasen bu konuda da AKP yönetiminin sabıkalı olduğunu biliyoruz (bkz. dip not).

İktidar partisi AKP öncelikle kendisinin ve kimi birimlerinin, üyelerinin bulaştığı yolsuzlukları temizlemelidir. Zarrab davası iktidarın boynundadır, Deniz Feneri davası Almanya’da nasıl sonuçlanmıştır? Yerel yönetimlerdeki başta imar planı rant yolsuzlukları ayyuktadır. İstanbul Büyükşehir’de Başkan Topbaş’ın imar planı vetosunu AKP’li Meclis üyeleri neden aynen geçirmiştir? Bu Mecliste 1 yılda 1500 kez, her çalışma günü gün 6 kez imar planı değişikliği ne anlama gelmektedir??

AKP iktidarı toplumun her kesiminde baskıcı yönetimle insanları yıldırmak, karşıtları susturmak ve muhalefetiz bir TEK ADAM DESPOTİZMİ kurmaktadır, kurmuştur. 22-23 milyona varan bir mürit – mensup kitlesi ile “seçimler” (!?) ne yapıp edip kazanılmakta ve Türkiye her geçen gün demokrasiden uzaklaştırılarak koyu bir karanlığa savrulmaktadır.

Ancak Türkiye, kendisine giydirilmek istenen bu deli gömleğini yırtacaktır. Direnmektedir. Giymeyecektir. Yitiren AKP kafası olacaktır. Sağduyulu AKP’liler içinden bu gerçeği görenlerin sayısı artmaktadır. Nitekim 16 Nisan halkoylamasında AKP + MHP ittifakı bile %50’nin altında kalmış ve YSK’ya yaptırılan operasyonla gayrımeşru Anayasa değişiklikleri topluma açıkça dayatılmıştır. 7 Haziran 2015 genel seçiminde de AKP %41’de ve 258 vekilde kalarak seçimi yitirmişti. Orada da seçim sonuçları fiilen tanınmayarak 1 Kasım’da yeniletilmişti.

Nereye dek ve Qou vadis (nereye) eyyy AKP!?

AKP iktidarının topluma bilinçli uyguladığı ve giderek sıktığı çelik kuşatmayı artık durdurmanın zamanı gelmiş, geçmektedir

  • Toplumsal patlamalara yol açmadan bu iktidarı HUKUK DEVLETİ sınırları içine
    bir kez daha çağırıyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 30 Eylül 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

  • Meslek üyelerinin hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş (6023 sayılı TTB kuruluş yasası md. 1’de «kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu» denmekte ve “..tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” temel ödevi Birliğe verilmekteydi.
    Bu temel, OLMAZSA OLMAZ ödev ve yetki RG : 02.11.2011 – 28103, mükerrer); 663 sayılı KHK md. 58 ile çıkarılmıştı Sağlık Bakanı R. Akdağ döneminde. Bir hekim Sağlık Bakanı kendisinin de üye olduğu meslek örgütüne nasıl böyle düşmanca davranabilir? Üstelik Sağlık Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması amaçlı bir yasa gücünde kararname içine gizleyerek! Bu hangi etiğe sığar?? Ayrıca söz konusu 663 sayılı yasa gücünde kararname, 02 Kasım 2011 günü çıkarılan 35 KHK’dan yalnızca biridir. TBMM açıkken, hiçbir ivedilik yokken ve TBMM’nin yetki yasası sınırları zorlanarak çıkarılan 35 KHK’den biri ile. Bu yetki yasası uygulaması zaten TBMM’yi iyice devre dışı bırakan sancılı bir demokrasi hatta hukuk dışı bir uygulama iken.
  • Bu kabul edilemez, TTB’yi felç eden ve anlamsızlaştıran, içini boşaltan kasıtlı ve hukuk – etik dışı değişiklik, 14.2.13/30 s. kararla Anayasa Mahkemesince iptal edildi bereket!

Ne var ki; çoooook utandırıcı biçimde, www.mevzuat.gov.tr resmi devlet adresinden çağırdığımız 6023 sayılı yasa metninde 1. maddede dipnotu verilerek ;

(1) 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nın 58 inci maddesiyle, bu maddede geçen “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

denmektedir. Başbakanlığın Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü, asıl işi bu olmakla birlikte, 14.02 .2013’ten bu yana Anayasa Mahkemesi’nin bu değişikliği iptal eden kararı gereği olan notu düşerek 6023 sayılı yasanın geçerli son biçimini 4,5 yıldır ne yazık – ne acı – ne tuhaf… ki hala içine sindirip yayınla(ya)mamaktadır. İşte AKP, işte AKP’nin hukuka saygısı ve bürokrasisi..