Twitter AKP’nin Kökünü Kazırken..

Dostlar,

“Oy yok hırsıza” adlı site bardağı taşırdı (!) ve “Başçalan” denen zat,
Twitter erişimini yasakladı.. Yarası olanın gocunduğunu bir kez daha gördük.

Şu atasözleri çok mu çok hikmetli.. Ders almasını bilmeli..

Sevgi ve saygı ile.
23 Mart 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Twitter AKP’nin Kökünü Kazırken..

portresi
Mustafa BALBAY
ankcum@cumhuriyet.com.tr

Ne zaman Başbakan ve çevresi sosyal medyaya ilişkin yasakçı bir tutum takınsa,
aklıma şu benzetmeler gelir:

Başbakanlık olarak kararname yayımlıyorsunuz ve Balkanlar’dan gelen sıcak havanın Türkiye’ye girişini yasaklıyorsunuz.
Hava durumunu beğenmeyince Meclis’ten bir yasa geçirip haftanın iki gününün
yağışlı olmasını sağlıyorsunuz.
Bu sıraladıklarımız ne denli olanaksızsa, Başbakan’ın

“Ben emrediyorum, hiç kimse sosyal medya kullanamayacak” demesi o denli olanaksız. Çünkü çağın gereği bu. İnsanlık tarihinin binlerce yıllık geçmişinde
tüm dünyayı etkileyen iki büyük devrim var.

Birincisi tarım devrimi, ikincisi sanayi devrimi.

Her ikisi de az ya da çok yeryüzünü tümüyle etkiledi. İçinden geçtiğimiz sürecin adı ise, iletişim devrimi. Bu çağ da yine belirli ölçülerde tüm dünyayı etkiliyor. Örneğin
New York’un yalnızca Manhattan adasındaki dijital ağ, bütün Afrika’daki ağdan daha çok. Değişik coğrafyalardaki yaşam standartlarında büyük uçurumlar var.
Ama ne olursa olsun iletişim devrimi tüm dünyayı sardı, dönüştürdü.
Afrika kıtası iletişim çağından payını az alsa bile varsıl coğrafyalardan bir kişi
oraya gidip güncel bir sorunu bütün dünyaya taşıyabiliyor.

***

İşte Başbakan böyle bir dünyada, bütün kısıtlamalara karşın iletişim özgürlüğünün
tadını almış bir Türkiye’de Twitter mivıttır dinlemeyeceğini, kökünü kazıyacağını,
dünya ne derse desin bunu yapacağını söylüyor. Daha Başbakan sözünü bitirmeden yankısı yalnızca Türkiye’de değil bütün dünyada duyuluyor. Çünkü iletişim çağı
böyle bir şey. Biz Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde haberciliğe ilişkin tanımlar yaparken aklımda kalan tariflerden biri şuydu:

Yeryüzünde hiçbir şey, bir gün önceki haber kadar bayat değildir. 

Şimdi artık habercilikte, iletişimde gün kavramı çoktan bayatladığı gibi, saat kavramı bile eskidi. İnsanlar saniyelerle, dakikalarla haberleşiyorlar.
Başbakan’ın kök kazıma faaliyetlerinin başlıca aracı olarak yargı da yine iletişim çağının verdiği olanakla hemen onu duydu. Twitter’a erişimin sınırlanmasının yolunu açacak kararlar aldı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) da yargının
bu kararını Başbakan emrinin aracı saydı, Twitter’a ulaşımı sözüm ona yasakladı.
Bu yolu açan hesabın adının “Oy yok hırsıza” olması, içinde hiçbir ad geçmemesine karşın kime hırsız dendiğini de yalnızca Türkiye’ye değil tüm dünyaya gösterdi.

***

Başbakan böyle bir yasağın fiilen işlemeyeceğini bilmiyor muydu?
Bu sorunun yanıtı çatallı. Ancak dikkatimizi çeken durumlardan biri şu:

Başbakan’ın böyle bir çıkışı, seçimlere sayılı günler kala toplumu biraz daha gerip karşıtlık üretme politikasının bir sonucu da olabilir.

Başbakan bu yasağı ilan edince toplum sokağa dökülecek, biber gazı birlikleri
hemen karşılık verecek, sonra da çıkıp Twitter kullanıcılarının terörist olduğunu
ilan edecek.

Ama bu plan tutmadı. Sosyal medya kendi yöntemleriyle karşılık verdi.
Yasağı milyonlarca kez deldi.
Başbakan yasak ilanını hangi şuurla yapmış olursa olsun,
Twitter, sosyal medya bu iktidarın kökünü kazıyacak.
Çünkü çağın gerçeği bu.
Sürecin hızını, 30 Mart’ın sonuçlarıyla birlikte hemen ardından yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerin tarihi belirleyecek.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/53317/Twitter_AKP_nin_Kokunu_Kazirken….html, 23.3.14

Mustafa Babay : İNTERNET YASAKLARI


İNTERNET YASAKLARI

portresi

Mustafa BALBAY

 

İnternete yasak koymaya girişmek şu örneğe benziyor:

Hava raporlarında sıklıkla vurgulanan bir tanım vardır. Der ki: “Balkanlar’dan gelen soğuk ve yağışlı hava yurdun büyük bölümünü etkisi altına alacak.”

Hükümet tutuyor, soğuk ve yağışlı havanın Türkiye’ye gelmesini engellemek için
yasa çıkarıyor. Bu havanın Türkiye’ye gelmesi halinde çok ağır yaptırımların olacağını söylüyor. Hatta bu havanın yurt içine girmesine yardımcı olanları da suçlu ilan ediyor.

İşte hükümetin 4 Şubat’ta (2014) kabul ettiği

“İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla işlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun” bu örneğe benziyor.

Hükümet zaten son derece yıpranmış olan yargı sistemini bile aratacak bir düzenlemeyle internet sitelerinin kapatılmasını Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı‘na (TİB) veriyor.

Sitelere birkaç saat içinde erişimi yasaklamanın yöntemini kolaylaştırıyor.
Örneğin belirlenecek tüm anahtar sözcükleri kullandığı saptanan bir site herhangi bir yargı kararı olmaksızın erişime kapatılabilecek.

Bu konudaki uluslararası yükümlülükler, Anayasanın 90. maddesinde yer alan uluslararası anlaşmaların iç düzenlemelerin üzerinde olduğu gerçeği
göz ardı ediliyor.

***
İçinde bulunduğumuz çağın adı iletişim çağıdır. Bu çağın en büyük özelliklerinden biri, insanoğlunun ilk kez yeryüzüne bağlı herhangi bir adres göstermeksizin
kendisine mektupla ulaşılabilmesini sağlamasıdır.

Bir devrim niteliğindeki bu çağda ana etken bilgiye ulaşmaktır. Bilgiye ulaşmak ve bilgiyi paylaşmak hem hızlanmış hem de üretilen bilgi artmıştır. Kabaca bir hesaplamayla yeryüzünde her 5 yılda bir bütün bilgiler ikiye katlanmaktadır.

İşte hükümet bu olağanüstü bilgi akışı ortamında olağanüstü bir çabayla bilgiye ulaşmayı engellemeye çalışıyor.

Yapamazsınız.

Binlerce yıllık insanlık tarihinde tüm yeryüzünü etkileyen sonuçlara sahip
3 büyük devrim olmuştur.

Bunlardan
ilki tarım devrimi,
ikincisi sanayi devrimi,
üçüncüsü de içinde bulunduğumuz iletişim devrimidir.

Biz tarım devriminin içinde yer aldık. Eti kurutmasını, yoğurt yapmasını
ilk Türkler başardı.
Bugün hâlâ yoğurdun adı bütün dünyada yoğurttur.
Sanayi devrimini ise ıskaladık. 300 yıllık bocalamamızın nedenlerinden biri budur.

***

İçinden geçmekte olduğumuz iletişim devrimiyle ilgili kesin kanaatler ortaya koymak için erken.
Topluma bakınca umutlanabiliriz, ülke yönetimine bakınca kahrolabiliriz.

Teknolojiyi takip anlamında bir rakam vermek gerekirse Türkiye’de insanların cep telefonlarını yeni modeliyle değiştirme sıklığı ortalama 6 ay. Bu rakam Avrupa’da 2 yıl. Amerika’da ise 2 yıldan daha çok. Yani biz teknolojiyi izlemede hiç fena değiliz.

Ah bir de bilgiyi izlemde aynı hıza erişebilsek!

İşin bu yanı başka bir yazı konusu. Ancak Türkiye’de dünya ortalamasının üzerinde bir rakamla 35 milyona yakın internet kullanıcısının da olduğunun altını çizmek gerekiyor.

İşte böyle bir ortamda çıkan internet yasağı yasası özünde sansürden başka bir şey değildir.

İnternet üzerinden kimi suçların işlendiği, insanların özel yaşamına özen gösterilmediği bir gerçektir. Ama bunun yöntemi yasaklamak değildir. Kaldı ki bu yasa da sözünü ettiğimiz olumsuzlukları giderme amaçlı değil. Yalnızca

hükümetin kendine zararlı bulduğu yayınları engelleme çabasından başka bir şey değildir.

Bir başka deyişle tüm yeryüzünü saran iletişim devrimine karşı çırpınmaktır.

Çaresizliktendir!