YÜKSEK TİCARETLİLER DERNEĞİ’nden ÖĞREMENLER GÜNÜ ANMASI

YÜKSEK TİCARETLİLER DERNEĞİ’nden ÖĞREMENLER GÜNÜ ANMASI

24 Kasım Öğretmenler Günü anmasında, öğretmenlerimiz ve öğretmen dostları, eğitim sevdalıları tüm katılımcılar konuşacak. Konuşarak, tartışarak, dayanışarak, sorunlarımızı aşacağız. Katkılarınızı bekliyoruz. Selamlar, saygılar. 22.11.2016

Davut Özdemir
Ankara Şubesi Başkanı24_kasim_2016_ogretmenler_gunu_anmasi_yuksek_ticaretliler_dernegi

****************
Dostlar,

Bizim de onursal üyesi olduğumuz Yüksek Ticaretliler Derneği Ankara Şubesi, toplumsal sorumluluğu kapsamında düzenli Aydınlanma toplantılarını sürdürüyor.. Bize ulaşan duyuru – çağrı yukarıda.. Bilindiği gibi 24 Kasım, Yüce ATATÜRK‘ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği görevini kabul ettiği gündür ve Harf Devrimi‘nin yapıldığı 1928 yılına denk düşmektedir. Türkiye’nin, Osmanlının engellediği – ıskaladığı  Çağdaşlaşma için Batı Uygarlık alanını seçmesinin zorunlu gereklerinden bir olarak, ayrıca Türkçe’nin seslendirilmesine (fonetiğine) ve Türklerin gırtlak yapısına uygun olmayan Arap abecesinin (alfabesinin) terk edilerek 26 harfli ve Türkçe’ye uyarlanmış Latin abecesine geçişinin ardından bir seferberlikle Ulusa bu abece ile okuma-yazma öğretilmesi gerekmektedir.

Ne mutlu – uğurlu tablodur ki, 1911-22 arasında 11 yıl Ulusunun kurtuluşu için cepheden cepheye koşarak destanlar yaratan ve tansıksal (mucizezi) biçimde Kurtuluş Savaşını da kazanan yengin (muzaffer) komutan Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK, bu kez de Ulusunun Başöğretmenidir! Uygarlık tarihinde örneği olmayan kapsamlı bir önderliktir izlediğimiz ve Osmanlı’da erkeklerde %7’yi, kadınlarda %1’i bile bulmayan okuryazarlık hızla yükselmeye başlamıştır. Yeni abece ile okumayazma öğrenmek eski Arap abecesinden çok daha kolaydır!

Harf Devrimi yapıldığında Anadolu nüfusu 13-14 milyon. Büyük kesimi kadın, çocuk, yaşlı ve savaş engellisi (harp malulü). Erkeklerde okuryazar oranı %7, kadınlarda ise %0,4 (binde dört)! Bu oranlara gayrı Müslimler de dahil. Onların eğitime verdikleri önem düşünülürse, Müslüman halkta okuryazar oranının çok daha düşük olduğu kesin. Harf Devriminden 7 yıl sonra 1935’te yarım milyon kadın okumayazma öğrendi. Okuryazar oranı %20’ye erişti! Dünyada eşi benzeri olmayan çok başarılı bir devrim.. (http://www.r-demir.com/makalelergsboncekilergoster. aspx?m=250, 22.11.2016)

Günümüzde ise AKP – RTE’nin ulusal eğitim sistemini yıkıp yozlaştıran 4+4+4 dinci ucubesi ile son birkaç yılda (anılan yasanın uygulanmaya başlandığı 2012-13 ders yılından bu yana) ilk 4 yıl sonrası okula devam etmeyen / edemeyen / ettirilmeyen / çoğu çocuk gelin yapılan 1 milyona yakın çocuğumuz oldu ne yazık ki! Gericilik bunca mı olur?? Oldu işte AKP ile Türkiye’de.. Şimdilerde ise bu facianın acı sonuçlarını “cinsel tecavüzcüleri bağışlayan yasa” çıkararak saklamaya çalışmaktalar.. Bereket bu ilkel yasal düzenleme, aydın kamuoyunun kapsamlı ve kararlı karşı koyması ile bu sabah TBMM’den Komisyona çekildi. AKP’nin 317 vekilinin bile yapamayacakları şeyler olduğu bir kez daha görülmeli, görüldü. Bu, Cumhuriyet’in birikimidir!

  • Atatürk Devrimlerine sahip çıkmak ve gerçekleştirerek Anadolu Aydınlanmasını =
    Anadolu Rönesansını, Osmanlının birkaç yüzyıllık muazzam geciktirmesine – engellemesime karşın başarmak zorundayız ve başaracağız!

Bu bilinç ve sorumlukla davranan Mustafa Kemal’in saygın Türkiye Cumhuriyeti’nin öğretmenlerine devrimci selamlarımızı sunuyoruz..

Dikkat, anma toplantısı 25 Kasım 2016 Cuma günü saat 16:00’da…
Açılış konuşmasını, İsmet İNÖNÜ’nün kızı Özden Toker – İNÖNÜ yapacak..

Dr. Ahmet SALTIK
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

2016 Yılı İlk 6 Ay Aydınlanma Makalelerimiz

2016 Yılı İlk 6 Ay
Aydınlanma Makalelerimiz
[42 adet] 


Prof. Dr. Ahmet SALTIK

Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD, Ankara
www.ahmetsaltik.net, profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik,  twitter : http://@profsaltik  

No Makalenin konusu Yayımlandığı yer(ler) Tarihi
1 DTK’nin (Demokratik Toplum Kongresi) 14 Maddelik Açıklaması ve İstanbul Barosu’nun 14 Maddelik Yanıtı Üzerine… 14_Maddelik_DTK’nin_Demokratik_Toplum_Kongresi_Aciklamasi_ve_Dusundurduklari

 

02.01.2016
2 Yeni Anayasa’da Türk Kimliği Olmayacaksa

Bu Anayasa Kimin Anayasası Olacak??

http://ahmetsaltik.net/2016/01/06/anayasada-etnik-kimlik-olmayacakmis/ 06.01.2016
3 AKP’nin Din Devleti Dayatmaları http://ahmetsaltik.net/2016/01/10/diyanet-isleri-baskanligi-kurtaj-fetvasi-yayinladi/ 11.01.2016
4 Anayasa Mahkemesi’nden Sokağa Çıkma Yasağına Tedbir İstemine Red ve Ötesi.. http://ahmetsaltik.net/2016/01/13/anayasa-mahkemesinden-sokaga-cikma-yasagina-tedbir-istemine-red/ 13.01.2016
5 ABD 2. Başkanı J. Biden’in Milletvekilleriyle Toplantısını Şiddetle Kınıyoruz.. Günün yazısı.. 22.01.2016
6 24 Ocak…  Çoook Olumsuz Bir Gün… http://ahmetsaltik.net/2016/01/24/24-ocak-coook-olumsuz-bir-gun/ 24.01.2016
7 2015 Davos Forumunun Ardından.. http://ahmetsaltik.net/2016/01/24/osman-ulagay-nereye-gidiyoruz/ 26.01.2016
8 Erdoğan Apaçık Hukuksuzluk Çağrısı Yaparak
Suç İşliyor.. Mutlaka Durdurulması Gerek..
http://ahmetsaltik.net/2016/01/27/siyaset-silaha-esir-olmamali/ 27.01.2016
(Günün yazısı 28.01. 2016)
9 ABD – AB – İsrail Emperyalizmi PKK Üzerinden Vekaleten Savaşı Tırmandırıyor :
BOP İçin Acele ve Orta Yoğunlukta Çatışma
http://ahmetsaltik.net/2016/02/04/pkknin-elindeki-en-tehlikeli-silah-abdden-hediye/
ile yayımlandı
04.02.2016
10 Ekonomide Olağanüstü’nün Ötesi!? http://ahmetsaltik.net/2016/02/05/bu-israfa-10-enflasyon-az-bile/ (ile yayımlandı) 05.02.16
11 Anayasa Uzlaşma Komisyonunun Dağılması…
(“Anayasa Masasında Ne Oldu?” ekinde)
http://ahmetsaltik.net/2016/02/17/anayasa-masasinda-ne-oldu/ 17.02.2016
12 Kıbrıs’ta Son Tangoya Doğru… http://ahmetsaltik.net/2016/02/15/tbb-paneli-kibrista-son-soz-soylenmedi-ve-cagrisimlarimiz/ 18.02.2016
13 Artvin Cerattepe Direnişinin Düşündürdükleri.. http://ahmetsaltik.net/2016/02/21/artvin-cerattepe-direnisinin-dusundurdukleri/ 21.02.2016
14 Türkiye’nin Balkanlaştırılması http://ahmetsaltik.net/2016/02/28/chpnin-yerine-taklidi-mi-kondu/ (erişkesi kondu, günün yazısı olarak manşete kondu) 27.02.2016
16 Türkiye’nin Balkanlaştırılması http://ahmetsaltik.net/2016/03/03/bayrak/ (bu yazı sonunda erişkesi var) 27.02.2016
15 Anayasa Mahkemesi Kararları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da Bağlar! http://ahmetsaltik.net/2016/02/29/anayasa-mahkemesi-kararlari-cumhurbaskani-erdogani-da-baglar/

 

29.02.2016
17 Erdoğan Nereye Koşuyor? Quo Vadis Mr. Erdogan? http://ahmetsaltik.net/2016/03/01/bekir-coskun-bu-savaslar-seni-almadan-gitmez/
(yazısı ekinde)
01.02.2016
18 R.T. Eerdoğan’ın Bilim Dışı Nüfus Artışı Takıntısı http://ahmetsaltik.net/2016/03/08/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-2016-ve-dusundurdukleri/ 08.03.2016
19 Emine Erdoğan : “HAREM Bir okuldur..” buyurdular http://ahmetsaltik.net/2016/03/10/muazzez-ilmiye-cigdan-emine-erdogana-tarih-dersi-ve-katkilarimiz/  (yazısı ekinde) 10.03.2016
20 R.T. Erdoğan : “Siz sadece doğurun, yeter!” http://ahmetsaltik.net/2016/03/11/rt-erdogan-siz-sadece-dogurun-yeter/ 11.03.2016
21 Ankara Barosu’ndan Erdoğan’a ‘AYM’ tepkisi:
“Hiç şaşırmadık” Ve Derinlerde Ne Var???
http://ahmetsaltik.net/2016/03/13/ankara-barosunun-erdogana-tepkisi-hic-sasirmadik-ve-derinlerde-ne-var/ 13.03.2016
22 AKP -RTE İçin Denız Bitti : Yol Ayrımına Gelindi Manşette verildi, arşivlendi 14.03.2016
23 Acil Ulusal Koalisyon Gereksinimi http://ahmetsaltik.net/2016/03/21/acil-ulusal-koalisyon-gereksinimi/ 21.03.201
24 Ülke – Vatan – Ulusun Hukukunu Pervasızca Çiğneyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Hukuk Hala Koruyabilir mi? http://ahmetsaltik.net/2016/03/22/erdigandan-itiraflar-valilere-uzerlerine-gitmeyin-talimati-verdik-silahlar-o-zaman-geldi/ 22.03.2016
25 Karaman’da Irzına Geçilen Çocuklarımız,
AKP’nin Ülkeyi İçine Sürükelediği Derin Utançve AKP’ye Oy Veren Yurttaşların Suç Ortaklığı
http://ahmetsaltik.net/2016/03/31/yilmaz-ozdil-cocuk/ 31.03.2016
26 Karaman Faciası Üzerinde Bir Hekim Olarak

Önemli Ekleyeceklerimiz Var :

http://ahmetsaltik.net/2016/04/02/kimi-dinci-memleketin-kimi-dinci-cocuklarin-irzina-geciyor/  02.04.2016
27 Erdoğan’ın Uluslararası Hukuk Suçları ve

Obama mı – Erdoğan mı Yalan Söylüyor??

http://ahmetsaltik.net/2016/04/03/rusya-turkiye-isid-iliskileri-raporunu-bmye-sundu-ve-cagrisimlarimiz/ 03.04.2016
28 Türkiye Ekonomisi Büyüdü Ama
Kişi Başına Gelirimiz Azaldı!?
http://ahmetsaltik.net/2016/04/03/artik-19uncu-buyuk-ekonomiyiz/ 03.04.2016
29 Türkiye, Dönüşü Olmayan Yolda;
Devlet Aklı ve Beka Refleksi Sürükleyici Artık..
http://ahmetsaltik.net/2016/04/07/biz-bosuna-mi-vurusuyoruz/

 

07.04.2016
30 Karaman’da Yargılanan Salt Din Öğretmeni Muharrem B. mi; AKP’nin Sefil Din – Dünya Anlayışı
ve Dayatması mı??
http://ahmetsaltik.net/2016/04/19/37469/  

 

19.04.2016
31 Diyanet Kaldırılmalıdır http://ahmetsaltik.net/2016/04/21/son-10-yilda-diyanetten-5-bin-kisi-yan-gecisle-baska-kurumlara-kaydirildi/ 22.04.2016
32 Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü 28 Nisan 2016 Teması : “İŞYERİNDE STRES.. Ortak bir zorluk..” http://ahmetsaltik.net/2016/05/05/dunya-is-sagligi-ve-guvenligi-gunu-28-nisan-2016-temasi-isyerinde-stres-ve-cagrisimlarimiz/ 05.05.2016
33 Perinçek’in “Bölücü Teröre Karşı 14 Maddelik Çözüm” Önerisi ve Düşündürdükleri http://ahmetsaltik.net/2016/05/06/perincekten-bolucu-terore-karsi-14-maddelik-cozum/ 06.05.2016
34 24 Vatan Evladının Öldüğü Gün

RTE’nin Kızı Sümeyye’nin Kutlu (!) Nikahı

Manşette yer aldı.. 16.05.2016
Ekleme; 18.5.16
35 Emeğin Hukuku Kurultayı ve Düşündürdükleri.. http://ahmetsaltik.net/2016/05/23/emegin-hukuku-kurutayi/ 23.05.2016
36 Atatürk Cumhuriyeti’nin Sonu Gelmez Elbette! http://ahmetsaltik.net/2016/05/26/prof-ilber-ortayli-ataturk-cumhuriyetinin-sonu-gelmez/ 26.05.2016
37 Van’da 6 Şehit ve Çağrışımları… http://ahmetsaltik.net/2016/05/26/diyarbakirda-gorevli-hemsire-askere-polise-mudahale-edilmedi-olduler/ 26.05.2016
38 27 Mayıs Devrimi’nin 56. Yıldönümü..
Hürriyet ve Anayasa Bayramı’na Özlem..
http://ahmetsaltik.net/2016/05/28/27-mayis-1960in-56-yildonumu/ 29.05.2016
39 Üreyelim Arkadaşlar … http://ahmetsaltik.net/2016/06/01/ozgur-mumcu-ureyelim-arkadaslar/ 03.06.2016
40 Almanya’nın Sözde Soykırım Kararı Hakkında T.C. Hükümetine İvedi Çağrı www.ahmetsaltik.net
manşetinde 3 hafta tutuldu
05 – 28 Haziran 2016
41 CHP Adına Deniz Baykal’ın TBMM’de Yaptığı Kritik Konuşma www.ahmetsaltik.net manşetinde yayımlandı 28.06.2016
42 Bir Narsisistin Tükürdüğünü Yalamak
Zorunda Kalması Ne Demektir?
http://ahmetsaltik.net/2016/06/28/turker-erturk-kim-kimden-ozur-diledi/ 28.06.2016

Ülkemizin Tapusu ve de Tabusu olan Lozan Antlaşması’nın 93. yılında
değerli site okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunarız..

Erişkeler (linkler) tıklanarak ilgili makale çağrılabilir ve okunabilir.

AYDIN SORUMLULUĞU ve
Cumhuriyet’e can ve kan veren başta Yüce ATATÜRK olmak üzere
Lozan Kahramanı Saygın İsmet İNÖNÜ ve tüm emek sahiplerine yaraşır olma çabasıyla..

Sevgi ve saygı ile.
24 Temmuz 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

7 Temmuz 1980.. 36 Yıl Sonra Şehit Olan Babamızı Analım İstedik..

7 Temmuz 1980.. 37 Yıl Sonra Şehit Edilen Babamızı Analım İstedik..

Dostlar,

Bu gün 7 Temmuz 2017..
(Geçen yıl bu gün yazdığımızı yazının gözden geçirilerek güncellenmesidir.)

Ailemizin başına gelen bir yıkımın (felaketin) 36. yılı..
Hoşgörünüzle bu konuyu biraz yazmak istiyoruz.
Kendi özelimizle sizleri meşgul etmek aklımızdan geçmiyor. Ancak insanların belli yaşantı deneyimlerini paylaşmasında yarar olmalı. Üstelik ortak toplumsal kökenleri olan
bir acı süreç ve aradan 36 koca yıl geçtiğine göre, duygusal tonlamaları da
sanırız -büyük ölçüde- dizginleyebiliriz.
****
7 Temmuz 1980.. Sıcak bir yaz günü ve Türkiye doludizgin 12 Eylül darbesine sürüklenmekte.
Adeta eğik düzlemde, ülke tanımlı – kurgulanmış bir hedefe kayıyor. Ülkenin birçok yerinde sıkıyönetim var ama her gün “ortalama” (bu sözcüğü böylesi bir bağlamda kullanmak zorunda kalmak ne acı değil mi!?) 20 (yirmi!) dolayında insanımız ölüyor, öldürülüyor!

TRT’nin siyan-beyaz ekranları ve gazeteler, dergiler.. kan – revan..
Sunum çerçevesi ise tek tip (klişe) : ….. yerde çıkan sağ – sol çatışması”nda
şu sayıda insan öldü, bu sayıda insan yaralandı..
Ne mal güvenliği var ülkede ne de can!
Toplum şaşkın, ağır gerilim altında, neredeyse “öğrenilmiş çaresizlik” sendromu
(learned helplesness syndrome) içinde “pes” eşiğinde.. Kendince savunma önlemleri
almaya bakıyor.. Kentler – kasabalar – kırsal.. bölünmüş ve “kurtarılmış bölgeler”
ilan edilmiş.
*****
Biz o tarihlerde Hacettepe Tıp Fakültesi’nde Toplum Hekimliği (sonra YÖK düzeninde
Halk Sağlığı oldu) Bölümü’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi alıyoruz.. İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdiğimiz 15 Haziran 1977 sonrası Elazığ / Keban’da 1 yılı aşkın süre SSK hekimliği yapmış ve uzmanlaşma kararı vererek adını andığımız Bölümün asistanlık sınavlarını kazanmış,
11 Kasım 1978’de ihtisasa başlamıştık.

Bölümümüzü ve Dalımızı aşkla seviyorduk. Daha 1971’lerde Hacettepe Tıp’ta 1. sınıf öğrencisi iken Prof. Dr. H. Nusret FİŞEK’i tanımış ve O’ndan Toplum Hekimliği dersleri almaya başlamıştık. Kalpaksız Kuvayı Milliyeci Prof. Fişek, bize sağlık ile sosyo-ekonomik etmenler arasındaki köklü, kapsamlı ve çarpıcı ilişkilerden söz ediyordu ustalıkla.. Üstelik bu ilişkiler neden-sonuç ilişkileriydi ve geleceğin çağdaş hekimleri ve tıbbı salt fiziksel – biyolojik – kimyasal nedenlerle uğraşmakla kalmayıp; sağlık sorunlarının asıl – altta yatan nedenleriyle uğraşmalıydı, uğraşacaktı.

Bu Fakültede (Hacettepe) Tıbbiyenin ilk 2 yılını okumuş (İngilizce hazırlık sınıfından sınavla bağışık olmuştuk) ve İstanbul’daki ailemizin yanında olmak için İstanbul Tıp Fakültesi’ne 3. sınıfta yatay geçiş yapmıştık. Yeniden ayrılmak zorunda kaldığımız Fakülte’ye, hocaya, Bölüme.. üstelik asistan hekim olarak dönmüştük. İşimizi çok seviyor ve gelecekte ülkemiz halkının sağlığına kapsamlı katkılar verebilmeyi umuyorduk. Uzmanlık eğitimimizin 1 yılını örnek Eğitim ve Araştırma Sağlık Ocaklarında geçirecektik. Bu bağlamda Çubuk ve Etimesgut’ta Sağlık Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi bir protokol yapmıştı ve bunlardan biri de Eskişehir yolu 28. km’deki Yapracık Köyü Sağlık Ocağı idi. (Bu köy, günümüzde artık Bütünşehir Belediye Yasası bağlamında Ankara’nın bir mahallesi!)

Bu Sağlık Ocağı’nda, 37 yıl öncenin “tam anlamıyla köy koşullarında” yaşıyorduk.
Lojmanımız köyde idi, kömür sobalı idi ve hastane acil nöbetlerimiz ile Cuma öğleden sonra eğitim amaçlı Ankara toplantıları dışında hep (7/24!) köyde kalmak zorunda idik.

Günümüzde Ankara’nın en gözde mahallelerine dönüşen Ümitköy, Dodurga, Çayyolu,
Aşağı Yurtçu, Yukarı Yurtçu, Türkobası, Alacaatlı, Ballıkuyumcu
… bizim toprak damlı köylerimizdi! Oralara kapsamlı 1. Basamak (hastaneye yatmadan) sağlık hizmeti sunuyorduk .. Gece – gündüz şevkle çalışıyorduk. Bölgede Brusella hastalığı yaygındı. Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü‘nden kendi olanaklarımızla anti-serum getirtmiştik; köylerde hastalardan kan alıyor, “el santrifüjü” ile çevirerek serumunu ayırıyor ve oracıkta lam üzerinde aglütinasyon bakarak Brusella’nın laboratuvara dayalı tanısını (titrasyon yapmadan) koyuyorduk. Günümüz sağlık çalışanları bu örneğe inanmakta zorluk çekecekler eminiz ama, gerçek bu!
*****
Böylesine çoook yoğun bir koşuşturma gününün (7 Temmuz 1980, Pazartesi) ardından birkaç saat da okuduktan ve Uzmanlık tezimiz üzerinde çalıştıktan sonra (Köylerimizde 30+ Yaşta Koroner Kalp Hastalığı Araştırması İzleme Araştırması-3) gece yarısı sonrası yorgunlukla yatmıştık.. Önce kapı, hemen ardından pencere camı şiddetle vurulmaya başladı, kalktık.
Alışkındık, acil hastamız olmalıydı. Evimizde sabit telefon (elbette cep telefonu da!) yoktu! Ancak bu kez öyle değildi.. Karşımızda kayınbiraderimiz duruyordu ve yüz ifadesi çok hüzünlüydü. Ne olduğunu ağzından zorlukla aldık..

Babamız.. İstanbul’daki Emniyet Başkomiseri babamız Halis bey vurulmuştu!
Kayınbirader, sonuca ilişkin ipucu vermiyordu.. “Herhalde ölmüş??..” diyordu.

Doğallıkla biz de vurulduk! Karahaber ertesi güne kalmamış, yedivermişti.
Hemen yola koyulmamız gerekiyordu. Ülkede benzin kıtlığı vardı. 10 yaşındaki arabamızın bagajına 20 Lt benzin bidonunu da koyarak (ne büyük risk!) İstanbul yoluna koyulduk.
Otoyol yoktu elbette.. 2-3 şerit karşılıklı trafik akıyordu. Sağlık Ocağımızın usta şoförü Ömer, sağ olsun direksiyonu bize bırakmadı. Sabahın köründe Bahçelievler’deki evimizin kapısına vardık.. Cenaze evi idi hanemiz.. Işıklar yanıyor ve bir kalabalık deviniyor, insanlar vekarla acılarını yaşıyordu. Annemiz, 19 yaşında İstanbul Hukuk 1 öğrencisi kız kardeşimiz ve 23 yaşında Cerrahpaşa’dan yeni mezun Hekim erkek kardeşimiz ve 27 yaşında 3 yıllık hekim, biz…

47 yaşındaki (1933 Hozat doğumlu) canımız babamızı, “anarşi” dedikleri canavar bizden
vahşice koparıp almıştı. Şimdilerde “anarşi”ye terör, “anarşit”lere (!) de halkımız “terörist” diyor. Ölçüsüz bir acı içimizi kavuruyordu.. Bir yandan da zorunlu formaliteler vardı yürütülecek.
Evin abisi bizdik ve yük, tüm ağırlığıyla boynumuzda idi.

Babamız Emniyet Başkomiseri Halis Zeki Saltık, Sirkeci’de bir işyerinden haraç almak için gelen bir “örgüt” elemanlarıyla çıkan çatışmada tuzağa düşürülerek 7-8 kurşun yiyerek oracıkta kanamadan yitirilmişti. Otopsiden cenazesini aldığımızda rengi kağıt gibiydi.. Abondan (yaygın, şiddetli) iç – dış kanamadan gitmişti. Polis şehitliğine değil, Topkapı – Çamlık mezarlığına gömdük O’nu..

İl Emniyet Müdürü (Şükrü Balcı), Siyasi Şb. Müdürlerinden Elazığ’lı Mehmet Ağar, savcı, Vali (Nevzat Ayaz), Garnizon komutanı tümgeneral.. görüştüğümüz yetkililerdi. Katiller kaçmıştı, ellerinden geleni yapıyorlardı yakalamak için.. Sonra bu örgütün Dev-Sol olduğu bize söylendi. Yıllar sonra birileri de yakalanmıştı. Davaya karışmacı (müdahil) olduk. Ancak ilerleyen zaman, bizde bu sanıkların katil olup-olmadıkları hakkında ciddi kuşku uyandırdı ve davadan çekildik. Suç birilerine yıkılacak mıydı? Biz de suçlular cezasını buldu diye bir parça teselli mi bulacaktık? Bu da olmadı.. Kamu davası sürdü.
*****
Bir kez daha Hacettepe’den ayrıldık ve yine İstanbul Tıp Fakültesine yatay geçiş yaptık. Annemizin – kardeşimizin evine yakın bir ev kiralayarak kendimizce aileye göz – kulak olmaya çabaladık. Annemiz yıkılmıştı ve çok derin bir yas yaşıyordu. Bu koyu yası, hemen hemen ölene dek 13 yıl sürdürdü, çıkamadı… Biz uzmanlık eğitimimizi tamamladık ve Toplum Sağlığı dalında uzman hekim olduk. Yeniden Üniversiteye akademik kariyere zorlukla (yargı kararıyla!) dönene dek 6,5 yıl Elazığ’da çalıştık. Oysa Hacettepe’de kalabilseydik, Uzman olduktan sonra hemen akademik kariyere devam olanağımız olabilirdi.. İlerleyen yıllarda kız kardeşimiz hukuk eğitimini tamamladı ve avukat oldu.. Ortanca erkek kardeşimiz de İç Hastalıkları dalında uzman hekim oldu.
*****

 Halis Zeki SALTIK ( Başkomiser )

17.06.1933 AFYON KARACA doğumlu 15738 sicilli Başkomiser Halis Zeki SALTIK 07.07.1980 tarihinde İSTANBUL’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bakırköy Emniyet Amirliği kadrosunda görevli iken, bir konunun takibi için Eminönü İlçesi Sirkeci’de bulunan otomotiv firmasında bulundukları sırada bu firmadan haraç isteyen şahısların yaptıkları silahlı baskın sonucu vurularak şehit olmuştur. Naaşı AFYON  ÇAY ÇAMLIK SALTIK AİLE MEZARLIĞIN’ dadır.

Yukarıdaki fotoğraf ve bilgiler İstanbul Emniyet Müdürlüğü web sitesinde yer alıyor..
(https://www.iem.gov.tr/iem/index.php?menu_id=26&detay_id=39, 07.07.2014).
Yanlışları var… Doğum tarihi 17 değil 16 Haziran 1933.. Doğum yeri Afyon değil Tunceli – Hozat Karaca köyü ve naaşı Afyon’da değil İstanbul Topkapı – Çamlık mezarlığında..

Babamız Halis bey, 1938 Tunceli olaylarında 5 yaşında iken annesini yitirmiş (öldürülmüş!); kendisi, babası ve 2 abisi ölümden kurtularak Afyon’da zorunlu oturmaya (ikamete) yollanmıştı.
Olağanüstü güçlükler içinde ancak ilkokulu bitirebilmiş, bir iş edinememişti. “Sürgün” yılları bitince Elazığ’a dönmüş, sürgünde tanıştığı kendisi gibi sürgün annemiz ile tanışmış ve 19 yaşında (1952’de) evlenmişti. Biz ilk çocuk olarak 14.11.1953’te dünyaya gelmiştik. Kahvelerde çaycılık yaptığını anımsıyoruz 6-7’li yaşlarımızda. Elazığ’da bir kerpiç evde kirada, çok yoksul yaşıyorduk. Şeker fabrikasında 10 (on) TL gündelik ile mevsimlik işçilik yaptığı da belleğimizde. Derken İzmir’e Polis Okulu’na eğitime gitti 1960 gibi.. 6 ay okudu, aksilikler (?!) oldu başarılı ol(a)madı.. Bu arada ailemizin geliri de yoktu… Çok zor günlerdi. 2. kez bu kursa gitti ve 1961’de Polis Memuru oldu! Biz de Elazığ’da İlkokula başlamıştık..

Gaziantep’e tayin edildik. Trenle bu kente geldik 1960 kış başlarında. Tüm ev eşyamız
bir taksiye, bagajına sığdı! 1-2 “denk” ve birkaç tahta bavul.. Bir de ortanca kardeşimiz vardı 1957 doğumlu Ali Haydar.. Çok mütevazi bir ev kiraladık ve biz ilkokula, Kayacık İlkokulu’nda devam ettik (sanırız şimdi yok??..) 1961 sonlarında kız kardeşimiz Hülya doğdu.
*****
Bu kentte 9 yıl kaldık. Van’a, “Şark hizmeti” ne tayin olunduk. 2 yıl da orada kaldık, biz Van Atatürk Lisesini bitirdik ve Hacettepe Tıp Fakültesini kazandık. Bu 2 yılda babamız, dışarıdan Ortaokul bitirme sınavlarına devam etti ve diploma aldı. O’na, A4 daktilo kağıdını 4’e bölerek daktilo ile ders notları çıkarıyorduk, cebine koyuyor ve okuyordu her fırsatta.. 2 küçük kardeşimizin eğitimine destek oluyor ve hiçbir dersane desteği olmaksızın, Van Atatürk Lisesi’nin onca yetersizliği içinde zorlu Üniversite sınavına hazırlanıyorduk. Yazları da aile bütçesine katkı için çalışıyorduk (gezgin satıcılık vs.).

Babamız, epey emekle edindiği Ortaokul diploması sayesinde Komiser Yardımcısı olabilmek için eğitim alma olanağı sağladı. İstanbul’da 6 ay eğitime alındı ve tamamlayarak Komiser Yardımcılığına terfi etti! Bu kez 2 yıl Şark hizmetini tamamlamak üzere Artvin’e tayin edildi. O arada biz de Ankara Tuzluçayır’da bir gecekonduda yaşamaya başlamıştık ve Hacettepe Tıpta 1. yıl eğitimimiz sürüyordu. Artvin sonrası İstanbul’a atandı babamız ve evi de oraya taşıdı. Biz Ankara’da yurtlarda kaldık tıbbiyenin 2. sınıfında. Birçok nedenle zorlanıyorduk; 2. sınıfı bitirince İstanbul Tıp Fakültesi’ne yatay geçiş yaptık.. (Merhum Dekan, sonra Rektör
Prof. Dr. Haluk Alp ve Doç. Dr. Uğur Hacıhanefioğlu sağolsunlar..)
*****
15 Haziran 1977 günü İstanbul Tıp Fakültesi’ni tam zamanında bitirdik ve mezuniyet belgesini alıp bir zarfa koyarak, 44. doğum günü olan ertesi gün, 16 Haziran 1977’de kendisine “armağan” olarak sunduk. Yaşamında bu denli sevindiğini görmemiştik. Dünyalar O’nun olmuştu. O, tüm çabasına karşın okuyamamıştı.. Her fırsatta bize “Ceketimi satar sizi okuturum, yeter ki okuyun..” derdi adeta ricacı bir tonla.

Yaşamla boğuşa boğuşa Başkomiserliğe dek gelmişti babamız Halis Zeki Saltık. Mesleğinde çok başarılı idi ve çevresinde çok seviliyordu, saygındı. Yaşam ve neşe doluydu, sağlıklıydı. 2 oğlunun tıp doktoru olduğunu görmüştü. Kızı da Hukuk öğrencisi idi. Övünç doluydu göğsü.
5 Ekim 1979’da 2 oğlunu da aynı gün evlendirmişti! 50 yaşına doğru emekli olmayı ve ticaret yapmayı kuruyordu. Çevresinde herkese çok yardımcı oluyordu..
*****
12 Mart’ın (1971…) sancılı günlerinde ”anarşit” (!) Ulaş Bardakçı’yı yakalamışlardı bir operasyonda. Kimi polis arkadaşları, “Bu …..’yi salalım, kaçıyordu diyerek vuralım..” derler. Tüm gücüyle karşı koymuştu. Polis olarak onların görevi yargısız infaz değil,
yakalayarak adalete teslim idi.. Hep anlatırdı bunu.. ve daha nicelerini..

Hiç torun göremedi.. 2 oğluna aynı gün çifte nikah yapmıştı ama 9 ay sonra
bir 7 Temmuz 1980 günü akşam saatlerinde görevi başında şehit edilmişti..
*****
Dostlar..

İşte ailemizin acılı – tatlı serüveni ya da öyküsü özetle böyle.. Ders ve ibretlerle dolu bize göre.. Eminiz ki, emperyalizmin pençesinde kıvrandırılan bir ülke olarak Türkiye’mizde
nice daha acı yaşam öyküsü vardır.. Keşke onlar da yazılsa ve okusak, paylaşsak. Belki bu çoook acılı öyküler bizi biraz daha insanlaştırır ve asıl büyük fotoğrafı görerek birbirimizle uğraşmak yerine, hep birlikte emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerini ülkemizden kovmak için kol kola, omuz omuza ve yürek yüreğe bir kurtuluş savaşı vermeye koyulurduk..

1920’lerde Yüce ATATÜRK‘ün dava ve silah arkadaşlarının öncülüğünde tüm ulus (topyekun), 7 düvele karşı yaptığımız gibi..

Bize elveren herkese şükranla..
Tüm şehit – gazi – ölmüşlerimizi özlemle, saygıyla anıyoruz.

Bu tür acıların olmadığı – en az olduğu bir toplumsal düzenin olanaklı olduğunu biliyor
ve onu da özlüyor; uğrunda çoook çaba harcıyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 08 Temmuz 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Not    : Yazının pdf biçim için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklayınız..

7_Temmuz_1980-7_Temuz_2014

ŞEHİT HALİS ZEKİ SALTIK CADDESİ
Edirne Tabip Odası’nın önündeki cadde..

SEHIT_HALIS_ZEKI_SALTIK_CADDESI

 

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA’dan konferans : 1930 SANAYİ KONGRESİ

YÜKSEK TİCARETLİLER DERNEĞİNDE KONFERANS…

Yuksek_Ticaretliler_Dernegi_Logosu

1

1930 SANAYİ KONGRESİ..

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA

Yüksek Ticaretliler Derneği yöneticisi dostlarımız, önemli bir konferansa daha evsahipliği yapıyor..

Sunucu Dr. Serdar Şahinkaya dostumuz, Mülkiye’nin emektatlarındandır ve halen yarı zamanlı olarak lisansüstü dersler vermektedir İktisat Bölümünde.. şimdilerde yaşaı 80’i aşan ama bilimsel olarak hala üretken efsane hocalar  Prof. Korkot Boratavların, Prof. Bilsay Kuruçların öğrencisidir ve o ekolden (okuldan) gelme bir ulusalcı – cumhuriyetçidir.

YuksekTicaretliler-1930SanayiKongresi (3)

“Gazi Mustafa Kemal ve CUMHURİYET EKONOMİSİNİN İNŞASI”

başlıklı, ODTÜ Yayıncılık basımı, 285 sayfalık nefis bir belgesel kitabın yazardır.

Gazi Mustafa Kemal Ve Cumhuriyet Ekonomisinin İnşası

Konununn uzmanı Sayın Dr. Serdar Şahinkaya‘yı dinlemek ve Cumhuriyetimizi kuran
Yüce ATATÜRK ile dava – silah arkadaşlarının bu alanda da (ekonomide) yarattığı tansığı (mucizeyi) anımsamak  çok yerinde olacaktır.. Prof. Mustafa Aysan‘ın da yazdığı gibi;
Mustafa Kemal’in
Ekonomi Mucizesi.
.

Ya da Dr. Tahir Kumkale‘nin nefis yapıtı;

Son olarak da temel kaynaklardan ikisi, Prof. Bilsay Kuruç‘tan…

Dr. Şahinkaya, haklı olarak dilinden düşüremiyor o zorlu dönemi tanımlarken :

  • Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

Emek verenlere teşekkür etmek ve gidip dinlemek gerek..
Not almak, gerçekleri paylaşmak ve günümüzün mirasyedi haramzadelerini teşhir ve
alaşağı etmek gerek..

Üstelik yarın 27 Mayıs!

27 Mayıs 1960 Devrimi‘nin 56. yılı!

Sanırız bu toplantı biraz da bu yıldönümünü anmaya, ona bir armağan sunmaya dönük..

Doğrusu değer ve yakışır..
Yarın 27 Mayıs Devrimini yazarız ..

Sevgi ve saygı ile.
26 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Diyarbakır’da Görevli Hemşire: Askere Polise Müdahale Edilmedi; Öldüler

Diyarbakır’da Görevli Hemşire:
Askere Polise Müdahale Edilmedi; Öldüler!

Diyarbakır'da Görevli Hemşire: Askere Polise Müdahale Edilmedi, Öldüler

(AS: Bizim kapsamlı değerlendirmemiz yazının altındadır..)

Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde görevli PKK yandaşı doktor ve sağlık personelinin yaralı teröristleri tedavi etmek için Sur’a gittiği, ancak ilçeye girmeden önce gözlerinin bağlandığı ortaya çıktı.

GÖREVLİ HEMŞİRE ANLATTI

Diyarbakır‘daki Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde PKK‘lıların sahte ad ya da kayıtsız tedavi edildiğinin ortaya çıkmasının ardından bir doktor, bir sağlık memuru ve bazı hemşirelerin çatışmada yaralanan teröristlerin tedavisi için gizlice Sur ilçesine götürüldüğü de belirlendi. Star gazetesine açıklamada bulunan hemşire B.T., Sur’a giden PKK yandaşı sağlık personelinin ihanetini ilgili tüm detayları ile anlattı.

 “GÖZLERİMİZİ BAĞLAYIP SUR’A TEDAVİYE GÖTÜRÜYORLARDI”

Sokağa çıkma yasağının sürdüğü dönemde PKK‘lıların kendisinin de aralarında bulunduğu sağlık görevlilerini Sur’a götürdüğünü belirten hemşire B.T., “Biri kadın iki kişi gelip bizi alırdı. Sur’a girmeden önce gözlerimiz bağlanırdı. Gözümüzü açtığımızda sığınak gibi bir yerde olduğumuzu gördüm” dedi. Hastanede şahit olduğu tüm ihanetleri polise haber verdiğini ifade eden hemşire B.T, “Çatışmalar devam ederken Dr. E.D., sağlık memuru U.K., hemşireler G.D., B.K ve ben; akşam mesai saatinden sonra gizlice Sur’a götürülüyorduk. Dr. E.D.’nin talimatıyla yanımıza aldığımız serum, ağrı kesici, antibiyotik ve pansuman malzemelerinden oluşan paketleri teröristlere veriyorduk. Kiminin durumu ağırdı, kimi ise sadece bacaklarından yaralanmıştı” diye konuştu.

“TERÖRİSTLERİ HASTANEDE GİZLİCE TEDAVİ EDİYORLAR”

Hemşire B.T. aranan teröristlerin yakalanmaması için tedavilerinin yanı sıra röntgen ve tomografi çekimlerinin de kayıtsız yapıldığını anlattı. B.T. “Hastanın yatması gereken durumlarda ise başkasının adıyla kayıt açıyorlardı. 8 yıl önce dağa çıkan bir teröristi bu şekilde tedavi ettiler. Bu tür işlerin başında Dr. E. D. ve sağlık memuru U.K. vardı. Röntgende çalışan B. adında bir kız vardı. Deşifre olduğu için O’nu hastaneden aldılar. Bu kız, dışarıdaki PKK‘lılarla sürekli bağlantıdaydı.” ifadesini kullandı.

“YARALI ASKERLERE MÜDAHALE EDİLMEDİ, ÖLDÜLER”

B.T. çatışmalarda yaralanarak hastaneye getirilen asker polislerle ilgilenilmediğini de dile getirdi. B.T. “Sırtı ile karın boşluğu arasından vurulmuş bir polis memurunu getirdiler. İri yapılı bir polis memuruydu. Müdahale etmeyip, araştırma hastanesine sevk ettiler. Başka bir gün ise yaralı bir uzman çavuş getirildi, kanaması vardı ve acil müdahale edilmesi gerekiyordu. Bir doktora söyledim ‘bu senin işin değil’ diyerek beni acil servisten çıkardı. Hiç müdahale etmediler, hastaneden cenazesi çıktı. Bunu gözlerimle gördüm.” dedi.

“TERÖRİSTİ KAÇIRMAYI PLANLADILAR”

Yaralı teröristlerin tedavisi için adı geçen kişilerin olağanüstü bir çaba sarf ettiklerini belirten B.T., “Yakalanan bir PKK‘lı muayene için hastaneye getirildi. Dr. U. ile röntgen teknisyeni olarak bildiğimiz B. telefonla birilerini aradı, Bir süre sonra taksi ile iki bayan yanlarına geldi. O PKK‘lıyı kaçırmayı planladıklarını anladım. Polise haber verdim planları bozuldu” diye konuştu.

“HASTANEYE PERSONEL ALIMI BİLE PKK‘NIN ONAYINDAN GEÇİYOR”

Terör örgütüne yardım eden doktor ve hemşirelerin hala hastanede çalıştığını belirten B.T., hastaneye hizmet veren taşeron firmaların da PKK‘nın denetiminde olduğunu söyledi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası SES’in PKK‘nın hastanedeki sözcüsü ve eli olduğunu belirten B.T. “Temsilcileri de hemşire G.D.’dir. Personel alımı dahi örgütün onayından geçiyor. İstedikleri gibi hareket etmeyenlere her türlü mobingi uyguluyorlar. Kadın çalışanlara yönelik ise ciddi tacizler var” dedi.

Haberin filmini izlemek için tıklayınız..
blob:http%3A//www.dailymotion.com/fa5a085d-dbed-4fea-b195-9dea25ded452

http://www.haberler.com/diyarbakir-da-gorevli-hemsire-askere-polise-8470739-haberi/
26 Mayıs 2016

===============================

Durum budur dostlar…

Her tahrike, her türlü kışkırtmaya karşın Devletimiz gene de, sebatla Hukuk Devleti sınırları içinde kalarak, ondan asla ödün vermeden, yapılabilecekleri bir kez daha gözden geçirmek ve bölücü örgütü bir an önce bitirmek için elden gelen yapılmalı.
Planlar, aksayan bu gibi yönleri bakımından hızla gözden geçirilmeli.

Can ve mal yitiklerini olası en az düzeyde tutmak için ne gerekiyorsa yapılmalı.

Ama asla ödün vermeden, asla geri dönmeden.. Bu sorun artık bir beka sorunudur
ve Devletin varlığını koruma – sürdürme refleksi egemendir. Bu bağlamda aşağıdaki yazımıza bakılmasını dileriz 07 Nisan 2016) :

*****
“..Yola el yapımı patlayıcı yerleştiren teröristler, saat 17.00 sıralarında zırhlı araç geçerken bombayı uzaktan kumandayla patlattı. Ardından da teröristler zırhlı araçlara roketatarla ateş açtı. Çatışmada 1’i binbaşı 6 asker şehit oldu, 3 asker yaralandı.
(bkz.  http://ahmetsaltik.net/2016/05/25/vanda-bombali-saldirida-6-sehit/)

*****

Dostlar, 

Dünkü gazetelere baktık;

BİRGÜN 7. sayfada sağ altta yaklaşık 8,5×12 cm boyutunda yer ayırmış ve 6 şehit için
“6 asker öldü” fiilini kullanıyor. Özne olarak PKK’yı telaffuz etmiyor..

SÖZCÜ, ilk sayfasında gereğince işlemiş haberi.. YURT da öyle..(13 x 12,5 cm)

Cumhuriyet ilk sayfada altlarda 13,5 x 22,5 cm gibi büyük bir alan ayırarak şehit haberini vermiş : Komutana tuzak ; 6 şehit..
Ayrıca 6. sayfada da epey yer ayırmış; 25 x 21 cm..

AYDINLIK, çok şaşırdık ama bu haberi vermemiş!?
…..
Hepsini saymaya gerek var mı?
Saflar, ne yazık ve ne ürkütücü ki, giderek ayrışıyor..
Kutuplaşma (polarizasyon) yıkım ve bölünme getirir..
Bu tablo da özellikle kışkırtılıyor, mutlaka ve hızla önlemler almak gerek..

Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşlar, bir çiçek bahçesinin renkleridir..
Birlikte ve rengarenk çok güzel ve çok uyumludurlar..
Gelinciktir, glayördür, papatyadır, dikeniyle güldür, orkidedir…
Birlikte çiçek tarlasında – bahçesinde simbiyotik (dayanışmacı) ve komünal (ortak) bir yaşam sürerler doğa yasalarına uyarak..

Ama hepsinin birden “ortak bir adı” vardır : ÇİÇEK!

Ülkemizde de değişik inanç ve etnisite öbekleri vardır farklı çiçekler gibi.
Örneğin Hatay’da, 3 büyük dinin üyeleri yan yana barış ve dostluk içinde yaşarlar. Birbirlerinin törenlerine, acı – tatlı günlerine giderler, kız alıp – oğlan verirler..

Halkımız da Doğa gibi en iyi çözümü bulmuştur..
İğrenç siyasetçiler, ikiyüzlü Batı emperyalizmi karıştırmasalar sorun yok..

Ulusumuzun = Türkiye halkının = Türk Milletinin = Türkiye çiçeklerinin..

Yüce ATATÜRK‘ün son derece yerinde – birleştirici – insancıl – gerçekçi tanımı :

“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına / ahalisine Türk Milleti denir.”

“Fransa Cumhuriyetini kuran Fransa halkına / ahalisine Fransız Milleti denir.”

“İtalya Cumhuriyetini kuran İtalya halkına / ahalisine İtalyan Milleti denir.”

“ABD Cumhuriyetini kuran Amerika halkına / ahalisine Amerikan Milleti denir.”
….
Tanım evrenseldir, Atatürk uydurmamıştır.. 1776 ABD, 1789 Fransız devrimlerinin (her 2’si de çok kanlıdır..) ardından imparatorluklar sonrası tarihsel dönem için bulunan çözüm
ULUS DEVLETTİR.. Bu sayededir ki, 50 farklı millet (“etnisite – milliyet” değil, geçmişte devlet kurmuş millet!) büyük bir uzlaşma ile tümüyle yapay – sentetik biçimde
Amerikan milletini yaratmışlardır.. En büyük ulsu devlet olarak ABD’nin gücü ortadadadır.

Tek devlet + Tek resmi dil + tek bayrak + tek Amerikan milleti..

3. ABD Başkanı T. Jefferson’un aşağıda sunduğumuz sözüne / uyarısına çook dikkat etmeli.. Yoktan yaratılan bir sentetik Amerikan milleti..
Buna karşılık en az bin yıldır Anadolu coğrafyasında kaynaşıp milletleşmiş (integrasyon),
Türk Milleti olmuş (assimilasyon yok!) Anadolu halkı/ahalisi..

Thomas_Jefferson_Bir_Ulus_Yarattik

 

Yazık ve günahtır efendiler, yapmayın, kan dökmeyin,
insana kıymayın..
İğrenç bölücü – sömürücü 500 yıllık hastalığınızdan artık kurtulun,
Özde Uygarlaşın, ADAM OLUN!

 

İçerideki zavallılar, işbirlikçiler, hainler, aymazlar, saflar, gafiller, sapkınlar..
Bölücü emperyalist projeye el ve gönül veren insan kılıklılar..
Artık kendinize gelin.. Çocuklarınız – torunlarınız ve tarih sizi asla bağışlamayacak!
Dileriz Diyarbakır Tabip Odası ve TTB (Türk Tabipleri Birliği) de üzerine düşeni yapar!?

Çare; ülkemizdeki her-kes için zerre ayrım ölçütü koymadan en yüksek demokratik rejimdir.. Ulusa dayalı, Ulus Devlet.. Yoksa ucu iç savaşa varır ama Türkiye gene yoluna devam eder..
Bu da böylece bilinmeli ve hiç ama hiç akıldan çıkarılmamalıdır..

Ve vazgeçilmez not : Bunca kan – can – mal – güven – saygınlık… yitiğinin dönüşümsüz yaraların, onarımı olanaksız yıkımların… siyasal sorumlusu AKP iktidarıdır, BOP eşbaşkanıdır!. 2002 sonunda iktidar olduklarında nerdeyse bitirilmiş olan PKK’yı sözde “AÇILIM” süreciyle – ihanetiyle besleyerek bugünlere taşıdılar.. Bunun hesabı elbette sorulacaktır…

CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gırtlağını paralıyor :

  • “Teröre yardım ve yataklık yapan bunlardır.. “ diye ve dava açıyor..Dün teslim olan 25 PKK’lının, bu gün Nusaybin’de teslim olan 42 PKK’lının hazin,
    yürek paralayan ama acı gerçekliğini, bölücü terör örgütünün iğrenç içyüzünü
    herkes ibret için izlemeli, okumalıdır.. Videoyu izlemek için lütfen tıklayınız :
    blob:http%3A//www.dailymotion.com/5523e28a-292d-4908-8330-305cf7b9587d

Sevgi, saygı ve acı ile.
26 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazımızın pdf biçimi : VAN’da_6_SEHIT_ve_CAGRISIMLARI