7.4 Yetmedi; Şener Eruygur’da Ölmeli!


7.4 Yetmedi; Şener Eruygur’da Ölmeli!

Naci_Bestepe_portresi
Emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur, 1941 Erzurum doğumlu. Şimdi 72 yaşında.

16 yaşında askeri liseye girdi. Üçü öğrencilik olmak üzere 47 yıl Türk ordusunda
hizmet etti. Son görevi J. Genel Komutanlığı idi. 2004’te emekliye ayrıldı.
2006’da ADD Genel Başkanı seçildi.

İKİNCİ YAŞAM

1 Temmuz 2008’de ERGENEKON sahte davasında gözaltına alındı. Tutuklandı.
17 Eylül’de cezaevinde merdivenlerden düştü.
Boynu dört yerinden kırıldı. Beyin kanaması geçirdi.
Ölüm riski yüksek bir ameliyattan sonra, yoğun bakımda iken, kendi istemi olmaksızın tahliye edildi.
Belleğini yitirdi.
Okuma yazmayı unuttu.
Kendi kendine yaşantısını sürdüremez duruma düştü.
Halen de öyle.
Adli Tıp Kurumu “organisiteye bağlı akli arıza” teşhisi ile “fiili ehliyeti olmadığı” raporu verdi.

SAVUNMASIZ CEZA

Beş yıl boyunca bir kez mahkemeye çağrıldı.
Kimlik saptaması bile yapılamadı.
İfadesi alınamadı, savunma yapamadı.
5 Ağustos 2013’te yapılan karar duruşmasında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, öbür sanıklarla aynı kefeye konarak ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırıldı.
Yanlış okumadınız, kimlik saptaması bile yapılmadan ve hiç savunması alınmadan!

ÖLÜM EMRİ

Bununla kalsa gene iyi.
Yargıtay aşaması var, ceza kesinleşmeyebilir.
Mahkeme, yapılanı yeterli bulmamış olacak ki, YAKALAMA EMRİ verdi.
2 Eylül’den başlayarak her an uygulanabilir.
Avukatı Sayın Filiz ESEN’in basın açıklamasında da belirttiği gibi bunun anlamı,

“adam öldürmeye tam teşebbüs”
tür.

Çünkü E. Org. Eruygur günlük yaşamını kendi başına sürdüremez.
Demans yani bir çeşit ALZHEIMER hastasıdır.
Bu durumu, hem tıbben hem de Adli Tıp Kurumu 4. İhitisas Kurulunca
28 Aralık 2012’de tıbben kesin karara bağlanmıştır.

Ölüm emrini veren 13. Ağır Ceza Mahkemesi, avukat Esen’in itirazını reddetti. Avukat Esen de üst mahkeme olan 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etti.
Sonucu bilmiyorum.

NERDE HUKUK, NERDE VİCDAN?

Bu kararı veren mahkeme hukuku mu uyguladı?
Org. Eruygur yasal olarak, müebbetle cezalandırılan diğer sanıklarla eşit durumda mı?
Savcılık sorgulamasına, savunma alınmasına gerek yoksa mahkemeler
neden yapılıyor?
Yıllarca süren duruşmalara ne gerek var?
Yargıçların vicdani kanaatlerini kullanmasını yasalar öngörüyor.
Burada yargıç vicdanı nerede?
Yargıç mı yok, vicdan mı?

7.4 YETMEDİ, NERDE İNSAN?

Gölcük depreminden sonra, ilim-irfan sahibi tesettürlü bir genç kızımız,
depremin dinsiz-imansız askerler yüzünden olduğunu ima ederek “7.4 YETMEDİ Mİ?” diye pankart açmıştı.
Evet yetmedi!

– Kuddusi Okkır,
– Ali Tatar,
– Kaşif Kozinoğlu,
– Mehmet Haşimoğlu

ERGENEKON, BALYOZ ve 28 Şubat davaları ile öldürüldüler.

Alb. Mehmet Yoleri sinir hastası oldu.
Prof. Hilmioğlu yaşam savaşı veriyor.
Gazi Ütğm. Serdar Öztürk, kendi ağır sağlık sorunlarını bir kenara itmiş,
Prof. Hilmioğlu tahliye edilmedikçe tedavi kabul etmiyor.
Dışardaki eşlerin hali ayrı bir yazı konusu olur.
Yetmedi insan oğulları.
7.4 yetmedi.
Ölenler, ölümle pençeleşenler yetmedi.
Adli Tıp’ın durumunu ortaya koyduğu E. Org. Şener ERUYGUR’un ölüm emrini de uygulayın.

  • Hukuk yok, yargıç vicdanı yok anladım da, insanlık nerede, insan nerede?

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

İKİ FOTOĞRAFLA ASKERLERİN ZAFER BAYRAMI !?


Dostlar
,

Çok değerli dostumuz, insan gibi insan, E. Tümg. Sayın Naci Beştepe‘den ulaşan “hazin” bir iletiyi paylaşalım.. Bizim de duygu ve düşüncelerimize tercüman oldu adeta.

Sayın Beştepe’nin eklediği “2 fotoğraf” gerçek anlamda hüzün verici ve düşündürücü.. Tarihe mal olacakları ise kesin..

Sayın Beştepe yine çoook sabırlı ve olgun yazmış..

Biz ise, artık “Mustafa Kemal’in Ordusu” diyemeyeceğimiz TSK’nın fotoğraflardaki komuta heyetine derin teessüflerimizi bildiriyoruz..

Başta Genelkurmay Başkanı Necdet Özel beyefendiye..

Sonra da, son YAŞ’ta (2013) tüm askeri gelenekler ve hiyerarşi ayaklar altına alınarak belirlenen 4 yardımcısına..

– KKK Komutanı Org. Hulusi AKAR

– Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Bülent BOSTANOĞLU

– Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Akın ÖZTÜRK

– Jandarma Genel Komutanı Org. Servet YÖRÜK

Yazıklar olsun..

“Silahlı Kuvvetlerin manevi şahsiyetini tahkir… “ vb. kalıp ceza yasası
ağır yaptırımları daha fazlasını yazmamızı ne yazık ki engelliyor..

Ama şu kadarını söylemek yurttaş olarak anayasal hakkımız :

Bu komuta heyetine güvenmiyor, kendimizi güvende duyumsayamıyor
ve -maalesef- saygı da duymuyoruz..

Tuğg. Ertuğrul Gazi Özkürkçü.. 2 büklüm paşa.. içimizi acıttı..
(Müyesser Yıldız ODATV‘de hakkında kapsamlı yazdı, 3.9,13, http://www.odatv.com/n.php?n=o-selmin-ve-sahibinin-sirri…-0309131200)

Mustafa Kemal Paşa‘nın “Zabit ve Kumandan ile Hasbihal” inde tanımladığı subaylar bunlar olmasa gerek!?

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 4.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

İKİ FOTOĞRAFLA ASKERLERİN ZAFER BAYRAMI !?

Naci BEŞTEPE
E. Tümgeneral

30 Ağustos 2013 Zafer Bayramı kutlamaları ile ile ilgili iki fotoğraf aldım.
Çok kişi sosyal medyadan ulaşmış, görmüş olabilir. Fotoğrafları paylaşanlar,
kısa ve anlamlı ibareler eklemişler.
Can alıcı ifadeler.
Ben de eklemeler yapmak istedim.

BİAT SELAMI

İlkinde, bir tuğgeneral eşi ile kutlamada (tebrikatta).
Hanımefendi UZUN ETEK kuralına uymuş. Modern görünümlü.

2_buklum_General_30.8.2013

Generalimiz (tanıyamadım), askerin BAŞLA SELAMLAMA yöntemini aşmış.
İki büklüm durumda

Basen teslime hazır.
Kafasının ortası hatta ensesi  Cumhurbaşkanı’nın gözü hizasında.

Özel bir selam biçimi.

BİAT SELAMI olmalı.

“Sen beni terfi ettir, ne istersen iste..” duruşu sanki!

Gelecek rütbeleri hayrlı olsun.

*****

GÜLÜNCE GÜLLER AÇIYOR

İkincisinde; Cumhurbaşkanı Gül’ün karşısında üç orgeneral, bir oramiral.
Genelkurmay Başkanı, iki kuvvet komutanı ve J. Genel Komutanı.

Komutanlar_pur_nese_30.8.2013

Görüntüye göre; Cumhurbaşkanı çok neşeli, nükteli / neşeli bir şeyler söylüyor.
Askerlerin hepsi keyifle gülüyor.

Ağızlar fiyonk.

Yurtta ve cihanda barış var.

TSK ve ülke güllük gülistanlık.

Gül’den nüktelerle bayram gülücüklerle dolu geçiyor.

Bir gün sonra, YAŞ’ta bu karedekilerin kararı ve onayı ile emekli edilen 14 general-amiral ve albaylar askeri cezaevlerinden sivil cezaevlerine nakledilecek.

İki  gün sonra 106 askerin 28 Şubat yargılanması başlayacak (2 Eylül 2013).
BALYOZ, ERGENEKON, CASUSLUK, POYRAZKÖY zaten cepte.

Gazetelerde sitem dolu demeçleri yer almış, emekli edilenlerin.
Fotoğraftakiler okumamış olmalı.

Koramiral Can ERENOĞLU’nun,

  • “Benim için üzücü olan, bu davanın TSK’nın Atatürkçü, aydın, yurtsever personelinin tasfiyesini hedeflediği ve delillerin düzmece iftira olduğu bilinmesine rağmen, sahip çıkması gerekenlerin, olmayan hukuka güvendiklerini söyleyerek bizleri yalnız bırakmasıdır.
    Daha vahim olan, bizleri tasfiye edenlerin içinde
    silah arkadaşı maskesi takan ve komplocularla işbirliği yapan hainlerin bulunmasıdır.
    Başka bir üzüntü kaynağım da, suçsuz olduğumuzu bilenlerin de
    üniformamızı çıkarmamıza onay vermesidir
    .”

sözlerinin kendileri ile uzaktan yakından ilgisinin olmadığını değerlendirmiş olmalılar. Yoksa,
bu ayıp hepsine yeter de artardı bile. Değil ağız kulakta gülmek, tebessüm etmek bile zul gelirdi. İçlerinde çok sevdiğim ve beraber çalıştığım arkadaşlarımın olması içimi yakıyor.

Hem de çok.

Çaresizler mi, basiretsizler mi, vurdumduymazlar mı, korkaklar mı, makam sevdasından gözleri mi buğulanmış?

Anlayamıyorum.

Üzülüyorum.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE
1 Eylül 2013

Yurtsever ve özverili halkımızın “emperyalist operasyondan kurtarmaya çabaladığı” Ordu bu olmasa gerek.. Şimdi, bu 2 fotoğraf ile, tertip davalarda kurban edilenlerin gerçek değeri daha iyi anlaşılıyor ve Onlara sahip çıkma uğraşı daha da anlam kaanıyor.

Bu 2 fotoğraf bir dönemeç işlevi üstlenmiştir.

İtiraf edelim; emperyalizmi ve işbirlikçilerini “şu kesitte” şimdilik alkışlıyoruz (!).
Büyük bir taktik başarı elde etmişlerdir. Ancak henüz “savaş” bitmemiştir;
birkaç ciddi muharebe yitirilmiş ve çook ağır yitik (zayiat) verilmişse de..

Ne deniyordu Gezi‘de ??

Bu daha başlangıç; mücadeleye devam!

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 4.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=============================================

İKİ FOTOĞRAFLA ASKERLERİN ZAFER BAYRAMI !?

Naci_Bestepe_portresi

Naci BEŞTEPE
E. Tümgeneral

30 Ağustos 2013 Zafer Bayramı kutlamaları ile ile ilgili iki fotoğraf aldım. Çok kişi sosyal medyadan ulaşmış, görmüş olabilir. Fotoğrafları paylaşanlar, kısa ve anlamlı ibareler eklemişler. Can alıcı ifadeler. Ben de eklemeler yapmak istedim.

BİAT SELAMI

İlkinde, bir tuğgeneral eşi ile tebrikatta. Hanımefendi UZUN ETEK kuralına uymuş.
Modern görünümlü.

Generalimizi (tanıyamadım), askerin BAŞLA SELAMLAMA yöntemini aşmış. İki büklüm vaziyette.

Basen teslime hazır.  Kafasının ortası hatta ensesi  Cumhurbaşkanı’nın gözü hizasında.

Özel bir selam şekli.

BİAT SELAMI olmalı.

“Sen beni terfi ettir, ne istersen iste..” duruşu sanki!

Gelecek rütbeleri hayrlı olsun.


GÜLÜNCE GÜLLER AÇIYOR

İkincisinde; Cumhurbaşkanı Gül’ün karşısında üç orgeneral, bir oramiral.
Genelkurmay Başkanı, iki kuvvet komutanı ve J. Genel Komutanı.

Görüntüye göre; Cumhurbaşkanı çok neşeli, nükteli/neşeli bir şeyler söylüyor.
Askerlerin hepsi keyifle gülüyor.

Ağızlar fiyonk.

Yurtta ve cihanda barış var.

TSK ve ülke güllük gülistanlık.

Gül’den nüktelerle bayram gülücüklerle dolu geçiyor.

Bir gün sonra, YAŞ’ta bu karedekilerin kararı ve onayı ile emekli edilen 14 general-amiral ve albaylar askeri cezaevlerinden sivil cezaevlerine nakledilecek.

İki  gün sonra 106 askerin 28 Şubat yargılanması başlayacak (2 Eylül 2013). BALYOZ, ERGENEKON, CASUSLUK, POYRAZKÖY zaten cepte.

Gazetelerde sitem dolu demeçleri yer almış, emekli edilenlerin. Fotoğraftakiler okumamış olmalı.

Koramiral Can ERENOĞLU’nun,

“Benim için üzücü olan, bu davanın TSK’nın Atatürkçü, aydın, yurtsever personelinin tasfiyesini hedeflediği ve delillerin düzmece iftira olduğu bilinmesine rağmen, sahip çıkması gerekenlerin, olmayan hukuka güvendiklerini söyleyerek bizleri yalnız bırakmasıdır. Daha vahim olan, bizleri tasfiye edenlerin içinde silah arkadaşı maskesi takan ve komplocularla işbirliği yapan hainlerin bulunmasıdır. Başka bir üzüntü kaynağım da suçsuz olduğumuzu bilenlerin de üniformamızı çıkarmamıza onay vermesidir.”

sözlerinin kendileri ile uzaktan yakından ilgisinin olmadığını değerlendirmiş olmalılar. Yoksa, bu ayıp hepsine yeter de artardı bile. Değil ağız kulakta gülmek,
tebessüm etmek bile zul gelirdi. İçlerinde çok sevdiğim ve beraber çalıştığım arkadaşlarımın olması içimi yakıyor.

Hem de çok.

Çaresizler mi, basiretsizler mi, vurdumduymazlar mı, korkaklar mı, makam sevdasından gözleri mi buğulanmış?

Anlayamıyorum.

Üzülüyorum.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE
1 Eylül 2013

Hesaplaşanlar ve Tarafsız Kalanlar

Değerli paşam,

Son YAŞ kararları hk. aşağıdaki yazınız çoook hüzün verici..

Tarihe de not düşücü..

Bu koşullarda yazınız için sizi “kutlama” bana tuhaf geliyor.

Yüreklilikle, yurtseverlikle acı gerçekleri yazdığınız için size teşekkür ederim..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 21.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

Hesaplaşanlar ve Tarafsız Kalanlar

Naci_Bestepe_portresi

NACI BEŞTEPE
E. Tümgeneral

Çok kötü bir haftaydı.

3 Ağustos YAŞ kararları içimizi kararttı.

TSK burnuna kadar siyasete batırıldı.

Askeri hiyerarşi ve gelenekler ayaklar altına alındı.

YAŞ üyesi generallerin hepsi sessiz kaldı. Bir kişi bile şerh koyamadı.

5 Ağustos Silivri Özel Yetkili Mahkemesi kararları ise vicdanlarımızı kanattı.

Vicdanı olan ve kindar olmayanlar için sözüm tabii. Kendilerini kindar
ve dindar olarak tanımlayanlar ve onların önünde diz çökenlere değil.

Başbakan’ın sesi konumundaki danışmanı Yalçın Akdoğan diyor ki;

“ERGENEKON davası,Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuki
hesaplaşmasının adıdır. Bu dava 27 Mayıs’tan, 12 Mart’tan, 12
Eylül’den, 28 Şubat’tan, 27 Nisan’dan süzülüp gelen bir müdahale
ruhundan hesap sorulmasıdır.”

Bu ifade açık bir kin ve intikam içermektedir.

Hukukla, adaletle ilgisi yoktur.

Devlet yönetimindeki bir şahsın ağzına almayacağı sözlerdir.

    Yargıda; somut olay,suç, kanıt, suçlu ve karşılığı vardır

.

Yargı ne tarihle ne de bir anlayışın ruhu ile hesaplaşır.
Yargı suçu yargılar.

“TSK geçmişte darbeler yaptı şimdiki mensupları da onların devamıdır, bunlar da yapar..” mantığı ilkel bir yaklaşımdır.

Yargıyı siyasi etkileri altına alanların mantığıdır bu.

Siz siyasi olarak tarihle, siyasi rakiplerinizle hesaplaşırsınız ama yargıyı bu hesaplaşmanın aracı haline getirdiğiniz anda meşruiyetiniz sorgulanır hale gelir.

Kararlarla ilgili iki bakış açısını anımsatayım.

Söz konusu mahkemenin yargıcı iken adaleti aradığı için sürgün edilen Hakim Köksal Şengün,

“Dosyadaki hiçbir sanık hakkında eylemlerle bağlantı kurulmadı, deliller eşliğinde suçlama getirilmedi” diyor.

AKP iktidarının öncü kindarlarından Bekir Bozdağ ise, “Hiçbir mahkeme delilsiz, ispatsız ezbere karar vermez.” diyor.

Mahkemelerin nasıl oluşturulduğunu kimse bilmiyormuş gibi.

Delil yerine sahtekar gizli tanıkların iftiralarının esas alındığı
gün gibi açık değilmiş gibi.

İşte yargının ne derece çıkmazda olduğunu gösteren iki yaklaşım.
Hangisine inanırsanız..

Mahkeme kararının HESAPLAŞMA olduğunu çok iyi gören bir grup da
BDP’li bölücü Kürtlerdir.

Hasip Kaplan diyor ki;

“AKP hesabını gördü sıra bizde. Kürtlerin 1990’lı yıllarda yaşadığı, binlerce köyün yakılıp yıkıldığı,faili meçhul cinayetler işlendiği…”

AKP hesabı kesti. Yargı eliyle.

Sıra BDP’li bölücülerde.

AKP ile el ele TERÖRLE MÜCADELE’nin hesabını kesme hazırlığı yapılıyor.
Dağda, silahlı çatışmada etkisiz hale getirilenler artık FAİLİ MEÇHUL sayılıyor.
Şehitlerimiz ne sayılacaksa.
ERGENEKON’da ceza alan yiğitler o mücadelenin sembol isimleri idi,
sıra geriye kalanlarda.

Türk ulusu izin verirse eğer…

Bilmem ulusum sessiz kalır mı?

Ama Genelkurmay Başkanlığı’nın tavrı ibretlik.

Mahkeme kararları ile ilgili olarak resmi web sitesinde yayımladıkları,

“Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, hukuk devletinin erdemliliği ve yüce milletimize olan sorumluluğumuz dikkate alınarak..”

diye başlayan ve karardan üzüntü duyulduğunu, yüksek yargının uygun çözümle sonuçlandıracağına inanıldığı belirtilen bildiriden, bir saat içinde başlangıçtaki ifadenin çıkarılması Genelkurmay’ın durumunu
gözler önüne seriyor.

Ne vardır bu ifadede?
Çok şey.

T.C.’NİN BEKASI artık TSK’nın sorunu değildir çünkü.

TSK, eğer ülke dıştan yıkılmaya çalışılırsa müdahale edecek,
içten bölüp yıkanlara karışmayacaktır.

O halde “BEKA” ifadesi fazladır.

HUKUK DEVLETİNİN ERDEMLİLİĞİ’nden dem vuramaz.
Çünkü öyle bir devlet kalmamıştır.
Hukuku siyasi iradeye teslim etmiş bir devlet vardır artık.
O devleti yönetenlerle uyum içinde çalışılmaktadır.
O ifade de iktidardaki ağabey tarafından hoş karşılanmaz.
Silinmiştir.

YÜCE TÜRK MİLLETİNE KARŞI OLAN SORUMLULUK da yerine getirilmemektedir.

Silahlı eşkıya önünden resmi geçit yaparak giden askeri birlikler,
emirler gereği elini kıpırdatmamaktadır.

Binlerce şehidin kemiklerini sızlatan, şehidine, generaline subay-astsubayına sahip çıkamayan bir kurum durumuna düşürülen TSK’nın sorumluluğundan bahsetmek de abes olurdu.

Bu ifadeler, büyük olasılıkla Gnkur. 2. Başkanı onayı ile konmuştur siteye. Genkur. Bşk. ya kendi görünce ya da iktidardan birilerinden
laf işitince derhal çıkarılmıştır.

TSK artık tarafsız, sessiz- soluksuz, iradesiz bir kurum haline gelmektedir/gelmiştir.

Polisiye kitapları sevenler DAN BROWN’ı bilir.
Ben de çok sever ve her kitabını okurum.
Son kitabı CEHENNEM’de, DANTE’den alıntı iki cümlesi var.
Şu yukarıda anlattıklarıma nasıl da uyuyor bakın.

“Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır. Tehlikeli zamanlarda harekete geçmemekten daha büyük günah yoktur.”

İnanan, inanmayan kendine pay çıkarsın diye aktardım.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE Çarşamba İğneleri

ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

Naci BEŞTEPE

ERTELEME
Hükümet, dershaneleri kapatma planını erteledi.
Yemedi…
DERS
Hüseyin Çelik, Prof.Haberal için, “Umarım ders almıştır”
Haberal’ın alacağı değil vereceği çok ders vardır,
Bay Çelik ders alacakların ilk sıralarındadır…

SENARYO
Topbaş, GEZİ olaylarının senaryo olduğunu söyledi.
Yeni bir dava mı geliyor?…

PARANOYAK
Bavulcu Baransu 14 Ağustos günü tweet attı, “Güne katliam haberiyle mi uyanacaktık? Mısır’daki katliama dur diyecek yok mu? ERGENEKON-BALYOZ gerçekleşseydi aynı katliamı burada görecektik.”
Darbe paranoyası örümcek ağı gibi kafasını örmüş,
Milli orduyu ümmet ordusu gibi görmüş…

ÖRTÜLÜ
Örtülü ödenekten 400 bin adet biber gazı fişeği alınıyor.
Parası örtülü,
Kullanımı görüntülü…

ROCK
Antalya Kaş’ta rock konseri veren imama müftülük soruşturma açtı.
İmam yanlış yere dükkan açtı…

GÜLER
İçişleri Bakanı Güler, Lice’de PKK kutlamalarının yapılmadığını açıkladı.
Bakan ayrı Güler,
Millet neresiyle güler…

ZEKAVET
RTE iktidarı, 66 ay uygulamasından geri adım attı.
RTE, 66 aylık çocuğunu göndermek istemeyen velileri “Benim evladım geri zekalı diyor..” diye suçlamıştı.
Geri zekalının kim olduğu anlaşıldı mı?

OTOKRAT
İngiliz Guardian, RTE’yi Avrupa’daki beş otokrat liderden biri olarak gösterdi.
Bu da haber mi?..

ÇELEBİ
Palalı Çelebi’yi yargıç serbest bıraktı, yurt dışına kaçtı,
Teğmen Çelebi serbest bırakıldı, teröristle savaştı, yeniden tutuklandı.
İşte adalet, işte yargı, işte Çelebi farkı…

ALKOL
Polis, süper kupa maçında alkol muayenesi yaptı.
Trafiğe çıkan araçlarda da futbol topu arasaydı…

SANAT
RTE, “Bizim fişleme gibi bir sanatımız yok.”
Sanata karşı olunca her kötülüğü sanatla özdeşleştiriyor…

KUZU
RTE, Fethullah cemaati ile süren tartışmalar konusunda “Ona yönelik herhangi bir cevabi pozisyonda olmam” dedi.
GEZİ’deki vatandaşa kurt,
ABD’deki imama kuzu…

ZULÜM
RTE, “Er veya geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar”
Türkiye’de de…

MİTÇİ
MİT’in basın yayın biriminin başına koyu AKP’li Nuh Yılmaz getirildi.
Adam “NUH” demekten yılar, “AKP” demekten yılmaz…

YASAL
Karayılan’a göre KCK’liler yasal siyasetçi, ERGENEKONCULAR yasa dışı, darbeci.
Aynı AKP ve güdümündeki yargının düşüncesi…

TEBDİL
RTE’nin, Antalya’da kıyıları denetlerken tebdil-i kıyafet yaptığı söylendi.
Kıyıma uğrattığı kıyılar tanımasın diye mi?..

HUZUR
Bülent Arınç, Lübnan’ın tutukladığı pilotlarımızın rahat ve huzur içinde olduklarını söyledi.
Yüce Rabbim verdikçe Arınç’a da böylesini vermeli…

KADI
ERGENEKON Davası’nın sanık avukatları, yargıçları HSYK’ya şikayet etti.
Anasını belleyen kadı, kimi kime şikayet etti?..

KADIN
Öcalan’ın yanına üçü kadın sekiz üst düzey PKK’li veriliyor.
Sayılar karıştırılmış.
En az üçer çocuk yapacak dört kadın verilmeli…

AHLAKSIZ
Fenerbahçe futbol oyuncusu Emre Belezoğlu, Konyaspor maçında RABİA işareti yaptı.
Ben sporcunun zeki ve ahlaklısını severim.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TEĞMEN ÇELEBİ NÖBETE – VARDİYAYA DÖNDÜ

Dostlar,

Yiğit bir komutandan, bir emekli Tümgeneral Sayın Naci Beştepe‘den, yiğitlik ve onur simgesi hatta anıtı Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye açık mektuptur aşağıdaki dizeler..

Tarih bu mektubu kaydına geçirmiştir.

Zalimleri zulümlerinin bedelini elbet bir gün ödeyeceklerdir ve tarihin çöplüğüne atılacakladır.

Yiğitler, kahramanlar, onur anıtları ise insanlığa bu paha biçilmez değerleri,
ödedikleri bedel üzerinden örnek olarak aşılayacaklardır.

* Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye biz de selam duruyoruz!

Tegmen_Mehmet_Ali_Celebi_bu_bizim_icin_madalyadir

Sevgi ve saygı ile.
19.8.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

TEĞMEN ÇELEBİ NÖBETE – VARDİYAYA DÖNDÜ

Naci_Bestepe_portresi

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

O’nu ERGENEKON uydurma isimli davadaki savunması ile tanıdık.
Teğmen değil deneyimli bir orgeneral gibi konuşuyordu.
Felsefe eğitimi almış bir filozoftu sanki.
Yaşının hakkını veren bir deli yürekti.
Cumhuriyetin temel değerlerini, Gençliğe Hitabe’yi, Bursa Nutku’nu, Büyük Nutuk’u suç unsuru olarak iddianameye koyanlara meydan okuyordu.
Koca koca komutanların yapamadığını yapıyordu.
Cumhuriyet’in değerlerini savunmak, irticayla mücadele etmek, bölücülükle savaşmak
bizim görevimizdir.” diyemeyenlere örnek oluyordu.
O örnek oldu ama örnek alması gerekenler alamadı.
ERGENEKON’dan sonra başlayan BALYOZ ve 28 ŞUBAT davalarında dahi sanık,tanık veya sorumlu olduğu halde hiçbir şey olmayan komutanlar, “Ben emir verdim… Bizim yasal görevimizdi..” diyemediler.
Aksine, ” Benim imzam yok… Ben emir vermedim… Benden habersiz astlarım yapmış…” gibi kendilerini de astlarını da kurtarmayan, sadece davayı açan ve yürütenlerin işine yarayan savunmalarda bulundular.

Teğmen Çelebi, iddianamede ileri sürülen suçlamaların hepsini çürüttü.
İddiayı çökertti.
Kendisine tuzak kuran polislerin hilesini kanıtladı.
Telefonuna terör örgütünün numaralarını yükleyen polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Suçsuz yere 33 ay tutuklu
kalmışken O’na çamur attığı kanıtlananlar hakkında dava açılması için iki yıldan fazla süre geçti.
Suç duyurusu altı savcı değiştirdi.
Sonunda üç polisten biri hakkında dava açılabildi.
Suç, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK’tan GÖREVİ İHMAL’e dönüştürülerek.
Bu dönüşümde, ERGENEKON’u başlatmak için özel olarak bulunan savcı Zekeriya ÖZ‘ün parmağının olduğu yargı çevrelerinde dillendirildi.
Teğmen Çelebi’ye TERÖR ÖRGÜTÜ/ÇETE yöneticisi diyenlerin hali bu işte.

Teğmen Çelebi, CUMHURİYET ÇOCUĞU ve MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ olduğu için cezalandırıldı.
“AMAN” demediği için 16,5 yıl verildi.
Yargıçları, iddia makamını yargıladığı için ceza aldı.
Suçlu olduğu ve suçu kanıtlandığı için değil.
Kamuoyu böyle biliyor. Halkın vicdani kararı böyle.

Teğmen Çelebi suçlu değil halkın kahramanıdır.

Ceza verenler “VİCDANIMIZ RAHAT ” diyorlar ama vicdanlarının neyin-kimin hizmetinde olduğunu da açıklayabilseler.
Nasıl bir vicdan sahibi olduklarını anlayabilsek.

Teğmen Çelebi, 5 Ağustos’ta karar açıklandığında, Bayram ertesi teslim olacağını açıklamıştı.
O’nun sözü sözdür.
Ağzından çıkar.
O’nu hala tanıyamayanlar evini aramışlar, yakalamak için.
Yakalama kararı UYAP’a konduğu için Emniyet ve Merkez Komutanlığı personeli evine gitmişler.
Babası Muharrem ÇELEBİ’nin basına da yansıyan anlatımına göre 13 Ağustos Salı günü Ankara’daki evinin önünden telefon edip nerede olduğunu sormuşlar.
Teğmen Çelebi 14 Ağustos’ta Adliye’ye giderek, söz verdiği tarih ve saatte teslim oldu.

Baba Çelebi 15 Ağustos’ta evine gelince;

* elektrik şalterinin indirilmiş,
* buzdolabının çözülerek içindekilerin bozulmuş,
* akvaryumdaki balıkların da ölmüş olduğunu gördü.

Muharrem Bey şimdi bağırıyor, “BALIK KATİLLERİNİ ARIYORUM!”
Bu güzel ülkede hiç bir canlıya değer verilmemektedir.
Ülkeyi yönetenler ve onlara hizmet edenler için insanın değeri “BİAT DERECESİ” ile ölçülmektedir.
Çelebiler biat etmez.
Onun için değersizdirler, balıkları bile öldürülmelidir.

Durum budur.
Teğmen Çelebi‘ye oyun oynayan polislerden ikisi hakkında takipsizlik kararı verilmiş,
birisinin de suçu hafifletilmiştir.
Teğmen Çelebi’nin balıkları bile öldürülmüştür.

33 ay tutukluluktan sonra tahliye edilen Çelebi, hiçbir yeni kanıt bulunmamasına karşın 16.5 yıl ile cezalandırılmıştır.

Aile yeniden üzüntüye boğulmuştur.
Sağlığı yeni yeni düzelmeye başlayan anne kaderine terk edilmiştir.
Baba iki arada bir derede bırakılmıştır.
Tertemiz bir sevgi ile M. Ali’nin gözünün içine bakan Kezbancık yalnızlığa itilmiştir.
Demir parmaklıkların arkasında arayacaktır sevdasını.

Teğmen Çelebi her şeye karşın onur ve gururla NÖBETE/VARDİYAYA dönmüştür.

O’nun için, VATAN HİZMETİNİN DEVAMIDIR.
Hakikatin galip geleceğine inancını yitirmemiştir.
Tek arzusu, ödediği bedelin Türk milleti için uyanış vesilesi olmasıdır.

Çelik bilekli, arslan yürekli teğmenim;
Milletin bağrında yerini çoktan aldın.
Tarih seni de, yanındakileri de karşındakileri de yazacaktır.
Hasdal, Hadımköy, Mamak, Sincan veya Silivri fark etmez, nerede olursan ol.
Sen bizimlesin. Gözümüzde, gönlümüzde, başımızın üstündesin.
Bayrağımızın ayında,yıldızındasın.
GENÇLİĞE HİTABE’nin, NUTUK’un her satırındasın.
ONURLU NÖBETİN – VARDİYAN KUTLU OLSUN!