SAĞLIK HİZMETLERİNDE DİKENLİ KİRPİ DÖNEMİ…


SAĞLIK HİZMETLERİNDE
DİKENLİ KİRPİ DÖNEMİ…


Dr. Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
www.ahmetsaltik.net 
profsaltik@gmail.com

AKP’nin sağlık hizmetlerinde “balayı dönemi” -epeydir- bitti!
Artık, deyim yerinde ise “Sağlık hizmetlerinde Dikenli kirpi dönemi” başladı..
Neresinden tutarsanız tutun, Sağlık hizmetlerinin bedelleri can ve cep yakmaya başladı.

Sağık giderleri SGK primleri (prim = EK VERGİ!) ile karşılanabilmekten çok uzak.
5510 sayılı yasa, Kurumun (SGK) topladığı primlerin 1/4’ü kadar da yasal devlet katkısını
(Merkezi yönetim bütçesinden sosyal devletin aktarımı – transferi) öngörüyor (md. 81)
ama, zorunlu ve doğru olan bu aktarım da yetmiyor.. Çünkü;

– Sağlık Sistemi piyasalaştırılmış, 
– Kâr amaçlı ve 
– Sağaltım (tedavi) odaklı..

Sağlık hizmetlerinin idam sacayağı bu 3’lü yapı.. Harcamalarsa dipsiz kuyu..
Uygar = halktan yana (sermayeden yana değil!) sağlık hizmetlerinde olmaması gereken
3 olumsuzluğun 3’ü de katmerli biçimde var! (DB-IMF buyruğu!)
*****

2015 yılı SGK bütçesi 223 milyar TL.. Neredeyse genel bütçenin (yakl. 521 milyar TL) yarısı.
Ancak 21 milyar TL açığı var. Genel bütçe açığı da bu denli.
Sanki bütçe açığının sorumlusu SGK açığı!

SGK 2015’te çok iyimser 160 milyar TL prim toplarsa, bunun 1/4’ü olan 40 milyar TL yasal
Devlet katkısı olarak bütçesi 200 milyar TL’yi bulacak.. Açığı da genel bütçeden kapatılacak; sonuçta 60 milyar TL’yi aşan bir tutar, genel bütçenin %12’si SGK’ya aktarılmış olacak..

Bu tablo finansal açıdan “sürdürülebilir” gözükmüyor.. Çok sayıda uzman hatta ilgili
Bakanlar da bu kaygıyı öteden beri paylaşıyor. SGK aktüaryal dengesinin daha kararlı ve kalıcı biçimde sağlanması gerek. Prim gelirlerinin artırılması, giderlerin de azaltılması.. ve terazinin kefelerinin dengelenmesi artık iyi bilinen klasik reçete.
*****

İşte bu yüzden SGK giderek sağlık hizmetleri giderlerini kısıyor ve parasal açığını
zorunlu GENEL SAĞLIK SİGORTALISININ CEBİNE YIKIYOR..

Daha çok prim ama giderek daha az sağlık – sigorta hizmeti!

1 Ekim 2008’de özel sağlık kuruluşlarında %20 olan “katkı payı” (!?) geçtiğimiz yıl %200’e yani tam 10 katına çıkarıldı! Daha nereye? Kayıt içi cepten ödemeler bu yıl 5 milyar TL’yi aşacak. Bu rakam, SGK bütçesinin 1/40’ı gibi önemli bir oran. Ayrıca kayıt dışı cepten harcamalar var ki, net hesaplamak olanaksız ama en az 5 milyar TL de bu kalem tutar..
223 milyar TL büyüklüğündeki (21 milyar TL’si açık!) toplam SGK bütçesinin en az %10’u, ödedikleri prime = ek vergiye ek olarak, zorunlu sigortalılara yıkılmış bulunuyor.

“Genel Sağlık Sigortası” trafik sigortası gibi güdük mü, kasko gibi kapsamlı mı olacak??
Bizde de giderek trafik sigortasına indirgeniyor ve SGK da bunu SUT’ta
(Sağlık Uygulama Tebliği)
açık açık itiraf ederek,

– “… Benden bu kadar… fazlasını istiyorsan tamamlayıcı özel sigorta yaptır.. ” diyor..

Tıpkı trafik sigortasının çok sınırlı güvence ile zorunlu olması, başınız rahat etsin istiyorsanız,
ve de paranız varsa, birkaç katı daha primi gözden çıkarıp ayrıca kasko yaptırmak gibi..

*****

SGK’yı kurtarmak için hep ama hep artık duvara dayanmış olan “moneter” (parasal) önlemler öneriliyor;  akıl tutulması olsa gerek! Oysa “insancıl politikalar” gerek ve daha verimli bunlar.. Örneğin sağlık hizmetlerinde gereksiz – spekülatif giderleri azaltmanın en etkili yolu,
mutlak biçimde

KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ ODAKLI – TEMELLİ sağlık sistemidir..

Ama piyasalaştırılmış, kâra odaklı özel sağlık sektörü yapılanması buna özünden ters!

– Yoksulluğu azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– İşsizliği azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Kayıt dışını azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Gelir dağılımını vahşi durumundan kurtaracaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Harcamalarda etkinlik, saydamlık sağlayacaksınız, giderleriniz azalacak..
– Yolsuzlukları önleyeceksiniz. giderleriniz azalacak..
– Gereksiz – anlamsız – akıl dışı nüfus artışını frenleyeceksiniz, giderleriniz azalacak..
– Daha sağıklı ve güvenli bir yaşam – toplumsal düzen kuracaksınız, giderleriniz azalacak..

Hesap böyle..

*****

Sağlık Bakanı Dr. M. Müezzinoğlu 63. Kabinede (seçim hükümeti) koltuğunu korudu..
Uyanık adam, geçtiğimiz hafta “Başkanlık olsaydı bu karmaşa olmazdı..” buyurdu ve
Bay RTE‘nin gönlünü bir kez daha, -üstelik tam zamanında- çeldi.. Batı Trakya göçmeni ve
vatansız (haymatlos) kalmışken her şeyini anayurt Türkiye’ye borçlu doktor, işte böyle işlerle meşgul.. Sağlık sistemi çökmenin eşiğinde ama Sağlık Bakanı ucuz ve boş siyasetle meşgul.
Sağlığı yerinde mi acaba??

*****
YASED ve DELOITTE, 2015 için kişi başına yıllık (p.c./p.a) sağlık giderini 913 Dolar olarak kestiriyor. Üstelik kurda Ocak 2015 sonundan (Bay RTE’nin MB’na “Faizi indirin” gürlemesinden bu yana) günümüze %30’u aşan artışı öngörememişlerdir sanırız. Bu örtük – açık devalüasyon, sağlık giderlerini hem dövize bağlı dışalım girdileri yüzünden (ilaç, tıbbi teknoloji) beklenmeyen düzeyde artırabilir (maliyet yükü) hem de artan giderlerin SGK ve yurttaşça ödenememesi üzerinden sağlık hizmeti istemini kısabilir (talep daralması). Her iki durumda toplum sağlığını olumsuz etkiler! Eğer ulusal gelirdeki 3 kat büyüme gerçek (reel) olsaydı, sağlık giderlerinin ulusal gelirdeki payının 2’ye katlanması ülkeyi bunca zorlamazdı!?

Ama, 2002 Kasım’ından başlayarak sağlık giderleri 10-11 milyar Dolar’dan (Ulusal gelirin %4,5-5’i) 2015’te 70+ milyar Dolara (Ulusal gelirin %9’u!) dayanmış bulunuyor. Bu tablo,
Dolar olarak nominal sağlık giderlerinin 6-7 kat artması anlamına geliyor. Bunca finansal darlığa ve zorlanmaya karşın AKP; misyonu gereği, yerli ve yabancı özel sağlık sektörüne onmilyarlarca Dolar rant aktarımını -eli mahkum?!- sürdürüyor..

Fatura, son çözümlemede elbette hep yurttaşın sırtında!

Yıllardır, en az 25 yıldır, Tıp Fakültesindeki “”Halk Sağlığı” derslerimizde, konferanslarımızda,
radyo -TV ve salon konuşmalarımızda, makalelerimizde… uyarır dururuz :

1. Aile hekimliği çağdışı bir sistemdir. (Hizmet sunum modeli)
2. GSS (Genel Sağlık Sigortası) yurttaşın sağlığının değil, sermayenin kârının sigortasıdır!

Kurtuluş için önce bu çıplak tanıyı koymak gerekir.

  • Geçiş döneminde SAĞLIK KOOPERATİFLERİ can yeleği olabilir.
  • İnsanlarımız ne yapıp edip sağlıklarını korumaya, hasta olmamaya baksınlar!

Bu yıkıcı – dış güdümlü siyasal tercihin,
tarikatlar koalisyonu – rant dağıtıcı AKP iktidarının mutlaka ve hızla değiştirilmesi gerekir.

Kurtuluş bu acı ve çıplak gerçeği artık görmekten geçiyor.

Sevgi ve saygı ile.

29.08.2015, Tekirdağ

TTB’den Yeni Hükümet’in dikkatine: Yalan değil çözüm istiyoruz!

Yeni Hükümet’in dikkatine:
Yalan değil, çözüm istiyoruz!

tabip

AKP’nin 13 yıllık yalanlarla dolu iktidarı 7 Haziran 2015 seçimiyle sona erdi.

Tıp Dünyası olarak, siyasal partilerin koalisyon arayışları sürerken, hekimler ve sağlık çalışanlarının yeni hükümetten ve yeni Sağlık Bakanı’ndan beklentilerini ve istemlerini anımsatmak istedik :

  • Çalışma koşullarının acilen düzeltilmesi
  • Emekliliğe yansıyacak temel ücretlerin iyileştirilmesi
  • Fiili hizmet zamlarının ödenmesi
  • Tıp eğitiminde niceliği değil, niteliği önceleyen politikaların uygulanması
  • Bütün yurttaşların eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesi

Tıp Dünyası – ANKARA

AKP’nin 13 yıllık yalanlarla dolu tek başına iktidarı 7 Haziran 2015 seçimiyle sona erdi.
Sağlık, bu yalanların en fütursuzca sergilendiği alanların başında geldi.

– Sağlıkta “reform” yaptık denildi,
– “çağ atladık” denildi,
– “bütün vatandaşlar memnun, istediği hastaneyi, istediği hekimi seçebiliyor” …

denildi. Oysa halkın ve sağlık çalışanlarının gerçekleri böyle değildi.

Sağlık bir tüketim malzemesine, üzerinden kâr edilen bir metaya dönüştürüldü.
Kamuda uygulanan “performans” sistemi, özel sektörde ise ciro ve kâr baskısı sağlık hizmetlerini şekillendirdi. Muayene, ameliyat sayıları, ilaç tüketimi, tetkik sayıları
son 10 yılda üçer kat arttı. Muayene sayılarındaki artış özel sektörde 13 katı buldu.

Tıp ve sağlık eğitimi sayısız nedenle zarar gördü

  • Türkiye ciddi biçimde niteliksiz tıp ve sağlık eğitimi sorunuyla karşı karşıya bırakıldı.
  • Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ağırlaştı, hak gaspları yaşandı.
  • Sağlıkta şiddet hiç olmadığı kadar arttı.
  • Sağlık çalışanları ücret yetersizliği ve adaletsizliği, çalışma barışının bozulması, ağır çalışma koşulları, mesleksel doyumsuzluk, meslekte yükselmelerde kayırmacılık, liyakatın
    (AS: yaraşırlığın) dikkate alınmaması ve şiddet nedeniyle ciddi sıkıntılar içine düştüler.
  • En temel insan hakkı olan ve herkesin ayrımsız olarak en nitelikli biçimde ulaşabilmesi gereken sağlık hizmetlerinde durum, başlangıçtaki göz boyama uygulamalarından sonra giderek olumsuzlaştı.
  • Vatandaşlar giderek ceplerinden daha fazla katkı/katılım payı ödemeye buna karşılık
    sağlık hizmetine daha az ulaşabilmeye başladılar.
  • Aşılama oranları düştü,
  • Bebek ölüm hızı yükseldi. (AS : Türkiye’de buzağıların ve bebeklerin ölüm hızı çok yakın!)
  • Vatandaşların sağlıktan memnuniyeti giderek azaldı.

Gerçekleri görün!

7 Haziran seçimleri sonrası yeni hükümet arayışları sürüyor. Hekimler ve sağlık çalışanları
yeni hükümeti ve yeni Sağlık Bakanı’nı, belki de AKP’nin oy yitiğinin nedenlerinden biri olan sağlıktaki olumsuz tabloyu görmeye, doğru okumaya ve hekimlerin / sağlık çalışanlarının istemlerini dikkate almaya çağırıyor ve acil istemlerini bir kez daha anımsatıyor:

–         Çalışırken de emeklilikte de insanca yaşayabilecek güvenceli bir gelir talep ediyoruz. Hazırladığımız yasa teklifi doğrultusunda acilen emekliliğe yansıyan ücretimizin ve
mevcut emekli hekim maaşlarının iki katına çıkmasını istiyoruz.

–          İnsanüstü bir çabayla, insanlık dışı, şiddet gördüğümüz koşullarda çalışıyoruz.
36 saat kesintisiz, ihtiyaç molası bile veremeden, performans / ciro baskısı altında,
sağlıksız koşullarda, şiddet baskısı altında, taşeron sistemiyle çalışıyoruz.
Çalışma koşullarımızın acilen düzeltilmesini talep ediyor;
yetkilileri taşeron sistemine “çağdaş köleliğe” son vermeye çağırıyoruz.

–          Yıllarca haftada 40 saatlik yasal sürenin çok üzerinde ve ağır koşullarda çalıştığımız halde bugüne dek bir türlü verilemeyen fiili hizmet zammını talep ediyoruz.

–          Başta tıp eğitimi olmak üzere sağlık alanındaki mesleki eğitimin niteliğinin giderek bozulduğunu, bunun halkımızın geleceğini tehdit ettiğini görüyoruz. Tıp ve sağlık eğitiminde meslek örgütleriyle, ilgili derneklerle işbirliği yapılmasını, sayıyı değil niteliği önceleyen
bir politikayı talep ediyoruz.

–          Katkı, katılım paylarıyla, istisnai hizmet tanımıyla, fark ücretleriyle, 5 dakikalık randevu süreleriyle halkımızın sağlık hizmetine erişimi kısıtlanmaktadır.

  • Nitelikli sağlık hizmetine bütün yurttaşlarımızın ücretsiz ulaşabilmesini talep ediyoruz.

==============================

Evet dostlar,

AKP’nin sağlık hizmetlerinde balayı dönemi -epeydir- bitti!

Artık, deyim yerinde ise “Sağlık hizmetlerinde Dikenli kirpi dönemi” başladı..
Neresinden tutarsanız tutun, Sağlık hizmetlerinin bedelleri can ve cep yakmaya başladı.

Sağık giderleri SGK primleri (prim = EK VERGİ!) ile karşılanabilmekten çok uzak.
5510 sayılı yasa, Kurumun (SGK) topladığı primlerin 1/4’ü kadar da yasal devlet katkısını (Merkezi yönetim bütçesinden sosyal devletin aktarımı – transferi) öngörüyor (md. 81)
ama bu da yetmiyor.. Çünkü;

– Sağlık Sistemi piyasalaştırılmış,
– Kâr amaçlı ve
– Sağaltım (tedavi) odaklı..

Sağlık hizmetlerinin idam sacayağı bu yapı.. Dipsiz kuyu..
Uygar = halktan yana (sermayeden yana değil!) sağlık hizmetlerinde olmaması gereken
3 olumsuzluğun 3’ü de var!

2015 yılı SGK bütçesi 223 milyar TL.. Neredeyse genel bütçenin (yakl. 500 milyar TL) yarısı. Ancak 21 milyar TL açığı var.. Genel bütçe açığı da bu denli.. Bir anlamda bütçe açığının sorumlusu SGK!

SGK 2015’te yaklaşık 160 milyar TL prim toplarsa, bunun 1/4’ü olan 40 milyar TL de yasal Devlet katkısı olarak 200 milyar TL’yi bulacak.. Açığı da genel bütçeden kapatılacak;
sonuçta 60 milyar TL’yi aşan bir tutar, genel bütçenin %12’si SGK’ya aktarılmış olacak..

Bu tablo sürdürülebilir gözükmüyor.. Aktüaryal dengenin daha kararlı ve kalıcı biçimde sağlanması gerek. Prim gelirlerinin artırılması, giderlerin de azaltılması..

İşte bu yüzden SGK giderek sağlık hizmetleri giderlerini kısıyor ve açığını
GENEL SAĞLIK SİGORTALISININ CEBİNE YIKIYOR..

1 Ekim 2008’de özel sağlık kuruluşlarında %20 olan “katkı payı” geçtiğimiz yıl %200’e yani
tam 10 katına çıkarıldı! Daha nereye?

Sağlık sigortası trafik sigortası gibi güdük mü, kasko gibi kapsamlı mı olacak??
Bizde giderek trafik sigortasına dönüşüyor ve SGK da bunu açık açık itiraf ederek,
“… benden bu kadar… fazlasını istiyorsan tamamlayıcı özel sigorta yaptır.. ” diyor..
Tıpkı trafik sigortasının çok sınırlı güvence ile zorunlu olması, başınız rahat etsin istiyorsanız, birkaç katı daha primi gözden çıkarıp kasko yaptırıyorsunuz..

SGK’yı kurtarmak için hep ama hep artık duvara dayanmış olan “moneter” (parasal) önlemler öneriliyor. Oysa insancıl politikalar gerek ve daha verimli bunlar..

Örneğin sağlık hizmetlerinde gereksiz – spekülatif giderleri azaltmanın en etkili yolu,
mutlak biçimde KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ ODAKLI sağlık sistemidir..
Ama piyasalaştırılmış, kâra odaklı özel sağlık sektörü yapılanması buna özünden ters!

– Yoksulluğu azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– İşsizliği azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Kayıt dışını azaltacaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Gelir dağılımını vahşi durumundan kurtaracaksınız, prim gelirleriniz artacak..
– Harcamalarda etkinlik, saydamlık sağlayacaksınız, giderleriniz azalacak..
– Yolsuzlukları önleyeceksiniz. giderleriniz azalacak..
– Gereksiz – anlamsız – akıl dışı nüfus artışını frenleyeceksiniz, giderleriniz azalacak..
– Daha sağıklı ve güvenli bir yaşam – toplumsal düzen kuracaksınız, giderleriniz azalacak..

Hesap böyle..

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu koltuğunu korudu..
Uyanık adam, geçtiğimiz hafta “Başkanlık olsaydı bu karmaşa olmazdı..” buyurdu ve
Bay RTE’nin gönlünü bir kez daha, -tam zamanında- çeldi.. Batı Trakya göçmeni ve
vatansız (haymatlos) kalmışken her şeyini anayurt Türkiye’ye borçlu doktor, işte böyle işlerle meşgul.. Sağlık sistemi çökmenin eşiğinde ama Sağlık Bakanı ucuz siyasetle meşgul.
Sağlığı yerinde mi acaba??

Sevgi ve saygı ile.
29.08.2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com