ANAYASA MAHKEMESİNE AÇIK MEKTUP


ANAYASA MAHKEMESİNE AÇIK MEKTUP

Anayasa Mahkemesi’nin Özgüven Eksiği mi Var ya da Baskı Altında mı??

Balyoz Davası’nda bireysel başvurular 8 ayını doldurdu neredeyse..

Başvuran Balyoz davası hükümlüleri,

ADİL YARGILANMA HAKLARININ ÇİĞNENDİĞİNİ

– BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi md. 10,
– Avrupa Konseyi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi md. 6
– T.C. 1982 Anayasası md. 36-38; Adil yargılanma hakkı vd.

başta olmak üzere, birincil ve evrensel üstün pozitif hukuk kurallarına (normlarına) dayandırarak Yüksek Mahkemeden bu doğrultuda “HIZLA” bir karar vermesini istemekteler. Anayasal hak olarak (md. 148) bireysel başvuruda bulundular.

Temel_Haklara_ve_yargilanmaya_iliskin_evrensel_haklar

Biz, Türk Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda sayılan nitelik ve özelliklere sahip olduğunu düşünüyor veya düşünmek istiyoruz. Başvuranlar hükümlüdür ve
yıllardır (ortalama 5+ yıl!) hapistedirler.
Yaşları genellikle ileridir ve sağlık durumları genellikle epey bozuktur.
Bu acı süreçte, “tertip Balyoz davası kurbanı” çok sayıda
“başvuran-vuramayan tutuklu yurttaş” yaşamını ve sağlığını yitirmiştir.
Aileleri ve yakınları da yaygın ve ağır düzeyde beden ve ruh sağlığı sorunları içindedir.
Ülke derin umutsuzluğa sürüklenmektedir ve bu olgu çok tehlikeli, çok sakıncalıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı (YCB) yeniden yargılanma istemini ne yazık ki
geri çevirmiştir. Oysa sorunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunda, YCB’nın istemiyle
bağlı olmadan irdelenmesi, önemli hukuksal katkı sağlayabilirdi.
Yıllardır yaşanan çok ağır ve çok uzun ve de apaçık hukuk zulmünü,
daha çok geciktirmeden hiç olmaza gene hukukun kendi eliyle sonlandırmasında saymakla bitmez yarar vardır.

Anaysa Mahkemesi neyi beklemektedir karar vermek için?

Konu yeterince ivedi – acil ve de olgunlaşmış bir insanlık sorunu değil midir?
Sekiz ayı bulan süre, öncelikli – ivedi – acil hukuk yarasını sarmak için yetmez mi?
Anayasa’nın md. 138/2′nin ardında daha fazla durulabilir mi?
Hukuk kurallarını gerçekte erk yüklü kılan meşrulukları
ve hızla  – adil uygulanışları; işlevsellikleri değil midir?
Sözlerimiz, kahir bir kalkan gibi kullanılarak Anayasa md. 138/2 ile mi çarpıştırılmalıdır?
Zaman dönüşümsüz akıyor, sabırlar zorlanıyor, dayanma gücü, umutlar
ve de ömürler tükeniyor..
Yaşlı başlı insanlar, kadınlı – erkekli, AYM önünde 1,5 aydır ADALET NÖBETİ tutuyor.
Tüm bunlar “olağanüstü bir tablo” tanımlamıyor mu?
Çözüm de bu zeminde, olağanüstü duyarlıkla olmamalı  mı?

Türk Yüksek Yargı Sisteminin tepesindeki Saygın Anayasa Mahkememize;
bir yurttaş ve 38 yıllık bir hekim olarak
bir kez de biz, derin özdeşim (empati), kaygı ve saygıyla arz ederiz.

Sevgi ve saygı ile.
19 Haziran 2014, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com 

 (pdf biçimi için lütfen tıklayınız… ANAYASA_MAHKEMESINE_ACIK_MEKTUP)

**********

Not          : Biz bu açık mektubu yazıp sitemizde yayımlanması için zamanladıktan sonra
AYM’nin 17 kişilik Genel Kurulu’nda (AY md. 149) oybirliği ile verdiği
tarihsel değerdeki “Balyoz davası yargılamasında hak ihlali yapıldığı” kararı
çok sevindirici olmuştur.
Umarız bu önemli ve kritik yüksek yargı kararı, Türkiye’nin normalleş(tiril)mesi sürecinin kapısını aralamaya da katkı sağlar. Böylesi bir “normalleşme sürecine”
Yurtiçi ve dışı hemen tüm aktörlerin şiddetle gereksinimi olduğunu gözlemliyoruz.. Kartların yeniden karılması zamanıdır; “son saldırılar” şimdilik püskürtülmüştür.

Dr. Ahmet Saltık, 19.6.2014, 13:20, Ankara

Adalet Arayan İşçi Aileleri 28 Nisan için Ankara’ya gidecek

Adalet Arayan İşçi Aileleri 28 Nisan için Ankara’ya gidecek

İSTANBUL (DİHA) Adalet Arayan İşçi Aileleri, 28 Nisan’ın Türkiye’de
“İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenler Anma ve Yas Günü” olarak
kabul edilmesi için yarın Ankara’ya giderek Cumhurbaşkanlığı ve
TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerle görüşeceklerini söyledi.

İş kazalarında yaşamını yitiren ve yaralananların aileleri tarafından her ayın ilk
Pazar günü düzenlenen “Vicdan ve Adalet Nöbeti”nin 29’uncusu gerçekleştirildi. Taksim Tramvay Durağı’na bir araya gelen iş kazalarında yakınlarını yitirenlerin aileleri ve yakınları, Galatasaray Lisesi önüne dek yaptıkları yürüyüş ile iş kazalarında yaşamını yitirenler için adalet taleplerini haykırdı.

“28 Nisan iş cinayetlerinde yaşamını yitirenler anma ve yas günü kabul edilsin” pankartı açan aileler, yürüyüş boyunca

– “Sorumlular belli adalet istiyoruz”,
“İş kazası değil, cinayet” ve
“Güvenli iş, güvenli gelecek”

sloganlarını attı. Çeşitli tarihlerde meydana gelen iş kazalarında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan aileler iş kazlarının son bulması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.

Yürüyüşün ardından Galatasaray Lisesi önünde 29’uncusu gerçekleştirilen “Vicdan ve Adalet Nöbeti”nde Adalet Arayan İşçi Aileleri adına basın açıklamasını 13.3.2012’de Esenyurt’ta bir AVM inşaatının şantiyesinde çıkan yangın sonucu yaşamını yitiren
Barış Kıyak’ın kardeşi Damla Kıyak yaptı.

İş cinayetlerini önleme noktasında gerekli önlemlerin alınmadığını ve denetimsizliklerin sürdürğünü dile getiren Kıyak, işverenlere seslenerek,

  • “İşverenler işçilerin yaşam hakkının ihlaline daha ne denli kayıtsız kalacaksınız?” diye sordu.

Dünyada 30’u aşkın ülkede resmi olarak 28 Nisan’ın iş cinayetlerinde yaşamnı yitirenler için “anma ve yas günü” olarak kabul edildiğin hatırlatan Kıyak, Türkiye’nin de
28 Nisan’ın “İş Cinayetlerinde Yaşamını Yitirenler Anma ve Yas Günü” olarak kabul etmesi gerektiğini söyledi. Kıyak, bu istemler işçi ailelerinden bir heyetin
yarın Ankara’ya giderek Cumhurbaşkanlığı ve TBMM’de grubu bulunan siyasal partilerle görüşeceğini söyledi.

Eyleme katılan “2013 Yılı İş Cinayetleri Almanağı”nı hazırlayan Adalet Arayanlar Destek Gurubu Sözcüsü Eylem Can da kısa bir konuşma yaptı. Adalet Arayanlar Destek Gurubu olarak 2008 yılında Davutpaşa patlamasında yaşamın yitiren işçilerin dava süreci ile çalışmalara başladıklarını ifade eden Can, “Bizler Adalet Arayanlara Destek Grubu olarak yaşanan iş cinayetlerine dikkat çekmek için çalışma başlattık.
Bu almanakta 2013 yılında yaşanan iş cinayetleri var. Medya dillini değiştirmeli.
Medya işçileri suçlu gibi gösteriyor. Aslı suçlu önlem almayan işverendir.” biçiminde konuştu.
(http://www.bianet.org/bianet/toplum/139688-esenyurt-yangini-davasi-nda-ihmaller-ortaya-cikti, 28.4.14)