VARLIK FONU

VARLIK FONU


Prof. Dr. D. Ali ERCAN
Savunma Sanayisi E. Müsteşarı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

 

Değerli arkadaşlar,

15 Temmuz 2016 Darbe tiyatrosu
bahanesiyle Ülke çapında yapılan derin Operasyon ( Orduda, Yargıda, Bürokraside ve Üniversitelerdeki tasfiyeler) sürecinde BÜYÜK PLANIN (Yeni bir Devlet inşa planının) bir parçası olarak, sıcağı sıcağına, 19 Ağustos 2016’da 6741 sayılı yasa ile, Başbakanlığa bağlı bir “Varlık Fonu” ucubesi icat edildi… ‘Ucube’ dedim, çünkü hiç bir sınır ve denetim tanımayan, ‘özel’ hukuku olan, yani yetkisi sınırsız – sorumluluğu sıfır, eski deyimiyle lay-ü sel bir yapılanmadan söz ediyoruz…

Basından öğrendiğimize göre Fonun 5 kişilik yönetim Kurulunun başında Cumhurbaşkanı Danışmanı Yiğit Bulut bulunuyormuş; diğerleri Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi (ve Sabah Gazetesi yazarı) Prof. Kerem Alkin, Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ, Piri Reis Üniversite Rektörü Oral Erdoğan…vb.

BOTAŞ, TPAO, THY, PTT, BİST, ÇAYKUR, HALKBANK, ETİ MADEN… gibi önemli kurumların yanı sıra Savunma Sanayi Fonu ve Turistik bölgelerdeki Hazine arazilerinin devrinden sonra, Ülkemizin en önemli finans kurumu olan Ziraat Bankası da bu Fonun torbasına atılınca Kamuoyu anca uyandı ve ‘ne oluyoruz?’ demeye başladı…

Değerli arkadaşlar,

Kâğıt üzerindeki formal kapitalleri toplamı ~17 milyar TL (~5 milyar $) olarak görünen bu ekonomik varlıklarımızın gerçek değerleri bu paranın 100-200 katıdır…  Görünen o ki, bu girişimle, Türkiye’nin son ekonomik yedekleri de (Parasını kaybetmiş kumarbazın son koz olarak çok değerli kol saatini masaya koyması gibi) 400 milyar doları aşkın Dış borç çarkının çevrilmesinde kullanılacak mekanizma olarak

  • “Varlık Fonu” kisvesi altında Küresel Finansın oyun masasına sürülüyor.

    ***
    Dünyada gördüğümüz gerçek Varlık Fonları (Sovereign Wealth Funds) Ülkelerin ticaret fazlalıklarının veya petrol Ülkelerinde olduğu gibi, (Bütçe dışı) doğal kaynak gelirlerinin, Ülkenin ekonomik, teknolojik gelişimine yönelik yatırımlarda kullanılmak üzere toplandığı havuzlardır. Oysa Türkiye, bırakınız ‘Varlık’ tan bahsetmeyi, Dış ticarette sürekli açık veren, gittikçe borçlanan, yeterince üretemediği için borçlarını ödemekte bile zorluk çeken bir Ülke durumundadır.  Bu Fon Ülkeye fazladan gelir getirecek bir sistem değildir; gelirleri zaten Milli Bütçe içinde yer alan kurumların Bütçe dışına çıkarılmasından, yani Paralel Bütçe
    kurgulamasından başka bir şey değildir. Bir zamanlar Turgut Özal da kendisine zorluk çıkaran Maliye Bakanlığını by-pass etmek için Hazine Müsteşarlığı icat etmişti. Oysa Dünyada bu tür Fonlar, Milli Bütçe dışı gelirlerin yönetimi amacıyla kurulmuşlardır. Dünya genelindeki Varlık Fonlarının toplamı 7,4 trilyon dolar dolayındadır* ve bunun %77’si 7 Ülkenin Fonlarının toplamıdır:

1- Çin 1583 milyar $ (Ticaret fazlalığından aktarılan)
2- Birleşik Arap Emirliği 1227 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)
3- Norveç 871 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)
4- S. Arabistan 736 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)
5- Singapur 530 milyar $ (Ticaret fazlalığından aktarılan)
6- Hong Kong 457 milyar $ (Ticaret fazlalığından aktarılan)
7- Katar 335 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)

Eğer Anayasa Referandumunda ‘Evet’ kazanırsa,
bu Fon da alabildiğine, pervasızca şişirilecek;
Türkiye’nin A-dan Z-ye varı-yoğu 3-5 kişinin denetimine geçebilecektir. 

Derin kaygılarımla. æ
_____________
*http://www.swfinstitute.org/fund-rankings/
=====================================
Dostlar,

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamızın yazdıklarına katılmamak ve derin kaygı duymamak olanaklı mı?

Varlık fonu ile AKP iktidarının ne yapmak istediğine ilişkin birkaç yazı web sitemizde daha önce yer aldı. Onlara da bakılmasını dileriz.
Varlık Fonuyla ilgili yazımızı okumak için lütfen tıklayınız :

Varlık Fonu’na devretmeye ilk tepki: Çiftlik gibi kullanılacaklar!

Savunma Sanayisi Fonu’nun 3 milyar Dolar nakit varlığına da bu fon ile el konmuştur!
Ayrıca Fon’un başına getirilen hiçbir akademik derecesi olmayan Yiğit Bulut, kurulda yer alan biri rektör 2 profesörün, BİST Başkanının da üstünde bir konumda olacak!
AKP’nin meritokrasisi (liyakat, yaraşırlık) bu olsa gerek..

Sevgi ve saygı ile. 07 Mart 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Başbakan’a Mektup


Başbakan’a Mektup

“Sayın Başbakan,

Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım.
77 yaşında bir işadamıyım.
Devlet bursu ile Avrupa’da okudum.
Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman’da olmak üzere 17 sene TPAO’da çalıştım.
34 senedir de 1974’te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum.
SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen’de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen’de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var. Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim.
Sigortasız adam çalıştırmam.
Vergi kaçırmam…
Köklü bir aileden geliyorum.
Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir.

Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım.
Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı,
bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım.
Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum

Allah’a inancım tamdır..
Allah’ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım. Türkiye’den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve
kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve
çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum.

Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki,
hiç iyi görmüyorum.

Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum.
Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanlar veriyorsunuz.
Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur.

Ülke bölünüyor…

Biz ve onlar diyorsunuz. Bu ne demek?

Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir.
Kendinize hâkim olun!
Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim.
Babanız yaşındayım.
Üniversitede hocayım.
Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.

Sayın Başbakan!

Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum:
Bugün çok güçlüsünüz.
Ya yarın? Allah bilir!!!
İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar.
Tarihte bu husus kezlerce sabittir.
Ancak şu atasözünü hiç unutmayın!

“Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var”

“Keskin sirke küpüne zarar verir!”

Sinirlerinize hâkim olun!
Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın.
İnsan kalbi sırça gibidir.
Kırdığınızda tamiri imkânsızdır.
Çok ağır konuşuyorsunuz.
Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın!
Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının
“evet efendimciler”, “dalkavuklar” tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım.

Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir
beyan etmeyin, danışın, öğrenin.

Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın!

Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar.
Yalnızca sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin!
Bugün birçok kamu kurumumuzun işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum.
Kadrolaşmayın!
Yalnızca sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin.
“Hayır! Yapmıyorum!” demeyin.
Ben Ankara’da yaşıyorum.
Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir.
(Gercekten bu tiplerin sayısı her gün artıyor, zararı RTE’na da olacak…)

Diktatörleşmeyin!

Milletvekillerinize bile demeç vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın. Yalnızca türban serbestliğini Anayasamızda değiştirmek bile AB’ye girmemize büyük bir engel olacaktır.

Laikliğe, sizin deyiminiz ile ciğerden inanın, güvenin.
Laiklik dinsel özgürlüklerin değişmez kanunudur.

Bir hadis-i şerif diyor ki:

“Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder.”

Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri’nin öğütlerini
bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.

Saygılarımla…

Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding
Yönetim Kurulu Başkanı