VİCDAN SEÇİMİ

VİCDAN SEÇİMİ

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

YSK’nın verdiği karara göre, İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi yeniden yapılacak. Aynı zarfa 4 farklı seçim için oy pusulaları koyan seçmen, 3’ünü doğru yapmış birisinde hile var!? Yani aynı seçmen, aynı sandık kurulu, aynı il – ilçe seçim kurulları ve de aynı YSK.. Üç oylamada doğru BŞB Başkanlığı oylamasında AKP’nin oyları çalındı!? “Hiç olur mu böyle şey?” derseniz, “AKP iktidarında oluyor..” bu sorunun yanıtı. İlginç olanı da YSK, zorla-ma iptal gerekçesinde “oy çalınmasından” söz etmiyor. Binali bey kıvırtıyor çalma iddiası için.

Sözü dolaştırmadan söylersek, açıktan 82 milyon yurdum insanının gözünün içine baka baka, tüm dünyanın gözünün içine baka baka, bir hak gasp edildi. 9 milyona yakın seçmenin iradesi yok sayıldı. Bunun aksine çocukları bile ikna edemezsiniz.

YSK’nın hukuk dışı kararı, Cumhuriyet tarihinin en ürkütücü tablolarından biridir. Ülkemizde pek çok olumsuzluklar zamanla yaşanmış olabilir, ancak seçimler yönünden böylesi bir garabet ne görüldü, ne duyuldu, ne de yaşandı. Oysa özgür seçimler, açık sayım – döküm ve yargı gözetimi – yönetimi evrensel demokrasi ilkeleri, olmazsa – olmazlar!

Bu ağır tablo, iktidarın ve adalet dağıtma makamındakilerin görevlerini kötüye kullanması, haksızlığı meşrulaştırması, dahası tek adamla yönetilmenin kaçınılmaz sonuçlarının kılıf uydurulamayan göstergesidir. “Seçme hakkının gasp edilmesine acaba halk ne der?” kaygısı zerrece yoktur. “Acaba dünya bu kabul edilemez akıldışılığa ne der?” tasası da yoktur. Oysa halkın seçme iradesini gasp etmek ayıptır, günahtır, bağışlanamaz bir suçtur, yüz kızartıcıdır, demokrasinin katledilmesidir!

Sokağa çıkacak halimiz olsun, halkın yüzüne bakacak gözümüz olsun endişesi de hiç kalmamıştır. Ne büyük çelişkidir ki; her fırsatta ölçüsüz din sömürüsü yapan, dini siyasete pervasızca alet eden AKP iktidarı; oruç tuttukları Ramazan ayının ilk günlerinde bu din dışı – dine asla sığmayan garabeti halka reva görmüş, Allah’ın bile bağışlayamadığı kul hakkı yemiştir.

Kazanalım, yeter ki kazanalım, ötesi hiç önemli değil..” sanrısı (hezeyanı) ile sağduyu olmaksızın akıl dışı davranılmıştır. Her türlü etik, moral, hukuksal, politik, insani değer hiçe sayılmıştır. Vicdanlar çok ağır yaralanmıştır. Hatta toplum vicdanı kanatılmıştır. İstanbul’un muazzam rantları, akılları başlardan almaktadır!

Ekrem İmamoğlu’nun alın teri hakkı, göz göre göre, hukuk eğilip bükülerek; hiçbir geçerli gerekçeye ve kanıta dayanmadan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetki belgesi (mazbata) elinden alınmıştır. 1,5 milyon dolayında mühürsüz oy ve zarfın kullanıldığı ve YSK tarafından daha seçim sürerken bunların “geçerli ” kabul edildikleri bir başka faciayı 16 Nisan 2017 halkoylamasında yaşamıştık. Aslında ülkenin saygın hukukçuları, başta sayın Prof. Dr. Sami Selçuk ve öbürleri her fırsatta 16 Nisan 2017 halkoylamasının yok hükmünde olduğunu ısrarla yazıyor, anlatıyorlar. Anlaşılan “yok hükmünde yönetiliyoruz”!? AKP bunu hep yapıyor ne yazık ki! Örn. Edoğan bir AYM kararını tanımıyor, saygı da duymuyor! (Basın önünde söyledi..). 7 Haziran 2015 seçimlerini de beğenmemişti TEK ADAM ve hükümet kurdurtmayarak, ülkeyi kan revana boğarak birkaç ay sonra 1 Kasım 2015’te genel seçimleri yeniletmiş, %41’lere düşen oylarını %49’lara çıkarmayı her nasılsa becermişti! Deneyimliler..

Ne var ki, her nasılsa tepelere gelmiş – getirilmiş birilerinin seçim sonuçlarını beğenip – beğenmemesine göre seçmen iradesi onay görecek ya da iptal edilecekse; o rejimin adı son yüzyılların bile siyasal literatüründe yok; arkaik dönemlere gitmek gerek..

23 Haziran 2019’da İstanbul’da bu seçim yenilenecek. Bu seçim artık salt İstanbul’un değil, tüm Türkiye’nin seçimidir. Artık bir vicdan, hak, hukuk, uygarlık, adalet, hakkı teslim etme, iradenin gaspına isyan seçimi yapılmaktadır. Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin çok ötesindedir.

Adına “Vicdan” denen içsel pusulayı iyi kavrayamazsak bu seçimde doğru karar veremeyiz. Anayasa md. 138’e göre Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.” Bizim YSK, bu anayasal yükümden bağışık mıdır? YSK, Sarayın buyruğu ile mi karar vermektedir!? Tuğla kalınlığındaki hukuk kitapları, yasalar, anayasalar, uluslararası sözleşmeler.. yargıçların vicdanları ile harman olmak yaraşmaz mı bizim YSK’ya da??

Ünlü öyküdür, çoğumuz biliriz : 18. yy. Alman hükümdarlarından Frederick The Great, bugün kendi adıyla anılan sarayını yaptırırken, sarayın bahçesinde bulunan ve artık o saray ölçüsünde ünlü yeldeğirmeninin de kamulaştırılmasını ister. Değirmencinin arazisini satmaması üzerine önerilen para artırılır, ancak değirmenci yine reddeder. Sinirlenen kralın gönderdiği “zorla alırım” iletisine ise değirmenci; hukukçuların bir onur belgesi gibi duvarlarına asması gereken o ünlü yanıtı verir:

“Alamazsin! Berlin’de hakimler var.” Hukuk devletinin felsefesini özetleyen bu veciz başkaldırı – meşru direnme, yaklaşık 2 yy’dır bütün dünyada yüce adalet ülküsünün dillerden düşmeyen bir göstergesine, bir motto‘suna dönüşmüştür.

İstanbul’lunun alın teri, vergisinden, belgelere göre 847 milyon TL’si cemaatler ve iktidarın yandaş kuruluşları ve vakıflarınaa aktarılmıştır. İktidar, böylesine devasa bir rant kapısını kolay vermeyecektir. Ancak halk da gerçeği görmüştür. Alın terlerinin İstanbul için harcanmasını isteyecektir. Halk, bu hakkaniyetli sürecin küçük bir örneğini de tatmıştır üstelik; İmamoğlu’nun 19 günlük İstanbul BŞB Başkanlığı döneminde önerdiği aylık öğrenci biletlerini 85 TL’den indirimle 40 TL’ye almaya başlamıştır.

Ulusun aklı, vicdanı, adalete sahip çıkma duygusu ve bilinçli seçmen sağduyusu baskın olacak, gasp edilen hakkını asla bağışlamadan koruyacak, mağduru kollayacak ve İmamoğlu daha büyük oy farkıyla yine kazanacaktır.. Halkla inatlaşan, tarih boyunca er ya da geç, hep ama hep yenilmiştir. 23 Haziran’da da böyle olacak, gerçekten “Her şey çokkk güzel olacaktır!”

TÜRKİYE’NİN SEÇİMİ

TÜRKİYE’NİN SEÇİMİ

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Yüksek Seçim Kurulu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal ederek sonu gelmez haklı tartışmaların da fitilini ateşlemiş oldu. Aslında bundan önceki tüm seçimler de hemen hemen bu ve benzeri haksızlık ve hukuksuzluklarla doluydu. Çoğu zaman bu durum kitlelere tam olarak anlatıl(a)madı, çoğu kez de “bulanık” alanlar vardı ve insanlar “acaba?” diyebiliyordu. Ancak İstanbul seçiminde her şey gün gibi ortada, kabak gibi meydanda, iktidar partisi üyelerinin bile “Bu kadarı da olmaz!” diyeceği, dediği cinsten ortada!

İstanbul seçimi ile görüldü ki; akıl bir yanda, vicdan bir yanda, hak, hukuk, adalet bir yanda. Gözü kararmış, “ille de benim olacak!” kör hırsı, “her şeye karşın her şey benim olacak!” dayatması ile davranılmakta. YSK’nın kısa gerekçesi kamu görevlisi olmayan sandık başkanları. O sandık başkanlarını sanırız Mozambik YSK’sı atadı(!).. AKP’li Ali İhsan Yavuz, “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bireyler oldu ama farkedemedik..” özdeyişi ile Aziz Nesin ve Nasrettin Hoca gibi mizah ustalarının pabucunu dama atmıştır.

Sayın Binali Yıldırım’ın ve üst düzey AKP yöneticileri deyimi ile “Oylar çalındı”!? İktidar siz olduğunuza göre milletin iradesini çalan hırsızı bulacağınıza kuşkumuz yok. Yalnız, bulamazsanız ramazan ayında ve ilk gününde yalan söylemenin, iftira atmanın günahı çok büyük olur. Anlaşılıyor ki seçim mücadelesi, AKP tarafından sözde oy çalma senaryosu üzerine oturtulacak.

YSK’nın “Yüksek Saray Kurulu” veya “Yandaş Seçim Kurulu” olarak, buyrukla görev yaptığı su götürmez bir gerçektir. Ne var ki bu garabet, Türk toplumunun bünyesine terstir. Şu parti, bu parti değil, tüm partilerdeki akıl, vicdan, insanlık, adalet duygusunun kırıntısına sahip olan herkes, bu ceberrut, bu otokratik, açıkça faşist haksızlığı ve hukuksuzluğu kabul etmeyecektir.

Bu karar en hafif deyimiyle yetkinin açıkça kötüye kullanılmasıdır. Bir zarf içinde 4 farklı oylama var; diyelim ki bir evde altın, gümüş, pırlanta, elmas aynı kasada, hırsız kasayı açıyor, yalnızca elması alıyor, öbürlerini ev sahibine bırakıyor ve çekip gidiyor. Ülkemiz insanı böylesi gözü açıklığa, kendisiyle alay edilmesine, iradesinin gasp edilmesine kesinlikle izin vermeyecektir. Çünkü tarih boyunca sürekli mağdurun ve haklının yanında olmuştur. İsterse kendi partisinin dışında olsun. Bir hakkın teslimi, ülkemiz insanın namusu ile özdeştir.

Dikkatle izlersek eski ve yeni AKP’de önemli görevler yapmış pek çok insan bu tablonun kabul edilemez olduğunu kamuoyuna açıklıyor. AKP’nin dayatması ülkemiz insanının adet, gelenek ve mizacına aykırıdır. Türk filmleri izleyen herkes bilir ki, silahla savaşan birinin mermisi biter ya da silahı arıza yaparsa, öbürü de silahını atar ve eşit koşullarda savaşırlar. Bu ülke insanın gönlüne böylesine mertçe değerler işlenmiştir. İktidar, elindeki güç, olanak ve iktidar silahını İmamoğlu’na karşı ölçüsüz ve acımasızca kullanıyor. Dahası, Türk töresinde insanı arkadan vurmazlar. Böylesi davranış dışlanan, ahlak dışı, namertçe.. algılanmıştır daima.

Ancak iktidar partisi ve ortağının seçim propaganda yöntemleri hiçbir sınır, yasal, etik, ahlaksal, geleneksel değer ve mertlik tanımıyor!

Talimatla verildiği anlaşılan YSK kararı ile Türkiye derin bir ayıbın, hukuk dışılığın, akıl dışılığın, utancın denizinde yüzüyor. Uluslararası toplum katında ülke olarak saygınlığımız ayaklar altında ne acı ki!

  • 23 Haziran’da yenilenecek bu seçim artık salt İstanbul’un değil, Türkiye’nin seçimidir.
  • Bu seçim aklın, vicdanın, ahlakın, yüce insanlık ideallerinin, hukuk devletinin seçimidir.
  • Ulusumuz tüm dünya önünde, AKP İktidar blokuna karşı aklın, vicdanın, ahlakın, ayıbın, hakkın sınavını veriyor.
  • Bu nefs-i müdafa direnişinde kuşkumuz yok, hak ve haklı galip gelecek.