TEOMAN ALİLİ : NAMUSSUZLAR!


Dostlar,

Teoman Alili‘nin aşağıdaki makalesi çok düşündürücü ve tek sözcükle “azap” verici..
Alili Bosna’lı olduğundan Srebrenitsa‘da adeta BM Batış Gücü gözetiminde (!) yaşanan Boşnak kırımını ve ırza geçmeleri çooook iyi bilir.. Derin empati kurabilir.
Bu yazısı da zaten o derin özdeşimin (empatinin) ürünü.Srebrenitsa Soykırımı…
Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı1991-95 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)’nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun
Srebrenitsa‘ya karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995‘te yaşanan ve en az 8.372 Boşnak‘ın Bosna-Hersek‘in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır. Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır. Bosna Sırp ordusunun dışında katliama “Akrepler” olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır. Birleşmiş Milletler‘in Srebrenitsa‘yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın silahlı 400 Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önlememiştir.

Srebrenitsa katliamıII. Dünya Savaşı‘ndan bu yana Avrupa‘da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa’da hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşır. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_Katliam%C4%B1, 24.8.14)

*****

Sözde İslam Devleti adlı IŞİD’e bir türlü “terör örgütü demeyen”, “IŞİD unsurları” diyen RTE ve ataması 62. başbakan adayı Davutoğlu‘na ne demeli??

Aynı RTE 31 Mart 2003 günü Wall Street Journal’e Başbakanlığının 2. haftasında, Irak’ta benzer zulmü – tecavüzü sürdüren ABD askerleri için şunları dememiş miydi ?

  • “Kahraman ABD askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için
    dua ediyorum..” 
Bu güne dek yalan(a)mayan bu korkunç tümce, Türkiye’yi 3 Kasım 2002 seçimlerinden
bu yana 11,5 yıldır kimin – kimlerin yönettiğini apaçık ortaya koymuyor mu??Sevgi ve saygıyla.
24.8.2014, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===========================================

Namussuzlar

Namussuzlar

Teoman Alili
aliliteo@gmail.com
23.8.14
AYDINLIK Gazetesi’nde bir haber vardı:IŞİD’in elinde rehin tutulan kadınlardan biri mektup yazmış:

  • ‘Bizi öldürün, buraları bombalayın, her gün tecavüze uğruyoruz.’ 

demiş. Namuslu bir bacının namussuzların zulmüne karşı tek istemi canının alınması. Aralarında intihar eden bacılarımız varmış. Kim tecavüz edenler?

Sözde ‘İslam devleti’ kurduğunu iddia eden insan kasapları.
Ne farkları var Bosna’da kadınlara tecavüz eden Sırp çentik çetelerinden?
Sorun basit, namussuzluğun dini olmaz. Kendine Müslüman deyip ‘İslam devleti’ kuracağını iddia eden IŞİD ya da Balkanlar’da ‘Sırp Ortodoks’ devleti kuracağını
iddia eden çentikler aynıdır, NAMUSSUZDUR!!!

Dikkat edin ikisinin de bayrağı karadır. Biri üstünde Arapça yazılar olan kara bez taşır,(Üstelik IŞİD Hz. Muhammed’in mührünü kara emellerine alet ederek o mührü bayrağa koyar..) öbürü kuru kafalı bir kara bez. Namussuzların rengi karadır çünkü onlar aydınlığa düşmandır.Amcalarından öğreniyorlar

Amcaları kim bu namussuzların? Ünlü fotoğrafı anımsayalım, koni şapkalı,
sakallı, adı Sam olan amca ‘I want you’ diyordu savaşa çağırdığı kişilere.
Yani ‘Seni istiyorum’ diyerek savaşçı topluyordu. İstediği savaşçıları toplamış görünüyor emperyalist çıkarları için. Toplamış çünkü Sam amcalarının yaptıklarını yapıyorlar.

IŞİD’in zulmünden kurtulmak için, tecavüzlerden kurtulmak için ‘Bizi bombalayın’ diyen kadınların feryadı yıllar önce Irak’taki Ebu Garip hapisanesinde yatan Nur Bacı’nın mektubunu anımsattı. Ne diyordu Nur Bacı: 
‘Avazımız çıktığı kadar çığlıklar atıyoruz ama kimsenin bizi duyduğu yok! Eğer kalbinizde, ruhunuzda bir zerre insanlık, haysiyet, onur ve şeref varsa, birleşin ve bu hapisaneye saldırın. Gelin ve kurtarın bizi! Elinize geçen
bütün silahlarla bu hapisaneye saldırın! Hem onları hem de bizleri öldürün!!! Biz çoktan ölüme razıyız. Burayı yerle bir edin!’
Aynı işte, IŞİD’in elindeki kadınlar da ‘Bizi bombalayın, kurtarın’ diyor, ABD’nin zulmü altındaki kadınlarda. Zulümkarlar (AS: zalimler, zulümcüler) namussuzdur,
mazlumlar namusu için ölür.

Namussuzların projesi

Büyük Ortadoğu Projesi de bir tecavüzdür. Bölgemiz topraklarına yapılan bir tecavüz. Dolayısıyla o projeyi yürütenler de tecavüzcüdür, sapıktır. Bakın emperyalizmin ve hizmetçilerinin yöntemleri hep aynıdır çünkü bilirler ki, mazlumlar için esas olan namustur. Toprak namustur, vatan namustur, eş namustur, emek ve ekmek namustur. İnsan başkasının namusuna göz diktiği zaman namussuz olur.



Erdoğan’ın CV’si

 


Erdoğan’ın CV’si

Başbakan Erdoğan‘ın herkesi şaşırtarak cumhurbaşkanlığı için aday gösterdiği Tayyip Erdoğan‘ın cv’si (AS: CV Latince “Curriculum Vitae” sözcüklerini kısaltması olup özgeçmiş – biyografi anlamına gelmektedir) işe başarılarla dolu:

– Kendisinden önceki dönemde yılda ortalama ancak %4.8 büyüyebilen Türkiye’yi,
12 yıllık iktidarı boyunca ortalama 4.9 hızla büyüyen bir ülke haline getirerek
ekonomik anlamda çağ atlattı.
Bu atılımla birlikte Türkiye, ekonomik büyüklük sıralamasında dünyada 17. sıradan
17. sıraya yükseldi.

Aynı dönemde sırasıyla iphone 3, 4 ve 5 çıktı, teknoloji çok ilerledi.
Önceki iktidarlarda teknoloji bu kadar ilerlememişti…

– Etkili dış politikası sayesinde Türk vatandaşlarının Irak, Mısır, Libya, Tunus ve Suriye’den çıkarılmasını sağlayarak bu az gelişmiş ülkeler nedeniyle çekilen
gurbet acısının önüne geçti. Aileleri kavuşturdu…

– Türkiye’yi uzun yıllardır meşgul eden Kürt sorununun çözümünü konusunda
önemli mesafeler kat eden Erdoğan; onun yerine Suriye, mülteciler, Irak, IŞİD gibi
yeni sorunlar kazandırarak bu alandaki monotonluğa son verdi.

– Bugüne dek 7 kez batılı liderler karşısında bacak bacak üstüne attı…

– Olimpiyatların Tokyo’ya kazandırılmasının yanı sıra, ilk kez bir Türk takımının
UEFA kupasını kendi iktidarından 2 yıl önce almasını sağlayarak dünyanın
sportmen liderleri arasına adını yazdırdı.

Başbakanlığı sürecinde ülkemizde top koşturan kimi ünlü futbolcular ise şöyle :

Alex de souza, Didier Drogba, Ricardo Quaresma, Pierre van Hooijdonk,
Wesley Sneijder, Stephen Appiah…

– Erdoğan, 2013’te yayınlanan “Ben Diktatör Olsam Yapamayacağınız
100 Şey”
 adlı 
eseriyle de Sait Faik Öykü Ödülünü kazandı…

– Devlet yönetimine saydamlık ve katılım kazandırdı. Ekibinin Suriye sorununa ilişkin çözümleri bir biçimde banda kaydedilerek vatandaşla paylaşıldı…

– Twitter’ı ve Youtube’u yasaklatarak vatandaşlarda bilişim kültürünün gelişmesi yönünde önemli çalışmalara imza attı.

Ayrıca Ak troller adlı dünyanın ilk maaşlı twitter kullanıcıları kendisi döneminde yetiştirildi…

– B sınıfı sürücü ehliyetiyle metro dahil her türlü ulaşım aracını büyük bir ustalıkla kullanabilen ilk başbakan oldu…

– 3 çocuk ve 1 Bilal babası olup “one minute” düzeyinde İngilice bilmektedir…

From: Ilhan Gunalp 

Mızrak çuvala sığmıyor


Dostlar,

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof.Dr. Metin FEYZİOĞLU, bilindiği gibi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku öğretim üyesidir. Zaman zaman Balyoz, Ergenekon vb. davalarda bir hukuk bilimcisinin nesnelliği ile sorukduğunda açıklamalarda bulunmaktadır. Genellikle de davaların özüne girmeden “ceza usulü” bakımından irdeleme yapmaktadır. İyi bilinen bir sözdür, “Usul esasın kapısıdır..” derler. “Canım ufak tefek usul hataları önemli değil, esasa gelelim..” söylemlerinin dikkate alınır bir ağırlığı olamaz.

tbb_logosu

Geçenlerde Cumhhuriyet’te bir demeci yer aldı.
Bildiğiniz gibi biz zaman zaman özellikle arşive aktarılmış metinleri – belgeleri önce çıkarıyoruz. Bu demeç de o türden.. Araya giren 5 Ağustos 2013 Ergenekon davası kararlarının ardından bir kez daha okuyalım..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 20.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

GAZETEMİZİ ZİYARET EDEN TBB BAŞKANI METİN FEYZİOĞLU,
YARGIYI SERT SÖZLERLE ELEŞTİRDİ:

portresi

Mızrak çuvala sığmıyor

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, dün gazetemizi ziyaret ederek gündeme ilişkin sorularımızı yanıtladı. Birleşmiş Milletler (BM) Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun Balyoz Davası’nda Türkiye’nin

– keyfi tutuklama,
– adil yargılama ve
– savunma hakkına dair 3 maddeyi ihlal ettiği

yönündeki kararını değerlendiren Metin Feyzioğlu,

“BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun yasal olarak yaptırım gücü yok. Ancak AİHM, Avrupa Konseyi ve AB kuşkusuz böyle saygın bir mahkemenin yapmış olduğu tespitleri bir veri olarak değerlendirir ve yarın açılacak olan davalarda emsal olarak göstererek Türkiye’ye çok ciddi kınama cezaları ve ilerleme raporuna engel gösterebilir. Açıkçası mızrak çuvala sığmıyor.” dedi.

Balyoz Davası’na ilişkin çok uzun zamandır hukuksal açıklama yapmadığını anlatan Feyzioğlu,

“Balyoz Davası’nı hukuki olarak incelemeyeceğimi daha önce söylemiştim. Burada yargılama baştan sona yok etmeye yönelik kurgulanmış. Hukukçulara davayı sormak, ona itibar kazandırmaktır. Balyoz Davası’nı Türkiye’nin Suriye politikasından, Kıbrıs’taki menfaatlerinden ve Ege’den bağımsız düşünemezsiniz. Türkiye’nin donanması çökertildiğinden beri Kıbrıs’ta, Ege’de ve Ortadoğu’da kendi dış politiasını üretse bile onu savunabilecek haklılığını ortaya koyacak gücü yok. Dolayısıyla tutuklamaların tamamı keyfi olarak ortaya çıkıyor.” diye konuştu.

‘Çifte standart’

Ergenekon davasında verilecek karardan pek ümitli olmadığını anlatan Metin Feyzioğlu şöyle devam etti:

“Aslında KCK davası da aynı siyasi yapının parçası. Barış süreci ile Kürt siyasetçiler 3’er-5’er tahliyeler olurken Ergenekon ve Balyoz davalarında komutanlar ve aydınlar bir an önce özgürlüklerine kavuşturulmaz ise toplumsal barışın sağlanması söz konusu olmaz. Palalı saldırganlar kaçma şüphesi olmadığı gerekçesiyle bırakılacak; Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Engin Alan ve Tuncay Özkan gibi onlarcası kaçma tehlikesi olduğu gerekçesiyle tutulacak. Bunu bana kimse anlatamaz. Yargı Türkiye’de siyasi iktidara yol açma makinesi haline getirildi. Buna son verilmedir.” (Cumhuriyet, 24.07.2013)