Terör Örgütü mü, Batı maşası gayrı nizami güçler mi?

“Terör” mü, dış destekli ayrılıkçı-bölücü kalkışma mı ?
Adını doğru koymak ilk ve zorunlu adım.. Ahmet Saltık www.ahmetsaltik.net
TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ, BATI MAŞASI GAYRI NİZAMİ GÜÇLER Mİ?

Çok ağır ve çok acı veren tablodan sorumlu, doğrudan hükümettir!

İzlenen hatalı, dış güdümlü uydu politikalardır.

Hükümet, “hüküm ettiğini” o yüzden adının “hükümet” olduğunu, bu yüzden iktidarda
olduğunu “muktedir” olmak zorunda bulunduğunu artık anımsamalıdır.
Bunu yapamayacaksa çekilmesini bilmelidir.

Bu “tıkanma” kabul edilemez, sürdürülemez..

Halkın, Ordunun moralinin bozularak “ver kurtul” çaresizliğine itilmesi
asla kabul edilemez.

Hele iç çatışmaya sürüklenmek asla ve kat’a!
Ama görünen o, ne acı ki..

Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve ulusu ile bölünmez bir bütündür..

Bir ağır sorumluluk daha : Dünyanın sayılı ordularından TSK, 16 gündür Şemdinli bölgesinde terör örgütü denen bir “kuvvete” neden egemen olamıyor?

TSK’da gerçek bir zaafiyet varsa siyasal sorumlusu kimdir?

Yıllardır tutsak alınan ve henüz kesin hüküm giymeden infaz edilerek dönüşümsüz
fiili cezalandırma ile askerlik kariyerleri bitirilen “40 paşa” dan yoksunluğun
payı hiç yok mudur?

Daha alt rütbede olup moralsizleştirilen askeri personelden ne bekliyorsunuz?

Kendi coğrafyanızda kaçırılan er (öncekiler bir yana, 7.8.12 sabahı 3 er, yol kesilerek kaçırıldı!) assubay-subay, kaymakam neredeler? Bunlar salt teknik askeri sorumluluklar mıdır?

Hükümet, Ordu’dan da siyasal otoritenin sorumlu olduğunu söylüyor,
mutlak itaat bekler ve icraat ederken..

Peki TSK’nın başarısızlıklarının faturası kimin?

Yetki sorumluluk da demek değil midir kaçınılmaz olarak?

Dış merkezlerin güdümünde kendi ordusuna acımasızca işbirlikçi operasyon uygulamanın, hastalıklı TSK fobisinin patolojik dışavurumlarının hiçbir faturasının olmayacağı düşünülebilir mi?

İşte fatura!

Vatan evlatları teker teker değil artık öbek öbek şehit oluyorlar..

Yoksa karşımızdaki basit, sıradan, kendimizi ve halkımızı yıllardır kandırarak adlandırdığımız sıradan bir “terör örgütü” değil de başka bir şey mi??

Öyleyse adı ne? İşlevi ne?

AB-ABD adına bizlerle vekaleten başta düşük, dün orta günümüzde ise artık yüksek yoğunluklu sıcak çatışma yürüten gayrı nizami paramiliter güçler mi?

Her neyse adı, bu batı maşası güce doğru tanı koymadan savaş olası mı?

Önce doğru tanı zorunlu değil mi başarılı sağaltım için ?

Söz konusu “paramiliter güçler”e 30+ yıldır her türlü desteği veren
sözde “stratejik müttefik” ABD’ye ve alık alık 1959’dan beri tam üyelik karasevdasından kurtulamadığımız AB ülkelerine açık açık tavır alma zamanı gelmedi mi?

Tabloyu belgeleyip uluslararası kamuoyu ile neden paylaşmıyoruz?

BM zeminlerini neden kullanmıyoruz?

Neden Irak, Suriye, İran ile ortak davran(a)mıyoruz??..

Salt söz konusu batı maşası paramiliter güçlere karşı, tek 1 maddelik ortak irade açıklaması bile sorunu çözmeye çok ciddi katkılar sağlayabilir..

Batı emperyalizminin kucağından kalkmadıkça işte böyle sefil biçimde sizi kullanırlar ve sonunda bölünüp parçalanma sırası, -mezbaha koçunun kaçınılmaz yazgısı- size gelir..

Evrensel kuralıdır batının : Böl ve yönet.. “Divida et impera!” pek ünlü atasözleridir.

O yüzden kimi batı kaynaklarında ülkemizden “NATO’nun sadık köpeği…” olarak
söz edilmekte ve hiçbir kişilikli tavır almamız kesinlikle beklenmemektedir!

PKK; BOP ya da GOKAP ya da en doğrusu Büyük İsrail (Bİ) projesinin en önemli kamalarından biri.. Ama Türkiye Başbakanı RT Erdoğan, ülkemizi de bölmeyi hedefleyen bu projede ne yazı ki Eşbaşkan!? Bir ülke bu denli talihsiz olabilir mi??
Ama Türkiye bu zincirleri de kıracak.. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net

Son söz : Her fatura bir biçimde ödenir; gerçekte ödenmeyen fatura yoktur..
Hesabı en son kesenler, sonunda uyanan halk kitleleridir..
Ödeyenler ise, gücünün doruğunda olduğu yanılsamasına tutsak siyasal kadrolardır.

Sevgi, saygı ve derin kaygıyla..

Bir de hükümete ciddi uyarıyla..

7.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Şehitlerimizin Sorumlusu Kim ? Şehitlerimizin Vebali İktidarın Boynundadır

Dostlar,

ADD Genel Merkezi web sitesine 7.8.12 günü aşağıdaki 2 yazıyı koydu ve
pek haklı olarak sorguladı :

Şehitlerimizin Sorumlusu Kim ?

Yanıtını da açıklıkla verdi : Şehitlerimizin Vebali İktidarın Boynundadır

Bu 2 yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Bu soruya yanıt arayan bizim yazımızı da sitemizde okuyabilirsiniz :

TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ, BATI MAŞASI GAYRI NİZAMİ GÜÇLER Mİ?

Sorumlu doğrudan hükümettir, izlenen hatalı, dış güdümlü uydu politikalardır.

Sevgi, saygı ve derin kaygıyla..
Bir de hükümete ciddi uyarıyla..

7.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================================================

Şehitlerimizin Vebali İktidarın Boynundadır
===========================================

Gözümüzün önünde yaşanan olaylar o kadar net ve ibret verici ki, Türkiye’nin tarihini yazanların gelecek kuşaklara bu olayları ders olarak okutmamaları imkansızdır.

Bir yandan YAŞ kararları ile ordunun komuta kademesine darbe indirilirken, bir yandan gencecik askerlerimiz şehit oluyorlar.

Öte yandan Türkiye’de yaşanan apaçık bir bölünme provası yaşanmaktadır ve tüm bunlar yaşanırken yüzlerce subay Hasdal’da, Silivri’de tutsak durumdadır.

Güneydoğu’daki isyan provasına zemin hazırlayan siyasi iktidarın, açılım süreçleriyle,
çadırdan bozma mahkemelerle, Oslo görüşmeleriyle yarattığı iklimin faturasını halkımız,
gencecik askerlerimiz ödemektedir.

Yaş kararları, Siyasi iktidarın Suriye konusundaki tavrı ile de örtüşmektedir. Bağımsızlıkçı ve vatansever subaylar tasfiye edilmek için cezaevlerine tıkılmışlardır. Türkiye’nin Amerikancı
dış politikası adım adım kendi sonunu hazırlamaktadır. Her şeye rağmen halkımızın kardeşlik duygularının ve birliğinin bozulmayacağına olan inancımız sonsuzdur. En büyük gücümüz ve dayanağımız budur.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi

Şehitlerimizin Sorumlusu Kim?
=============================

Hakkari’de 8 şehit daha verdik. İçimiz kan ağlıyor. Bölgede terörist saldırılar sürüyor. Açılım politikalarının, Oslo görüşmelerinin sonuç vermediğini, terörü büsbütün azdırdığını kabul etmek için daha kaç şehit vermemiz gerekiyor? Hükümet, Irak Hükümetinden Kuzey Irak’taki terör örgütünü tasfiye etmediği için niçin hesap sormuyor?

Her gün çok sayıda şehit vermemize karşın ABD niçin hala Türkiye’nin PKK’yı Kandil’den tasfiye etmesine karşı çıkıyor? Niçin hiçbir gazetecimiz bu soruyu Amerikalı yetkililere soramıyor? Genelkurmay niçin Amerika’nın izni olmadan Kandil’e operasyon yapamayacağımızı söylüyor? Irak’ı Amerika’nın egemenliği altındaki bir ülke gibi mi görüyoruz? Muhalefet, Meclisin verdiği yetkiye karşın Hükümetin Kuzey Irak’a niçin hala kapsamlı bir kara operasyonu yapamadığını sormak için
ne bekliyor? Hala Meclis’te Komisyon kurarak, akil adamları toplayarak terörü bitirebileceğimizi düşünenler var mı? Onbinlerce vatandaşımızın canını alan terörün, Kürtçe’nin eğitim dili olmaması, anayasamızda Türk kelimesi bulunması gibi gerekçelerden kaynaklandığına inanmak mümkün mü?

Dışişleri Bakanı’nın Barzani’yi Erbil’de ziyaret etmesinden hemen sonra bu son saldırının gerçekleşmesi acaba bir rastlantı mı? Belli ki, Barzani ya terörü önlemek istemiyor veya buna gücü yetmiyor. Kuzey Irak’ta terörü önleyemeyen Barzani’den Suriye’nin Kuzeyindeki terörün önlemesini beklemek gerçekçi mi?

Bu olumsuzluklar ve felaketler yaşanırken kendimize her fırsatta öğünme payı çıkartmak doğru bir yaklaşım mı? Dışişleri Bakanı’nın bu ortamda, Erbil’den Kerkük’e geçmesi, tarihimizde yaşanmamış bir başarı öyküsü gibi sunulmak isteniyor.

Oysa, Rafet Ballı’nın hatırlattığı gibi, 1955’te Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı
Fuat Köprülü, 1967’de Başbakan Süleyman Demirel, 1967-68’de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 1976’da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 1977’de yine Başbakan Süleyman Demirel Kerkük’ü ziyaret etmişlerdi. Üstelik Davutoğlu gibi Barzani’nin izniyle değil, meşrû Bağdat hükümetinin davetlisi olarak.
Şimdi böbürlenmenin değil, sonuç alıcı politikalar üretmenin ve uygulamanın zamanıdır.

Bu ortamda siyasetçilerin bu soruları dile getirmekten çekinmeleri, sorumluluğu paylaştıkları anlamına gelir. Bu Cumhuriyet, dış baskılara korkusuzca direnen insanlar tarafından kuruldu.
Terör şehitlerimiz korkmadan canlarını vererek Cumhuriyeti savunma görevlerini yaptılar.

Beyzbol sopasından korkanlar maça çıkmasın.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi
6 Ağustos 2012, Ankara