CHP’nin 2 Kadın Milletvekili Adayı..


CHP’nin 2 Kadın Milletvekili Adayı..

Şafak Pavey kimdir?

Turhan Özlü

CHP’nin Yüksek Seçim Kurulu’na sunduğu liste, parti içinde büyük tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu’na yakın olduğu düşünülen isimlerin bile liste dışı kaldığı Milletvekili isimleri ise oldukça tartışmalı. İşte bunlardan biri. CHP Istanbul Milletvekili adayı Şafak Pavey.
2011 genel seçimlerinde İstanbul 1. Bölge’den Milletvekili Pavey,
bu dönem de CHP yöneticileri tarafından aday gösterildi.

Peki Şafak Pavey kimdir?

MECLİS’E TÜRBANLI VEKİL İÇİN CHP SÖZCÜSÜ

Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu yazdı Y-CHP#039;yi yazdı

(AS: şu erişkeye tıklar mısınız?? http://ahmetsaltik.net/2015/04/09/turhan-ozlu-kitabi-y-chp-ve-bize-dusundurdukleri/)

İlan edildiği gibi 31 Ekim günü 4 AKP’li milletvekili Meclis’e türbanla geldiler.

CHP yönetimi, Grup toplantısında benimsediği “direnmeme” kararını uyguladı.
Kılıçdaroğlu Meclis’e bile gelmedi. Grup Başkan Vekili Muharrem Ince’nin
Benim bacım da türbanlı” diye yüksek perdeden konuşmasını AKP’li vekiller
alaylı bir gülümsemeyle dinlediler. Çünkü sonucu biliyorlardı. Şafak Pavey’in
konuşmacı olarak belirlenmesi bile CHP’nin tavrını anlamaya yeterlidir.

Pavey Meclis kürsüsünden şöyle seslendi:

Türbanlı kadın vekillerden beklentim büyük. Artık türbanı bir insan hakları ihlalinden, bir insan hakları kazanımına dönüştürmek onların sorumluluğundadır.

Dahası da var. Pavey, “Kadın polislerin” türban takmasına onay veren sözler söyledi:

Ben polisin başındaki türbandan değil bana -uyguladığı- şiddetten korkuyorum.” dedi. Türban konusundaki “hassasiyetin”, Ruhban Okulu, azınlık okulları ve cemevleri için de gösterilmesini istedi. Konuşma AKP sıralarından da alkış aldı.

Pavey’in ardından kürsüye gelen AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Arınç CHP, MHP ve BDP’ye teşekkür etti. Ertesi günü Tayyip Erdoğan da öbür partilerle birlikte CHP’ye
teşekkür etti:

Çok önemli bir birliktelik ve dayanışma vardır.
Destek verenlere çok teşekkür ediyorum.

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Meclis’e türbanla girilmesini
Bugün çok mutluyum” sözleriyle anlatıyordu. Meclis’te konuşan milletvekillerine;
ama özellikle Şafak Pavey’e teşekkür etti.

Tarih yazdık, çok önemli bir gerçeği Türkiye’nin gündeminden çıkardık. diyordu.

CHP yönetimi mutluluktan uçmaktadır. Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi’nin şu sözleri; Şafak Pavey’in Meclis konuşmasıyla aynı kalemden çıkmış gibidir:

  • Kadın milletvekillerimizin başörtülü olarak Genel Kurul’a girmeleri bir özgürlük meselesidir. Farklı yaklaşımlar yanlıştır. Sorun geride kalmıştır.
    Bu, demokrasi adına çok büyük bir kazanımdır.

İNSANLIĞIN SERİ KATİLİ ABD’DEN ÖDÜL ALDI!

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2012 “Uluslararası cesur kadınlar ödülü“nü CHP milletvekili
Şafak Pavey’e verdi.

Pavey ödülünü, 8 Mart 2012 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve
Obama’nın eşi Michelle Obama’nın ellerinden aldı.

Batıcı medya günlerce olaya büyük yer verdi. Pavey yıldızlaştırıldı.
Ödül, “tüm dünyada savunmasız topluluklar, mülteciler ve engellilerin hakları için
yaptığı çalışmalar..
” için verilmişti. Pavey’in bu alanda hangi çalışmalar yaptığı bilinmiyor.

Şafak Pavey tabi soramazdı! Ama bir tek CHP’li çıkıp da “Irak’ta, Afganistan’ da,
Libya ve Suriye’de ABD bombalarıyla sakat kalan kaç engelli var?
” diye sormadı.

Binlerce Müslüman kadına
ABD askerleri ve müttefikleri tarafından tecavüz edildi!

ABD işgali yıllarında Irak’ta Ebu Garip hapishanesindeki kadınlar
dışarıya “biz artık kirletildik, yaşayamayız
diye haber gönderdiler. Hapishanenin vurulmasını istediler.

Iraklı direnişçiler hapishaneyi gören bir yerde cenaze namazı kılıp,
füzeleri fırlattılar….

****

Şafak Pavey ve Y-CHP yönetimi o kadınların çığlıklarını duymadığı gibi,
insanlığın seri katilinden insan hakları ödülü aldılar.

Pavey ailece ABD ödüllü. 16 yıl öncede annesi Ayşe Önal’a Clinton, cesaret ödülü vermişti. ABD Büyükelçisi Ricciardone bu bilgiyi, Pavey’in onuruna düzenlediği resepsiyonda verdi.

Elçilikte düzenlenen davette Kılıçdaroğlu’yla birlikte Gürsel Tekin de yer aldı.
BDP milletvekilleri Hasip Kaplan ve Sırrı Sakık da Ricciardone’nin davetlileri arasındaydı.

İNGİLTERE’den LAİKLİK ÖDÜLÜ !?

Pavey’e, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ödülü”nden sonra bir ödül de İngiltere’den geldi.
2014 Mart ayı sonunda verilen Yılın laik kişisi” ödülü, türban konusunda gösterdiği cansiperane çabayla ilgilidir! Pavey, ödülü İngiltere’nin “Gölge Dışişleri Bakanı
Kerry McCarthy’nin elinden aldı.

Kılıçdaroğlu’nun Ricciardone ile Büyükelçilik rezidansında buluşmasında,
yanındaki iki ad dikkat çekicidir: Sezgin Tanrıkulu ve Şafak Pavey;
her ikisi de ABD devletinin ödüle layık gördüğü kişilerdir.
*****

CHP Milletvekili Adayı Selina Doğan kimdir?

CHP’nin İstanbul 2. bölge 1. sırada aday gösterdiği Selina Doğan soykırım savunucusu çıktı. Selina Doğan listelerin kesinleşmesinin ardından konuştu :

Ermeni Soykırımı’nın 100. yılında aday gösterilmemin simgesel bir anlamı var.
Böyle bir dönemde aday gösterilmem çok anlamlı. 1915 olaylarının 100’üncü yılında mağduriyet aynı şiddette devam ediyor. O mağduriyetleri yasal zeminde gidermek için elimizden geleni yapacağız.
” dedi.

Displaying image002.jpg

CHP’nin adayı Selina Doğan, Ermenistan ile sınır kapılarının bir an önce açılmasını istedi.
***

İyi çalışmalar, saygı ve sevgiler. 9.4.2016

Murat Binzet
mailto:m1000zet@gmail.com

e-posta ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal / siyasal içerikli paylaşımlar T.C. Anayasasının;
MADDE 25:Düşünce ve Kanaat Hürriyeti“;
MADDE 26:Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti
kapsamında tarafımdan yapılmıştır. Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi
ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle

Hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi“,
T.C. Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kapsamında,
her türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.

====================================

Dostlar,

Murat Binzet kardeşimize teşekkür ederiz..
Yazıda üstteki 2 fotoğrafı biz ekledik..

Konuya ilişkin bir yazımızı aşağıdaki erişkeden çağırarak okuyabilirsiniz.

http://ahmetsaltik.net/2015/04/09/turhan-ozlu-kitabi-y-chp-ve-bize-dusundurdukleri/

Bir de Ermeni kökenli yurttaşımız CHP milletvekili adayı Selina Doğan hakkında Sayın Onur Öymen’de aşağıdaki ileti ulaştı. Paylaşmak isteriz.. Hem iletiyi hem de içeriğindeki çağrıyı..
*****

Partilerin milletvekili aday listeleri açıklandı. Halkımız oy verirken kuşkusuz bu adayların kimliklerini ve.söylemlerini de dikkate alacak ve bu söylemlerin partilerinin politikalarına ve programlarına uygun olup olmadığını göz önünde bulunduracaktır.

CHP’nin Ermeni kökenli bir Bayan adaya da yer vermesi ilke olarak doğru bir karar olmuştur. Ancak bu adayın daha ilk konuşmasında Partinin geçmişini suçlayıcı ifadelerde bulunduğu, bu arada devletimizin ve partimizin başından beri reddettiği “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanması haklı kaygılar ve tepkiler yaratmıştır. Bu düşüncedeki bir adayın listelerde yer alması seçim döneminde Partimize yönelik suçlamalara yol açacaktır. Eğer basında yer alan ifadeleri söylemediyse Bayan Doğan’ın derhal bir açıklama yapması ve Partinin programına, geçmişinde ve ilkelerine sahip çıktığını belirmesi gerekecektir. Aksi takdirde gerçek CHP’lilerin kendisinden beklentisi CHP milletvekili adaylığından çekilmesi olacaktır.

Saygılar, sevgiler… 9.4.2015
Onur Öymen

*****

Sevgi ve saygı ile.
09 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

MAHKEME DAHA NEYİ BEKLİYOR?


MAHKEME
DAHA NEYİ BEKLİYOR?

AYM’nin uzun tutukluluğu “hak ihlali” kabul eden kararı üzerine Mustafa Balbay’ın tahliyesi sonrası gözler Ergenekon Mahkemesi’ne çevrildi. Hemen her görüşten hukukçu, Balbay için verilen tahliye kararının bütün uzun tutuklular için uygulanması gerektiğinde hemfikir

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) uzun tutukluluğu “hak ihlali” kabul eden kararı üzerine CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın tahliyesi sonrası gözler Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çevrildi. Hemen her görüşten hukukçu, Balbay için verilen tahliye kararının bütün uzun tutuklular için uygulanması gerektiğinde hemfikir.

Aralarında 2007-11 dönemi TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı da yapmış Anayasa Profesörü Zafer Üskül gibi AKP’lilerin de bulunduğu
çok çeşitli kesimlerden hukukçular,

  • “Anayasa Mahkemesi’nin hükmü, uzun tutukluların tümünü kapsıyor. AYM’nin kararı, kişiye özgü değil ilkeseldir.” 

görüşünde ısrarcı. Ergenekon davasında tutukluluk süresi 6 yıla yaklaşan tutuklular bulunuyor.

Tutuklulukta azami süre 3 yıl

13. Ağır Ceza Mahkemesi, Mustafa Balbay ile ilgili verdiği kararın gerekçesinde yanlış yorum ile azami tutukluluk süresinin 5 yıl olduğu konusunda görüş bildirmişti.

Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ilke olarak tutuklulukta geçen azami sürelerin zorunluluk halinde yarısı kadar uzatılabileceğini benimsemişti. 102. maddede de

CMK md. 102    :

  • “Tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi 3 yılı geçemez.” denilmiştir.

Böylece azami sürenin 1 yıl daha uzatılarak toplam 3 yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Nitekim, hiçbir ek sürenin asıl süreden fazla olamayacağı
temel ilkedir.

Tahliye edilmesi gereken adlar…

  • Oktay Yıldırım – 12 Haziran 2007’de tutuklandı.
    6 yıl 6 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Mehmet Demirtaş – 12 Haziran 2007’de tutuklandı.
    6 yıl 6 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Ergün Poyraz – 27 Temmuz 2007’de tutuklandı.
    6 yıl 5 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Sevgi Erenerol – 22 Ocak 2008’de tutuklandı.
    5 yıl 11 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Doğu Perinçek – 24 Mart 2008’de tutuklandı.
    5 yıl 9 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Hikmet Çiçek – 29 Mart 2008’de tutuklandı.
    5 yıl 9 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Tuncay Özkan 23 Eylül 2008’te tutuklandı.
    5 yıl 3 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Hasan Atilla Uğur – 3 Temmuz 2008’de tutuklandı.
    5 yıl 5 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Durmuş Ali Özoğul – 6 Temmuz 2008’de tutuklandı.
    5 yıl 5 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Levent Göktaş – 7 Ocak 2009’da tutuklandı.
    4 yıl 11 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Mustafa Dönmez – 12 Ocak 2009’da tutuklandı.
    4 yıl 11 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Ataman Yıldırım – 7 Ocak 2009’da tutuklandı.
    4 yıl 11 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Levent Ersöz – 17 Ocak 2009’da tutuklandı.
    4 yıl 11 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Fatih Hilmioğlu – 13 Nisan 2009’da tutuklandı.
    4 yıl 8 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Deniz Yıldırım – 9 Kasım 2009’da tutuklandı. 4 yıl 1 aydır tutuklu.
  • Serdar Öztürk – 7 Haziran 2009’de tutuklandı. 4 yıl 6 aydır tutuklu.
  • Dursun Çiçek – 30 Nisan 2010’da 3. kez tutuklandı.
    3 yıl 8 aydır cezaevinde.
  • Mehmet Bedri Gültekin – 22 Ağustos 2011’de tutuklandı.
    2 yıl 4 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Erkan Önsel – 22 Ağustos 2011’de tutuklandı.
    2 yıl 4 aydır tutuklu bulunuyor.
  • Turhan Özlü – 22 Ağustos 2011’de tutuklandı. 2 yıl 4 aydır tutuklu.
  • Mehmet Eröz – 9 Eylül 2011’de tutuklandı. 2 yıl 3 aydır tutuklu.
  • Yalçın Küçük – 11 Ocak 2009’da tutuklandı. 12 gün sonra 23 Ocak 2009’da tahliye edildi. Odatv davasından tutuklandığı 7 Mart 2011’den beri cezaevinde bulunuyor.
  • Tuncer Kılınç – 12 Ağustos 2013’te tutuklandı. 4 aydır tutuklu.
  • Hasan Iğsız – 10 Ağustos 2011’de tutuklandı. 2 yıl 4 aydır tutuklu.
  • Alaettin Sevim – 25 Ağustos 2011’de tutuklandı. 2 yıl 4 aydır tutuklu.
  • Nusret Taşdeler – 27 Kasım 2012’de tutuklandı. 1 yıl 1 aydır tutuklu.
  • Hurşit Tolon – 7 Temmuz 2008’de tutuklandı. 7 ay sonra 6 Şubat 2009’da tahliye oldu. 10 Ocak 2012’de 2. kez tutuklandı. Cezaevinde geçirdiği süre
    2 yıl 6 ay.
  • İlker Başbuğ – 6 Ocak 2012’de tutuklandı. 1 yıl 11 aydır tutuklu.
  • Şener Eruygur – 7 Temmuz 2008’de tutuklandı. 2 ay sonra 21 Eylül 2008’de tahliye oldu. 11 Eylül 2013’te 2. kez tutuklandı.
  • Mehmet Ali Çelebi – 1 Temmuz 2008’de tutuklandı. 2 yıl 10 ay sonra
    20 Mayıs 2011’de tahliye oldu. 14 Ağustos’ta 2. kez tutuklandı.
    Cezaevinde geçirdiği süre 3 yıl 2 ay…************************

Dostlar,

Günümüz Kara Avrupa’sının hukukunun kökeni Roma Hukukudur.
İngiltere Roma Kilisesinden ayrılarak Anglosakson Kilisesi‘ni kurduğundan, İngiliz Hukukunun kaynağı gelenek olup “Common Law” olarak bilinir
Günümüzden neredeyse bin yıl önce bile Kralların – İmparatorların
tek başına idam cezası verme yetkileri giderek sınırlandırılmıştır.
(İngiltere, 1215, Magna Carta!(

Günümüz Türkiye’sinde ise masum insanlar cezaevinde ölsünler diye tasarlayarak – planlayarak yasa ve hukuk dışına çıkan uzun sürelerle
sözde yargılama süreçlerine zincirlenmektedirler.

6+ yıldır haklarında kesin hüküm verilmeyen masum sanıklar vardır.

Bir bölüm sanık ise “yaşam boyu hapis cezası” na çarptırılarak zindanda ölmeleri güvenceye alınmıştır.

Türk hukukunda sözde “idam / ölüm” cezası kaldırılmıştır;
fakat görüldüğü ve yaşandığı üzere fiilen – eylemli olarak (de facto!) uygulamadadır.

Bu kabul edilemez!

Hukuk kuralları soyut ve geneldir.
Kişiye ve duruma özgü yasal düzenleme yapılmaz.
Yasa – hukuk önünde herkes eşittir (Anayasa md. 10).

Dolayısıyla AYM’nin kararı ilkeseldir, “uzun” (yasal sınırları aşan) sürelerdir tutuklu olan tüm T.C. Yurttaşlarının, AY md. 153/son uyarınca hemen salıverilmeleri gerekmektedir :

AY md. 153/son :

  • “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”

Sevgi ve saygı ile.
14 Aralık 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net 

 

 

Silivri’den Ortak Mesaj: ‘13 Aralık’ta Bekliyoruz’

Dostlar,

Basın Konseyi, geçtiğimiz günlerde özel izinle, Silivri’de Ergenekon davasından tutuklu gazetecileri ziyaret etti. Orhan Birgit öncülüğünde.. Cumhuriyet’ten Utku Çakırözer de ziyareti ustaca bir yazıyla köşesinde sundu. Tarihe ciddi bir materyal sundu bu makalesi ile. Örn. ziyaretçi heyete, oğlunu yitiren Prof. Fatih Hilmioğlu‘na başsağlığı dileği sunma izni verilmedi!

Silivri zindanında yanlnız insanlar değil, hukuk değil, insanlık da tutsak anlaşılan..

13 Aralık 2012 sabahı orada olmak bir boyun borcu artık..

Sevgi ve saygı ile.
7.11.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===========================================

Silivri’den Ortak Mesaj: ‘13 Aralık’ta Bekliyoruz’

 utku cakirozer
Utku ÇakırözerBasın Konseyi’nin iki haftada bir yaptığı Yüksek Kurul toplantısını önceki gün olağan olmayan bir mekânda, Silivri Cezaevi’nin 2 No’lu açık görüş salonunda gerçekleştirdik. Orhan Birgit başkanlığındaki heyette, Yüksek Kurul üyeleri arasında yer alan Yassıada mahkemelerinde avukatlık yapan eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, meslek büyüklerimiz Doğan Heper, Tufan Türenç, Pınar Türenç, Yalçın Büyükdağlı, Oktay Duran ve Üstün Ünügür ile Koç Üniversitesi’nden Yard. Doç. Murat Önok, Basın Konseyi’nin eski ve yeni genel sekreterleri Oktay Huduti ve Kaan Karcılıoğlu yer aldı.

  • Silivri’nin önü 29 Ekim gibi olmalı

Toplantımızın ‘yarım saat arayla’ değişen ünlü konukları vardı. Meslektaşlarımız Soner Yalçın, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Deniz Yıldırım ve Turhan Özlü sırayla aramıza katıldı. İki infaz görevlisi de sürekli salonda yer aldı. Odatv davasından iki yıldır tutuklu Yalçın’ın ilk sözü şu oldu:

  • “Hepimiz 13 Aralık’ı bekliyoruz. Bu davalar artık bireysel mesele olmaktan çıktı. Artık tüm Türkiye’nin meselesi.”

Ergenekon davasında savcının mütalaasını açıklayacağı tarihte duruşma salonu ve cezaevi yerleşkesine 29 Ekim ve 10 Kasım’ı aratmayacak bir kalabalık bekliyor.

  • CHP’nin etkin rol almasının katılımı artıracağı inancında.

Tutukluluk halinin sürmesine isyan eden Yalçın,

Silah yok, bomba yok. Yazan çizen adamım. TÜBİTAK da dahil kaç raporla tespit edildi ki bilgisayarımdaki dosyalar virüsle gelmiş. Beni içeride tutma ısrarı niye?
141 ve 142’yi mumla arar hale geldik. O zaman neden yattığını bilirdi insan.
Partisi, örgütü vardı. Ben şimdi ‘örgütüm yok’ demeye utanıyorum” diyor.

Cezaevi koşullarını da konuştuk. “İnsani özellikleri hayata geçirecek hiçbir şey yok” dedi ve saydı: “Kütüphaneye gidemiyoruz. Diğer tutuklu ve hükümlülerle haftalık 10 saat ortak yaşam hakkımızdan yararlandırılmıyoruz.”

Toplam 284 sanıklı Ergenekon davasında 65 kişi tutuklu yargılanıyor.

  • Ergenekon davasında tutukluluğu 5 yılı geçenler var.

Milletvekili seçilmesine rağmen 1371 gündür tutuklu olan yazarımız Mustafa Balbay dava sürecinin talimatla hızlandırıldığına inandığını belirterek “Akordeon gibi bir yavaşlatıp bir hızlandırıyorlar. Şubatta MİT müsteşarının sorgulanmasına yönelik hamleden önce hızlanmıştı. O dönem yaşanan tartışmalar sonrasında 20 iddianameyi birbirine bağlayarak yavaşlattılar.

Ergenekon dava dosyası 5 terabayta ulaştı; yani 120 milyon sayfa.

Yıllar sürer derken bir anda bir şeyler oldu ve karar aşamasına geçiliverdi” dedi.
O da Yalçın gibi 13 Aralık’ın önemini vurguladı:

  • “29 Ekim ve 10 Kasım’daki ruh Silivri’yi de etkileyecektir.”

Cezaevi koşulları konusunda, oğlunu kaybeden Prof. Fatih Hilmioğlu’na “cezaevi personelinin yanında 5 dakika başsağlığı dileme” talebinin reddedilmesini örnek göstererek “Güvenliği hesaplamışlar ama insanı hesaplamamışlar” değerlendirmesini yaptı.

Üçüncü olarak aramıza katılan Tuncay Özkan da Yalçın ile Balbay gibi “tecrit” koşullarından şikâyetçi. “Hepimiz tecritle yalnızlaştırıldık. Ergenekonculara aktivite imkânı verilmiyor” dedikten sonra ekledi:

“Zaten örgütün silahlı yöneticisi olmakla, suikastlar düzenlemekle, finansal bağlantıları sağlamakla suçlananların hepsi dışarıda. Ama biz içerideyiz”

Silivri’den Ortak Mesaj: ‘13 Aralık’ta Bekliyoruz’

Danıştay saldırısı davası hükümlüsü Osman Yıldırım’ın Ergenekon davasında hem “sanık”, hem “tanık” hem de ve “gizli tanık” olduğunun ortaya çıktığını anımsatan Özkan, “Burada adalet yok. Varsa bile, bize değil katillerin katilliğini silmek için var” dedi. Soner Yalçın söyleyince fark ettik ilk kez. Her girenin gözleri bozuluyor içeride. Yalçın’ın 3 derece artmış içeride. Eski Aydınlık Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım’ın da artık 2.5 astiğmatı var. Nedeni “Gözlerin sürekli ufka değil, 5 metreyi geçmeyen hücre duvarlarına bakmak zorunda kalması…”

Yıldırım bir yıl önce cezaevindeki üçüncü yılını doldurdu. Önce İrtica ile Mücadele Eylem Planı davası, ardından Andıç davası, şimdi de Ergenekon davasına bağlanmış durumda. Yayımladıkları görüşme kayıtları hakkında dava açmayan Başbakanlık, görüşmelerin Erdoğan’a ait olduğunu da teyit etmiş üstelik. Buna rağmen, o ve 15 aydır tutuklu bulunan son görüştüğümüz isim Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü,
3. yargı paketinde çıkan “erteleme” imkânından da yararlandırılmadılar.

Özlü’nün “Suçumuz sadece gazetecilik yapmak” sözleri kulağımızda yankılanarak ayrıldık Silivri’den.

  • Cindoruk: Adil Olmayan İnfaz

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, Silivri yargılamalarındaki çarpıklıkları;

“Silivri’ye dışarıdan hiçbir şey alınmıyor. AİHM kararları bile”..

diye eleştirirken Cindoruk da, davaların Yassıada yargılamaları ile ortak yönünü şöyle aktardı:

“Yassıada’da da olduğu gibi burada da sizlerin içeride tutulmasını isteyen siyasi iktidardır. Silivri’de yaşanan olay artık uzun tutukluluktan çıkmış. Adil olmayan infaz haline dönüşmüş.” Cindoruk milletvekillerinin bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunmasını da eleştirerek Balbay’a “Milletvekillerinin tarihte lehte örnekler bulunmasına rağmen buradan çıkamaması, bugünkü Meclis ve onun başkanının ayıbıdır. Ben başkan olsam ne yapmış etmiş onları buradan çıkarmıştım” dedi. (Cumhuriyet 05.12.2012)