Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE Çarşamba İğneleri

ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

Naci BEŞTEPE

ERTELEME
Hükümet, dershaneleri kapatma planını erteledi.
Yemedi…
DERS
Hüseyin Çelik, Prof.Haberal için, “Umarım ders almıştır”
Haberal’ın alacağı değil vereceği çok ders vardır,
Bay Çelik ders alacakların ilk sıralarındadır…

SENARYO
Topbaş, GEZİ olaylarının senaryo olduğunu söyledi.
Yeni bir dava mı geliyor?…

PARANOYAK
Bavulcu Baransu 14 Ağustos günü tweet attı, “Güne katliam haberiyle mi uyanacaktık? Mısır’daki katliama dur diyecek yok mu? ERGENEKON-BALYOZ gerçekleşseydi aynı katliamı burada görecektik.”
Darbe paranoyası örümcek ağı gibi kafasını örmüş,
Milli orduyu ümmet ordusu gibi görmüş…

ÖRTÜLÜ
Örtülü ödenekten 400 bin adet biber gazı fişeği alınıyor.
Parası örtülü,
Kullanımı görüntülü…

ROCK
Antalya Kaş’ta rock konseri veren imama müftülük soruşturma açtı.
İmam yanlış yere dükkan açtı…

GÜLER
İçişleri Bakanı Güler, Lice’de PKK kutlamalarının yapılmadığını açıkladı.
Bakan ayrı Güler,
Millet neresiyle güler…

ZEKAVET
RTE iktidarı, 66 ay uygulamasından geri adım attı.
RTE, 66 aylık çocuğunu göndermek istemeyen velileri “Benim evladım geri zekalı diyor..” diye suçlamıştı.
Geri zekalının kim olduğu anlaşıldı mı?

OTOKRAT
İngiliz Guardian, RTE’yi Avrupa’daki beş otokrat liderden biri olarak gösterdi.
Bu da haber mi?..

ÇELEBİ
Palalı Çelebi’yi yargıç serbest bıraktı, yurt dışına kaçtı,
Teğmen Çelebi serbest bırakıldı, teröristle savaştı, yeniden tutuklandı.
İşte adalet, işte yargı, işte Çelebi farkı…

ALKOL
Polis, süper kupa maçında alkol muayenesi yaptı.
Trafiğe çıkan araçlarda da futbol topu arasaydı…

SANAT
RTE, “Bizim fişleme gibi bir sanatımız yok.”
Sanata karşı olunca her kötülüğü sanatla özdeşleştiriyor…

KUZU
RTE, Fethullah cemaati ile süren tartışmalar konusunda “Ona yönelik herhangi bir cevabi pozisyonda olmam” dedi.
GEZİ’deki vatandaşa kurt,
ABD’deki imama kuzu…

ZULÜM
RTE, “Er veya geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar”
Türkiye’de de…

MİTÇİ
MİT’in basın yayın biriminin başına koyu AKP’li Nuh Yılmaz getirildi.
Adam “NUH” demekten yılar, “AKP” demekten yılmaz…

YASAL
Karayılan’a göre KCK’liler yasal siyasetçi, ERGENEKONCULAR yasa dışı, darbeci.
Aynı AKP ve güdümündeki yargının düşüncesi…

TEBDİL
RTE’nin, Antalya’da kıyıları denetlerken tebdil-i kıyafet yaptığı söylendi.
Kıyıma uğrattığı kıyılar tanımasın diye mi?..

HUZUR
Bülent Arınç, Lübnan’ın tutukladığı pilotlarımızın rahat ve huzur içinde olduklarını söyledi.
Yüce Rabbim verdikçe Arınç’a da böylesini vermeli…

KADI
ERGENEKON Davası’nın sanık avukatları, yargıçları HSYK’ya şikayet etti.
Anasını belleyen kadı, kimi kime şikayet etti?..

KADIN
Öcalan’ın yanına üçü kadın sekiz üst düzey PKK’li veriliyor.
Sayılar karıştırılmış.
En az üçer çocuk yapacak dört kadın verilmeli…

AHLAKSIZ
Fenerbahçe futbol oyuncusu Emre Belezoğlu, Konyaspor maçında RABİA işareti yaptı.
Ben sporcunun zeki ve ahlaklısını severim.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TEĞMEN ÇELEBİ NÖBETE – VARDİYAYA DÖNDÜ

Dostlar,

Yiğit bir komutandan, bir emekli Tümgeneral Sayın Naci Beştepe‘den, yiğitlik ve onur simgesi hatta anıtı Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye açık mektuptur aşağıdaki dizeler..

Tarih bu mektubu kaydına geçirmiştir.

Zalimleri zulümlerinin bedelini elbet bir gün ödeyeceklerdir ve tarihin çöplüğüne atılacakladır.

Yiğitler, kahramanlar, onur anıtları ise insanlığa bu paha biçilmez değerleri,
ödedikleri bedel üzerinden örnek olarak aşılayacaklardır.

* Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye biz de selam duruyoruz!

Tegmen_Mehmet_Ali_Celebi_bu_bizim_icin_madalyadir

Sevgi ve saygı ile.
19.8.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

TEĞMEN ÇELEBİ NÖBETE – VARDİYAYA DÖNDÜ

Naci_Bestepe_portresi

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

O’nu ERGENEKON uydurma isimli davadaki savunması ile tanıdık.
Teğmen değil deneyimli bir orgeneral gibi konuşuyordu.
Felsefe eğitimi almış bir filozoftu sanki.
Yaşının hakkını veren bir deli yürekti.
Cumhuriyetin temel değerlerini, Gençliğe Hitabe’yi, Bursa Nutku’nu, Büyük Nutuk’u suç unsuru olarak iddianameye koyanlara meydan okuyordu.
Koca koca komutanların yapamadığını yapıyordu.
Cumhuriyet’in değerlerini savunmak, irticayla mücadele etmek, bölücülükle savaşmak
bizim görevimizdir.” diyemeyenlere örnek oluyordu.
O örnek oldu ama örnek alması gerekenler alamadı.
ERGENEKON’dan sonra başlayan BALYOZ ve 28 ŞUBAT davalarında dahi sanık,tanık veya sorumlu olduğu halde hiçbir şey olmayan komutanlar, “Ben emir verdim… Bizim yasal görevimizdi..” diyemediler.
Aksine, ” Benim imzam yok… Ben emir vermedim… Benden habersiz astlarım yapmış…” gibi kendilerini de astlarını da kurtarmayan, sadece davayı açan ve yürütenlerin işine yarayan savunmalarda bulundular.

Teğmen Çelebi, iddianamede ileri sürülen suçlamaların hepsini çürüttü.
İddiayı çökertti.
Kendisine tuzak kuran polislerin hilesini kanıtladı.
Telefonuna terör örgütünün numaralarını yükleyen polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Suçsuz yere 33 ay tutuklu
kalmışken O’na çamur attığı kanıtlananlar hakkında dava açılması için iki yıldan fazla süre geçti.
Suç duyurusu altı savcı değiştirdi.
Sonunda üç polisten biri hakkında dava açılabildi.
Suç, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK’tan GÖREVİ İHMAL’e dönüştürülerek.
Bu dönüşümde, ERGENEKON’u başlatmak için özel olarak bulunan savcı Zekeriya ÖZ‘ün parmağının olduğu yargı çevrelerinde dillendirildi.
Teğmen Çelebi’ye TERÖR ÖRGÜTÜ/ÇETE yöneticisi diyenlerin hali bu işte.

Teğmen Çelebi, CUMHURİYET ÇOCUĞU ve MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ olduğu için cezalandırıldı.
“AMAN” demediği için 16,5 yıl verildi.
Yargıçları, iddia makamını yargıladığı için ceza aldı.
Suçlu olduğu ve suçu kanıtlandığı için değil.
Kamuoyu böyle biliyor. Halkın vicdani kararı böyle.

Teğmen Çelebi suçlu değil halkın kahramanıdır.

Ceza verenler “VİCDANIMIZ RAHAT ” diyorlar ama vicdanlarının neyin-kimin hizmetinde olduğunu da açıklayabilseler.
Nasıl bir vicdan sahibi olduklarını anlayabilsek.

Teğmen Çelebi, 5 Ağustos’ta karar açıklandığında, Bayram ertesi teslim olacağını açıklamıştı.
O’nun sözü sözdür.
Ağzından çıkar.
O’nu hala tanıyamayanlar evini aramışlar, yakalamak için.
Yakalama kararı UYAP’a konduğu için Emniyet ve Merkez Komutanlığı personeli evine gitmişler.
Babası Muharrem ÇELEBİ’nin basına da yansıyan anlatımına göre 13 Ağustos Salı günü Ankara’daki evinin önünden telefon edip nerede olduğunu sormuşlar.
Teğmen Çelebi 14 Ağustos’ta Adliye’ye giderek, söz verdiği tarih ve saatte teslim oldu.

Baba Çelebi 15 Ağustos’ta evine gelince;

* elektrik şalterinin indirilmiş,
* buzdolabının çözülerek içindekilerin bozulmuş,
* akvaryumdaki balıkların da ölmüş olduğunu gördü.

Muharrem Bey şimdi bağırıyor, “BALIK KATİLLERİNİ ARIYORUM!”
Bu güzel ülkede hiç bir canlıya değer verilmemektedir.
Ülkeyi yönetenler ve onlara hizmet edenler için insanın değeri “BİAT DERECESİ” ile ölçülmektedir.
Çelebiler biat etmez.
Onun için değersizdirler, balıkları bile öldürülmelidir.

Durum budur.
Teğmen Çelebi‘ye oyun oynayan polislerden ikisi hakkında takipsizlik kararı verilmiş,
birisinin de suçu hafifletilmiştir.
Teğmen Çelebi’nin balıkları bile öldürülmüştür.

33 ay tutukluluktan sonra tahliye edilen Çelebi, hiçbir yeni kanıt bulunmamasına karşın 16.5 yıl ile cezalandırılmıştır.

Aile yeniden üzüntüye boğulmuştur.
Sağlığı yeni yeni düzelmeye başlayan anne kaderine terk edilmiştir.
Baba iki arada bir derede bırakılmıştır.
Tertemiz bir sevgi ile M. Ali’nin gözünün içine bakan Kezbancık yalnızlığa itilmiştir.
Demir parmaklıkların arkasında arayacaktır sevdasını.

Teğmen Çelebi her şeye karşın onur ve gururla NÖBETE/VARDİYAYA dönmüştür.

O’nun için, VATAN HİZMETİNİN DEVAMIDIR.
Hakikatin galip geleceğine inancını yitirmemiştir.
Tek arzusu, ödediği bedelin Türk milleti için uyanış vesilesi olmasıdır.

Çelik bilekli, arslan yürekli teğmenim;
Milletin bağrında yerini çoktan aldın.
Tarih seni de, yanındakileri de karşındakileri de yazacaktır.
Hasdal, Hadımköy, Mamak, Sincan veya Silivri fark etmez, nerede olursan ol.
Sen bizimlesin. Gözümüzde, gönlümüzde, başımızın üstündesin.
Bayrağımızın ayında,yıldızındasın.
GENÇLİĞE HİTABE’nin, NUTUK’un her satırındasın.
ONURLU NÖBETİN – VARDİYAN KUTLU OLSUN!

Naci BEŞTEPE : ÇARŞAMBA İĞNELERİ

ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

Naci BETEPE
  GERİCİ
  Bülent Arınç, “Türkiye tel gibi gerilmiş”
  Ülkeyi yönetenler gerici olunca…

 
  TERBİYESİZ
  Hepimizin verdiği vergilerle yönetilen TRT’de, sözde  tasavvufçu
Avukat Tuğrul İnançer, 7-8 aydan sonra hamilelerin sokakta dolaşmasının TERBİYESİZLİK olduğunu söyledi.
  Tuğrul efendi kendi terbiyesizliğini perçinledi…
 
  BÖLÜCÜ
  Bölücü Kürtçü Şerafettin Elçi’nin adı ŞIRNAK Havaalanı’na,
Said-i Nursi’nin adı da Bitlis’te İHL’ne verildi.
  RTE yönetimi ülkeyi bölme hazırlıklarını kamuoyuna  gösterdi…
 
  RÜYA
  Aşık olduğu RTE’yi haftada dört kez rüyasında gören Fettah’a
Haliç Liman ihalesi verildi.
  Rüyasında ne yaptıklarını da söyleseydi…
 
  KEMİRGEN
  Dünyaca ünlü 32 sanatçı The Times’a, dört bin kişi de Seince Dergisi’ne Tayyip’in polis şiddetini kınayan ilan verdiler.
  Bunlar İHL diploması bile olmayan “SÖZDE SANATÇILAR”
  Açıkçası dinsiz kemirgenler…
 
  HAİN
  PKK’nın Suriye kolu PYD’nin lideri Müslim, Davutoğlu’nun daveti ile Türkiye’ye geldi.
  Haini dışarıda aramaya gerek yok…
   
  ŞEREFSİZ
  Oramiral Nusret Güner, “Altındaki komutanlar tutuklanmış şerefsiz bir Donanma Komutanı olmaktansa istifa ettim.”
  Bu durumda Ora. Güner’in komutanı  ve Genelkurmay Başkanı
ne oluyor?..
 
  GEZİCİ
  Türkiye’nin bir bölümü devlet otoritesi dinlemiyor, bölünüyor.
  Büyüklük taslayan RTE hala GEZİ’de GEZİNİYOR…
 
  TİYO
  3. Havalimanı bölgesindeki arsaları 2006’da kapatan ÜLKER GRUBU, şimdi TOKİ’ye satarak bir köşe daha döndü.
  Eş dosta tiyo vermenin yararı görüldü…
 
  UYUM
  Org. Özel, Harp Akademileri mezuniyet tören saatini değiştirerek RTE’ye iftar yemeği verdi.
  TSK’yı tasfiye eden Başbakan’a, Ordu’nun Özelleştiği sinyalini mi verdi?..
 
  ŞEREF
  CHP Tunceli milletvekili Kamer Genç, Pülümür’de açılan PKK flamalarının indirilmediğini açıkladı.
  Bayrak bir devletin egemenlik sembolü ve şerefidir,
  Başka bayraklara izin verenler şereflerini de vermişlerdir…
 
  İHBAR
  Her mahalleye İHBAR KUTUSU konulma hazırlığı yapılıyor.
  Diktatörlüğün eksikleri tamamlanıyor… 
 
  DELİK
  Öcalan’ın dayısına ziyaret izni verilerek Cezaevi Yönetmeliği delindi.
  Ülke delik deşik edildi, yönetmelik deliği ne ki…
 
  SIRADA
  KKTC’de, AKP’nin desteklediği UBP seçimi kaybetti.
  Sıra destekçide…
 
  Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Casusluk Aşağılaması ve Genel Kurmay


Casusluk Aşağılaması ve Genel Kurmay

Naci_Bestepe_portresi

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE
E. Tümg.

Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri‘nde görülen davalar içinde en aşağılayıcı veya aşağılık olanı kamuoyuna CASUSLUK VE FUHUŞ DAVASI diye tanıtılan
GİZLİ BELGE DAVASI’dır.

357 sanıklı davanın 310’u TSK personelidir.
79 tutuklunun 55’i muvazzaf askerdir.
Aşağılayıcı olan tek başına sayılar değildir elbet ama o bile çok aşağılayıcıdır.

  • 310 asker casusluğa bulaşmışsa TSK adına bundan aşağılayıcı ne olabilir?

İddianameyi okuduğunuz zaman, eğer olayın içinde değilseniz gerçekten o aşağılayıcı duyguları içinizde hissedebilirsiniz.
Oysa gerçekler hakkında biraz bilgi edinirseniz; iddianamenin, TSK üzerinde oynanan oyunun, aile bireylerinin bile alet edilişinin ne derece AŞAĞILIK bir senaryo olduğunu anlamanız çok kolaydır.

2 Temmuz günü katıldığım duruşmada dört sanığı dinledim.
Savunmalarını özetle vereyim.

1. Bir sanık, 2009’da yürürlükten kalkmış bir belgeyi 2011’de oluşturmaktan suçlanıyor.

2. Diğer sanık, bir bölge haritası üzerinde kritik noktaları işaretleyerek vermekten suçlanıyor. Ama o bölgede görev yapmamış. O ölçekte harita birliğinde bulunmuyor. Belgeyi verdiğine dair kanıt yok.

3. Üçüncü sanık genç bir üsteğmen. 2005 tarihinde bir belge hazırlamakla suçlanıyor.
O tarihte daha öğrenci ve göreve başlamamış.

4. Dördüncü sanığın kimliği ilginç. Görevde tümgeneral. Görevi de
Genelkurmay Başkanlığı Dış İlişkiler Daire Başkanlığı.

Casusa verilen göreve bakın.
Bilgileri daha kolay satsın diye oraya yerleştirilmiş sanki.
O’na bu görevi verenleri de tutuklamak gerekmez mi?
Deniz Kuvvetleri kurmay başkanlığı görevini de bir başka sanık yürütmekte.
Dam üstünde saksağan örneği.
En yakın sınıf arkadaşlarından biri ile ilişkisi, PKK’yle bağlantılı zengin iş adamı ile
temas olarak gösterilmiş. Ama o adam hakkında işlem yapılmamış bile.

Birliğindeki kendinden sonra en kıdemli arkadaşları ile, kendisinin yerine vekalet ettikleri dönemdeki görüşmeleri örgüt bağlantısı kabul edilmiş.

İşte bu sanık, Hv. Plt. Tümgeneral Atilla ÖZTÜRK diyor ki mahkemeye;

“Yapılmakta olan TSK’ni SAPKINLAR ORDUSU olarak göstererek güven sarsmaktır amaç..”

” Tarihte, kendi ordusunu yok etmeye çalışan ilk ülke biz olacağız..”
” Benim çocuklarım benimle gurur duyacak, bu senaryoyu kuranların çocukları ise babalarının kim olduğunu söylemeye utanacak..”Duruşmada en çok ilgimi çeken konulardan biri de general dahil sanıkların
kendi durumlarını aydınlatmak için Genelkurmay’dan istedikleri belgelerin; yanlış, eksik, açıkça anlaşılmaz ve gerçekleri yansıtmayan hatta birbiri ile çelişen belgeler olduğunu açıklamaları idi.

Öyle anlaşılıyor ki altı yıl sonra hala TSK üzerine oynanan oyunun ayırdına varılamamış. Ya da oyuna alet olan, bilerek veya bilmeyerek oyuna hizmet edenler var.

İddianameyi görünce “HUKUK VAR” zannedip inanan ve kendi personeline güvenmeyen bir komutanlık var.

  • “BÖYLE DAVA OLMAZ, TSK CASUS YATAĞI DEĞİLDİR!”

demek yerine personelin gereksinim duyduğu bilgileri bile önemsemeden üstünkörü belge ve bilgi yollayan birileri var.

Türk askeri yerine, askerine oyun oynayanlara yardımcı olan birileri.

Bu davanın en aşağılık yanlarından biri de budur.

  • Aşağılık ve aşağılayıcı bir davaya karşı gerekli duruşun sergilenmeyişi
    TSK mensupları ve onu sevenler için utanç vericidir.

Oramiral rütbesinde ve kuvvet komutanlığı kesin olan bir subayın
onur istifası bile bazılarını uykusundan uyandıramamış anlaşılan.

Genelkurmay Başkanlığı’nın bu davayı yakından izlemesi ve kendi durumunu da görmesi zorunludur.

Yapılıyor mu bilmiyorum. Öyle bir izlenim edinemedim.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir tek casus bile varsa Genelkurmay Başkanlığı’nın ayıbıdır.
Bu ayıbı temizlemek de komuta makamını işgal edenlere düşer.

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TÜRKİYE KAÇ ÜLKEDİR, KİM YÖNETİR, KİM KORUR?

Dostlar,

E. Tümg. Naci Beştepe’nin yürekler acısı feryadı..
AKP iktidarının çifte standardı ile Türkiye’yi iç savaşa ve bölünmeye sürüklemesi..
TSK’nın teslimiyeti..
Açlık grevine giden yıllardır tutuklu askerler

Kapkara bir tablo..
Sürdürülemez..
Mutlaka ve hızla durdurulması gerek..
Ülkemizin sağlıklı ve sağduyulu güçleri bu lanetli gidişe “dur” diyecek.
Halk meşru direniş hakını kullanacak, kullanıyor.
Önderini de doğuracak, yakındır..
Eminiz.. Çünkü tarih bunu öğretiyor..
Keşke AKP kendine bir iyilik etse de hükümeti bıraksa..

Yiğit ve gerçekçi komutan Naci paşaya acı saptamaları içiin teşekkür ederek..

Ha gayret halkım..

Sevgi ve saygı ile.
1.7.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================

    TÜRKİYE KAÇ ÜLKEDİR, KİM YÖNETİR, KİM KORUR?


Naci_Bestepe_portresi
Naci BEŞTEPE
E. Tümg.
 
Son bir-iki haftada yurdumuzun bir bölümünde meydana gelen olayları anımsayalım;
  – Diyarbakır’da KUZEY KÜRDİSTAN Birlik ve Çözüm Konferansı düzenlendi. Bölünme amaçlı istekler açıklandı.
  – Sınır ötesine geçmekte olan PKK’lıları uğurlamaya giden vatandaşlara asker su verdi, ancak askerin ortalıkta görünmesine bile kızdılar.
  – Bir terörist için düzenlenen törene, PKK’lılar silahlı olarak katılıp gösteri yaptılar.
  – Generallerin bulunduğu bir helikoptere PKK’lılar ateş açtı, dört mermi isabet etti.
  – Lice’de, karakol binası yapılmasını istemeyen halk inşaatı bastı, çadırları yaktı, olayda bir kişi öldü. Sonrasında yol kesen örgüt bir uzmanı kaçırdı.
  – Pülümür’de PKK maden ocağını bastı, araçları yaktı, bazı işçileri kaçırdı.
  – Cizre’de yerel asayiş birimi diploma töreni düzenlendi, poşulu,özel giysili asayişçiler caddelerde kimlik kontrolü yaptı.
 
  Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş sınırları içinde oldu.
  Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına aykırı olarak gerçekleştirildi.
 
  Bu olanlara karşı ülkeyi yönetenler ne yaptı?
  Kulağının ve gözünün üzerine yattı.
  Hiçbir tepki göstermedi.
  Lice’de, 1937 Dersim isyanını anımsatan, devlet otoritesini reddeden olaydan sonra, T.C. Hükümeti adına “Yeni karakol yapmıyoruz, aynı yere yeni bina yapıyoruz, dokuz adet karakolu da kapattık” açıklaması yapıldı.
  “Biz sizin istemediğiniz bir şeyi yapmayız, devlet kontrolünü sürekli azaltıyoruz, merak etmeyin” der gibi. 
  Gibisi fazla.
  Bu yapılanların hiçbiri, devlet olan yerde yenilip yutulamaz.
  Devletin yasal güçleri derhal gerekeni yapar.
  ÇÖZÜM SÜRECİ bozulursa diye korkmanın kime ne yararı olacaktır?
  Çözümden amaç ” Kavga etmeden, kan dökmeden bölünmeyi sağlamak” ise o başka. 
  O zaman da bu kararı verenler halka hesabını da verirler.
  Verebilirler mi? Orasını düşünmeliler.
 
  Başka ne yapıyor devleti yönetenler?
  Bu olaylara tepki gösterecek gücün yasal yetkilerini elinden alıyor.
  Neymiş, 35. madde darbeye dayanak sağlıyormuş?
  Darbe yapana dayanağa gerek varmış gibi?
  Darbe dayanağını kendi bulur, boşuna olayı saptırmaya çalışmaya gerek yok.
  Bu düzenleme ile yapılan TSK’nın PKK’ya karşı adım atmasını engellemektir. Bölünmeye engel olacak asli gücü engellemektir.
  TSK komuta kademesi zaten elleri havaya kaldırmış. 35. madde ile kendisine verilen görevi unutmuş. Siyasi iktidarın dümen suyuna girmiş.
  Sokakta sopa yiyen ama karşılığını veremeyen cılız-korkak çocuğun “Anne şu çocuk beni dövdü” demesi gibi salya sümük ağlıyor.
Helikopterin KAÇMA MANEVRASI ile kurtulduğunu açıklıyor.
  Sen karşılığında ne yaptın? Ne yapman gerekirdi? diyen vatandaşına verecek yanıtı yok.”İktidar öyle istiyor” dese, yutturamayacak, biliyor.
 
  Başka ne yapıyor devleti yönetenler?
  İç güvenliği polisle yapma manevrasına sarılıyor.
  Saflar bile inanmaz.
  Polis kırsalda, dağda asker gibi kullanılamaz. Kullanılmıştır. Özel Harekat timleri yararlı da olmuştur. Ancak askerle beraber ve asker kontrolünde kullanılmıştır. Sayıca sınırlıdır. Pek çok da sorun yaratmıştır.
  İçi güvenliğin tamamen polise devri; silah-teçhizat-eğitim-deneyim- yönetim- yaş ve fiziki yeterlilik gibi pek çok sorun getirir. Maddi yükü de çok pahalıya patlar.
  Karşılığında yararlı olacak olsa neyse.
  Oysa görünen köy kılavuz istemez.
  İstanbul’da sokak eylemleri dört-beş gün sürünce polislerin aç ve uykusuz kaldıkları açıklanmadı mı?
  İstanbul’un göbeğinde polisin aç kalması ne demektir?
  Şimdi bu yüzden ödül veriliyor.
  Tam tersine, onları aç-susuz-uykusuz bırakan amirleri de, yasal yetkilerini aşarak kendi halkına acımasızca saldıran, hakaret eden, işkence yapan, tacizde bulunan, ölüm ve yaralanmalara neden olan polislerin hepsi cezalandırılmalıydı.
  
  Başka ne yapıyor devleti yönetenler?
  Türkiye’nin bir bölümünde, ülkeyi bölme yolunda yapılanları görmezken ülkenin neredeyse tamamında vatandaşların demokratik tepkilerini
polisin aşırı güç kullanımı ile engellemekle övünüyor.
  Vatandaşların çok açık olan istek ve şikayetlerini göstermesini;
dış güçlere, ülke ekonomisine, ülkenin büyümesine-gelişmesine
engel olmak isteyen kötü niyetlere bağlıyor. 
  Sorunun çözümü ile ilgilenmek yerine sorunun arkasına dolanarak
puan almaya çalışıyor.
  Yasal yetkilerini aşan polisi ödüllendirerek vatandaşa göz dağı veriyor.
  Dünyanın gözü önünde bir gencin öldürülmesinde, çocukların bile kanmayacağı düzmece bir polis raporunu (Polisin eline taş gelmiş de onun için bileği bükülmüş de, Sarısülük ondan vurulmuş da polis suçsuzmuş) Bakanlar Kurulu bildirisi olarak sunuyor. Utanmadan.

  • “Biz, AKP’ye karşı geleni öldürtürüz, failini koruruz, bizim demokrasimiz budur.” diyor açıkça.
  Cinayet sanığı polisi serbest bıraktırıyor.
  Suçu belli olmayan ama AKP’ye karşı olduğu bilinen yüzlerce aydını yıllarca tutuklarken.
  Bu yapılanlara da ileri demokrasi diyerek, demokrasilerle alay ederek.
 
  Sanki Türkiye’de iki ülke var.
  İki  bölgeye farklı davranan bir yönetim var.
  Yönetimin yasa dışı uygulamalarına ses çıkarmayan, asli görevini yapmayan, ülkeyi yasaların verdiği yetki çerçevesinde korumayan kurumlar var.
  Ülkeyi, anayasa ile belirlenmiş cumhuriyeti koruyacak kurumlar aymazlık içinde.
  Tek direnen halk.
  Halk gereğini yapacak, mesajını verdi.
  Herkes dersini almış olmalı.
  Alanlar almayanlara anlatmalı.
  Anlamayanların sonu iyi olmayacak gibime geliyor.
 
  ŞİRİNYER’den sonra HASDAL’daki silah arkadaşlarım da
üç günlük açlık grevine gitti.
  Hukuksuzluklara karşı gösterilecek tepkinin üst sınırıdır yaptıkları.
  Sağlıklarını, canlarını ortaya koyuyorlar.
  İnsanlık, hak-hukuk, vicdan gibi değerlerini kaybetmemiş olanlar anlasın diye.
  Saygılar sunuyorum tüm direnen aydınlara.

  DİREN HASDAL, haksızlığa ve hukuksuzluğa…
 
  Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE