TÜRKİYE’NİN SEÇİMİ

TÜRKİYE’NİN SEÇİMİ

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Yüksek Seçim Kurulu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal ederek sonu gelmez haklı tartışmaların da fitilini ateşlemiş oldu. Aslında bundan önceki tüm seçimler de hemen hemen bu ve benzeri haksızlık ve hukuksuzluklarla doluydu. Çoğu zaman bu durum kitlelere tam olarak anlatıl(a)madı, çoğu kez de “bulanık” alanlar vardı ve insanlar “acaba?” diyebiliyordu. Ancak İstanbul seçiminde her şey gün gibi ortada, kabak gibi meydanda, iktidar partisi üyelerinin bile “Bu kadarı da olmaz!” diyeceği, dediği cinsten ortada!

İstanbul seçimi ile görüldü ki; akıl bir yanda, vicdan bir yanda, hak, hukuk, adalet bir yanda. Gözü kararmış, “ille de benim olacak!” kör hırsı, “her şeye karşın her şey benim olacak!” dayatması ile davranılmakta. YSK’nın kısa gerekçesi kamu görevlisi olmayan sandık başkanları. O sandık başkanlarını sanırız Mozambik YSK’sı atadı(!).. AKP’li Ali İhsan Yavuz, “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bireyler oldu ama farkedemedik..” özdeyişi ile Aziz Nesin ve Nasrettin Hoca gibi mizah ustalarının pabucunu dama atmıştır.

Sayın Binali Yıldırım’ın ve üst düzey AKP yöneticileri deyimi ile “Oylar çalındı”!? İktidar siz olduğunuza göre milletin iradesini çalan hırsızı bulacağınıza kuşkumuz yok. Yalnız, bulamazsanız ramazan ayında ve ilk gününde yalan söylemenin, iftira atmanın günahı çok büyük olur. Anlaşılıyor ki seçim mücadelesi, AKP tarafından sözde oy çalma senaryosu üzerine oturtulacak.

YSK’nın “Yüksek Saray Kurulu” veya “Yandaş Seçim Kurulu” olarak, buyrukla görev yaptığı su götürmez bir gerçektir. Ne var ki bu garabet, Türk toplumunun bünyesine terstir. Şu parti, bu parti değil, tüm partilerdeki akıl, vicdan, insanlık, adalet duygusunun kırıntısına sahip olan herkes, bu ceberrut, bu otokratik, açıkça faşist haksızlığı ve hukuksuzluğu kabul etmeyecektir.

Bu karar en hafif deyimiyle yetkinin açıkça kötüye kullanılmasıdır. Bir zarf içinde 4 farklı oylama var; diyelim ki bir evde altın, gümüş, pırlanta, elmas aynı kasada, hırsız kasayı açıyor, yalnızca elması alıyor, öbürlerini ev sahibine bırakıyor ve çekip gidiyor. Ülkemiz insanı böylesi gözü açıklığa, kendisiyle alay edilmesine, iradesinin gasp edilmesine kesinlikle izin vermeyecektir. Çünkü tarih boyunca sürekli mağdurun ve haklının yanında olmuştur. İsterse kendi partisinin dışında olsun. Bir hakkın teslimi, ülkemiz insanın namusu ile özdeştir.

Dikkatle izlersek eski ve yeni AKP’de önemli görevler yapmış pek çok insan bu tablonun kabul edilemez olduğunu kamuoyuna açıklıyor. AKP’nin dayatması ülkemiz insanının adet, gelenek ve mizacına aykırıdır. Türk filmleri izleyen herkes bilir ki, silahla savaşan birinin mermisi biter ya da silahı arıza yaparsa, öbürü de silahını atar ve eşit koşullarda savaşırlar. Bu ülke insanın gönlüne böylesine mertçe değerler işlenmiştir. İktidar, elindeki güç, olanak ve iktidar silahını İmamoğlu’na karşı ölçüsüz ve acımasızca kullanıyor. Dahası, Türk töresinde insanı arkadan vurmazlar. Böylesi davranış dışlanan, ahlak dışı, namertçe.. algılanmıştır daima.

Ancak iktidar partisi ve ortağının seçim propaganda yöntemleri hiçbir sınır, yasal, etik, ahlaksal, geleneksel değer ve mertlik tanımıyor!

Talimatla verildiği anlaşılan YSK kararı ile Türkiye derin bir ayıbın, hukuk dışılığın, akıl dışılığın, utancın denizinde yüzüyor. Uluslararası toplum katında ülke olarak saygınlığımız ayaklar altında ne acı ki!

  • 23 Haziran’da yenilenecek bu seçim artık salt İstanbul’un değil, Türkiye’nin seçimidir.
  • Bu seçim aklın, vicdanın, ahlakın, yüce insanlık ideallerinin, hukuk devletinin seçimidir.
  • Ulusumuz tüm dünya önünde, AKP İktidar blokuna karşı aklın, vicdanın, ahlakın, ayıbın, hakkın sınavını veriyor.
  • Bu nefs-i müdafa direnişinde kuşkumuz yok, hak ve haklı galip gelecek.