Milli aydınlar milletle buluşuyor


Dostlar
,

28 Nisan 2013 günü, aralarında bizim de bulunduğumuz 300 dolayında yurtsever aydın biraraya gelerek Ulusumuza, aşağıda bir kez daha sunduğumuz 3 maddelik bir çağrıda bulunmuşlardı:

=================================================================

Türk milleti adına 3 maddelik çağrı                            : 

1- Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve sahibi olan Türk Milletinin adı,
vatandaşlık tarifinden ve Anayasadan çıkarılamaz.

2- Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız, 
ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz.

3- Anadolu coğrafyasında Selçuklu ile başlayıp Osmanlı ile devam eden Türk Milletinin kesintisiz egemenliğini esas alan büyük Atatürk’ün kurduğu milli devlet yapısı
ortadan kaldırılamaz.

=================================================================

Bu bağlamda ulusu aydınlatma konferansları başlatıldı..
Ülkeye dağılan yurtsever aydınlar konferanslar vermeye giriştiler..
Programın bir bölümü aşağıda..

Milli aydınlar milletle buluşuyor..

Milli Aydınlar, sürecin tehliklerine karşı vatandaşı aydınlatmak için başlattığı gezilerini sürdürüyor. Bu çerçevede, bugün Kayseri’de saat 14.00’te Nurullah Çetin Real House Oteli’nde, yine bugün saat 16.00’da Adana’da Adana Tiyatro Merkezi’nde eski bakan Sadi Somuncuoğlu ve 19.30’da  Nevşehir’de Ticaret Borsası Salonu’nda
Prof. Dr. Nurullah Çetin konferans verecek. 15 Mayıs Çarşamba günü ise, saat 14.00’te Aksaray Üniversitesi’nde eski bakan Yaşar Okuyan, 19.30’da Kocaeli,
Dr. Şefik Postalcıoğlu Belediye Salonu’nda Sadi Somuncuoğlu konuşacak.

17 Mayıs Cuma günü de saat 14.30’da İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, 19.30’da da İstanbul, Maltepe Belediyesi Kültür Merkezi Serince Salonu’nda Sadi Somuncuoğlu  ile eski TDK Başkanı Ahmet Bican Ercilasun konuşacak.

18 Mayıs Cumartesi günü ise 14.00’te Kırklareli Lüleburgaz, Aşkiye Neşet Çal Sahnesi’nde ve 21.00’de Edirne Uzunköprü Kız Meslek Lisesi Konferans Salonu’ndaki toplantıya yine Sadi Somuncuoğlu ve Ahmet Bican Ercilasun katılacak.
19 Mayıs Pazar günü 13.30’da da Mersin Tarsus Bağlar Düğün Salonu’nda,
Sadi Somuncuoğlu, eski milletvekili Uluç Gürkan, Yazar Emine Işınsu,
Prof. Dr. İskender Öksüz, Prof. Dr. Anıl Çeçen, Ahmet Bican Ercilasun,
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek ve Prof. Dr. Mustafa Kafalı konuşacak.
(http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=84016, 10.5.13)

**************************

Reyhanlı kundaklamasının ardalanını da yurttaşlarla paylaşmak önem taşıyor.

Türkiye, bu siyasal iktidarın politikalarıyla ne yazık ki çok daha sıcak ve acı veren tablolara sürükleniyor..

Üstelik BOP Eşbaşkanı olmakla övünen ülke yöneticisi, önümüzdeki günlerde
Atlantik ötesi “stratejik” (“trajik” mi gerçekte yoksa) müttefiki ziyarete gidecek?
Bu topludurumda (konjektür) sormamak olağan dışı ya da zeka fukaralığı olacağına göre;

– Eşbaşkan, asıl Başkandan yeni ve çok daha keskin, yerine getirilmesi daha da zor talimatlar mı alacak?

– Bu demirden leblebi daha fazla çiğnenebilir mi; ağzınızdaki dişleri mi döker?

– Cinnet geçirip siyasal intiharla ülke ve ulusu da ateşe atıp denemeye mi girşirsiniz; havlu atıp “deliğe süpürülmeye” razı mı olursunuz??

Kendi düşen ağlar mı?
Kendinizi bu seçeneksiz çıkmaza, “çelik kafese” kendiniz sürüklemediniz mi?
Derdimiz elbette ülkemiz ve ulusumuzun bölünmez bütünlüğü..
Masum insanların bedel ödememesi..

Ve de bir an önce bu “serüvenci” siyasal kadrodan kurtularak kendilerinden yasal hesap sorulması..

Hiç kuşku yok, Türkiye bu sarmaldan sıyrılacak güç ve birikime sahiptir..

Herkes görev başına!

Milli Merkez de

Milli Aydınlar da

Vatan Emek Cumhuriyet Birlikteliği de

– ULUSAL SEFERBERLİK İÇİN YURTSEVERLER de..

Ayrı ayrı ya da işbirliği içinde.. Eşgüdümle..
Sınırlı enerjiyi en yüksek verimlilikle kullanmak adına, olanakları zorlayarak

BÜTÜN ULUSAL GÜÇLERİ BİRLEŞTİREREK..

Çünkü Ata’nın buyruğu bu yönde :

*     Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için,
bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir.
Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.

Söz konusu olan ve artık akutlaşmış olan gündem; VATAN’dır!

Dolayısıyla her şey ama her şey teferruattır..

Sevgi ve saygı ile.
13.5.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

PKK’nın terör örgütü listesinden çıkarılması ve Önümüzdeki Yakıcı Gündem : Gerçek Anlamda Birleşmek!


PKK’nın terör örgütü listesinden çıkarılması..
Ve Önümüzdeki Yakıcı Gündem : Gerçek Anlamda Birleşmek! 

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Bilim – Danışma Kurulu
www.ahmetsaltik.net, 29.4.13, Ankara

İtiraf edelim, doğrusu bu denli, el çabukluğu beklemiyorduk.
Zamanlama mükemmel..

AB ve ABD “hürmetle selamlayarak” (!?) APO – BDP – KCK – PKK 4’lüsünün
sözde “silah bırakma” eylemini (gerçekte silah bırakılmadığını ise KCK başkanı
Murat Karayılan
 açık seçik söyledi Kandil’deki basın toplantısında ve sitemizde
bu açıklamaya yorumlayarak yer verdik; http://ahmetsaltik.net/karayilan-acikladi-akp-cozume-ne-verdi/, 26.4.13 ve http://ahmetsaltik.net/onur-oymen-karayilanin-mulakati-ve-muhtemel-senaryolar/, 22.4.13) adeta kutsadılar PKK’nin göstermelik manevrasını
ve terör örgütü listesinden çıkardılar!

Avrupa Konseyi Parlemanterler Meclisi, 25.4.13 günü yaptığı oylamada bu kararı verdi; 1984’ten beri kendilerinin maşalığını yapan bölücü terör örgütünü aklayıp pakladılar ve Türkiye ile neredeyse “devlet statüsünde” görüşme masasına taraf olarak oturttular. Şimdilik “terörü PKK eliyle bölücü amaçla kullanma” misyonuna
ara verildi. Çünkü AKP hükümeti bunu görüşmelerle yapmaya “ikna edilmiş” durumda..

  • Emperyalist politik koro, kabul edelim, siyasal stratejik satrancı
    çok ustalıkla oynamakta.

PKK terör örgütü listesinden çıkarılınca, Devletimizle görüşme masasında,
de facto kazandığı, kazandırıldığı “görüşme ehliyeti”ni  devletler hukuku bakımından da biçimsel olarak kazanmış olacak ve bu bağlamdaki itirazlar iyice boğulacak..

Gelişmeler çook sevimsiz hatta bunaltıcı ve de ACİL!
Oysa önümüzde 4 ayrı yol var!?!

Türkiye’de de yurtsever ulusalcı kesimlerin bir an – bir an önce çok sıkı bir birliktelik ile
bu emperyal kuşatmaya kurmay akıl ile karşı durması gerek..
Ama gene 3 – 4 parçalıyız..

1. Milli Merkez (Başlıca – ağırlıklı olarak İP öncülüğünde, içindeyiz)

2. Vatan – Emek – Cumhuriyet Birlikteliği (ADD öncülüğünde, içindeyiz..)

3. Ulusal Seferberlik İçin Yurtseverler..
(Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL öncülüğünde, partisiz, BCP ile ilgisi yok, içindeyiz..)

4. Bir de Sadi Somuncuoğlu öncülüğünde, aralarında bizim de olduğumuz
300 dolayında aydının halkımıza 3 maddelik bir çağrısı oldu.
Bu metne imza verenler 30 bini aştı..

23 Nisan 2013 günü Ankara’da yapılan Milli Merkez Kurultayı‘nda en çok seslendirilen slogan, kararlı bir tonla, BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ.. idi.

Sayın Prof. Dr. Mümtaz Soysal da o kurultayda söz almıştı ve tam nasıl ve neden birleşilmesi gerektiğini açıklamaya geçecekti ki (daha sonra konuşmamızda
bize söyledikleri..), tatsız bir gerginlik yaşandı salonda ve Mümtaz Hoca konuşmasını
ne yazık ki tamamlayamadı.

Biz, Milli Anayasa Forumu  kuruluşunda İstanbul’daki 2 toplantıya ADD adına görevlendirilerek katıldık.. (Ekim 2011 ve sonrası). 22 Nisan 2012’de Ankara – Keçiören’deki panelde konuşmacı da olduk.

28 Nisan 2012’de Milli Anayasa Forumu yine Ankara’da önemli bir toplantı yaptı.
1,5 yıla yakın sürede ciddi bir başarım (performans) sergilendi.
150’yi aşkın panel düzenlendi ve “yeni anayasa tuzağı” süreci halka anlatıldı..

Bu arada ADD Genel Merkezi de Vatan – Emek – Cumhuriyet Birlikteliği öncülüğnü üstlendi. 29 Ekim 2012, 10 Kasım 2012, 13 Aralık 2012 ile 24 Mart 2013 ve 8 Nisan 2013 kitlesel eylemlerinde başarılı öncü işlev üstlendi.

Sayın Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın, Milli Anayasa Forumu kuruluşunda adı kurucular arasında yer aldı. Daha sonra Mümtaz hoca biraz acele edildiği kaygısını dillendirdi.
Bir eşgüdüm kurulu ile yola devam edilmesi gerekliliğini vurguladı.
Nitekim geldiğimiz yerde 3-4 öbek görünüyor ve her öbek kendisini öne çıkarıyor
ya da çıkarmak istiyor.

Geleneksel hastalıklarımızdan bir türlü kurtulamadık.

Şimdi bir kez daha düşünelim istiyoruz.. En kritik zamanlarda bile Türkiye’de gene
birkaç yol haritası belirdi.. ATATÜRK’te BİRLEŞTİK.. diyoruz ama yine parça bölüküz..

Oysa Yüce Atatürk diyor ki;

*  “Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için,
bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir.
Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.”

Tez elden, bu kümelerin eylemlerinin ortaklaştırılması gerekiyor.

Sorun ciddi, hatta kritik ve de acildir..  
Bu guruplardan
temsilciler bir an önce bir araya gelmeli ve
tüm ulusal güçler mutlaka birleşmelidir!

Geç olmadan..

Biz umutluyuz.. Bu girişimleri Kurtuluş Savaşımızın Yerel Kongre İktidarları oluşumuna – dönemine benzetiyoruz. Elbette Erzurum ve ardından Sivas Kongresi de vakit geçmeden toplanacaktır.

  • İzmir Karşıyaka adliyesinde tüm Atatürk fotoğrafları ve büstleri
    pervasızca, büyük vefasızlıkla hatta hiç utanıp sıkılmadan indirilmişken..

Yakıcı koşullar kişisel ve / veya kollektif önderini doğuracaktır!
Bu yargımız, tarihsel determinizmin mutlak hükmü gereğidir.

Sevgi ve saygı ile.
29.4.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Uğur Dündar : Yürekli Bir “Akil” Aranıyor!


Dostlar,

Değerli gazeteci – yazar Uğur Dündar, geçtiğimiz hafta SÖZCÜ gazetesinde çok uyarıcı bir makele yazdı. Çok keskin öngörüler içeriyordu. Biraz bekleyelim.. dedik
size sunmadan önce. Örn. PKK’nın terör örgütü listesinden çıkarılacağı öngörüsü..
Doğrusu bu denli, çabuk beklemiyorduk. Dündar’ın yazısından 1 hafta geçmeden,
AB ve ABD “hürmetle selamlayarak” (!?) APO – BDP – KCK – PKK 4’lüsünün
“silah bırakma” eylemini (gerçekte silah bırakılmadığını ise KCK başkanı
Murat Karayılan
açık seçik söyledi Kandil’deki basın toplantısında ve sitemizde
bu açıklamaya yer verdik; http://ahmetsaltik.net/karayilan-acikladi-akp-cozume-ne-verdi/, 26.4.13 ve http://ahmetsaltik.net/onur-oymen-karayilanin-mulakati-ve-muhtemel-senaryolar/, 22.4.13) adeta kutsadılar ve terör örgütü listesinden çıkardılar.

Emperyalist politik koro, kabul edelim çok usta oynamakta. PKK terör örgütü listesinden çıkarılınca, Devletimizle görüşme masasında, de facto kazandığı, kazandırıldığı “görüşme ehliyeti”ni  devletler hukuku bakımından da biçimsel olarak kazanmış olacak ve bu bağlamdaki itirazlar iyice boğulacak..

Gelişmeler çook sevimsiz hatta bunaltıcı.

Sayın Dündar’ın ağzından yel alsaydı.. diyerek geciktirdiğimiz yazısını paylaşalım ve düşünelim istiyoruz..

Türkiye’de gene birkaç yol haritası belirdi ne yazık ki..

Oysa Yüce Atatürk de diyor ki;

*  “Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için,
bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir.
Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.”

Bu yakıcı sorunu ayrı bir yazı konusu yapacağız.

Teşekkürler Sayın Dündar;
– Yurtsever yazılarınız ve çizginiz için
– yüksek isabetli, öngörülü bu ve öbür yazılarınız için
– Ve bugünlerde açacağınız yurtsever – ulusalcı olacağından emin bulunduğumuz
TV kanalınız için..

Başarılar diliyoruz gönülden..

Sevgi ve saygı ile.
29.4.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
===========================

Uğur DÜNDAR

portresi

Yürekli Bir “Akil” Aranıyor!..

Dün bi­ri­si çık­mış “a­kil in­san­la­rın baş­ka­nı kim?” di­ye so­ru­yor. Böy­le so­ru olur mu?
Kim ola­cak? Baş­kan Oba­ma de­ğil her­hal­de! On­la­rı kim se­çi­yor­sa baş­kan da odur. Ya­ni Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­la çö­züm sü­re­ci­nin (içe­ri­de­ki) eş baş­ka­nı Ab­dul­lah Öca­lan!.. Baş­kan­lar bel­li de, ma­sa­da han­gi ka­rar­la­rın alın­dı­ğı he­nüz res­men açık­lan­mış de­ğil. Va­tan­daş akil­le­re so­ru­yor, on­lar da va­tan­da­şa!..

Her­kes İm­ra­lı­’y­la va­rı­lan mu­ta­ba­ka­tın içe­ri­ği­ni, bir bi­le­nin top­lu­ma an­lat­ma­sı­nı bek­li­yor. Baş­ba­kan Er­do­ğan ise ne­le­rin olup bit­ti­ği­ni dü­rüst­çe açık­la­ma­sı ge­re­kir­ken, so­ru so­ran, sü­re­ci sor­gu­la­yan ga­ze­te­ci­le­re ha­ka­ret edi­yor, he­def gös­te­ri­yor. “Mü­za­ke­re fa­lan yok, bun­la­rı ya­zan kö­şe ya­zar­la­rı ça­pul­cu­dur! Siz bu ça­pul­cu­la­ra bak­ma­yın, bi­ze ina­nın!”
di­yor. Ama ile­ri de­mok­rat (!) Baş­ba­ka­n’­ın ha­ka­ret­le­ri­nin mü­rek­ke­bi ku­ru­ma­dan, Ah­met Tür­k’­ten ya­lan­la­ma ge­li­yor. Kürt si­ya­se­ti­nin ön­de ge­len­le­rin­den Türk, “Kürt­le­rin
so­kak­ta ka­zan­dı­ğı­nı, ma­sa­da da ka­za­na­cak­la­rı­nı!” söy­lü­yor. Böy­le­ce AK­P’­nin PKK ile ma­sa­ya otur­du­ğu­nu, mü­za­ke­re­le­rin sür­dü­ğü­nü bir kez da­ha ilan edi­yor.

* * *
Pe­ki Ah­met Tür­k’­ün “ka­za­na­ca­ğı­z” de­di­ği ma­sa­da ne­ler gö­rü­şü­lü­yor?
Bu so­ru­nun ce­va­bı­nı da yi­ne PKK’­ya ya­kın Kürt çev­re­le­ri ve­ri­yor.

* * *
On­la­ra gö­re, Öca­la­n’­ın çağ­rı­sıy­la PKK’­nın baş­lat­tı­ğı ateş­ke­se dev­let uy­mak
zo­run­da
. Uy­ma­dı­ğı tak­dir­de si­ya­set­le mü­za­ke­re dö­ne­mi nok­ta­la­na­cak! Ya­ni tek­rar te­rör baş­la­ya­cak! AKP hü­kü­me­ti, Öca­la­n’­ın da­ha öz­gür ha­re­ket et­me­si için uy­gun
ko­şul­lar ya­ra­ta­cak. AKP ge­nel mu­ta­ba­kat met­ni­ne bağ­lı ka­lır ve söz ver­di­ği adım­la­rı
za­ma­nın­da atar­sa, PKK, Ku­zey Irak içine çekilmeye baş­la­ya­cak!.. An­cak bu çı­kış,
ay­nı za­man­da ye­ni bir Kürt-Türk it­ti­fa­kı­nın te­me­li­ni oluş­tu­ra­cak. Böy­le­ce
Bü­yük
Kür­dis­ta­n’­ın par­ça­la­rı
ara­sın­da­ki iliş­ki­ler öz­gür­le­şe­cek. Bir an­lam­da Kür­dis­ta­n’­la bir­lik­te ‘mi­sak-i mil­li­’ gün­cel­le­şe­cek. (Ku­zey Irak, Su­ri­ye­’nin Ku­ze­yi ve Tür­ki­ye­’de­ki özerk Kür­dis­tan ara­sın­da kon­fe­de­ra­tif bir ya­pı oluş­tu­ru­la­cak. Bu ya­pı­ya zen­gin pet­rol ya­tak­la­rı­na sa­hip Ker­kük ve Mu­sul da da­hil edi­le­cek. Ker­kük Ku­zey Ira­k’­ın baş­ken­ti, Bar­za­ni de baş­ka­nı ola­cak!) Bu ara­da ye­ni Ana­ya­sa ile bir­lik­te ye­ni se­çim ya­sa­sı,
ba­ra­jın dü­şü­rül­me­si, kö­ye dö­nüş için ça­lış­ma­lar baş­la­tı­la­cak. PKK ve KCK da­hil
ol­mak üze­re Kürt ha­re­ke­ti­nin bü­tün ak­tör ve yö­ne­ti­ci­le­ri­nin öz­gür si­ya­set
yap­ma­la­rı­nın önün­de­ki en­gel­ler bir bir kal­dı­rı­la­cak.

* * *

Pe­ki PKK si­lah­la­ra ve­da ede­cek mi? Ha­yır et­me­ye­cek! Kürt­le­rin ve Kür­dis­ta­n’­ın var­lık ve öz­gür­lü­ğü gü­ven­ce al­tı­na alın­ma­dan si­lah­lar bı­ra­kıl­ma­ya­cak. Kürt­ler bu
gü­ven­ce sağlanıncaya kadar öz sa­vun­ma güç­le­ri­ni (si­lah­la­rı) mu­ha­fa­za ede­cek­ler. Çift ta­raf­lı ve ka­lı­cı bir ateş­kes­ten en faz­la PKK / BDP ya­rar sağ­la­ya­cak. Kür­dis­tan Ulu­sal Kon­gre­si kı­sa bir dö­nem­de PKK’­nin res­mi ve eşit ka­tı­lı­mıy­la top­la­na­bi­le­cek. Yakın bir ge­le­cek­te PKK, ABD ve Av­ru­pa­’nın te­rör ör­güt­le­ri lis­te­sin­den çı­ka­rı­la­cak!
(A. Saltık’ın notu : Çıkarıldı!) Son aşa­ma­da 14 yıl­dır İm­ra­lı­’da tu­tu­lan Ab­dul­lah Öca­lan öz­gür­lü­ğü­ne ka­vu­şa­cak! Tür­ki­ye­’nin üni­ter dev­let ya­pı­sın­dan vaz­ge­çip,
ye­ni ida­ri şek­li­ni (eya­let sis­te­mi, şu ve­ya bu isim­le
özerk Kür­dis­tan)
ka­bul­len­me­siy­le, ba­rış sü­re­ci­nin önem­li bö­lü­mü ta­mam­lan­mış ola­cak!..

* * *
Se­nar­yo bu­dur!
Bu­nu açık­la­ya­bi­le­cek yü­rek­te bir “a­ki­l”, he­nüz ana­sı­nın kar­nın­dan doğ­ma­mış­tır! (
SÖZCÜ, 21.04.2013)

“ULUSAL SEFERBERLİK İÇİN YURTSEVERLER”


Dostlar
,

Bu gün, 21 Nisan 2013 Pazar günü, saat 12:00’de bir grup

“ULUSAL SEFERBERLİK İÇİN YURTSEVERLER”

olarak bir basın açıklaması yaptık ve çağrı metnini biz okuduk.
Tabii yandaş basın ilgi göstermedi.

Grup, Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL‘ın çağrısı ile oluştu.
BCP dahil, parti gölgesi söz konusu değildi.
Adımız, yukarıya da aldığımız gibi,

“ULUSAL SEFERBERLİK İÇİN YURTSEVERLER” idi.

Bu metni paylaşmak istiyoruz.

Hedefini bulsun isteriz.

Bu amaçla da yayılmasına katkı verilmesini dileriz..

Prof. Mümtaz Soysal öncülüğündeki “Ulusal Seferberlik Çağrısı”nı ilk aşamada 112 kişi imzaladı. İşte o adlardan kimileri :
Prof. Sina Akşin, Prof. Prof. Cevat Geray, İzzet P. Ararat, Sacit Somel, Ahmet Say, Prof. Dr. Taciser Onuk, Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Prof. Dr. Ali Ercan, Yaşar Okuyan, Prof.  Dr. Sabri Çaklı, Mustafa Gazalcı, Şahin Mengü, Hasan Macit, Prof. Dr. Bige Sükan, Dr. Ali Nejat Ölçen, Ömer Faruk Eminağaoğlu, Prof. Anıl Çeçen,
Prof. Dr. Ahmet Saltık, Hızır Özcan, Dr. Niyazi Altunya, Feyzi Coşkun….
Ulusal_Seferberlik_cagrisi_21.4.13

Sevgi ve saygı ile.
21.4.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================

U L U S A   Ç A Ğ R I

Cumhuriyetimiz, kuruluşundan bu yana en kritik günlerini yaşamaktadır.
Çok yönlü sinsi bir işgal ile küresel güçlerin örtülü sömürüsü sürdürülmekte ve
ülke bütünlüğümüzü yıkıp ulusal birliğimizi parçalamak isteyenlerin çabaları yoğunlaşmaktadır. Siyasal iktidar, bu tehlikeli durumu halkın gözünden kaçıracak
her türlü propaganda ve baskı aracını en etkili biçimde kullanmaktadır.
Meclis’te muhalefet yok sayılmakta, Cumhuriyetin yansız ve koruyucu kurumları üzerinde sindirme ve yandaşlaştırma amaçlı her türlü tertip uygulanmaktadır.

Bizler, Prof. Dr. Mümtaz Soysal‘ın çağrısıyla, siyasal parti bağı olsun olmasın
bir araya gelen kişiler olarak, bu saptamalar karşısında her yurtsever gibi gittikçe daha çok kaygı duymaktayız. Cumhuriyet ve Kemalizm; bu topraklarda yaşayan insanların
bu vatanın sahibi olmasını, ondan eşit pay almasını ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmasını amaçlar. Buna karşın, Cumhuriyet ve Atatürkçülük tasfiye sürecine sokulmuştur. Sözde “serbest piyasa” adıyla azgın bir sömürü düzeni dayatılmaktadır. Özelleştirme talanıyla bağımsızlığın ve Cumhuriyetin temel ekonomik dayanakları ortadan kaldırılmış, Ülkemiz tarım ve sanayi üretiminden koparılarak her yönden dışa bağımlı duruma getirilmiştir. En önemli mal ve hizmet üretici kamu kuruluşlarımız, başta enerji, iletişim, bankacılık, sigortacılık ve madencilik alanlarında olmak üzere, yabancıların eline geçmiştir.

Yüklü dış borç, tehlikeli rakamlara varan cari açık, kaynağı belirsiz sıcak para kullanımıyla krizleri erteleme çabası gibi yanlış politikalar yüzünden ülke ekonomisi
hızla tıkanmaya sürüklenmektedir.

Diktacı bir rejime gitmek, bu tıkanmanın çözümü olarak görülmektedir.

Süregelen işsizlik, yoksulluk ve açlık sınırı altındaki toplum kesimlerinin gitgide çoğalması, halkımızda, özellikle gençlerde gelecek kaygısının artması, bir karmaşa döneminin açık belirtileridir. Temel hak ve özgürlüklerin kullanılması, adil yargılanma ve savunma hakları, demokratik hak arama yolları yasa ve hukuk tanımaz biçimde
ortadan kaldırılmıştır. Sağlık hizmetleri ancak parası olanların yararlanabileceği duruma getirilmiş, anayasal Öğretim Birliği (md. 174) bozulmuş, üniversitelerde
siyasal kadrolaşma had safhaya gelmiştir.
Çok ciddi derecede zedelenen yargı bağımsızlığı; “yüksek yargının tek çatı altında toplanması” girişimiyle, tümüyle bağımsızlığını yitirerek siyasallaşacaktır.

Emperyalist güçlerin araçlarından biri olduğu artık açıkça anlaşılan bölücü terör örgütü ile ilişkiler, bölünmeyi meşrulaştıracak sözde “Açılım” girişimleri ile sürmektedir.
Dış siyasette ulusal çıkarlar bir yana bırakılarak Türkiye’miz, uluslararası güçlerin, ekonomik, siyasal ve askeri emellerine taşeronluk yapar düzeye indirgenmiştir.
Tüm bu vahim girişimleri tamamlayıcı ve kalıcılaştırıcı bir son adım olarak başlatılan
“Yeni Anayasa” tuzağının, Türkiye Cumhuriyeti’ni başkalaştırma,
“Başkanlık” görüntülü bir dikta rejimine dönüştürme girişimi olduğu açıkça
ortaya çıkmıştır. Yürürlükte bir anayasa varken yapılacak işlemin adı
ancak “anayasa değişikliği” olabilir. O da, yürürlükteki anayasaca konmuş yöntemlere uyarak olur ve bunların başında, “değiştirilemez” oldukları vurgulanan
hükümlere uymak zorunluğu yer alır.
Bu anayasal zorunluk ortadayken iktidar partisine mensup kimi hukukçuların belirttikleri gibi yürürlükteki anayasayı “ilga edilmiş“ –hukuksal olarak yok– sayıp “yeni anayasa” yapmaya girişmek düpedüz “sivil darbe” dir ve açıkça anayasa suçudur. AKP’nin, Meclis’teki 4 partinin katılımıyla kurulan “Uyum Komisyonu”nu,
yeni anayasa yapma yöntemlerini kendisi belirleyerek bir “asli kurucu iktidar” sayma manevrasını kabul etmek; hukuksal olarak olanaksızdır.

  • Yeni anayasa yapmak bu Meclis’in yetkisinde değildir!

AKP iktidarının kökü dışarıda bu politikaları pervasızca sürdürmesi durumunda,
bir ulus-devletimizin, yurt bütünlüğümüzün, Cumhuriyetimizin, demokrasinin,
toplumsal barışın kalmayacağı çok tehlikeli bir döneme girilebilir.
Artık açıkça görülen bu karanlık gidişin engellenmesi için; yurt bütünlüğü, ulusal birlik,
laik-demokratik-sosyal-hukuk devleti ilkelerini benimseyen; emek, eşitlik ve özgürlük duyarlığı taşıyan siyasal partilerimizi ve demokratik kitle örgütlerini en kısa sürede
güçlü bir birliktelik ve eylem için direniş ve dayanışmaya,
öz olarak VATAN SAVUNMASINA çağırıyoruz.

21 Nisan 2013, Ankara.

ULUSAL SEFERBERLİK İÇİN YURTSEVERLER

ULUSA_CAGRI_metni_Ulusal_Seferberlik_icin_Yurtseverler_21.4.13

İlk aşamada imza veren 121 öncünün adları aşağıdaki dosyada..
imzalar

İletişim : 0312-442 59 45 ve 0535 861 43 47

===============================