Hesaplaşanlar ve Tarafsız Kalanlar

Değerli paşam,

Son YAŞ kararları hk. aşağıdaki yazınız çoook hüzün verici..

Tarihe de not düşücü..

Bu koşullarda yazınız için sizi “kutlama” bana tuhaf geliyor.

Yüreklilikle, yurtseverlikle acı gerçekleri yazdığınız için size teşekkür ederim..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 21.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

Hesaplaşanlar ve Tarafsız Kalanlar

Naci_Bestepe_portresi

NACI BEŞTEPE
E. Tümgeneral

Çok kötü bir haftaydı.

3 Ağustos YAŞ kararları içimizi kararttı.

TSK burnuna kadar siyasete batırıldı.

Askeri hiyerarşi ve gelenekler ayaklar altına alındı.

YAŞ üyesi generallerin hepsi sessiz kaldı. Bir kişi bile şerh koyamadı.

5 Ağustos Silivri Özel Yetkili Mahkemesi kararları ise vicdanlarımızı kanattı.

Vicdanı olan ve kindar olmayanlar için sözüm tabii. Kendilerini kindar
ve dindar olarak tanımlayanlar ve onların önünde diz çökenlere değil.

Başbakan’ın sesi konumundaki danışmanı Yalçın Akdoğan diyor ki;

“ERGENEKON davası,Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuki
hesaplaşmasının adıdır. Bu dava 27 Mayıs’tan, 12 Mart’tan, 12
Eylül’den, 28 Şubat’tan, 27 Nisan’dan süzülüp gelen bir müdahale
ruhundan hesap sorulmasıdır.”

Bu ifade açık bir kin ve intikam içermektedir.

Hukukla, adaletle ilgisi yoktur.

Devlet yönetimindeki bir şahsın ağzına almayacağı sözlerdir.

    Yargıda; somut olay,suç, kanıt, suçlu ve karşılığı vardır

.

Yargı ne tarihle ne de bir anlayışın ruhu ile hesaplaşır.
Yargı suçu yargılar.

“TSK geçmişte darbeler yaptı şimdiki mensupları da onların devamıdır, bunlar da yapar..” mantığı ilkel bir yaklaşımdır.

Yargıyı siyasi etkileri altına alanların mantığıdır bu.

Siz siyasi olarak tarihle, siyasi rakiplerinizle hesaplaşırsınız ama yargıyı bu hesaplaşmanın aracı haline getirdiğiniz anda meşruiyetiniz sorgulanır hale gelir.

Kararlarla ilgili iki bakış açısını anımsatayım.

Söz konusu mahkemenin yargıcı iken adaleti aradığı için sürgün edilen Hakim Köksal Şengün,

“Dosyadaki hiçbir sanık hakkında eylemlerle bağlantı kurulmadı, deliller eşliğinde suçlama getirilmedi” diyor.

AKP iktidarının öncü kindarlarından Bekir Bozdağ ise, “Hiçbir mahkeme delilsiz, ispatsız ezbere karar vermez.” diyor.

Mahkemelerin nasıl oluşturulduğunu kimse bilmiyormuş gibi.

Delil yerine sahtekar gizli tanıkların iftiralarının esas alındığı
gün gibi açık değilmiş gibi.

İşte yargının ne derece çıkmazda olduğunu gösteren iki yaklaşım.
Hangisine inanırsanız..

Mahkeme kararının HESAPLAŞMA olduğunu çok iyi gören bir grup da
BDP’li bölücü Kürtlerdir.

Hasip Kaplan diyor ki;

“AKP hesabını gördü sıra bizde. Kürtlerin 1990’lı yıllarda yaşadığı, binlerce köyün yakılıp yıkıldığı,faili meçhul cinayetler işlendiği…”

AKP hesabı kesti. Yargı eliyle.

Sıra BDP’li bölücülerde.

AKP ile el ele TERÖRLE MÜCADELE’nin hesabını kesme hazırlığı yapılıyor.
Dağda, silahlı çatışmada etkisiz hale getirilenler artık FAİLİ MEÇHUL sayılıyor.
Şehitlerimiz ne sayılacaksa.
ERGENEKON’da ceza alan yiğitler o mücadelenin sembol isimleri idi,
sıra geriye kalanlarda.

Türk ulusu izin verirse eğer…

Bilmem ulusum sessiz kalır mı?

Ama Genelkurmay Başkanlığı’nın tavrı ibretlik.

Mahkeme kararları ile ilgili olarak resmi web sitesinde yayımladıkları,

“Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, hukuk devletinin erdemliliği ve yüce milletimize olan sorumluluğumuz dikkate alınarak..”

diye başlayan ve karardan üzüntü duyulduğunu, yüksek yargının uygun çözümle sonuçlandıracağına inanıldığı belirtilen bildiriden, bir saat içinde başlangıçtaki ifadenin çıkarılması Genelkurmay’ın durumunu
gözler önüne seriyor.

Ne vardır bu ifadede?
Çok şey.

T.C.’NİN BEKASI artık TSK’nın sorunu değildir çünkü.

TSK, eğer ülke dıştan yıkılmaya çalışılırsa müdahale edecek,
içten bölüp yıkanlara karışmayacaktır.

O halde “BEKA” ifadesi fazladır.

HUKUK DEVLETİNİN ERDEMLİLİĞİ’nden dem vuramaz.
Çünkü öyle bir devlet kalmamıştır.
Hukuku siyasi iradeye teslim etmiş bir devlet vardır artık.
O devleti yönetenlerle uyum içinde çalışılmaktadır.
O ifade de iktidardaki ağabey tarafından hoş karşılanmaz.
Silinmiştir.

YÜCE TÜRK MİLLETİNE KARŞI OLAN SORUMLULUK da yerine getirilmemektedir.

Silahlı eşkıya önünden resmi geçit yaparak giden askeri birlikler,
emirler gereği elini kıpırdatmamaktadır.

Binlerce şehidin kemiklerini sızlatan, şehidine, generaline subay-astsubayına sahip çıkamayan bir kurum durumuna düşürülen TSK’nın sorumluluğundan bahsetmek de abes olurdu.

Bu ifadeler, büyük olasılıkla Gnkur. 2. Başkanı onayı ile konmuştur siteye. Genkur. Bşk. ya kendi görünce ya da iktidardan birilerinden
laf işitince derhal çıkarılmıştır.

TSK artık tarafsız, sessiz- soluksuz, iradesiz bir kurum haline gelmektedir/gelmiştir.

Polisiye kitapları sevenler DAN BROWN’ı bilir.
Ben de çok sever ve her kitabını okurum.
Son kitabı CEHENNEM’de, DANTE’den alıntı iki cümlesi var.
Şu yukarıda anlattıklarıma nasıl da uyuyor bakın.

“Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır. Tehlikeli zamanlarda harekete geçmemekten daha büyük günah yoktur.”

İnanan, inanmayan kendine pay çıkarsın diye aktardım.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE Çarşamba İğneleri

ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

Naci BEŞTEPE

ERTELEME
Hükümet, dershaneleri kapatma planını erteledi.
Yemedi…
DERS
Hüseyin Çelik, Prof.Haberal için, “Umarım ders almıştır”
Haberal’ın alacağı değil vereceği çok ders vardır,
Bay Çelik ders alacakların ilk sıralarındadır…

SENARYO
Topbaş, GEZİ olaylarının senaryo olduğunu söyledi.
Yeni bir dava mı geliyor?…

PARANOYAK
Bavulcu Baransu 14 Ağustos günü tweet attı, “Güne katliam haberiyle mi uyanacaktık? Mısır’daki katliama dur diyecek yok mu? ERGENEKON-BALYOZ gerçekleşseydi aynı katliamı burada görecektik.”
Darbe paranoyası örümcek ağı gibi kafasını örmüş,
Milli orduyu ümmet ordusu gibi görmüş…

ÖRTÜLÜ
Örtülü ödenekten 400 bin adet biber gazı fişeği alınıyor.
Parası örtülü,
Kullanımı görüntülü…

ROCK
Antalya Kaş’ta rock konseri veren imama müftülük soruşturma açtı.
İmam yanlış yere dükkan açtı…

GÜLER
İçişleri Bakanı Güler, Lice’de PKK kutlamalarının yapılmadığını açıkladı.
Bakan ayrı Güler,
Millet neresiyle güler…

ZEKAVET
RTE iktidarı, 66 ay uygulamasından geri adım attı.
RTE, 66 aylık çocuğunu göndermek istemeyen velileri “Benim evladım geri zekalı diyor..” diye suçlamıştı.
Geri zekalının kim olduğu anlaşıldı mı?

OTOKRAT
İngiliz Guardian, RTE’yi Avrupa’daki beş otokrat liderden biri olarak gösterdi.
Bu da haber mi?..

ÇELEBİ
Palalı Çelebi’yi yargıç serbest bıraktı, yurt dışına kaçtı,
Teğmen Çelebi serbest bırakıldı, teröristle savaştı, yeniden tutuklandı.
İşte adalet, işte yargı, işte Çelebi farkı…

ALKOL
Polis, süper kupa maçında alkol muayenesi yaptı.
Trafiğe çıkan araçlarda da futbol topu arasaydı…

SANAT
RTE, “Bizim fişleme gibi bir sanatımız yok.”
Sanata karşı olunca her kötülüğü sanatla özdeşleştiriyor…

KUZU
RTE, Fethullah cemaati ile süren tartışmalar konusunda “Ona yönelik herhangi bir cevabi pozisyonda olmam” dedi.
GEZİ’deki vatandaşa kurt,
ABD’deki imama kuzu…

ZULÜM
RTE, “Er veya geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar”
Türkiye’de de…

MİTÇİ
MİT’in basın yayın biriminin başına koyu AKP’li Nuh Yılmaz getirildi.
Adam “NUH” demekten yılar, “AKP” demekten yılmaz…

YASAL
Karayılan’a göre KCK’liler yasal siyasetçi, ERGENEKONCULAR yasa dışı, darbeci.
Aynı AKP ve güdümündeki yargının düşüncesi…

TEBDİL
RTE’nin, Antalya’da kıyıları denetlerken tebdil-i kıyafet yaptığı söylendi.
Kıyıma uğrattığı kıyılar tanımasın diye mi?..

HUZUR
Bülent Arınç, Lübnan’ın tutukladığı pilotlarımızın rahat ve huzur içinde olduklarını söyledi.
Yüce Rabbim verdikçe Arınç’a da böylesini vermeli…

KADI
ERGENEKON Davası’nın sanık avukatları, yargıçları HSYK’ya şikayet etti.
Anasını belleyen kadı, kimi kime şikayet etti?..

KADIN
Öcalan’ın yanına üçü kadın sekiz üst düzey PKK’li veriliyor.
Sayılar karıştırılmış.
En az üçer çocuk yapacak dört kadın verilmeli…

AHLAKSIZ
Fenerbahçe futbol oyuncusu Emre Belezoğlu, Konyaspor maçında RABİA işareti yaptı.
Ben sporcunun zeki ve ahlaklısını severim.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TEĞMEN ÇELEBİ NÖBETE – VARDİYAYA DÖNDÜ

Dostlar,

Yiğit bir komutandan, bir emekli Tümgeneral Sayın Naci Beştepe‘den, yiğitlik ve onur simgesi hatta anıtı Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye açık mektuptur aşağıdaki dizeler..

Tarih bu mektubu kaydına geçirmiştir.

Zalimleri zulümlerinin bedelini elbet bir gün ödeyeceklerdir ve tarihin çöplüğüne atılacakladır.

Yiğitler, kahramanlar, onur anıtları ise insanlığa bu paha biçilmez değerleri,
ödedikleri bedel üzerinden örnek olarak aşılayacaklardır.

* Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye biz de selam duruyoruz!

Tegmen_Mehmet_Ali_Celebi_bu_bizim_icin_madalyadir

Sevgi ve saygı ile.
19.8.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

TEĞMEN ÇELEBİ NÖBETE – VARDİYAYA DÖNDÜ

Naci_Bestepe_portresi

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

O’nu ERGENEKON uydurma isimli davadaki savunması ile tanıdık.
Teğmen değil deneyimli bir orgeneral gibi konuşuyordu.
Felsefe eğitimi almış bir filozoftu sanki.
Yaşının hakkını veren bir deli yürekti.
Cumhuriyetin temel değerlerini, Gençliğe Hitabe’yi, Bursa Nutku’nu, Büyük Nutuk’u suç unsuru olarak iddianameye koyanlara meydan okuyordu.
Koca koca komutanların yapamadığını yapıyordu.
Cumhuriyet’in değerlerini savunmak, irticayla mücadele etmek, bölücülükle savaşmak
bizim görevimizdir.” diyemeyenlere örnek oluyordu.
O örnek oldu ama örnek alması gerekenler alamadı.
ERGENEKON’dan sonra başlayan BALYOZ ve 28 ŞUBAT davalarında dahi sanık,tanık veya sorumlu olduğu halde hiçbir şey olmayan komutanlar, “Ben emir verdim… Bizim yasal görevimizdi..” diyemediler.
Aksine, ” Benim imzam yok… Ben emir vermedim… Benden habersiz astlarım yapmış…” gibi kendilerini de astlarını da kurtarmayan, sadece davayı açan ve yürütenlerin işine yarayan savunmalarda bulundular.

Teğmen Çelebi, iddianamede ileri sürülen suçlamaların hepsini çürüttü.
İddiayı çökertti.
Kendisine tuzak kuran polislerin hilesini kanıtladı.
Telefonuna terör örgütünün numaralarını yükleyen polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Suçsuz yere 33 ay tutuklu
kalmışken O’na çamur attığı kanıtlananlar hakkında dava açılması için iki yıldan fazla süre geçti.
Suç duyurusu altı savcı değiştirdi.
Sonunda üç polisten biri hakkında dava açılabildi.
Suç, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK’tan GÖREVİ İHMAL’e dönüştürülerek.
Bu dönüşümde, ERGENEKON’u başlatmak için özel olarak bulunan savcı Zekeriya ÖZ‘ün parmağının olduğu yargı çevrelerinde dillendirildi.
Teğmen Çelebi’ye TERÖR ÖRGÜTÜ/ÇETE yöneticisi diyenlerin hali bu işte.

Teğmen Çelebi, CUMHURİYET ÇOCUĞU ve MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ olduğu için cezalandırıldı.
“AMAN” demediği için 16,5 yıl verildi.
Yargıçları, iddia makamını yargıladığı için ceza aldı.
Suçlu olduğu ve suçu kanıtlandığı için değil.
Kamuoyu böyle biliyor. Halkın vicdani kararı böyle.

Teğmen Çelebi suçlu değil halkın kahramanıdır.

Ceza verenler “VİCDANIMIZ RAHAT ” diyorlar ama vicdanlarının neyin-kimin hizmetinde olduğunu da açıklayabilseler.
Nasıl bir vicdan sahibi olduklarını anlayabilsek.

Teğmen Çelebi, 5 Ağustos’ta karar açıklandığında, Bayram ertesi teslim olacağını açıklamıştı.
O’nun sözü sözdür.
Ağzından çıkar.
O’nu hala tanıyamayanlar evini aramışlar, yakalamak için.
Yakalama kararı UYAP’a konduğu için Emniyet ve Merkez Komutanlığı personeli evine gitmişler.
Babası Muharrem ÇELEBİ’nin basına da yansıyan anlatımına göre 13 Ağustos Salı günü Ankara’daki evinin önünden telefon edip nerede olduğunu sormuşlar.
Teğmen Çelebi 14 Ağustos’ta Adliye’ye giderek, söz verdiği tarih ve saatte teslim oldu.

Baba Çelebi 15 Ağustos’ta evine gelince;

* elektrik şalterinin indirilmiş,
* buzdolabının çözülerek içindekilerin bozulmuş,
* akvaryumdaki balıkların da ölmüş olduğunu gördü.

Muharrem Bey şimdi bağırıyor, “BALIK KATİLLERİNİ ARIYORUM!”
Bu güzel ülkede hiç bir canlıya değer verilmemektedir.
Ülkeyi yönetenler ve onlara hizmet edenler için insanın değeri “BİAT DERECESİ” ile ölçülmektedir.
Çelebiler biat etmez.
Onun için değersizdirler, balıkları bile öldürülmelidir.

Durum budur.
Teğmen Çelebi‘ye oyun oynayan polislerden ikisi hakkında takipsizlik kararı verilmiş,
birisinin de suçu hafifletilmiştir.
Teğmen Çelebi’nin balıkları bile öldürülmüştür.

33 ay tutukluluktan sonra tahliye edilen Çelebi, hiçbir yeni kanıt bulunmamasına karşın 16.5 yıl ile cezalandırılmıştır.

Aile yeniden üzüntüye boğulmuştur.
Sağlığı yeni yeni düzelmeye başlayan anne kaderine terk edilmiştir.
Baba iki arada bir derede bırakılmıştır.
Tertemiz bir sevgi ile M. Ali’nin gözünün içine bakan Kezbancık yalnızlığa itilmiştir.
Demir parmaklıkların arkasında arayacaktır sevdasını.

Teğmen Çelebi her şeye karşın onur ve gururla NÖBETE/VARDİYAYA dönmüştür.

O’nun için, VATAN HİZMETİNİN DEVAMIDIR.
Hakikatin galip geleceğine inancını yitirmemiştir.
Tek arzusu, ödediği bedelin Türk milleti için uyanış vesilesi olmasıdır.

Çelik bilekli, arslan yürekli teğmenim;
Milletin bağrında yerini çoktan aldın.
Tarih seni de, yanındakileri de karşındakileri de yazacaktır.
Hasdal, Hadımköy, Mamak, Sincan veya Silivri fark etmez, nerede olursan ol.
Sen bizimlesin. Gözümüzde, gönlümüzde, başımızın üstündesin.
Bayrağımızın ayında,yıldızındasın.
GENÇLİĞE HİTABE’nin, NUTUK’un her satırındasın.
ONURLU NÖBETİN – VARDİYAN KUTLU OLSUN!

Naci BEŞTEPE : ÇARŞAMBA İĞNELERİ

ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

Naci BETEPE
  GERİCİ
  Bülent Arınç, “Türkiye tel gibi gerilmiş”
  Ülkeyi yönetenler gerici olunca…

 
  TERBİYESİZ
  Hepimizin verdiği vergilerle yönetilen TRT’de, sözde  tasavvufçu
Avukat Tuğrul İnançer, 7-8 aydan sonra hamilelerin sokakta dolaşmasının TERBİYESİZLİK olduğunu söyledi.
  Tuğrul efendi kendi terbiyesizliğini perçinledi…
 
  BÖLÜCÜ
  Bölücü Kürtçü Şerafettin Elçi’nin adı ŞIRNAK Havaalanı’na,
Said-i Nursi’nin adı da Bitlis’te İHL’ne verildi.
  RTE yönetimi ülkeyi bölme hazırlıklarını kamuoyuna  gösterdi…
 
  RÜYA
  Aşık olduğu RTE’yi haftada dört kez rüyasında gören Fettah’a
Haliç Liman ihalesi verildi.
  Rüyasında ne yaptıklarını da söyleseydi…
 
  KEMİRGEN
  Dünyaca ünlü 32 sanatçı The Times’a, dört bin kişi de Seince Dergisi’ne Tayyip’in polis şiddetini kınayan ilan verdiler.
  Bunlar İHL diploması bile olmayan “SÖZDE SANATÇILAR”
  Açıkçası dinsiz kemirgenler…
 
  HAİN
  PKK’nın Suriye kolu PYD’nin lideri Müslim, Davutoğlu’nun daveti ile Türkiye’ye geldi.
  Haini dışarıda aramaya gerek yok…
   
  ŞEREFSİZ
  Oramiral Nusret Güner, “Altındaki komutanlar tutuklanmış şerefsiz bir Donanma Komutanı olmaktansa istifa ettim.”
  Bu durumda Ora. Güner’in komutanı  ve Genelkurmay Başkanı
ne oluyor?..
 
  GEZİCİ
  Türkiye’nin bir bölümü devlet otoritesi dinlemiyor, bölünüyor.
  Büyüklük taslayan RTE hala GEZİ’de GEZİNİYOR…
 
  TİYO
  3. Havalimanı bölgesindeki arsaları 2006’da kapatan ÜLKER GRUBU, şimdi TOKİ’ye satarak bir köşe daha döndü.
  Eş dosta tiyo vermenin yararı görüldü…
 
  UYUM
  Org. Özel, Harp Akademileri mezuniyet tören saatini değiştirerek RTE’ye iftar yemeği verdi.
  TSK’yı tasfiye eden Başbakan’a, Ordu’nun Özelleştiği sinyalini mi verdi?..
 
  ŞEREF
  CHP Tunceli milletvekili Kamer Genç, Pülümür’de açılan PKK flamalarının indirilmediğini açıkladı.
  Bayrak bir devletin egemenlik sembolü ve şerefidir,
  Başka bayraklara izin verenler şereflerini de vermişlerdir…
 
  İHBAR
  Her mahalleye İHBAR KUTUSU konulma hazırlığı yapılıyor.
  Diktatörlüğün eksikleri tamamlanıyor… 
 
  DELİK
  Öcalan’ın dayısına ziyaret izni verilerek Cezaevi Yönetmeliği delindi.
  Ülke delik deşik edildi, yönetmelik deliği ne ki…
 
  SIRADA
  KKTC’de, AKP’nin desteklediği UBP seçimi kaybetti.
  Sıra destekçide…
 
  Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Casusluk Aşağılaması ve Genel Kurmay


Casusluk Aşağılaması ve Genel Kurmay

Naci_Bestepe_portresi

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE
E. Tümg.

Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri‘nde görülen davalar içinde en aşağılayıcı veya aşağılık olanı kamuoyuna CASUSLUK VE FUHUŞ DAVASI diye tanıtılan
GİZLİ BELGE DAVASI’dır.

357 sanıklı davanın 310’u TSK personelidir.
79 tutuklunun 55’i muvazzaf askerdir.
Aşağılayıcı olan tek başına sayılar değildir elbet ama o bile çok aşağılayıcıdır.

  • 310 asker casusluğa bulaşmışsa TSK adına bundan aşağılayıcı ne olabilir?

İddianameyi okuduğunuz zaman, eğer olayın içinde değilseniz gerçekten o aşağılayıcı duyguları içinizde hissedebilirsiniz.
Oysa gerçekler hakkında biraz bilgi edinirseniz; iddianamenin, TSK üzerinde oynanan oyunun, aile bireylerinin bile alet edilişinin ne derece AŞAĞILIK bir senaryo olduğunu anlamanız çok kolaydır.

2 Temmuz günü katıldığım duruşmada dört sanığı dinledim.
Savunmalarını özetle vereyim.

1. Bir sanık, 2009’da yürürlükten kalkmış bir belgeyi 2011’de oluşturmaktan suçlanıyor.

2. Diğer sanık, bir bölge haritası üzerinde kritik noktaları işaretleyerek vermekten suçlanıyor. Ama o bölgede görev yapmamış. O ölçekte harita birliğinde bulunmuyor. Belgeyi verdiğine dair kanıt yok.

3. Üçüncü sanık genç bir üsteğmen. 2005 tarihinde bir belge hazırlamakla suçlanıyor.
O tarihte daha öğrenci ve göreve başlamamış.

4. Dördüncü sanığın kimliği ilginç. Görevde tümgeneral. Görevi de
Genelkurmay Başkanlığı Dış İlişkiler Daire Başkanlığı.

Casusa verilen göreve bakın.
Bilgileri daha kolay satsın diye oraya yerleştirilmiş sanki.
O’na bu görevi verenleri de tutuklamak gerekmez mi?
Deniz Kuvvetleri kurmay başkanlığı görevini de bir başka sanık yürütmekte.
Dam üstünde saksağan örneği.
En yakın sınıf arkadaşlarından biri ile ilişkisi, PKK’yle bağlantılı zengin iş adamı ile
temas olarak gösterilmiş. Ama o adam hakkında işlem yapılmamış bile.

Birliğindeki kendinden sonra en kıdemli arkadaşları ile, kendisinin yerine vekalet ettikleri dönemdeki görüşmeleri örgüt bağlantısı kabul edilmiş.

İşte bu sanık, Hv. Plt. Tümgeneral Atilla ÖZTÜRK diyor ki mahkemeye;

“Yapılmakta olan TSK’ni SAPKINLAR ORDUSU olarak göstererek güven sarsmaktır amaç..”

” Tarihte, kendi ordusunu yok etmeye çalışan ilk ülke biz olacağız..”
” Benim çocuklarım benimle gurur duyacak, bu senaryoyu kuranların çocukları ise babalarının kim olduğunu söylemeye utanacak..”Duruşmada en çok ilgimi çeken konulardan biri de general dahil sanıkların
kendi durumlarını aydınlatmak için Genelkurmay’dan istedikleri belgelerin; yanlış, eksik, açıkça anlaşılmaz ve gerçekleri yansıtmayan hatta birbiri ile çelişen belgeler olduğunu açıklamaları idi.

Öyle anlaşılıyor ki altı yıl sonra hala TSK üzerine oynanan oyunun ayırdına varılamamış. Ya da oyuna alet olan, bilerek veya bilmeyerek oyuna hizmet edenler var.

İddianameyi görünce “HUKUK VAR” zannedip inanan ve kendi personeline güvenmeyen bir komutanlık var.

  • “BÖYLE DAVA OLMAZ, TSK CASUS YATAĞI DEĞİLDİR!”

demek yerine personelin gereksinim duyduğu bilgileri bile önemsemeden üstünkörü belge ve bilgi yollayan birileri var.

Türk askeri yerine, askerine oyun oynayanlara yardımcı olan birileri.

Bu davanın en aşağılık yanlarından biri de budur.

  • Aşağılık ve aşağılayıcı bir davaya karşı gerekli duruşun sergilenmeyişi
    TSK mensupları ve onu sevenler için utanç vericidir.

Oramiral rütbesinde ve kuvvet komutanlığı kesin olan bir subayın
onur istifası bile bazılarını uykusundan uyandıramamış anlaşılan.

Genelkurmay Başkanlığı’nın bu davayı yakından izlemesi ve kendi durumunu da görmesi zorunludur.

Yapılıyor mu bilmiyorum. Öyle bir izlenim edinemedim.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir tek casus bile varsa Genelkurmay Başkanlığı’nın ayıbıdır.
Bu ayıbı temizlemek de komuta makamını işgal edenlere düşer.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE