Etiket arşivi: Türk Ordusu – TSK

Ergenekon Davası ve Türk Ordusu

Dostlar,

21. Yüzyıl Enstitüsü Müdürü Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ, Enstitü web sitesinde geçen hafta, 6.8.13 günü oldukça kapsamlı bir makale gündeme aldı (pdf olarak 24 sayfa). Makale daha önce, 21. Yüzyıl Dergisi yıl 2 sayı 7 Ekim-Kasım-Aralık 2008,
s. 3-27’de
yayınlanmıştı. Güncellenmiş olarak “Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi” sitesinde yer aldı. (http://www.21yyte.org/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2013/08/06/7147/ergenekon-davasi-ve-turk-ordusu, 6.8.13)

Çalışmanın başlığı : Ergenekon Davası ve Türk Ordusu

portresi

Yakın tarihe zorunlu göndermelerle Ergenekon Davası dış dinamikleriyle derinlemesine irdelenmekte ve Türk Ordusu‘nun konum ve işlevi ile ilişkilendirilmektedir.

Bize göre bu makale Sayın Özdağ’ın ustalık dönemi ürünlerindendir ve tam bir bilimsel sorumluluk ve ağırbaşlılık ile kaleme alınmıştır.

Olup bitenleri anlamak Türkiye’nin önünü açmak isteyen herkes özenle okumalıdır.

Makale şöyle başlamakta :

“5 Ağustos 2013’de Ergenekon Davası diye adlandırılan ve derin devlet davası olarak başlayıp, muhalif siyaseti baskı altına almak üzerinden gelişen ve sonuç olarak askeri darbe yargılamasına dönen yargı sürecinin ilk aşaması tamamlandı. Özel yetkili Mahkeme çok ağır cezalar verdi. Böylece kurucusu, bugünkü lideri, sembolü, ideolojisi, ana kitabı belli olmayan, (belki de belli olan ancak henüz dile getirilmeye cesaret edilemeyen) tarihin “ilk gizli terör örgütü” davası sona erdi. Tarihte ilk kez kimse mensup olduğu iddia edilen örgüte sahip çıkmadı, üyesiyim demedi. Şimdi dava Yargıtay’da devam edecek…”

Devamla;

“… Soğuk Savaş Sonrasının Yeni Jeopolitiği ve Bağımsızlaşan Türkiye

    Türk-Amerikan ilişkilerinde 1990’larda yaşanan kriz, kendisini Kuzey Irak ve Irak somutunda ortaya koymuş olmasına rağmen krizin asıl nedeni, Türk-Amerikan ilişkilerinin Soğuk Savaş paradigmasından Soğuk Savaş sonrasına tarafların üzerinde anlaştıkları kurallar çerçevesinde geçememiş olmasıdır.[17] Daha açık bir ifade ile Soğuk Savaşın sona ermesi ile başlayan Irak’ın bölünmesi sürecini Türkiye kendisi ve Ortadoğu barışı için tehdit olarak algılarken, ABD, Irak bölünmesinin arkasındaki ana dinamik olmuştur.

   1990’lı yılların başından itibaren ABD ve Türkiye birbirlerini “tehdit unsuru” ve  “güvenilmez müttefik“ olarak algılamaya başlamışlardır.[18] Ancak, Türk Ordusu’nun ABD’nin bir müttefik olarak güvenilirliği ile ilgili sorgulamaları daha erken tarihlere uzanmaktadır. Küba Krizi sonrasında ABD’nin, Rusya’nın Küba’daki füzelerini çekmesi karşılığında, Türkiye’ye sormaya dahi gerek duymadan Türkiye’den Jupiter füzelerini geri çekmesi, belki de Türk Ordusu’nda ABD ile ittifakın niteliği konusunda ilk şüphelerin uyanmasına neden olan gelişmedir.”

Ve şöyle bağlanmakta :

“… Toplumsal gerçekliği kanunlar değil, toplumsal güçler şekillendirir.
Sağlıklı bir demokrasinin yerleşmesi için toplumsal güçlerin işbirliği şarttır.
Ve demokrasi toplumumuz için acil bir ihtiyaçtır.”[61]

Bu satırların yazılmasından 6 yıl sonra sözde militerleşme süreci olan 28 Şubat (1997) yaşanmıştır. Bugün ise sözde “sivilleşme ve ileri demokratikleşme” adı altında ve 28 Şubat’ın intikamı niteliğini de taşıyan bir başka süreç, dış dinamiklerin TSK’yı yeniden yapılandırması ihtiyacı çerçevesinde yaşanmaktadır. O gün
28 Şubat’ı destekleyenler, bugün Ergenekon operasyonunu desteklemekte.
İntikam süreçlerinin birbirini beslediği bir ülkenin toplumsal barışa ulaşması imkânsızdır. 

   Böyle bir ülkede sadece dönemsel galipler olur.
   Ve çoğu kez dönemsel galipleri iç dinamiklerin kendi güçleri değil,
dış dinamikler belirler.”

Sayın Prof. Özdağ‘ın bu çok değerli ve sıkıkla kaynak gösterilmesi gerekecek irdelemesi 61 kaynakçaya dayanmakta.

Tüm metni pdf olarak okumak ve arşivlemek için ilk paragrafta ya da aşağıda verilen erişkeyi (linki) lütfen tıklayınız..

Ergenekon_Davası_ve_Turk_Ordusu_6.8.13

Sevgi ve saygı ile.
14.8.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net