Etiket arşivi: tekke ve zaviyelerin-türbelerin yeniden açılması

82. YILINDA KUBİLAY OLAYI ve DERVİŞ MEHMET’İN ARABASI

E. Tümg Naci BEŞTEPE

82. YILINDA KUBİLAY OLAYI ve DERVİŞ MEHMET’İN ARABASI

ÖNCESİ

Şeyh Sait isyanından sonra, Cumhuriyet ve devrimlere karşı gerçekleştirilmiş
küçük çaplı ancak üzüntüyle anımsanacak bir olaydır.

Nakşibendi Tarikatı lideri Şeyh Esad’ın Manisa’da tarikatı yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim’in yönlendirdiği ve başında Derviş Mehmet’in bulunduğu bir grup tarafından gerçekleştirilmiştir.

Derviş Mehmet Giritlidir.

İşgal döneminde Girit valiliği yapıp sonra Yunanistan’a kaçarak Hristiyan olan
Giritli Hüsnü’nün yeğenidir.

Çerkez Ethem’in arkadaşı olup onunla beraber çalışmış, onunla birlikte Yunanistan’a kaçmış, 1930 öncesi geri dönmüştür.

OLUŞUMU

Manisa’dan gelen Derviş Mehmet ve cüppeli, sarıklı, çember sakallı altı arkadaşı,
23 ARALIK 1930’da, Menemen’de sabah namazı kıldıkları camiden yeşil bir sancak alarak Hükümet Meydanı’na dikerler.

Derviş Mehmet camide kendini MEHDİ olarak tanıtır.

Dini kurtarmaya geldiklerini, şapka giyenin kafir olduğunu, şeriatın yeniden geleceğini, 70 bin kişilik halife ordusunun şehri sardığını, yeşil sancağın altında toplanmayanların öldürüleceğini söyleyerek halkı korkuturlar.

Zikir yapmaya başlarlar.

Silah zoru ve korkudan etraflarında kalabalık oluşur.

Menemen’de konuşlu bulunan ve durumu öğrenen 43. Alay Komutanlığı,
Atğm. Mustafa Fehmi Kubilay komutasında bir manga asker gönderir.

Kubilay doğrudan elebaşıların yanına giderek teslim olmalarını ister.

Ateş ederek Kubilay’ı yaralarlar.

Askerlerde manevra mermisi vardır. Ateş ederler. Etki etmeyince, Derviş Mehmet,
”Bana kurşun işlemez” diyerek topluluğu daha da etkiler.

Askerler kaçar. Kubilay yaralı olarak camiye kadar gelir.

Derviş Mehmet, Kubilay’ın kafasını bıçakla keser.
Yeşil sancağa bağlayarak dolaştırmaya başlarlar.

 

Olay yerine gelen ve müdahale etmek isteyen iki bekçiyi de öldürürler.

Menemenliler müdahale etmez veya edemezler. Ancak alkışla destek verenler de olur.

Olayın büyüdüğünü öğrenen Alay Komutanlığı yeni birlik gönderir.
Derviş Mehmet öldürülür, diğerleri de yakalanır.

SONRASI

Bölgede sıkıyönetim ilan edilir.
General Mustafa MUĞLALI başkanlığında Divan-ı Harp kurulur.

29 Ocak 1931’de sonuçlanan mahkeme; biri zaten ölmüş olan 37 kişinin idamına,
40 kişinin salıverilmesine, 27 kişinin beratına, 41 kişinin de hapsine karar verir.

İdamlardan altısı (bunlar arasında Şeyh Esad da vardır) yaşları nedeniyle,
ikisi de TBMM kararıyla hapse çevrilir.

29 kişi, 3 Şubat 1930’da Menemen’in değişik yerlerinde asılarak idam edilir.

OLAYDAN GÜNÜMÜZE TARİKATLAR, GERİCİ AKIMLAR

Nakşibendi Tarikatı’nın o günkü amacı; şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapka yerine fes giyilmesini sağlamaktı.

Geçen 80 yılda karşı devrimci gerici akımların amaçlarında önemli bir değişiklik olmamıştır.

Tek fark, siyasi otoritenin gücü ve kendilerine yaklaşımlarına göre gösterdikleri davranışta olmuştur.

Duruma göre; yer altına girmişler,  gözden kaybolmuşlar, iktidara yanaşmış veya
cephe almışlar ya da ortaya çıkıp isteklerini söylemişlerdir.

  • Derviş Mehmet’in 4 kuşak sonrasının devlet yönetimine geldiği
    iddia edilmekte, yalanlanmamaktadır.

Divan-ı Harp Mahkemesi’nin başkanı Org. Muğlalı, DP döneminde, Van/Özalp’taki kaçakçıların öldürülmesi olayı nedeniyle yargılanırken kahrından ölmüştür.

Özalp’taki kışlaya verilen adı Kasım 2011’de silinerek hem gerici yobazların
hem de bölücü ayrılıkçıların istekleri karşılanmıştır.

Bugün, devleti yönetenlerin ve üniversitelerimizdeki bilim adamlarının ağzından;
tekke ve zaviyelerin, türbelerin yeniden açılması, bu miskinlik ve gericilik yuvalarının bilim ve kültür yuvası olduğu, medrese sistemine dönülmesi gerektiği dillendirilmektedir.

  • Kılık kıyafet devrimi çiğnenmektedir.

Halk şapkayı benimsememiş olsaydı, fesin de türban gibi serbest bırakılması
olasılık dahilindedir.

  • Cemaat ve tarikatlar siyasi ve ekonomik güç odakları haline gelmiştir.

Gemileri, uçakları, cipleri, villaları, bankaları, gazete ve televizyonları, üniversiteleri, beyin yıkama kursları, vakıfları, dernekleri, dünyanın her yerinde okulları, valileri, belediye başkanları, siyasi partileri, bakanları sözün kısası her şeyleri vardır.

Laik cumhuriyetle, demokrasiyle, devrimlerle mücadeleyi daha güçlü olarak sürdürmektedirler.

Zaman zaman Derviş Mehmet ve 5-6 arkadaşının çok küçük bir grup oldukları,
isyan çıkarmalarının olanaksızlığı ve olayın abartıldığı gündeme getirilmektedir.

Bu savda doğruluk payı olabilir, ancak günümüzde hala sıkça tanık olduğumuz
bazı oluşumları, topluma kabul ettirilmek istenen fikirleri anımsatarak bu payın
ne kadar az veya çok olduğunu bir kez daha düşünelim;

–        Cüppeli Ahmet’in peşinde koşanlar,
–        Medyumlarda, falcılarda sıraya girenler,
–        Fatih’te kurtarılmış bölge yaratanlar, cinayeti bile örtbas edenler,
–        Adnan Hocacılar,
–        Fethullahçılar,
–        Türedi tarikatçılar,
–        Said-i Nursi’ye itibarını iadeye çalışanlar,
–        Atatürk’e idam fetvası veren İskilipli Atıf’ı göklere çıkaranlar,
–        Alevilerin katledilmesi gerektiğini söyleyen Ebussuud Efendi’yi
öve öve bitiremeyenler,
–        9 Yaşındaki kız çocuğu ile ve dört kadınla evlenmeyi uygun görenler,
–        Maya takvimine göre dünyanın sonunun geldiğine inanıp Şirince’ye
hücum edenler… ve daha niceleri.

SONUÇ

Bir anekdot ile bağlayalım sonucu.

Atatürk, 4 Ocak 1931’de, Bursa gezisinde Türk Ocağı’nı ziyaret eder ve
kırsal kesimdeki aydınlanma çalışmalarının nasıl gittiğini sorar

Ocak başkanı Dr.Rüştü Bey, yakın köylere gidildiğini ancak taşıma araçları olmadığı için uzak köylere ulaşamadıklarını söyler. Bunun üzerine Atatürk; “DERVİŞ MEHMET’İN ARABASI MI VARDI?” diye kırgın bir ses tonuyla sorar. (*)

Atatürkçülere düşen; tüm gerici çabalara karşı, O’nun ilke ve devrimlerine
sahip çıkmaktır.

  • Atatürkçülerin mazeretlere sığınma hakkı yoktur.

Kubilay başını bu yolda vermiştir.

82. yılında Devrim Şehidi Atğm. Kubilay’ı ve arkadaşlarını saygıyla anıyoruz.

Aydınlanmanın ışığı üzerlerinden eksik olmasın.

(*) Atatürk Bugün Olsaydı  – Cemal KUTAY

==========================================

Dostlar,

E. Tümg. Naci Beştepe’nin çok öğretici derlemesi yukarıda.

2 fotoğrafı biz ekledik sizin vev Sayın Beştepe’nin hoşgörüsüyle..

Devrim şehitlerinin kan ve canlarına yaraşır olmak zorundayız..

Bu da Türkiye Cumhuriyetini sonsuza dek onurlu, bağımsız, başı dik yaşatmaktır.

Sevgi ve saygı ile.
23.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net