PKK İSTER; AKP YAPAR

PKK İSTER; AKP YAPAR

 portresi_Anit_Kabir'de

 

Suay Karaman

 

7 Haziran seçimleri sonrasında başlayan (AS: başlatılan!) terör olayları, toplumda büyük öfke ve üzüntü yarattı. Bu üzüntünün uzun bir süre daha süreceği endişesini taşıyan yurttaşlar, çaresizlik içinde olup bitenleri anlamaya çalışmaktadır.

Tayyip Erdoğan, çatışmaların ve ölümlerin suçlusu olarak kendisini ve hükümeti gösterenleri kınayarak, “terörün en büyük destekçileri bunlardır” dedi. 2009 yaz aylarındaki ABD destekli çözüm süreci palavrası sonucunda bugünlere gelineceği çok açıktı. Bu süreci eleştirenlere “alçak, namussuz” diyenlerin ve emperyalizmin güdümünde siyaset yapanların her türlü kandırmalarına inananlar, çözüm süreci denilen çözülme sürecini de desteklediler.

Terörle mücadeleyi bırakarak, PKK silah bırakmadan ve teslim olmadan, terör örgütüyle Oslo’da müzakere yapanlar, bugün ülkemizde akan kanın sorumlularındandır.

Habur sınır kapısındaki rezalet, çadır mahkemeleri ve yapılan kutlamalar, ülkemizi adım adım bugünlere getirmiştir.

“PKK terör örgütünün çözüm süreci boyunca sadece saldırıları durdurduğunu ve çatışmasızlığa geçtiğini” söyleyen AKP Diyarbakır eski milletvekili Galip Ensarioğlu;

Bütün bölgeyi, işadamlarını haraca bağladı, vergi daireleri kurdu, asayiş birimleri kurdu, kimlik kontrolleri yaptı, mahkemeler kurdu. Çözüm sürecinde bölgede paralel devlet gibi yapılandı..” sözleriyle bugün gelinen durumu açıkladı.

Bugün PKK terör örgütü Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde yaşayanları tutsak almıştır. Bugün bölgedeki belediyeler PKK terör örgütünün emri altında ve hastaneler de denetimi altındadır. AKP iktidarı döneminde PKK terörüne karşı TSK etkisizleştirilmiş ve polise de teröristleri yakalama işi bıraktırılmıştır.

Siyasal iktidarın yanlış ve vatana ihanete varan politikalarıyla, yaklaşık kırk bin kişinin katili PKK terör örgütüyle Oslo’da pazarlık görüşmelerine başlanmış, hatta PKK terör örgütüne engel olan, istemedikleri vali, kaymakam ve emniyet müdürlerinin değiştirileceği sözleri verilmiştir. PKK terör örgütünün yurdun çeşitli yerlerinde silahları gömmesine göz yumulmuştur. Yani kısaca

“PKK ister, AKP yapar”

sloganı ile ülkemizin bütünlüğü parçalanmaya başlanmıştır.

Bütün bunlar açık seçik yapılırken, terör örgütüne destek verilirken, bugün çıkıp “PKK terör örgütü bizi aldattı” demek, alçaklık ve namussuzlukla bile açıklanamaz.

Emperyalizmin işgal projesinin eşbaşkanı olarak övünenlerle, emperyalizmin bölme projesinin eşbaşkanı olarak şanlı bayrağımıza “ırkçılık” yakıştırması yapanların ihanette el birliğiyle, ortak oldukları ortaya çıkmıştır.

PKK terör örgütü, emperyalizmin projelerini yerine getirmek için sürekli terör eylemleriyle istenilenleri yaparken, siyasi iktidarın desteğini de hep arkasında görmüştür.

Sıkıştığı yerde sahte barış çağrıları yaparak, yine öldürmeye devam etmiştir. Tayyip Erdoğan’ın; “benim devletim bugüne kadar vatandaşın yanında yer almıştır. Ama bunlar haindir, alçaktır, adidir. Bunlara bu ülkede asla taviz vermeyeceğiz. Benim binbaşımı çapraz ateşe alarak eşinin yanında şehit etmişlerdir. Bunların hepsi olan olaylar..” söylemi içtenlikten uzaktır ve inandırıcı değildir. Tayyip Erdoğan’ın şehitlere “kelle”, PKK terör örgütünün bebek katili başına da “sayın” dediği belleklerde durmaktadır.

Bugün, PKK terör örgütüne göz yuman ve ülkemizi terörün odağına getiren AKP’den hesap soramayan beceriksiz bir muhalefet vardır. Bugün şehitler üzerinden oy alma hesabı yapan AKP iktidarını deviremeyen sessiz bir muhalefet vardır. Muhalefet tüm bu olanlar karşısında uyurgezer rolüne soyunmaktadır, çünkü hepsini emperyalizm biçimlendirmiştir. İşte bu yüzden emperyalizmden hesap soramayanlar, birbirileriyle kavgalı gibi gözükmektedirler ama aslında birbirilerini beslemektedirler.

Dün bu eylemleri yapanlarla görüşeceksin ama bugün “hain” diyeceksin. Böyle bir politika düşünülemeyeceği gibi, sıkıştığı her konuda “aldatıldık” diyen yöneticilerle, ülkemizin hiçbir sorunu çözülemez. Bu ortamda yapılacak 1 Kasım 2015 seçimleri de, umut olamayacaktır. Ancak içlerinde özgürlük ateşi yanan Atatürk’ün gençlerinin, her türlü olumsuzluğun üstesinden gelerek, aydınlık yarınlara ulaşmanın yolunu bulacaklarından kimsenin şüphesi olmasın..

==========================

Dostlar,

Sevgili Suay’a teşekkür ederiz..
Bir noktada ayrılıyoruz..
1 Kasım seçimlerinden umutluyuz..
AKP’nin oyları eriyor..
Bu Halk aptal değil!
Katılım % 84’ten yukarı her 1 puan yükseldikçe AKP oylarının oranı %1 puan düşüyor..
7 Haziran’da seçime gitmeyen 9,1 milyon + yeni seçmen 400 bin + 1,3 milyon geçersiz oy..
Bunların ezici bölümü AKP oyu değil.. 10.8 milyon seçmen..
Yeni 400 bin genç seçmenden 1/3 oy ancak alabilir.. 18.8 milyon AKP oyu eriyor..

Hedef, katılımı % 90’ın üstüne taşımak.. 10,8 milyonun yarısı (katılmayan %16’nın yarısı, %8) bu seçimde oy kullansa.. O zaman AKP %41 – % 8 katılım artışı = %33’e iniyor..
10,8 milyon oyun yarısı CHP’ye gitse, CHP 200’ü aşarak 1. parti olabilir.. AKP 2. sıraya düşer. CHP + MHP ortaklığıyla hükümet kurulabilir; “iyi kötü“, AKP – HDP belasından kurtuluruz..

YURTTAŞ, 1 KASIM’da SEÇİME KATIL, GEÇERLİ OY KULLAN..
AKP – HDP DIŞINDA İSTEDİĞİNE OY VER..

Sevgi ve saygı ile.
21 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TÜRBANLI BÖREK

TÜRBANLI BÖREK

 portresi_Anit_Kabir'de

Suay Karaman 

 

 

1 Kasım 2015’te yapılacak genel seçimler için açıklanan Bakanlar Kurulunda aileden sorumlu Bakanın türbanlı bir kadın olması, yıllardır laikliğe indirilen darbelerin en büyüklerindendir.

Türban başörtüsü değildir. Yıllardır türbana, başörtüsü diyerek, toplumun algılarını değiştirmek isteyenler, Orta çağ karanlığına geri dönmeyi arzulayan çağ dışı kimselerdir. Anayasa’da tanımını bulan laiklik ilkesi (AS: md. 24), Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında vurgulandığı gibi, siyasal İslam’ın simgesi olan türbana geçit vermemektedir.
Yani kamusal alanda türban yasağı devam etmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi türban yasağının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve inanç özgürlüğü ile eğitim alma hakkına ilişkin düzenlemelerine aykırı olmadığına karar vermiştir.

Demokrasi ilkesi yönünden başkalarının hak ve özgürlükleri ile kamu düzeninin korunması amacıyla getirilen bu yasağın meşru olduğunu karara bağlamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; türbanı siyasi İslam’ın simgesi olarak kabul etmiştir.

Tayyip Erdoğan 1996’da yaptığı bir konuşmada şunları söylemişti: ‘

  • ‘Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye!.. Yahu bu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!.. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına?.. Bu ne menem şey?.. Çıkıyor İçişleri Bakanı, ‘Devlet dine karışır’ diyor. Eeee.. gerisini niye söylemiyorsun?.. Din devlete karışır demiyorsun!..”

AKP milletvekili Hüsnü Tuna 25 Ocak 2008’de Konya’da yaptığı konuşmada;

  • “Üniversitelerde kılık kıyafet serbest olursa, kamu hizmetinde yasak devam eder mi?
    İnşallah hedefimiz kamu hizmetlerinde de, yani kamu hizmeti veren personellerde de
    böyle bir yasağın olmamasıdır.”
    demiştir.

29 Ocak 2008’de AKP Kadın Kolları Başkanı ve milletvekili Fatma Şahin,

  • “Türbanda adım adım gideceğiz, önce mezuniyet, sonra memuriyet.” demişti.

AKP’nin Bakaracı ve makaracı eski bakanlarından Egemen Bağış ise,
türbanın Mecliste de serbest olması gerektiğini savunmuştu. 

12 Eylül 2010 halkoylaması öncesinde “türban sorununu biz çözeriz” söylemini ortaya atan yeni CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 21 Eylül 2010’da Berlin’de yaptığı açıklamada;

“Ben bugün için laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum.
Eğer tehlikede dersek bunun altını doldurmak lazım, askıda kalır, gerekçelendiremem.” demişti.

Yeni CHP’nin kimi yöneticileri de TBMM’de türbanlı milletvekili olmasını arzu ettiklerini söylemişlerdi.

Anayasa Mahkemesi kararıyla laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu kanıtlanan
siyasal iktidarın hukuk tanımazlıkları ve sessiz muhalefetin gizli desteğiyle 31 Ekim 2013’te TBMM’ye türbanlı milletvekilleri girmişti. Bunun üzerine yeni CHP Genel Başkanı milletvekillerinin türban takmasından mutlu olduğunu söyleyerek, “Parlamentoda gerçekten bir tarih yazdık” diyebilmişti. Cumhuriyet’e meydan okumayı, anayasayı ve hukuku çiğnemeyi tarih yazılması olarak nitelendirenlerin sığ bilgilerinin ve çapsız ufuklarının son aşaması ihanettir. Tarihin ve toplumun bu ihanetleri affetmeyeceğinin de bilinmesi gerekmektedir.

Şeriat yasalarını savunan bu türbanlı bakanın aynı zamanda üniversitede profesör unvanlı
bir akademisyen olması da, YÖK’ü ve eğitim sistemini sorgulamakta çok geç kaldığımızın kanıtıdır. Börek ile evliliği ilişkilendirip şaşırtıcı bir gündem yaratarak dikkatleri başka yöne çekme taktiğini başarıyla uygulayan bu türbanlı Bakan, ülkemizin çürütüldüğünün fotoğrafıdır. Türbanlı Bakanın börek söylemi üzerine, birçok insan sosyal medyada bu traji-komik durumla dalga geçti. Mizah, bu karanlık zihniyetin başa çıkmakta zorlandığı bir olgudur ki bunun örneğini Gezi olayları sırasında hep birlikte gördük.

Ancak esprileri uzatmak ve gelinen ciddi aşamayla dalga geçmek bizlere birşey kazandırmaz. Bunun yerine kadınlı – erkekli hep birlikte alanlara inebilme cesaretini gösterebilseydik, karanlıktan çıkış yolu bulmak daha kolay olurdu. Unutmamalıyız ki; tepkileri eritmenin bir yöntemi olan sosyal medyada yapılan ucuz kahramanlık ve gösteriler, duyarsız bir toplum yaratabilmenin de gizli yolunu açmaktadır.

Türkiye’de laiklik ilkesi terk edilerek;
– din, devlete egemen kılınmak istenmekte ve
– İslam devleti arzulanmaktadır.

Bunun yanında siyasal İslam’ın simgesi türban ile tüm yolsuzluklar, ahlaksızlıklar ve pislikler örtülmek istenmektedir. Sosyal medyadan alanlara inerek, yapılan tüm bu yanlışlara “dur” demek için bilinçli ve kararlı biçimde yapılacak örgütlü mücadeleye gereksinim vardır.

================================

Dostlar,

Sevgili kardeşimiz Suay Karaman’a bu “nefis” yazısı için teşekkür ederek paylaşıyoruz.

Türkiye, kurgulu bir terör – kan – şehitler sarmalına sokuldu ve ülkenin tüm yaşamsal sorunları ötelendi, örtüldü.. Bir hengamede, Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Bakanı “Türbanlı” olarak hepimize dayatıldı..

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk türbanlı Bakanı
Davutoğlu’nun kurduğu 63. seçim hükümetinde Prof. Ayşen Gürcan (İstanbul Ticaret Üniv.), Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı görevine getirildi. Gürcan, TÜRGEV üyesi. TÜRGEV, bilindiği gibi, içeriden ve dışarıdan kimilerinin, her nedense, dev bağışlar (yüz milyon Dolar’a dek!) yapmak için yarıştığı, yaptığı “hikmetli” bir vakıf.. Bay RTE’nin oğlu Bilal’in vakfı..Basında, “Müslüman bir kadının börek yapmasını bilmemesi halinde ailesinin dağılacağı..” sözlerinin O’na ait olduğu savlandı.

Yazıklar olsun bu AKP anlayışına! Ya Anayasa Mahkemesine ne demeli? Hem “laikliğe karşı eylemlerin odağı AKP” suçlaması yapacaksın hem de oylama cinlikleri ile “kapatma” yerine “para cezası” ile yetineceksin ve bugünlerin “yeşil kaldırım taşlarını” döşeyeceksin..
Önceki Başkan Haşim Kılıç‘ın kulakları çook çınlayacak bu gidişle..

Sevgi ve saygı ile.
08.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Aydınlardan Erdoğan’a karşı bildiri


Aydınlardan Erdoğan’a karşı bildiri

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran 2015’te yapılacak genel seçimlere gölge düşürdüğünü vurgulayan akademisyenler, yayınladıkları bildiriyle anayasal kurumlara, siyasal partilere ve basın meslek örgütlerine, Erdoğan’a karşı ortak tavır alma
çağrısı yaptı.

Aydınlık / Ankara
03 Haziran 2015

Aralarında Prof. Korkut Boratav, Prof. Ersin Kalaycıoğlu, Erol Katırcıoğlu, Rıza Türmen gibi adların da bulunduğu yüze yakın akademisyen ve hukukçu bir bildiri yayınladı.

‘SEÇİM İLKELERİNİ İHLAL ETTİ’

Anayasa
nın amir hükmü gereği tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı’nın son haftalarda muhalefet partileri aleyhinde bir seçim kampanyası başlatmasıyla birlikte serbest ve adil seçim ilkelerini ihlal ettiğine dikkat çeken akademisyen ve hukukçular,
Hükümetin de seçim güvenliğini sağlamak bakımından üzerine düşen sorumluluğu
yerine getirmediğine işaret etti.
Bu durumun, çoğulcu-özgürlükçü demokrasiye onarılmaz bir zarar vereceğine yönelik endişelerini dile getiren imzacı akademisyenler, bildirilerinde
Anayasamızın ‘Cumhuriyetin nitelikleri’ arasında saydığı ve tüm uygar uluslarca benimsenen ilkeler tehdit altındadır.” ifadelerine yer verdi.
‘TÜM KURUMLAR GÖREVE’
 
Akademisyen ve hukukçular, bildirinin sonunda– “Başta AKP olmak üzere, seçime katılan bütün partileri;
Cumhurbaşkanı’nın seçim kampanyası dışında kalması için ortak tavır almaya,
– Medyayı; Cumhurbaşkanı’nın seçim konuşmalarını yayımlamamaya,
– Başta RTÜK, YSK ve AYM olmak üzere, sorumlu ve yetkili tüm anayasal kurumları;
bu adaletsizliğin düzeltilmesi için göreve,
– Hükümeti ise devlet olanaklarını Cumhurbaşkanı’nın seçim kampanyasına tahsis etmemeye
  ve seçim güvenliğini tam bir tarafsızlıkla sağlayıcı önlemler almaya çağırıyoruz.” dedi.
MEYDANDAKİLERE AKP SLOGANI ATTIRDI

 

perisan_portresi_28.8.13Tayyip Erdoğan seçim mitinglerine dün Kars ve Hatay’da devam etti. Erdoğan, Kars’taki konuşmasında, meydandakilere AKP sloganı attırdı. Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde “Onlar konuşur AKP yapar..” sloganının “Onlar konuşuyor” kısmını dile getirdikten sonra meydanda toplanan kalabalık da hep bir ağızdan “AKP yapar” diye bağırdı. Erdoğan Kars’ta, Kemal Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle
hedef aldı.

Kılıçdaroğlu’na davetini yineleyip, kaçak sarayında altın klozet varsa, cumhurbaşkanlığını bırakmaya hazır olduğunu söyleyen Erdoğan,
“Ama yoksa sen, böyle bir şeyi ispat edemezsen, orada göremezsen, şu Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına bela olmaktan çekilecek misin? Ya zaten bu CHP’nin başına gelirken de
yalan söyledin.” ifadelerini kullandı.
========================================Dostlar,

Bu Bildiriyi / Çağrıyı biz de aynen onaylıyor ve imzamızı koyuyoruz.

Bildiride adı geçen yetkili – sorumlu kurum ve kuruluşları, başta YSK (Yüksek
Seçim Kurulu) olmak üzere Anayasal görevlerini korkmadan yapmaya çağırıyoruz..

Anayasa Mahkemesi’ni “.. 12. CB Recep Tayyip Erdoğan tarafından apaçık anayasa ihlali yapıldığı saptaması ve uyarısı..” yapmaya çağırıyoruz.

Hukuk, çaresizlik kurumu değildir!

Pozitif norm eksikliği varsa, bu özde değil biçimdedir,.
Aslolan seçim güvenliği, adaleti ve hukukunun sağlanmasıdır.
YSK’nın varlık ve kurulma nedeni budur (Anayasa m. 79). Bu temel göreve engel olan
hangi kurum – kişi varsa, ünvanı – görevi – mkamı .. ne olursa olsun engellemelidir.
Yasalar karşısında herkes eşittir, bu bir evrensel hukuk kuralıdır (ayrıca Anayasa m. 10).
Cumhurbaşkanının yasaları ve Anayasayı apaçık – meydan okurcasına çiğneme hakkı
asla yoktur! Anayasal yeminini (m. 101) kezlerce bozmuş, tarafsızlığını apaçık yitirmiştir.
YSK hiçbir gerekçe – özür – çaresizlik belirtmeden Erdoğan’ı uyarmalı ve durdurmalıdır. 
Medeni Yasa’da bile, pozitif norm eksikliği durumunda yasa koyucu, yargıca,
boşluğu Meclis (yasa koyucu) gibi davranarak doldurma hak ve görevi vermiştir.
Medeni Yasa’da bile norm boşluğuna izin verilmemiştir :
Hukukun uygulanması ve kaynakları :
Madde 1 – Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa
kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.)
Seçim mevzuatında (298 sayılı yasa) , Anayasada bu bağlamda boşluk olacağı – olduğu ileri sürülebilir mi?? Olsa olsa korkup çekinmek ya da yandaş olmak olasılıkları kalıyor geriye.
Bunlar YSK için düşünülemeyecek, akla bile gelmemesi gereken tehlikeli durumlardır.
YSK, 6’sı Yargıtay, 5’i de Danıştay’dan gelen 11 yüksek yargıçtan oluşmaktadır ve kararları Anayasaya göre (m. 79) kesin olup itiraz olanağı bulunmayan bir yüksek anayasal kurumdur.

YSK çare üretme makamıdır.
Temel görevi seçimlerin adaleti ve güvenliğidir.
Yasa hatta anayasa koyucunun yüksek muradı budur.
Dolayısıyla, amaca uygun yorumla, YSK gerekirse içtihat hatta hukuk yaratmalıdır.
Amerikan Anayasa Mahkemesi’nin ilk kez 1803’te (212 yıl önce), yaratıcı ve genişletici,
işlevsel – amaca dönük yorumla, yasaların Anayasaya uygunluğunu denetleme görevini
yürekli bir içtihatla yoktan varetmiş ve anayasaya uygunluk yargısal denetimi kurumunu
dünya hukuk sistemine armağan etmiştir.

YSK’den beklenen bu ölçüde bir yaratıcılık, yüreklilik de değildir.
Eldeki mevzuat (298 sayılı yasa), başta Anayasanın ilgili hükümleri (m. 10. 79 ve 101), yasa – hukuk tanımayan, kendini her şeyin üstünde görme hezeyanı içinde çılgın gidişli ve dünyada örneği görülmemiş bir devlet başkanının durdurulmasına fazlasıyla yeterlidir.

Yeni hukuk üretmeye de gerek yoktur.. Verili normların cesaretle, basiretle yorumu yeterlidir.YSK bu kritik seçimde hem kendini yadsımamalı hem de 80 milyonluk Ülkemizin yazgısını – hukukunu koruma sorumluluğundan kaçınmamalıdır. Tarihe böylesine çaresiz – aciz – teslimiyet içinde.. geçmemeli, varlık nedenini – saygınlığını korumalıdır. Demokrasi uygulama ve kuramına anlamlı bir katkısı olmalıdır; orası sıradan bir bürokratik devlet dairesi değildir..

Mutlaka yargılanacak olan, hukuk tanımayan pervasız AKP’li CB RTE’nin ağır suçlarına
başta YSK ve AYM’nin… RTÜK, TRT ve basın – medya  organlarını asla ortak olmamaya seçime 3 gün kala bir kez daha çağırıyoruz..

Hükümeti de yasal görevlerini aksatmadan, seçim hukukuna tam saygılı olmaya çağırıyoruz.

Seçim psikolojisi içinde boğulmadan, demokrasi ilkelerinden ve hukuktan asla ayrılmadan..
Hepimizin güvencesi bu yolda davranmakta..

Sevgi ve saygı ile.
04 Haziran 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Prof. Dr. Özer Ozankaya’dan…


Prof. Dr. Özer Ozankaya’dan…
Okunup, paylaşılması dileği ile..

E-adresime gelen aşağıdaki yazıyı, tüm ADD şube üyelerinin okuması,
okutması ve paylaşması dileği ile iletiyorum.
Saygılarımla.

Prof. Dr. Özer Ozankaya
ADD Kurucu Üyesi, 4. Genel Başkanı


Konu:: AKP’yi rahatsız ettiği söylenen e-ileti
100 kişi, listesindeki 10 kişiye çağrı gönderse 1.000 kişi yapar..
1.000 kişi, listesindeki 10 kişiye gönderse çağrı 10.000 kişi yapar..
10.000 kişi, listesindeki 10 kişiye çağrı yollasa 100.000 kişi yapar..

İŞTE AKP’nin CANINI SIKAN 7.000.000 KİŞİYE GİDEN e-ileti.
Bir süreden beri internette e-ileti kümelerinde dolaşan bir ileti var.
İçeriğine baktığınızda birtakım bilgilerin toplandığı ve bunların “ilkler” diye sunulmasından oluşuyor.

AKP Genel Merkezi’nin canını oldukça sıkan bu e-iletiyi bugüne dek tam 7 milyon internet kullanıcısı okumuş. Yahoo ve Gmail
e-ileti kümlerinde şu sıra en popüler içeriklerden birisi bu e-ileti.

*İşte AKP’nin canını çok sıkan o e-ileti.. Türkiye’deki icraatlarının unutulmaması ve bakar-körlerin gak guk etmemesi için Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP’nin Türk siyaset tarihindeki kimi “İlk” lerini anımsatmakta yarar görüyorum.

*1- İlk kez bir Başbakan “Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz ” dedi.
*2- İlk kez ekonomi büyürken işsizlik arttı.
*3- İlk kez cari açık verilirken döviz kuru arttı.
*4-
İlk kez bir Başbakan zam isteyen memura “IMF’yi ikna edin,” dedi.
*5- İlk kez ithalat
(AS: dışalım) 100 milyar doları aştı.
*6- İlk kez cari açığın üstünde borçlanma yapıldı
*7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye’de banka satın aldı.
*8- İlk kez domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
*9- İlk kez düşük faizli dış borç, yüksek faizli iç borç ile ödendi.
*10- İlk kez bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, İslamiyet’i yok etmeye yemin eden bir Papa’nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
*11- İlk kez bir Başbakan “Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya.” dedi.
*12- İlk kez bir cami kiliseye çevrildi.
*13- İlk kez kilise ve havralar imar planında yer aldı.
*14- İlk kez bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan
“Üstün Cesaret Ödülü” aldı.
*15- İlk kez Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
(AS: 4 Temmuz 2003, Irak)
*16- İlk kez bir Başbakan “Bir dönem dini kullandık..” dedi.
*17- İlk kez petrol yasası ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
*18- İlk kez yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
*19- İlk kez iletişim sektörünün tümü yabancıların eline geçti.
*20- İlk kez, Tezkere’nin reddedilmesine karşın Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
*21- İlk kez bir Başbakan İslam dünyasının sınırlarını değiştirecek
BOP’un eş başkanı oldu.
*22- İlk kez bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı.
(AS : Wall Street Journal’de RTE’nin demeci yayımlandı, yalanlanmadı)
*23- İlk kez İsrailli bir iş-adamına çok gizli bir şekilde 800 milyon $ 
kaynak aktarıldı.
*24- İlk kez bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes’e razı oldu.
*25- İlk kez fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı.
*26- İlk kez bir Başbakan Türkiye’yi pazarladığını açıkça itiraf etti.
*27- İlk kez tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı.
*28- İlk kez bir Başbakan çiftçilere “Gözünüzü toprak doyursun.” dedi.
*29- İlk kez kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı.
*30- İlk kez zina suç olmaktan çıktı.
(AS: zarar gören tarafın yakınmasına bağlı suç oldu..)
*31- İlk kez bir Başbakan en çok yurt dışı gezisi yaptı.
*32- İlk kez bir Başbakan “Borç yiğidin kamçısıdır” diyerek borçlanmayı başarı olarak gösterdi.
*33- İlk kez enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan
88 kuruşa indi.
*34- İlk kez çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi.
*35- İlk kez bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için
“Bu adamı kullanın, onu rögara süpürmeyin.” dedi.
(AS: Cüneyt Zapsu)
*36- İlk kez GSMH artarken KDV tahsilatı yerinde saydı.
*37- İlk kez bir Başbakan TMSF katkısıyla bu denli çok TV ve
gazeteyi yönlendirdi.
*38- İlk kez Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı,
konuk olarak gelen bir kralın ayağına gitti. Hem de 10 Kasım günü…
*39- İLK kez BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE “ANANI DA AL GİT!” dedi.
*40- İLK kez BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETİNDE “ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR.” dedi.
*41- İLK kez BİR BAŞBAKAN 300 METRELİK GEMİYE
“GEMİCİK”
dedi.
*42- İLK kez BİR BAŞBAKAN ….. GAZETELERİNİ OKUMAYIN TELEVİZYONLARINI AÇMAYIN DEDİ.
*43- İLK kez BİR BAŞBAKAN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNEN İNSANLARI DİNSİZLİKLE SUÇLADI.
*44- İLK kez BİR BAŞBAKAN İÇİN CUMHURİYET MİTİNGLERİ YAPILDI.
*45- İLK kez BİR HALK KENDİ LÃİKLİĞİNDEN VE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN KORKTU…
*46- İLK kez ATAMI ANLIYORUM.

*****
Bu hızla Tayyip Erdoğan bu dönemde ülkemizde ki her şeyi özelleştirmiş olacak..İş bu ya özelleştirmeye ve satmaya kafayı takmış olan başbakanımız en sonunda kendisini özelleştirir mi?

*- Türk Telekom, Arap’ın.
*- Telsim (AS: Vodafone) İngiliz’in.
*- Kuşadası Limanı İsrailli’ nin.
*- İzmir Limanı Hong Konglu’nun…
*- Araç muayene işi Alman’ın.
*- Başak Sigorta Fransız’ın.
*- Adabank Kuveytli’nin.
*- İETT Garajı Dubaili’nin.
*- Avea Lübnanlı’nın.
*- Petkim? Ermeni’nin.
(Kazak’a sattık dediler, Kazağı bir çıkardık Ermeni…)
*- Rakı, Amerikalı’nın.
*- Finansbank Yunan’ın…
*- Oyakbank Hollandalı’nın.
*- Denizbank Belçikalı’nın.
*- Türkiye Finans Kuveytli’nin.
*- TEB Fransız’ın.
*- Cbank İsrailli’nin.
*- MNG Bank Lübnanlı’nın.
*- Alternatif Bank Yunan’ın.
*- Dışbank Hollandalı’nın.
*- Şekerbank Kazak’ın.
*- Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın.
*- Turkcell’in yarısı Finli’nin-Rus’un.
*- Beymen’in yarısı Amerikalı’nın.
*- Enerjisa’nın yarısı Avusturyalı’nın.
*- Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın.
*- Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.
*- İzocam, Fransız’ın.
*- TGRT (Fox) Amerikalı’nın.
*- Demirdöküm Alman’ın.
*- Döktaş Fransız’ın.
*- Süper FM Kanadalı’nın.

Hepsi TÜRK’tü bir zamanlar…
Yalnızca 5.5 yıl önce (AKP hükümetinden önce)..

Önemli!
Bor ile çalışan araba üretildi!
Türkiye kıskaçta. Arabayı BOR madeniyle çalıştıracak patentli 600 proje olduğu ortaya çıktı.
Türkiye dünya Bor rezervinin %70`ine sahip.!

*********************************************************

AYDIN İNSAN ARAŞTIRIR, YARGILAR VE SONUCA VARIR.

CAHİL, YOBAZ; DUYAR, GÖRÜR VE HÜKME VARIR.

*********************************************************
100 kişi, listesindeki 10 kişiye çağrı gönderse 1.000 kişi yapar.
1.000 kişi, listesindeki 10 kişiye gönderse, çağrı 10.000 kişiye ulaşır.
10.000 kişi, listesindeki 10 kişiye çağrı yollasa 100.000 kişi yapar.

******
Bunları Biliyor muydunuz ?

1-Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde
sırt çantasından; Atatürk’ün Büyük NUTKU’nun çıktığını..
(AS: Fransızca çevirisi)

2- Fidel Castro’nun 12 Mayıs 1961’de Havana’da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir‘den ABD’nin BİLGİSİ OLMAMASI koşuluyla  “Atatürk’ün Büyük Nutuk Kitabını” istediğini…

Ve: “Devrimci M. Kemal ATATÜRK varken Türk gençleri
neden kendilerine başka önder arıyorlar?” dediğini,

* 3- 1935’teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı’nda toplanan
yüz binlerce Çinliye seslenen Mao’nun ilk sözlerinin :

“Ben, Çin’in Atatürk’üyüm. .” olduğunu

* 4- Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan
her Cumhuriyet bayramında Atina’daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

5- 1938’de, General McArthur’un en zor, en sorunlu, en bunalımlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden çok kişiye;

“Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal‘i görmek için neler vermezdim..” dediğini,

* 6- 1938’de Ata’nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;

“Allah bir ülkeye yardım etmek isterse,
onun elinden tutmak isterse

başına Mustafa Kemal gibi lider getirir..” denildiğini

veee..

* 7- 2006’da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden
Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini …

Herkes bir kez paylaşssın lütfen.

Sevgi ve saygılarımla..

*****

Sevgi ve saygı ile.
09 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

 

İskilipli Atıf Hoca ‘Şapka’ için mi idam edildi?


İskilipli Atıf Hoca ‘Şapka’ için mi idam edildi? 

Iskilipli_Atif_sapka_icin_mi_idam_edildi

 

Önceki gün Meclis Genel Kurulu’nda AKP ve CHP arasında İskilipli Atıf Hoca tartışması yaşandı.

 

AKP Çorum milletvekili Salim Uslu, “Hemşerim İskilipli Atıf Hoca ve arkadaşları 89 yıl önce Ankara’da idam edilerek kimsesizler mezarlığına defnedilmişlerdi. Bir hukuk cinayeti işlenmiştir.” dedi. CHP Grup Başkanvekili Gök de, “Meclis’te Atatürk’e hakaret eden kişilerin savunulmasını dehşetle karşıladım. Atatürk’e ‘hain, eşkıya’ demiş bir şahsiyetin burada konuşulması skandaldır. Böyle terbiyesizliğe müsaade edemeyiz.”
diye tepki gösterdi.

Hikmet Çiçek
AYDINLIK Gazetesi portalı, 06 Şubat 2015

İskilipli Atıf Hoca’nın torunu Ahmet Faruk İmal, AKP’nin 2013 yılında çıkardığı “Demokratikleşme paketi” ile Şapka Kanunu’nun kaldırılacak olmasını sevinçle karşılamış. Dedesi için “iade-i itibar” istemişti.
Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP sözcüleri, Kemalist rejimin “terörüne” örnek olarak
sık sık Atıf Hoca öyküsü anlatırlar. İskilipli hocanın “şapka giymeyi reddettiği için”
idam edildiğini söylerler. Gerçek öyle mi?

31 MART’IN İSYANCISI

20 Aralık 1923 tarihli Vatan gazetesi, tramvaylarda haremlik- selamlık uygulamasının kalktığını, artık tüm toplu taşıma araçlarında kadın ve erkeğin birlikte seyahat edebileceğini yazdı. Daha ortada ne Şapka Kanunu vardır ne de öbür Devrimler. İlk tepki İskilipli
Atıf Hoca’dan geldi. Hoca’ya göre böyle yapılırsa gayri meşru istekler artacak,
fuhuşa kapı açılacaktır.

Hoca’nın tarih sahnesine ilk çıkışı değildir bu. 31 Mart gerici isyanına katılanlar arasındadır (1909). Mahmut Şevket Paşa suikastından sonra (1913) İstanbul’dan sürgün edilenler arasında
O da vardır. Daha sonra Mustafa Sabri ve Saidi Nursi ile Cemiyet-i Müderrisin’in kurucularından olacaktır. Cemiyet, mütareke yıllarında Teali-i İslam Cemiyeti adını alacaktır (1919). Başkanı Atıf Hoca’dır.

‘KATLİ VACİPTİR’

Teali-i İslam, bir siyasal parti gibi çalışacak İstanbul’da 8, Anadolu’da 17 şube açacaktır.
“Allah’a, peygambere ve Halife-i Müslimin”e bağlı Atıf Hoca, Yıldız Sarayı’nın müdavimlerinden ve işbirlikçilerinden biridir. Sonradan “150’likler” listesine girip Türkiye’den sürgün edilen Ref’i Cevat’ın (Ulunay) Alemdar gazetesi, İskilipli Atıf Hoca’nın açıklamalarına sıkça yer verir.

Prof. Dr. Sina Akşin bu cemiyeti, “Saray cephesinin ideolojik örgütü”,
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ise “molla-papaz işbirliğinin bir kurumu” olarak niteler.
Onlar için Kuvayı Milliye taraftarlarının katli vaciptir. İdam fetvaları bunun için çıkarılır.

Cemiyet’in yayınladığı bildirilerde milli mücadele yanlıları;

– “Mustafa Kemal ve Kuva-yı Milliye maskaraları”,
– “Selanik dönmeleri”,
– “Kuva-yı Milliye eşkıyası”

olarak nitelenir. “Anadolu’nun masum ve mazlum ahalisine” başlıklı beyannameler,
Eskişehir- Kütahya bölgelerinde askerlerin üzerine Yunan uçaklarıyla atılır.
Bunları okuyup Sakarya cephesinden kaçan askerler olur.

DEVRİMDEN SONRA

İskilipli Atıf Hoca, kurtuluştan sonra da boş durmaz. Bütün gerici eylemlere destek verir.
Şapka Kanunu’ndan sonra çıkan isyanları kışkırtır.

Ancak şapkaya karşı çıktığı için değil,
yukarıda saydığımız eylemlerinden dolayı yargılanır. Ankara İstiklal Mahkemesi O’nu
vatana ihanetten (Hıyanet-i Vataniye) suçlu buldu.
Ankara’da ilk Meclis binasının önünde 4 Şubat 1926’da idam edildi.

İskilipli Hoca için “şapkaya karşı çıktı, idam edildi” demek,
Erdoğan için “bir şiir okudu, hapse girdi..” demeye benzer!