Duran AYDOĞMUŞ’tan İleti

Sn. Duran AYDOĞMUŞ’tan..

Değerli Dostlar, !!!

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Prof. Dr. Ahmet Saltık hocamız Tıp Doktoru ve aynı zamanda Siyaset Bilimcidir. (Halen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi. Geçmiş yıllarda kendileriyle randevumuz vardı ve beni ve arkadaşımı da içeri anfiye alarak öğrencilerine bizi tanıtıp dersini dinlememizi sağlamıştı.)
 

Benimle de paylaştıkları yazılar son derece bilinçlendirici aydınlatıcı olduğu için hepsini okuyorum. Web sitesinde hem kendi yazılarını, hem de faydalı (AS: yararlı) gördüğü diğer (AS: öbür) yazarların yazılarını paylaşıyorlar.

Bir önemli özelliği daha var Saltık Hocanın, O da Türkçe tutkusudur. Web sitesinde yayımladığı başka yazarların yazılarındaki yabancı sözcüklerin Türkçe karşılıklarını yazıyor parantez (AS: ayraç) içinde (AS: … biçiminde). Aşağıdaki yazı Barış Doster‘in, ancak, Saltık Hocanın ek yazısı da var altta. Tıklayıp okuyun lütfen.
 
Yazıda önemli maddeler var. Örneğin, Komünist Küba ve Çin devletlerinin Kapitalist bazı (AS: kimi) Avrupa devletlerine korona için tonlarca tıbbi malzeme yardımı gönderdiği de yer almış (TV haberlerinde de vardı).
 
Ben, konulara ilişkin şunları da belirtmek isterim:
Üç Avrupa ülkesinde (İsveç, Almanya, Finlandiya) bulundum. Şu gerçeği gördüm anladım
Görünüşte üçü de bize göre kapitalist ülkeler. Ancak, kendi halklarına her konuda sosyaldirler. Eğitimleri parasız, sağlık sigortası tam (özel sektör çalışanı da olsa fark etmiyor, herkesin sigortası ödüyor her şeyi).
Hastaneye gittiklerinde hastaların bizdeki gibi ödemeleri yok.
Her mahallede her tür okul var, taşımalı eğitim yok. Kilise pek yok (eskiden yapılmış tarihsel kiliseler var, Hıristiyan aleminde son iki yüz yıldır kilise yapılmadığı biliniyor). İki oğlum İsveç’te okudu, beş kuruş giderimiz olmadı, üstelik bütün okullar öğle yemeği veriyor (Müslüman öğrencilere ve vejetaryen öğrencilere özel yemek çıkıyordu okulda).
Almanya’da üniversiteyi (yüksek lisans) bitirdiler, sağlık sigortalarından başka giderimiz olmadı. Yani, kapitalist ülkeler ama bizden çok farklıdırlar.
Türkiye artık tam kapitalizmi uyguluyor (Eğitim ve sağlık patronlara teslim! Sayısız özel okullar-kurslar (taşımalı eğitim) ve özel hastaneler var bizde! Böyle bir sistem nereye dek?!
 
Saygı ve kaygılarımla. 22.03.2020
========================================
Dostlar,
Saygıdeğer arkadaşımız Duran Aydoğmuş, görüldüğü gibi çok değerbilir bir site okurumuz.

Arada böylesine bizi şımartan, gerçekte sorumluluğumuzu daha da artıran iletiler paylaşır.

Teşekkür doluyuz kendilerine.

  • Türkiye’de korona virüs epidemisi (salgını) ne yazık ki iyi yönetilemedi..

Pek çok hata yapıldı, gecikildi.. ne var ki AKP iktidarı yapıp ettiklerini her zamanki gibi cilalamakta..

Örn. 21500 dolayında insana Umre ziyareti için izin verilmeyecekti..
Haydi verildi, dönüşlerinde yarısından azı değil, tümü 14 günlük karantinaya alınacaktı..
O Umrecilerden biri, polise tükürerek
  • “..bize bulaştı ise size de bulaşsın!!”.
diyecek ölçüde insanlıktan – dinden çıkmıştı.. Başka zaman kafa – göz kıran polis, inanılmaz sabırlı oldu!?
Bir başka yobaz kümesi (gurubu) camilerin kapısını tekmeledi toplu namaz kılmak için..
Polis orada da inanılmaz hoşgörülü idi!? Yobaz, gene yazgıcı (kaderci) idi,
  • “Allah’ın evine virüs bulaşmaz..”
safsatasını haykırıyordu. Bunlar özellikle son 18 yılda beslenip büyütülen AKP tabanı kökten dinciler.. AKP ve Polis çoook yumuşak bu haddini bilmez eylemcilere??
AKP = Erdoğan, demeçlerinin içine ne yapıp edip gene dini soktu ve korona salgını ile dua ile başedeceğimizi de ekleyiverdi.
Kullanılacak tanı ve tarama testlerine en az 2,5 ay önce karar verilecek, yaygın uygulamaya başlanacaktı. Hala 81 ilin ancak 1/4’ünde bu olanak var (yaklaşık olarak).. Çok az test yaptığımızdan, gerçek durumu bilmiyoruz.. Bu yazının yazıldığı 22 Mart 2020 Cumartesi günü saat 22:30 dolayında Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın açıklamasına göre toplam 20345 test yapılmış (test sayısı mı kişi sayısı mı, belirsiz!) ve 1236 olguda pozitif çıkmıştır. Kişi sayısı temel alınırsa, %6,1 düzeyinde yüksek bir oran söz konusudur. Çok sayıda olguya tanı kon(a)madığı rahatlıkla söylenebişir. Dolayısıyla bulaş zincirini kırmak zaman alacaktır.
Yoğun bakım birimleri – donanımı – çalışanı başta olmak üzere maske – yüz siperi – tulum, dezenfektan vb. lojistik sorunu çözülmüş olacaktı.. Oysa ülkmizde sağlık hizmetleri çok büyük ölçüde özelleştirildi. 1530 hastanenin 650’si özel sektörde. Dolayısıyla merkezi yönetimin ulusal ölçekte bir planlama yapma olanağı yok!
Örn. korona hastaları ARDS tablosuna girdiklerinde (akut solunum güçlüğü) ve mekanik ventilasyon desteği gerektiğinde donanımımız ne durumdadır? Kamusal yatırımlar daraltılmakta, alan özel sektöre / yerli – yabancı sermayeye bırakılmaktadır. Sermaye de kendi iç tutarlığı ile ülkenin gereksinimlerine göre değil, ençok kazanç (maksimum kâr!) ilkesine göre davranmaktadır!
  • Türk sağlık sektörü çok parçalı ve birçok bakımdan yetersizdir bu salgın ile başetmek için.
Öğrenci yurtlarını binlerce genci sokağa atarcasına boşaltmak yerine, sahra hastaneleri – karantina yerleri yapılıp hazır edilecekti.. TOKİ ne güne duruyor??
Yaygın halk eğitimine daha erken başlanacaktı.. Eğitimsiz – dinci yetiştirilen kitleler, hastalığa kadercilikle meydan okuyarak ülkemizi daha büyük bir faciaya sürüklüyorlar..
Belli koşulları sağlayan bütün hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmeyecek; bu amaçla belli hastaneler ayrılacak ya da Çin gibi 10 (on!) günde yenileri inşa edilecekti (nerdeee o teknoloji bizde??)
AKP = Erdoğan, ilk olgudan sonra 7 gün ortadan yitti. Devlet susar mı? Üstelik TEK ADAM REJİMİ ile ülkemizin uçacağı masalları anlatılmıştı bu halka.. Yönetim zaaf içindedir. Bakanlar sekreter durumundadır, yeterince yetkili değillerdir. Bürokrasi de TEK ADAMIN ayar vermesine mahkum, dolayısıyla hantaldır..
Sosyo – ekonomik önlemler yetesiz, adaletsiz, ve sermaye yanlısıdır.
AKP = Erdoğan rejimi daha önce de önemli hiçbir krizi başarıyla yönetememiştir. Örn. 2008 krizinin teğet geçtiğini söylemişti zamanın Başbakanı Erdoğan ama Türkiye izleyen yıl %6 dolayında muazzam bir küçülme yaşamıştı!
Türkiye, Suriye bataklığına İhvancı anlayışla sürüklenmiş, kilitlenmiştir..

Hazinenin patronu damat bakan  2019’da 2,5 milyon istihdam yaratılacağını buyurmuştu ama TÜİK geçen yıl 932 bin yeni işsiz oluştuğunu açıkladı! Maaşallaaah, ne öngörü değil mi??

Örnekler çoğaltılabilir… Son 7 yıldır ulusal gelir sürekli düşüyor, YOKULLAŞTIRILIYORUZ.

  • Son 20 yılda ülkemizden 3 trilyon Dolar servet çıktı, giren ise 1 trilyon dolar;
  • Sonuç, AKP iktidarının misyonu, ulusal serveti rant olarak dışarı akıtmak..
    (Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Cumhuriyet, 19.03.2020)
Böylesi bir siyasal irade ve kadrodan Ulus adına ne beklenebilir ki??
Hızlı ve akılcı (rasyonel) karar alma ve uygulama becerisine dayalı bir KRİZ YÖNETİMİ ortada yoktur… Oysa asıl gereksinim duyduğumuz böylesi bir yapı ve işleyiştir..

Yönetim zaafı ve ulusalcı olmama; yumuşak karın budur!

Sonsöz     : 
Türkiye, koronavirüs salgınını AKP ile değil, belki de AKP’ye karşın aşacaktır, aşmak zorundadır. Tek yol BİLİMSEL AKILCILIKTIR..

Sevgi, saygı, KAYGI ama UMUT ile. 22 Mart 2020

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Hekim, Halk Sağlığı Uzmanı / Ankara Üniv. Tıp Fak.
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanu / Siyaset Bilimi – Kamu Yöneticisi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Elazığ ve Malatya Depremi…

Elazığ ve Malatya Depremi…

AB Komisyonunun Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Janez Lenarcic, yaptığı yazılı açıklamada, tüm AB’nin Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu, Acil Müdahale Koordinasyon Merkezi’nin (ERCC) durumu yakından izlediğini belirtti.

Copernicus Uydu Görüntüleme Sistemi‘nin Türkiye’nin istemi üzerine devreye sokulduğunu kaydeden Lenarcic, bu sistemin sahada arama kurtarma çalışmalarına destek olacağını, AB’nin daha çok destek sağlamaya hazır olduğunu ifade etti.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel de Twitter hesabından, “Düşüncelerimiz Türkiye’deki depremde yakınlarını yitiren ve yaralananların aileleriyle. Destek vermeye hazırız.” paylaşımını yaptı. (Cumhuriyet, 25.01.2020)

30 yurttaşımızı yitirdik.. Yüzlerce yaralı var..
Çok sayıda yıkılan bina…
Yüreğimiz acı dolu..
Basmakalıp (klişe sözler) ne işe yarar ki?
Ölenlere rahmet, kalanlara sabır dilemek..
Bu denli kolayca geçiştirilebilir mi?
Yine deprem değil ama binalar “öldürdü”!
1999 Kocaeli depremi ardından çıkarılan Deprem Yönetmeliği tümüyle yaşama geçirilemedi aradan geçen 20 yıla karşın..
Oysa bu amaçla 20+ yıldır on milyarlarca TL vergi ödedik telefon faturalarımızla.
Öte yandan TOKİ eliyle başlatılan kentsel dönüşüm süreci tavsadı ve hatta yozlaştı, rant yolsuzluğuna dönüştürüldü. AKP iktidarı hemen her şeyi özelleştirirken, TOKİ eliyle devlet, sözde konut üreticiliği ve pazarlamacılığı yapmayı bırakmıyor..
Birkaç tane Kamu bankasını da elden çıkar(a)mıyor..
Sonuç ne yazık ki fiyaskodur..
Kısa – orta – uzun erimli stratejik ulusal hedeflerimiz olmalıydı..

  • Örneğin 10 yılda yapı stokunun %50’sini (yarısını!) yenileyeceğiz..
  • 20. yılda tüm ülkede yapı stokları yenilenmiş ya da gerekmeyenler desteklenmiş olacak.. gibi.

Özellikle 1. derece deprem kuşağı olan bölgelerden başlayarak.
İstanbul’a ayrı bir önem ve öncelik tanıyarak.
Ülke nüfusumuzun %90’lara varan kesimi 1. derece deprem kuşağında yaşamakta.

Geçirilen 20 yıla yazık olmuştur. Giderimi telafisi) yoktur. Masum – yoksul insanlar bu skandal politikaların bedelini canlarıyla en ağır ve yakıcı biçimde ödemektedirler, engelli kalmaktadırlar, yakınlarını yitirmenin ağır manevi acıları altında kalmaktadırlar yaşam boyu..
****
AB’nin, AKP iktidarının istemiyle Copernicus Uydu Görüntüleme Sistemi üzerinden Türkiye’ye coğrafi konumlanma bilgi aktarması çok olumludur. Ayrıca insanlı – insansız hava araçlarıyla da tüm bölgenin taranması ve özellikle kırsal köy yerleşimlerine hızla erişim büyük önem taşıyor..

Adı geçen uydu görüntüleme sistemi nedeniyle Polonyalı uzaybilimci Kopernik’i anımsamamak olanak dışı. Kopernik, gezegenler arası çekim yasalarını keşfetmiş ve hesaplamıştı. Ne var ki, ceberrut Katolik kilisesi bilimin – aydınlanmanın önünü kesmişti. Kopernik, kritik önemdeki bu bilimsel buluşlarını yaşamda iken yayımlayamamıştı. Ölümünden sonra bu formüller yatağının altında bulunmuştu..

Öte yandan, ülkemizin GPS tabanlı ulusal uydu sistemlerine sahip olması vazgeçilmez olmuştur. Büyük ATATÜRK‘ün “İstikbal göklerdedir..” sözleri 1930’lara tarihlenmektedir.
****

  • Başta İstanbul olmak üzere, boş olan TOKİ konutları hızla kullanıma sokulmalıdır.
  • Özellikle kentsel dönüşümün hızla yapılması gereken yerlerde bu işlem yapılmalı ve eldeki konut fazlası atıl bırakılmamalıdır.
  • Hatta, özel sektörün elinde biriken, ekonomik kriz nedeniyle satılamayan ve sayısının 1 milyonu aştığı belirtilen konut stokunun da bu bağlamda hızla değerlendirilmesi düşünülmelidir..
    ****

Bölgede özveri ile hizmet veren tüm kamu çalışanlarına, gönüllülere, emekçilere şükranımız sonsuzdur.

Tüm ulusumuzun acısını yürekten paylaşıyoruz.

Sevgi, saygı ve DAYANIŞMA ile. 25 Ocak 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

 

Kurban’ın İşlevini sorgulayalım : “Boşuna kurban kesip durmayın!”

01.09.2017 için güncellenmiştir..

Kurban’ın İşlevini sorgulayalım mı ??

“Boşuna kurban kesip durmayın!”

Evet dostlar..

Teşekkürler aydın din bilgini Sayın İhsan ELİAÇIK… Size aynen katılıyoruz.. Aynen, yazdıklarınıza (makale aşağıda) uygun davranıyoruz.. Yazsak ayıp olur, yazmasak olmaz??..

ADD’ye burs bağışı yapıyoruz..
TSK’ya “kurban bağışı” yapıyoruz ama “kurban kesmek için” değil!
– Üniversitemizin – derneklerin giysi ve eşya bankalarına gereksinim dışı fazlalıklarımızı aktarıyoruz.. Bunları birer “kurban” olarak görüyoruz.
Kurban sözcüğünün asla dar anlamda “hayvan kesmek (boğazlamak” OLMADIĞINI çook iyi biliyoruz.

Diliyoruz toplumsal – siyasal örgütlenmemiz bunlara gereksinimi en aza indirsin.
Hakça bir üretim – paylaşım düzeninde yoksul  – yoksun kalmasın ya da en aza indirilsin..
O aşamaya dek SOSYAL DEVLET, YOKSULLUK SİGORTASI‘nı kurumlaştırsın ve insanların onuru incinmeden gereksinimleri toplumsal dayanışmanın doğrudan aracı olan adil vergiler üzerinden karşılansın. Türkiye’de olmayan 9. sigorta kolu AİLE SİGORTASI” artık kurulsun.. AKP 15 yıldır bunu kasten yapmayıp insanların yoksulluk, yoksunluk ve çaresizliklerini acımasızca OY’a dönüştürme politikaları izledi.

Örn. TOKİ son 10-12 yılda 1 milyona varan konut fazlası yarattı, lüks konutlar yaptı
ama ülkemizin üniversite öğrenci yurdu gereksinimini bilerek ve isteyerek çözmedi. Öğrenciler ve aileleri yandaş tarikat ve cemaatlerin kucağına, beyni yıkanıp mürit yapılmak üzere terk edildi. Tüm bunları yapacaksınız, bir yandan da sözümona “kurban” ibadeti yapacak, birkaç günde 3 milyon dolayında masum hayvanı boğazlayacaksınız.. 10 milyar TL’ye varan yapay ve verimli olmayan bir ekonomik hareketlilik yaratarak savunacaksınız!. Bunca ikiyüzlülük hangi dinde olabilir ki?? Ya da dini böyle yorumlayanlara ne demeli?

  • Çok merak ediyoruz : Türkiye’de derin dondurucu satışları kurban bayramı öncesinde neden artıyor??!

Yurttaşımız “ALLAH DEVLETE – MİLLETE ZEVAL VERMESİN” demeyi sürdürsün.
Şu ya da bu kişi, vakıf – derneğe, partiye değil; DEVLETE “dua” (teşekkür!) etsin..
O tarikatın – bu cemaatın mensubu – müriti olmasın, meczuplaşmasın..
Cumhuriyetin başı dik onurlu yurttaşı olsun! Bu da HALKÇI EKONOMİ ile olur..
KüreselleşTİRmeci = Yeni emperyalistlerin vahşi kapitalist piyasacılığının girdaplarında Türkiye Cumhuriyetini ve yurttaşını öğüterek değil!
*****
Ülkemiz çoooook borçlu.. Hayvan varlığımız çok yetersiz.. (40 yıl önce kişi başına 2, şimdilerde yarım tane!) İthal kurbanlık olur mu?? Borçlu insan kurbanlık hayvan verebilir mi (“kesebilir mi?” demiyoruz! ) Tanrı’ya? Yanıt “hayır” ise borçlu ülke kurbanlık ithal edebilir mi? Elbette hayır!

“Kurban” asla salt kesimlik hayvan anlamına gelmiyor..
Prof. Yaşar Nuri hocadan da öğreniyoruz; Peygamber tek bir kez hayvan kesmiş,
o da konuklarına ikram etmek için.. Artık bu halkı aldatmaktan utanmak gerekir..
En ağır ahlaksal sorumluluk da Diyanet İşleri Başkanlığına ve siyasilere düşer.

  • 1-2 günde 3 milyona yakın hayvanı boğazlamak kanlı bir zulümdür, israftır,
    çevreye ağır kirliliktir, doğa katliamıdır, hayvan haklarına en ağır saldırıdır..
    Kitle psikolojisinde vahşeti, saldırganlığı… canlı – diri tutup sürdürmektir.
  • Oysa bu ilkel şiddet dürtüleri toplumsal bellekte zamanla sönümlendirilmelidir.
  • IŞİD, RTE’nin – Davutoğlu‘nun saçma sapan sözlerinde olduğu gibi din eğitimi olmayışının değil, tam da tersine din adına bu vahşet öğretilerinin yansımasıdır; CİHAT’tır!

İnsanların artık 21. yy’da, Peygamberden 1400 yıl sonra aklını başına alması gerek..
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) bugünler içindir..
Milyarlarca TL Devlet bütçesini yiyip oturmak için değildir.
Topluma bir aydınlık yol göstermek içindir; dinin bilimsel – akılcı yorumu içindir.
İlahiyat Fakülteleri neden susar? İşlevleri nedir?
Toplumu hurafelelere boğup rantını devşirmek için mi??

“Diyanet hurafe üretiyor.. ” diye yazan Prof. İlhan Arsel‘e ülkeyi dar ettiniz;
adamcağız gurbetlerde (ABD’de) sıla özlemiyle yaşadı uzun yıllar ve orada öldü.

Turan Dursun‘u hem hiç hazmedemediniz hem de garibandı, Vehbi Koç’un damadı değildi, hukuk profesörü de değildi merhum İlhan Arsel gibi; “karanlıkta bırakılan” bir cinayetle en üretken döneminde susturdunuz. Ama yazdıkları artık kalıcıdır.. Milyonlara erişmiş ve uyandırmıştır. O, “Din Bu mu?” diye soruyordu.
Yanıt veremediniz, kurşunlattınız.
Siz gerçekten dindar mısınız, her türlü araçla dini siyasetin – ekonominin – uçkurun…. emrine veren bir mafyatik güruh musunuz?? Kimsiniz siz?

Marks asla ‘din afyondur’ demdi; ”kapitalizm dini bir afyon gibi kullanıyor” dedi. Sizin yaptığınız tan da bu değil mi??

“ILIMLI İSLAM” da ne ola ki? İslam dinini, ihtirasları aklını fersah fersah aşan
bir emekli ilkokul mezunu vaiz üzerinden emperyalizmin hizmetine sokmadınız mı?

Bayramda olsun dürüst olun; açık olun, insan olun!

Sevgi ve saygıyla. 25.09.2015, Manavgat

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net, profsaltik@gmail.com

*****
Geçen yılki yazımızı aynen yineliyoruz…

Bu yıl da “Kurban Bayramı” öncesi “derin dondurucu” reklamları ve satışı çoook artmuş..
Neden acaba??

Bu yıl Datça Billurkent’te bir ilke tanık olduk!

– ……. şu şu şu kişiler 1, şunlar şunlar… 2’şer kurban kesmişlerdir.. Hayırlı olsun..

Duyurusu yapıldı sitenin sesbüyütürlerinden (hoparlör)!
Bizler AKIL’dan kopan ve sapan, gösterişe – ticaret alet edilen İslam dini gerçeğine dönsün diye yırtınırken geldiğimiz yere bakın! “Kurban kesenler” tatil sitesinde adlarıyla ve kesitkleri kurban sayısıyla reklam ediliyor.. Oysa ibadet gizli değil midir? Bu davranış şirk değildir de nedir??

Sevgi ve saygı ile. 11 Eylül 2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net, profsaltik@gmail.com
==========================================

İhsan Eliaçık: “Boşuna kurban kesip durmayın”

Ihsan_ELIACIK

(DHA) İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, kurban bayramı ile ilgili çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. (http://www.msn.com/tr-tr/haber/turkiye/)

 

– Kurbanın yanlış anlaşıldığını savunan ve
hayvanların boşa kesildiğini

belirten Eliaçık, bunun İslam öncesi bir kültürün devamı olduğunu,
Sümerler’de gereksinim fazlası tapınağa getirilen malların üzerinin “Tanrı malı” diye damgalanarak gereksinim sahiplerine bırakıldığını anlattı.

Bu kültürün İslamiyette de sürdüğünü belirten Eliaçık, Adilmedya.com sitesindeki yazısında ”Mekke’de çıkan Peygamber Hz. Muhammed de, insanlara aynı şeyi anlattı.
Dedi ki; burası Allah’ın evidir, gereksiniminden çok olanı herkes buraya getirsin.
Getirdiler ve oraya bıraktılar. Üzerinde, Allah’ın ismi anılmak, üzerine Tanrı malı damgası vurulması kültürünün devamıdır.” dedi ve şöyle devam etti:

”Üzerine Allah’ın adı anmayı, bıçağı eline alıp, Bismillahirrahmanirrahim diyerek,
böyle fışkırtarak hayvanın kanını dökmeye çevirdiler. Üzerinde Allah’ın adı anılmak
bu değildir! Üzerinde Allah’ın adı anılmak demek; ben bu keçiyi, koyunu, deveyi, kamuya, yoksula, gitsin diye adıyorum demektir. Üzerinde yazıyor işte Tanrı malı, eskiden böyleydi, Kuran’dan sonra buna, üzerine Allah’ın adını anmak dendi. Bu sözler, bu hayvan kamu malıdır, yoksulun malıdır, kimse almasın.. demektir. İşte bunlara [hedy] denilir.”

KESMEKLE ALAKASI YOKTUR!

”İlk bakışta bunların, kesmekle alakası yoktur.” diyen Eliaçık şunları yazdı:

”Fakat daha sonra, uzak diyarlardan gelenler (hacılar) olduğu için, o hayvanlardan kesip, o insanların karınlarını doyurmak için de kullanılmıştır. Zamanla, önceki asıl görevi unutulup, kesme ön plana çıkarılarak, getirilip kesiliyor, bırakılıp gidiliyor şekline dönüştü. Kuran geldiğinde Araplar bunu zaten yapıyorlardı, Kabe‘nin etrafı, kesilmiş kurbanlarla doluyordu. Kuran geldi ve bu insanlara dedi ki :

Bu kestiğiniz hayvanların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz, ulaşacak olan sizin takvanızdır.
Bu şu demektir: Bunları kesiyorsunuz da, bunlar bana ulaşmıyor, dolayısı ile,
kesip durmanıza gerek yok;

– siz asıl, kendi aranızdaki davranışlarınıza bakın,
– birbirinize iyilik etmeyi öğrenin,
– adaletle davranın,
– işçinizi ezmeyin,
– kimseyi sömürmeyin,
– kul hakkı yemeyin..

Ben bunlara bakarım, kestiğinize ve kana değil! Bunu açıkça söylüyor. Fakat bunu da şöyle anladılar: Tamam, Allah ete ve kana bakmaz, takvaya bakar, yani bıçağı eline alır, hayvanı keserkenki duygularına bakar, bunu Allah için kesiyorum derken ki duygularına bakar, takva budur, diyorlar. Böyle yorumladılar.”

BOŞA KESİP DURMAYIN

”Ben bu yoruma da katılmıyorum, yanlış bir yorumdur.

Kuran diyor ki; “Onların etleri kanları Allah’a ulaşmaz!”

Yani, boşuna kesip durmayın! Allah diyor ki, onlar bana ulaşmaz, Ben sizden iyilik, doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, merhamet, sevgi, bunları bekliyorum; karz-ı hasen, salat, zekat, ihtiyaç fazlasını verme, isar, birbirinize kendinizi feda etme, yoksulları gözetme, zayıfın elinden tutma, düşmüşü kaldırma, bunları bekliyorum, takva budur.
Her yeri kan gölüne çevirdiğin zaman, Allah bundan mutlu oluyor değildir.
İşin aslı buydu, sonra döndü dolaştı ve başka bir şeye dönüştü.”

BEN 20 YILDIR KESMİYORUM

”Bakın, açık açık söylüyorum. Ben kendimi söyleyeyim, yirmi yıldır bayramda hayvan kesmiyorum. Ama; gurban, yakınlaşma, garip gureba ile yoksulla yakınlaşma bayramını çok seviyorum. Hayvan kesmiyorum ama bayram kutluyorum. Bayram çok güzeldir.”

Not : Bu yazının tümünü pdf olarak indirmek için lütfen tıklayınız..

Kurban’in_islevini_sorgulayalim_mi_bosuna_kurban_kesip_durmayin

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ : SUÇLU KİM?…


Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ aşağıdaki basın açıklamasını paylaştı.. Genel Başkan Sayın Nazım Mutlu, insan duyarlığı ile çok anlamlı bir içerik kaleme almış.. Anlayana..

Sevgi ve saygı ile.
17 Mayıs 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

SUÇLU KİM?… 

            Manisa’nın Soma ilçesindeki bir maden ocağında yaşanan patlamada
iki gün geride kaldı, olayın üçüncü günündeyiz.

            Resmi açıklamalara göre, ocakta yaşamını yitiren işçi sayısı şu anda
(15 Mayıs 2014, saat 16.00 suları) 282’dir.
Söylenenler, sayının daha da artacağına ilişkindir, ne yazık ki…

            Öncelikle, Türkiye, ülkemiz, başın sağ olsun. Dileğimiz, acısı dayanılmaz noktaya ulaşan bu ve bunun gibi kaza süsü verilmiş katliamların, cinayetlerin bir daha yaşanmaması, yaşatılmamasıdır. Daha da önemli dileğimiz, yaşananlarla ilgili
her şeyin hesabının tane tane sorulacağı, cinayetlerde sorumluluğu bulunan herkesin cezasını tek tek bulduğu bir toplumsal duyarlılığa kavuşmaktır.

            İktidarın her geçen gün her türlü hukuksuzluğu kendi zihniyetine uygun bir tür yasaya, cinayetlerini meşruluğa, yalanlarını gerçekliğe, şiddetini vahşete dönüştüren sürecin geldiği nokta, artık söz söylemeyi, açıklamada bulunmayı gerektirmeyecek kadar açıktır.

            Her şey gözümüzün önünde yaşanıyor. Düne dek iş kazası” görünümlü
birer ikişer, üçer beşer, onar yirmişer kıyımların hesabını soramamanın bedeli,
böyle ağır, hem de çok ağır oluyor. Ama, asıl suçlu biziz.

Çünkü…

Her bir özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın, sendikasızlaştırmanın, güvencesizliğin, ucu bucağı belirsiz yolsuzluğun, hırsızlığın, adaletsizliğin, soysuzluğun hesabını tek tek, tane tane soramadığımız için, evet, suçlu biziz!

Yalan konuşuyorlar, gözümüzün içine baka baka yalan konuşuyorlar ve
böyle yaptıklarına halkı inandıramadığımız için, suçlu biziz!

Maden ocağında boğulan, diri diri yanan işçi kardeşlerimiz!
Onların eşleri, anneleri, babaları, çocukları… Bu acıyı size yaşatanlarla,
onların yalanlarıyla baş etmeyi başaramadığımız için, suçlu, biziz!

Bütün cinayetleri yıllardır kader diye sana, bana, hepimize yutturanların
maskelerini yüzlerinden indiremediğimiz için, suçlu, biziz!

Ocaklarda, tersane iskelelerinde, merdivenaltlarındaki tezgâhlarda,
TOKİ binalarının zeminlerinde katledilenleri birkaç gün sonra unutma gafletinde bulunduğumuz için, evet, suçlu biziz!

Bir cümle de Başbakana, Bakanlara ve benzerlerine :
Size, olup bitenlerin hepsinden “yüzünüzün akıyla!” çıkma başarısı gösterme fırsatı verdiğimiz için, evet, sizde bir sorun yok! Suçlu, biziz!

Acımız sonsuzdur.

Başın sağ olsun Türkiyem.

Nazım Mutlu
Genel Başkan

Naci BEŞTEPE : ÇARŞAMBA İĞNELERİ

 
ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

 

 

Naci BEŞTEPE

 

  FİKİRSİZ
  7-8 Aylık hamilelerin sokağa çıkmasının terbiyesizlik olarak nitelendirilmesini RTÜK “fikir özgürlüğü” kapsamında değerlendirdi.
  Fikir fakirliği olunca…
 
  YALAN
  Bülent Arınç, GEZİ olaylarında hiçbir gazetecinin yaralanmadığını açıkladı.
  Gazeteler resimlerle yalanladı…
 
  SEVMEK
  RTE, TOBB Genel Kurulunda, “Herkes bizi sevmek zorunda değil” dedi.
  Orası belli.
  “Herkes bize biat etmek zorunda değil.” desene…
 
  TORPİLCİLER
  TOKİ‘ye AKP’li vekillerin 300 yakınının sınavsız alındığı açıklandı.
  Sınav da olsa alınırlardı.
  TOKİ’ye avantaj,yakınlara avanta…
 
  ACİL
  Bursa Nilüfer AKP İlçe Teşkilatı, Çocuk Hastanesi Acil girişindeki bahçede iftar düzenledi.
  Acil hastalık mı önemli, her fırsatta din sömürücülüğü mü?
 
  ÖZELLEŞME
  Harp Akademileri mezuniyet tören saati değiştirilerek
Başbakan’a iftar yemeği verildi.
  TSK’da özelleşme her alanda gelişti…
 
  YALAMA
  TOBB, Başbakanlık ve Diyanet İşleri ile işbirliği yaparak Filistinli esirler için fitre ve zekat topladı.
  Filistin kendi esirlerine ulaşmış mı da bizimkiler yardım topluyor?
  Bu enayilikler neden son bulmuyor?
 
  BAĞIMSIZ
  BDP istedi, İmralı’ya bağımsız doktor heyeti gönderildi.
  Milyonlarca Türk insanı istedi, yargı bağımsızlığı gerçekleşmedi…
 
  SERBEST
  15 Ekim’den itibaren PKK’lılara siyaset serbestisi getiriliyor.
  Bölücü teröristlere her şey serbest,
  AKP muhalifleri ağzını açınca derdest…
 
  SALAKÇA
  Rize RTE Üniversitesi, öğretim üyesi alımı için verdiği ilanda alacağı şahısların isimlerini de açıkladı.
  Torpilin de böyle salakçası…
 
  İŞGAL
  Bülent Arınç, “Silivri’yi işgal ettirmeyiz”
  Silivri’yi yargıçlara işgal ettirdiniz,
  Ülkeyi bölücülere işgal ettirmektesiniz…
 
  İMAM
  Gelecek yıl 100 İHL daha açılacak.
  Her yer, imam, 
  Her yer, din-iman yalan…
 
  HAM
  İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, kısaca HAM,
  Diyor ki, “Ben, temel insan hakları, seyahat özgürlüğü filan tanımam…
 
  İFTARLIK
  Beş yıldızlı otelde 100 bin TL ödenekle iftar veren Isparta Valisi merkeze alındı.
  Kesesinden olsa iftarı neyle yapardı?…
 
  GÜDÜMLÜ
  AKP özel yargısı olmayan örgütten ceza yağdırırken
müebbetlik “OSMANIM”ı beraat ettirdi.
  O mahkemeden ancak bu beklenirdi…
 
  YOBAZ
  Yalova’da bir yobaz, Atatürk büstüne “Allah-ü ekber” diye saldırdı.
  O pis ağzına Allah’ın adını aldı…
 
  ADALET
  Gezi şehidi İsmail Korkmaz’ın avukat ağabeyi “Adalet olsam intihar ederdim” diyerek ERGENEKON kararlarına isyan etti.
  İşte adaletsizliğin en kısa tarifi…
 
 Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE