Kargalar, kazlar ve ‘altına hücum’

Kargalar, kazlar ve ‘altına hücum’

Erol Manisalı

 

Vahşi kapitalizm ve siyasal İslam işbirliğialtına hücumu” getirdi. Aynen Chaplin’in filminde (Gold Rush) olduğu gibi. Bu kez  vahşi Batı “vahşi Doğu” oldu. 
Paul Henze’nin vahşi kapitalizme monte edilmiş ılımlı siyasal İslamında olduğu gibi. BOP da zaten “petrole hücum, doğalgaza hücum” için değil mi? Sıra altına hücuma geldi, vahşi Batı “vahşi Ortadoğu” olmuştur. Senaryoyu vahşi kapitalizmin babası ABD yazdı, emperyalizm adına… 
Bu kez Kaz Dağları’nı eskiden “vahşi Avrupalıların” saldırdığı ABD’nin batısı gibi görmeye başladılar.

  • Emperyalizm (ve kapitalizm) içerideki ortakları ile birlikte ülkeyi vahşi Batı’ya çevirdiler:
  • FETÖ’leriyle, tarikatlarıyla, cemaatleriyle, işadamları ile hep birlikte…

Hangi taşı kaldırsanız altından siyasal İslamcıların yandaş işadamları ve siyasilerinin, vahşi Batı kapitalizmi ile işbirliği çıkıyor: önce yerin üstündekileri özelleştiriyoruz diye “yabancı tekellere” peş keş çektiler, sonra da cennet vatanın altındakileri yabancılara pazarlayarak cenneti cehenneme çeviriyorlar. 
Bu dünyadaki cenneti yok ederek “öbür taraftaki” cennetleri kullanarak bunu yapıyorlar üstelik…

Karga yavruları, kazlar ve “insanlar”… 
Geçen günlerde ekranlarda izledim: Anadolu’da köyde bir adam, bahçede bulduğu karga yavrularını anasız kalınca beslemeye başlamış. Minnacık yavrular da 80 kiloluk koca bir insanı anaları sanmışlar. Ona sıkı sıkıya bağlanmışlar, bağımlısı olmuşlar! 
İlkel toplumlarda da insanları karga yavruları haline getirip beslemeye başlarsanız, “kim olursanız olun size bağımlı hale gelirler”. 
Hele 4-5 yaşlarında bu işe soyunursanız sonuç kesindir, insanları kolayca “kargalaştırırsınız, en azından önemli bir bölümünü.

Ülkemizde Köy Enstitüleri ile başlattığımız olumlu sürecin bugünkü “eğitimde” ne hale dönüştürüldüğünü gördüğümüzde, “Kaz Dağları’nın neden vahşi kapitalizmin altına hücum vahşeti içine yuvarlandığını anlarız.” Köy Enstitüleri sürseydi yetişenler, “kamunun yararını ve ulusal çıkarlarımızı çok daha iyi anlayacaklardı” ve bunlar başımıza gelmeyecekti.

Atatürk Havalimanı ve İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (DTM) 
Atatürk Havalimanı’nın yerine de oteller vs. yapılacakmış. 1979’da İstanbul Dünya Ticaret Merkezi projem Ecevit tarafından onaylanmış ve bakan Teoman Köprülüler tarafından uygulamaya sokulmuştu. Aytekin Kotil zamanında kabul edilen ve daha sonra onaylanan projede şu vardı: 1.5 milyon metrekare alanın % 5’i imara açık, yüksekliği pist düzeyinin altında ve % 95 korumaya alınmış yeşil alan bölgesi. 
DTM, Yeşilköy Havalimanı ile bütünleşmiş bir projedir. Dünyadaki örneklerinde olduğu gibi, “havalimanı ile birlikte” çalışacaktı, böyle bir ekonomik işlevi vardı. Şimdi Atatürk Havalimanı gidince DTM boşlukta kaldı. Kimse bunu düşünmedi bile! 
Ve en başta % 95 kesin imara kapalı yeşil alan olarak onaylanan proje tümüyle imara açık duruma sokuldu. Altına hücum” hiç aksamadan sürüyor, aynen vahşi Batı’da olduğu gibi: bugünkü mekânı, cennet ülkemiz!

Bu köşemde hep yazdım:

  • Vahşi kapitalizmin “yeni ılımlı İslam projesi”, vahşi kapitalizm ile işbirliğine sokulmuş siyasal İslam ideolojisi ve uygulamalarıdır.

Kaz Dağları katliamı ve öbürleri, bunun sonucudur. Bu yazıyı Gündoğan’da ayakta kalabilmiş 180 yaşında bir zeytin ağacının altında yazıyorum… Ne tezat (AS: çelişki) değil mi?