ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 14 Nisan 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

DARBECİ

RTE, “Bildiriyi küçümseyenler darbecidir”

Küçümsemiyorum. Önemsiyorum.

Öküzün altında buzağı arayanları küçümsüyorum…

POLAT

Değerli silah arkadaşım ve sevgili kardeşim rahmetli Soner Polat’ın eşi Sevim Polat Hanımefendi,  “Kardeşlerimizin yaşadığı mağduriyette Polat amiralin adının polemik konusu yapılmasını istemediğini” açıkladı.

Polat’ın adını reklam unsuru yapan, O’nu kardeşlerinin / silah arkadaşlarının karşısına koyan siyasi partililer utanır mı?…

BİRİNCİ

Salgındaki vaka sayısında Avrupa’da ve dünyada birinciyiz.

Nüfusa oranla en fazla tutuklu ve mahkûmiyet ile Avrupa’da birinci sıradayız.

Yalnızca Almanya değil tüm dünya bizi (tabii başarının gerçek sahibi AKP iktidarını) kıskanıyor…

ENFLASYON

Vatandaş enflasyonu %16 gösteren TÜİK’i çarşıya davet ediyor.

Boş çaba. Başvuru adresi Beştepe…

FİŞLEME

İçişleri Bakanı gece boyu çalıştı. Amirallerden ve yakınlarından CHP ile ilgisi olanlar tespit edildi. Hürriyet Gazetesi de üstüne atlayıp yayımladı.

Yargıtay’dan kişisel verileri alan kendini ajan,  haber yapan amiral gemisi sanmıştır…

KALIN

Görevden affını isteyerek üniversiteye dönen Ayasofya İmamı Boynukalın, ayrılış nedenlerinden birini amirallerin açıklamasına bağlayarak “Milli iradeye karşı pervasızca yayınlanan malum bildiriyle ilgili yorumlarda yalan yanlış kıyaslamalara gidilerek ‘Ayasofya imamı konuşuyor da biz niye konuşmayalım’ gibi hezeyanlara meydan vermemektir” dedi.

İncelme…

DİKTATÖR

İtalya Başbakanı Dragh“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Avrupa Komisyon Başkanı Ursula’ya davranışına katılmıyorum. Bu diktatörlere açık sözlü olmalıyız ama aynı zamanda ülkelerimizin çıkarları için işbirliği yapmalıyız.” dedi

Seviyesiz adam. Mussolini’yi ne çabuk unuttun. Bu saygısızlığı Türk vatandaşı olarak kabul etmiyor, sahibine iade ediyorum.

Bizim Cumhurbaşkanımızın diğer devlet başkanlarına hitaplarını bir incele, nezaket öğren…

BAŞIBOZUK

Doğu Perinçek, “104 emekli amiral denen başıbozukların bildirisi Türk ordusunu hedef alıyor. Türk ordusu savaşıyor, savaşan orduya çamur atılıyor. ” dedi.

Başıbozuk dediklerinin peşinde az koşmamıştı (Anımsayamazsa S. Bolluk’a sorabilir).

Çamur savaşı uzmanları iş başında…

KİM?

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Montrö Boğazlar Sözleşmesi‘nin alternatifi (AS: seçeneği) bulunmadığını ve Türkiye’nin bu Sözleşmeye uyum konusunda sorumlu bir yaklaşım sergileyeceğini umduklarını söyledi.

Rusya’yı amiraller mi konuşturdu?

Amirallere kan kin-kan kusan demokrasi kahramanları haydi gösterin tepkinizi…

DESTEK

Amirallerin açıklamasına bir destek de Putin’den geldi.

RTE ile görüşmesinde Putin, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanması için 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hükümleri uyarınca belirlenen Boğazlar rejiminin korunmasının önemini vurguladı.

Putin darbeyi destekliyor!…

İTFAİYE

Cumhurbaşkanlığı’ndan Rize’nin Çayeli Belediyesi’ne itfaiye hizmetleri için 750 bin lira hibe edildi. MHP’li Belediye Başkanı İsmail Hakkı Çiftçi bu parayla kendisine lüks makam aracı aldı ve üzerine “İtfaiye öncü aracı” yazdırdı.

Alavere, dalavere;  itfaiyeden perde…

REFORM

Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD), MSB’nın “Amirallerin bildirisini kınadılar” açıklamasının yalan olduğunu açıkladı. Dernek incelenmeye alındı.

CHP’li belediyeler “128 milyar dolar nerede?” afişleri astı.

Belediyelere “cumhurbaşkanına hakaretten” soruşturma başlatıldı.

  1. Savcılar kayıp milyarlarla cumhurbaşkanını neden ilişkilendirdi? Sevdiklerinden ve korumak istediklerinden mi, tersi mi?
  2. AKP/RTE “yargı reformu” hazırlıyordu. Reform açıklanmadan uygulamaya mı geçildi?…

BOZUK

Kemalizm karşıtlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan “Düşünsenize, laiklik, ‘değiştirilmesi bile teklif edilemez‘ bir madde olarak yer alıyor bu ülkenin anayasasında. Laiklik bizi bozar.”

Yeteri kadar bozulmadığını sanıyor…

SÖKÜN!.

Yeni Şafak amirallerin rütbelerinin idari kararla sökülmesi konusunda inceleme yapıldığını yazdı. Mevcut uygulamada emekli askerlerin rütbeleri kesinleşmiş yargı kararı uyarınca sökülebiliyor.

Şahsım hükümetinin her türlü yetkisi olmalıdır. Vardır da.  Yargı gereksizdir…

AKİL

Hakan Ural, bir TV kanalında Kanal İstanbul’u destekleyen konuşmalar yaptı.

“Açılım” sürecinde de bazı sanatçılar “akil” olarak kullanılmıştı.

Modadır…

İHBAR

Çin’de, iktidardaki Çin Komünist Partisi’ni ve yöneticilerini eleştirenlerin bildirilmesi için özel ihbar hattı kurulmuş.

Bizimkiler neden yapmadı?

  1. Gerek yok, ihbarcılara her yol açık.
  2. O kadar çok eleştiri var ki hat yetişmez.
  3. Eleştirinin ne demek olduğu bilinmiyor…

YARGIÇLARIMIZ

Açıklama nedeniyle gözaltına alınan amirallerimizin hepsi serbest bırakıldı.

RTE/İktidar baskısına, Yargıtay’ın taraf olduğunu açıklamasına karşın, ANKARA’DA YARGIÇLAR VAR (Suç belirlenmeden gözaltına alan ve süreyi uzatanlar hariçtir)

Vardiya Bizde – Ankara; 1 Nisan 2017 çağrısı

Vardiya Bizde – Ankara; 1 Nisan 2017 çağrısı

Değerli Dostlarımız,

TSK ile ilgili Kanun Hükmündeki Kararnamelerde bulunan hatalara kamuoyunun dikkatini çekmek ve güncel gelişmeler hakkında değerlendirme yapmak amacıyla,
TESUD eşgüdümünde her ayın ilk Cumartesi günü
“Nöbet Bizde” sloganıyla toplanılarak basın açıklaması yapılmaktadır.

Bu çerçevede; Ankara’da Nisan Ayı “Nöbet Bizde” etkinliğinin 01 Nisan 2017 Cumartesi günü 13.00’da Sakarya Meydanı
Taş Heykel önünde yapılacağı öğrenilmiştir.

Etkinliğe tüm dostlarımız davetlidir.

Saygılarımızla.

Vardiya Bizde – Ankara

Cemil DENK : AÇILIM SÜRECİ


Dostlar,

Bugün (10/03 SA.) TESUD Gnl. Mrk’de seçkin bir aydın kitlesiyle birlikte izlediğim sunumu, izlemeyenler için paylaşıyorum. “Bunları zaten biliyoruz” diyenler hemen silebilirler.
Zaman ve emek harcanıp derlenmiş bir belgesel olur elimizin altında.
Bu EK sunum, 138 yansı’dan oluşmuştur ve EKin adı (aşağıdaki görünümü):
“Sonn Ey Dostlar Dostumuzu D….üşmanımızı Tanıyalımdır.
Ufak tefek imla hataları var, bol renk kullanılmış; ne ki, sonunda çözümü de anlatmış Araştırmacı Yazarımız E. Alb. Sayın Cemil DENK. Anlatmalıyız biz de.
Saygılarımla.
Duran Aydoğmuş
10.03.2015
—–
=========================Dostlar,

Biz de oradaydık…
Sayın Duran AYDOĞMUŞ dostumuzun yukarıdaki iletisini görünce,
böyle yayımlayalım istedik..

Sayın Denk’e de, Duran beye de teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile.
11 Mart 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Türk Polisi mi, Kime Karşı?


Türk Polisi mi, Kime Karşı?

Naci_Bestepe_portresi

Vardiya Bizde Ankara Grubu olarak SESSİZ ÇIĞLIK‘ı yaptık.

Kararımız GÜVEN PARK’taki eylemcilere destek vermekti. Daha iki adım atmadan orada atılan gazın etkisi altında kaldık. O saatten başlayarak Kızılay’da kaldığımız
altı saat boyunca da aralıklarla gazdan payımızı aldık.

TESUD binasına sığındık.
Pek çok vatandaş da TESUD’a sığındı ve yardım aldı.
Gördüklerimi satır başlarıyla özetleyeyim :

Her yaştan insan vardı ama ilk kez bu denli çok genci sokakta gördüm.
31 Mayıs (2013) ağırlıklı olarak Gençlik hareketiydi.

Bu siyasal iktidarın sona yaklaştığının en önemli habercisidir.

  • En dikkat çekici husus, polisin aşırı güç kullanmasıydı.
  • Düşman ülkenin polisi olsa bu kadar acımasız olamazdı.

Elbette sorumluluk Başbakan, İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü ve
İl Emniyet müdürlerinindir. Müdahale kararları bu silsile içinde verilmektedir.
Emrin uygulamasına gelince; yukarıda sıralananların yanında yerel yetkililer ve
tek memura dek herkesin payı vardır.
Amaç neyi önlemektir? Toplanmayı mı? Yürüyüşü mü?
İktidar aleyhine slogan atmayı mı? Miting yapmayı mı?
Bunların hepsinin yöntemi vardır. Hiçbiri bugün uygulanan yöntem değildir.

Ben garnizon komutanlığı da yaptım. 20 yıl toplumsal olaylarla ilgili polis müdürü ile de konuştum ve fikir birliğine vardım.

Toplumu dağıtmak istiyorsan bir-iki yönden baskı yaparsınız,
insanlara kaçacak-gidecek yolu açık bırakırsınız.

Bugün polis gaz stokunu bitirircesine harcadı.
Kaçışanların önüne de gaz bombası atarak, dağılmayı ve olayların bitmesini engelledi.

  • Polis olayın bitmesini istemedi, sürmesini istedi!

Olayların sürmesi kimin aleyhine idi?
Siyasal iktidarın.
Tepkiler kimin üzerine yoğunlaştı?
Siyasal iktidarın.
Polise ” müdahale et” diyenler 50 yaşındaki kadına, 15 yaşındaki çocuğa, yere düşen insana tekme at, neresine gelirse copu indir mi demiş oldular?

Biberi 30 cm’den doğrudan gözüne sık, plastik mermiyi hedef gözeterek at,
gazı kalabalığın tam ortasına, kapalı mekânların içine at mı demiş oldular?

İşte burada bu soru aklıma geliyor?

  • Hangi ülkenin polisisiniz?
Hangi ülkenin vatandaşısınız? Karşınızdaki insan değil de yaratık mıdır?
Onlarca genci arkadaşlarım uyardı, “Yapmayın çevreye, devlet malına zarar vermeyin” diye. Haklı buldular, hatta utandılar, ama kendilerine yapılanlar nedeniyle hırslarını engelleyemediklerini söylediler. Yaptıkları doğru değildi ama haklılıkları da yok değildi.
Daha dikkatli ve duyarlı olması gereken öncelikle elinde güç olan polis değil midir?

Polis kullandığı gazın ve suyun onda biri ile olayları önleyebilirdi.

Hatta hiç polis olmasa (21 Mart’ta Diyarbakır’da olduğu gibi) hiç olay da olmazdı.
Bunu en iyi RTE’nin Müsteşarı ve Diyarbakır eski valisi Efkan ALA bilir.
Cam çerçeve inerken “Cana gelecek cama gelsin” diyen ve takdir edilen şahsiyettir.
Ama orası Diyarbakır’dı. Fark buydu işte.

Gün boyunca hiçbir şey yokmuş gibi vatandaşı bilgilendirmeyen medyaya ne demeli?
Satılmışlığın, korkaklığın, çıkarcılığın, tarafçılığın bu kadarına da pes doğrusu.
Parasını cebinize attığınız bu insanlardan hiç utanmıyor musunuz?
Olayları üç-beş ağaca indirgeyen, ülkedeki dinci diktaya gözünü kapayanlara diyecek söz yoktur.

Olayı ERGENEKON‘a bağlayan çakma yiğitlere ancak gülerim.
Neremle güldüğümü söyleyemem.
Ülkeyi yönetenlerin kriz yönetiminden ne kadar habersiz olduğu ise
bir kez daha ortaya çıktı.
Bir yetkili çıkıp olayları yatıştırıcı tek söz etmedi.
Tam tersine kışkırtmaya devam ettiler.
Belediye Başkanı “sade kaldırım çalışması” derken,
Başbakan “inadım inat” söylemini sürdürdü.
İnsanların değerleri ile oynamayı oyuncakla karıştırdılar.
Halkın gaza, suya, copa aldırış etmeden her şeye karşın eylemi sürdürmeye kararlı olduklarını göremediler.
Bu körlük, diktatör körlüğüdür. Kendi gücüne tapınmadır.
Kendi sonunu getirmenin de yöntemidir.

Son değerlendirmem de yurt dışından gelen tepkilere.
soruyorum :  Altı yıldır nerelerdeydiniz?
Türk halkı ilk kez mi polis dayağı, gazı ve suyu yiyor?
RTE’yi mi gözden çıkardınız, yoksa gerçekten yeni mi uyandınız?
Polise mesajı da siz mi verdiniz?

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE
http://add.org.tr/turk-polisi-mi-kime-karsi.html, 4.6.13