Meclis’e ve millete pranga takıyorlar!

Meclis'e ve millete pranga takıyorlar!

Meclis’e ve millete pranga takıyorlar!

AYDINLIK, 12.2.2017

(AS: Bizim kapsamlı katkımız azının altındadır..)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mevcut sistemi prangalı sistem olarak tanımlamasına  muhalefetten tepki geldi: Asıl pranga bu sistemle TBMM’ye vuruldu!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Aksaray’da dün de İstanbul’da yaptığı konuşmada partili cumhurbaşkanlığı sistemini savunurken söylediği “Bu sistem var ya bu sistem, bu bizim bileklerimizde prangaydı. 16 Nisan’da bileklerimizdeki bu prangaları
söküp atmaya var mıyız?” sözlerine muhalefet partileri tepki gösterdi.
Aydınlık’a konuşan muhalefet partililerin açıklamaları şöyle:
‘KONTROLSÜZ PRANGALI BİR SİSTEM YARATIYORLAR’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan : Getirdikleri sistem, Türkiye için gerçek ve ciddi bir pranga yaratıyor. On beş yıldan bu yana, tek başına iktidarda istediklerini yapan bir güce sahipler. Ne isteyip de yapamamışlar? Sistem bunlara hiçbir engel çıkarmadığı için FETÖ’yü devletin kalbine götürüp yerleştirdiler. Bir pranga varsa 15 yıldan beri kontrolsüz bir şekilde kurdukları iktidardır. Şimdi bunu daha kontrolsüz hale getirmeye çalışıyorlar. Daha büyük bir pranga yaratmaya çalışıyorlar. Bugün Türkiye terörde bu noktaya gelmişse 15 yıllık pranganın eseredir. Başka bir prangadan bahsediyorlarsa bilemem. Bunların Cumhuriyet ile kuruluş değerleriyle sorunları olduğunu biliyoruz. Bu hesaba dayalı olarak Cumhuriyeti bir pranga olarak görüyorlarsa, Cumhuriyet, yalnızca uluslararası emperyalizmin Türkiye üzerindeki emellerinin karşısında bir prangaydı. Bunlar o prangayı çözmeye çalıştılar buna güçleri yetmedi. Ama Türkiye’yi 15 Temmuz darbe felaketine getirdiler.
‘YASAMA YETKİSİNİN TBMM’YE AİT OLMASI
ERDOĞAN İÇİN BİR PRANGADIR’
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz: Erdoğan, 16 Nisan’da Anayasa değişikliğiyle “100 yıllık prangayı söküp atacağız” diyor. Erdoğan bu söylemiyle anayasa değişikliğinin hedefini ve saflaşmayı doğru tanımlıyor. Dayatılan anayasa değişikliğiyle yüzyıllık Cumhuriyetimiz hedef alınıyor.
  • Saflaşma, Cumhuriyet güçleriyle Cumhuriyet karşıtı güçler arasındadır. Milli egemenliğin temsilcisi olan Meclis, bu tanımlamaya göre prangadır. Meclis’in yürütmeyi denetlemesi, yürütmeye pranga vurulması olarak kabul edilmektedir. Yasama yetkisinin TBMM’ye ait olması Erdoğan için bir prangadır. Cumhurbaşkanının da tek başına yasama yetkisine sahip olması, kanun çıkarabilmesi istenmektedir. Keza, yargısal pranganın sökülüp atılması için de hukuk devletinden vazgeçilmeli, üst yargı organları Cumhurbaşkanınca belirlenmelidir. Özetle, ‘100 yıl’ tanımlamasından da açıkça anlaşıldığı gibi, Cumhuriyet ve Meclis hedef alınmakta, “prangaların sökülüp atılması” ile olağanüstü yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanından ibaret denetimsiz yürütme hedeflenmektedir. Milletimiz bunu
    kabul etmez. Cumhuriyetimizin “pranga” olarak nitelendirilmesine “Hayır” diyecektir.

‘PRANGALI’ SİSTEMDE, EYALET SİSTEMİNİ Mİ GETİREMEMİŞLER?

Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu’ üyesi MHP Kayseri Milletvekili Prof. Yusuf Halaçoğlu: Getirdikleri anayasa değişikliğini savunabilmek için gülünç şeyler söylüyorlar. Prangaymış. 15 senedir istedikleri kanunu çıkartıp ama hep aldanan insanların böyle bir ifade kullanmaları gülünç oluyor. Pranga olarak ne engellemiş kendilerini? Eyalet sistemini mi getirememişler? Onu mu demek istiyor? Demokrasiyi getirmek istemişler de engel mi olmuş? Kanunlar mı çıkaramamışlar? Yargıyı bağımsız hale getirmek istemişler de getirememişler mi?  Ne engel olmuş hangi ve neyin prangasıymış? Ekonomiyi, dış politikayı berbat etmişler
s
onra da prangadan bahsediyorlar.
Getirdikleri sistem söylediklerinin tam tersine özgürlükçü bir sistem değildir. Yargıyı kontrol altına alan tek insanın hakimiyetine bırakan, Meclis yerine kişiye KHK ile yasa çıkarma yetkisi veren bir sistem getiriyorlar. Şimdi yasama ve yürütmenin tek kişinin emrinde olan bir sisteme özgür bir sistem denmez ki. Tam tersine despot bir sistem denir. Hukuk dışı bir sistem getiriyorlar. Prangadan bahsediyor. Getirdikleri sistem tek parti sistemi dahi olmayacak. Çünkü tek parti döneminde bile yargı ve yasama tek kişinin elinde değildi. Tek partinin elinde ama tek kişinin elinde değildi. Bunların getirdiği sistemde yargı ve yasama tek kişinin elinde olacak.
‘PRANGALARI MİLLETİN AYAKLARINA GEÇİRECEKLER’

Anayasa Profesörü Süheyl Batum                   :
Bir referanduma gidiyoruz. Referandumda bir metni oylayacağız. Metin belli. İçine yetkiler koymuş. Buna göre her şeyi, yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı cumhurbaşkanına vermiş.
Şimdi biz neyi oylayacağız? Metni. Metni oylarken, metnin dışında her şey söyleniyor. “Prangaydı”, “Hayır veren PKK ile ve FETÖ ile beraber olmuş demektir.” Söylenenler tümüyle bunlar. Aynı konuşmanın içinde “yol yaptık, köprü yaptık” diyor. Nasıl? Pranga varken bunları yaptık. Böylece nereye dönüyoruz. Her şeyi cumhurbaşkanına veriyoruz. Peki bunlar demiyorlar mıydı “Tek adam milli şef döneminde hiçbir şey yapılmadı, baskı getirdi” diye.
Biz o köprüleri yolları yaparken baskıya dönmek için mi tekrardan tek adam rejimini getiriyoruz? Sadece cumhurbaşkanı değil, herkesten “100 yıllık pranga bitti”, “200 yıllık baskı bitti”, “Vesayet bitecek” lafları duyuyorum. 2010’da biz bunları izliyorduk. Malını anlatmak yerine dönüyor, “bana güvenin, prangayı kıracağız” diyor.  Malına güvenen içeriğini anlatmaz mı? Sen bu paketin içeriğini anlatan bir ‘evetçi’ duydun mu? Nereden kaynaklanıyor bu? Demek ki, referanduma sundukları metine kimse güvenmiyor ve inanmıyor. Ne yaptıysalar prangalı vesayet rejimi dedikleri rejimde yapmışlar. Şimdi nereye gitmek istiyorlar? Tek adam rejimine. Hani tek adam rejiminde hiçbir şey yapılmamıştı. Oraya mı dönmek istiyorlar?
Ben söylüyorum bu anayasa değişikliği tek adam rejimi getirecek, her şeyi bir kişiye verecek. Benim için kimin olacağı önemli değil. Bana göre, tek adam rejimi demek tek adam için
engel olan prangaları çözüp, o prangaları milletin ayağına vurmak demektir.
==================================
Dostlar,

Olanak ölçüsünde her yerde insanlarla konuşuyoruz..
Ağırlıklı biçimde HAYIR kararı görüyoruz. ama gevşemek yok..
Ortada olanlarda ise bilgi açığı hemen öne çıkıyor..
Dayatılan anayasa değişikliğinin içeriğinden birkaç örnek genellikle yeterli oluyor.

Yukarıda aktarılanlara yalnızca 1 örnek de biz verecek olursak, Üniversite rektörleri konusu. Yürürlükteki Anayasa ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası rektör seçimlerini ve atanmasını açık açık düzenliyor : Üniversiteler 6 aday belirliyor, YÖK bunları kendine göre ya da Saray’ın emirlerine göre 3’e indiriyor ve Tayyip bey de bu 3 kişiden 1’ini atıyor. Anayasa ve ilgili Yasa kuralı koymuş. Ancak Tayyip bey bir OHAL KHK’si çıkararak Anayasayı çiğneyen, ilgili yasayı da yok sayan tümüyle hukuk dışı ve keyfi bir düzenleme yaparak tek başına kendisinin bu atamaları yapması yetkisi aldı.. Boğaziçi gibi seçkin ve uluslararası saygın bir üniversitemizde bile 400 dolayında öğretim üyesinin yaklaşık %80’inin oyunu alan kadın bir profesörü doğallıkla atamak yerine, aday bile olmayan 1 erkek profesörü atadı! Tam demokrasi değil mi??!

Erdoğan ve yandaşları hala prangadan söz etmekteler kocaman bir demagoji ile. 12 Eylül rejiminin kalıntısı YÖK düzenini demokratikleştirmek yerine, kaç kez anayasa değişikliği yapmalarına karşın bu özerklik ve demokrasi karşıtı düzeni demokratikleştirmek yerine tepe tepe kullandılar, Erdoğan’ın ağzıyla itiraf ettiği üzere 18 üniversiteyi FETÖ’ye verdiler
Bu antidemokratik anayasa maddesi ve YÖK yasası bile yetmemiş olmalı ki, Erdoğan anayasa  – yasa tanımadan, OHAL bahanesiyle  açık – tam hukuksuzlukla bu yetkiyi kendi tekeline aldı! Her fırsatta “cumhur ne derse öyle olur..” demagojisi yapanlar, Üniversite hocalarını “Cumhurdan” saymıyor! Üniversite hocalarına rektörlerini seçmelerini çok görüp adam yerine koymayanların halka ve iradesine gerçekten saygı duyduklarına kimi inandırabilirler??
Bir de 18 yaşını bitiren çocuklara milletvekili seçilme hakkı tanıyarak oy avcılığı peşindeler.

Gerçekleri öğrenmelerini basına ağır sansür ve yandaş basın – TRT ile engelledikleri, “HAYIR” propagandasının yasaklandığı, “evet” diyecek cumhurun FETÖ’cü, bölücü, 15 Temmuz darbesinden yana…. ilan edilerek göz dağı verilmesi, işsizlik – yoksulluğa ve AKP sadakasına mahkum ettikleri halkı oy deposu olarak kullanma hesapları… insanlık ayıbı, halka karşı ikiyüzlülük, utanmaz bir halk yardakçılığı… değil de nedir??

Tam hukuksuzluk – tam keyfilik sürdürülüyor ama bunca yetki de yetmiyor??

AKP-RTE neden çağımızda hiçbir uygar ülkede olmayan bir ucube TEK ADAM yetkisi istiyor?

Kritik soru ve sorun budur. Şimdiye dek yaptığı anayasayı ayaklar altına alan tam hukuksuzluk – tam keyfilik ibret ve dehşet vericidir.. Bir de dayatılan Anayasa değişikliği onaylanırsa,
Erdoğan daha neler neler yapacak, kestirmek hiç de zor olmasa gerek.. Çarşambanın gelişi.. Bu Anayasa değişikliği 17-25 Aralık yolsuzluğu dahil AF getiriyor ayrıca!

  • Ülkemiz bir dinci despotizm – faşizm ve eyaletlet – özerklik – bölünme tehdidi ile
    yüz yüze.
  • Anayasa değişikliği ile Erdoğan net ve sınırsız eyalelet – özerklik yetkisi de alıyor…

Bunca yetki padişahta bile yoktu.. ABD başkanında da yok..

  • TBMM bunca sınırsız yetkiyi Kurtuluş Savaşında Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya bile vermemişti!
  • Habire kandırılan ve bunu kendisi itiraf eden bir insana 80 milyon insanın geleceğini ve
    her şeyimiz Türkiye’mizi neden emanet edelim? Bu çok tehlikeli bir kumardır.
    Bu anayasa değişikliği dayatması TBMM’yi göstermelik yapıyor, hiçe indiriyor
    TBMM yaşamalı, yaşatılmalı ve halkımızın temsilcisi olarak tam yetkiyle
    demokratik Cumhuriyet rejimimizin Kâbesi – Kalbi olarak varlığını sürdürmelidir

Sonuç olarak bu dayatmanın mutlaka halkımızca reddedilmesi gerekir : HAYIR – HAYIR!
Öyle de olacaktır… Türkiye Cumhuriyeti’ne yıkıcı kumpas kuranlar altında kalacaktır.

Sevgi ve saygı ile. 12 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

CHP’li Koç’tan Demirtaş’a Eleştiri: Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP’li Koç’tan Demirtaş’a Eleştiri:
Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP'li Koç'tan Demirtaş'a Eleştiri: Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, “Bugün HDP‘nin ‘geniş kitlelere konuşuyorum ben’ sözünün altında maalesef ırk temelli politikalar vardır. Onun için 1 Kasım’da oy kullanacak, şu geçecek barajı bu geçecek, onlar zaten geçiyor. CHP’nin artık hiç kimseye ‘şu olsun, bu olsun’ diye verecek bir tane oyu yoktur.” dedi.

Koç, partisinin Kalecik olağan ilçe kongresine katıldı.

“3 AY TÜRKİYE‘Yİ GERDİ OYALADI”

Türkiye‘nin 7 Haziran’da bir seçimden çıktığını ve milletin, “ben bunu istiyorum” dediğini aktaran Koç, “Ama birileri ‘yok yok sen bir daha düşün iyi karar vermemişsin’ diye yaklaşık 3 ay Türkiye‘yi gerdi oyaladı ve sonuçta ‘1 Kasım’da bir daha sandığa git!’ dedi.” ifadesini kullandı.

Koç, seçimler sonucu bir koalisyon gereğinin ortaya çıktığını anımsatarak, koalisyon görüşmelerinde “muhalefet her şeye ‘hayır’ dedi.” eleştirileri yapıldığını söyledi.

“ONLARIN AMACI CHP’Yİ MASADAN KAÇIRTMAKTI”

CHP olarak ülkenin gittiği noktayı iyi gördüklerini ve “önce Türkiye dediklerini belirten Koç, “Onların amacı CHP’yi masadan kaçırtmaktı. Ondan sonra da dönüp millete ‘bak gördünüz mü en zor günde CHP sorumluluk almaktan kaçıyor.’ diyeceklerdi. Onlara bu fırsatı vermedik, oturduk, çalıştık. Türkiye‘nin ihtiyaçlarını ortaya koyduk.” diye konuştu.

Terör olaylarına da değinen Haluk Koç, PKK‘nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu dile getirdi.

PKK, SARAY SENARYOSU İŞLİYOR ŞU AN TÜRKİYE‘DE”

Koç, “Binlerce yurttaşımızı katletmiştir, bunda hiç şüphe yok. Ama yaşananlar, ‘seçim sonrasında bir koalisyon olmasın.’ Bir koalisyon olup da CHP’ye 9-10 bakanlık verilip, benim daha önce yaptıklarım kurcalanmasın, işin ucu bana, benim oğluma dokunmasın‘ korkusuyla bu son dönemde artan olaylarda hiç şüpheniz olmasın başka birilerinin de rolü var. Yani ortak bir senaryo var. PKK, saray senaryosu işliyor şu an Türkiye‘de, acı olan budur.” ifadesini kullandı.

“O MASA NİYE KURULDU, NİYE DEVRİLDİ BUNLARI SORMAYACAK MIYIZ?”

Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Siz değil miydiniz, ‘ya bu Apo çok iyi adam Türkiye‘nin önünü açıyor’ diyen. Bunu söyleyenler senin başbakan yardımcıların değil miydi? Bir masa kurmuşlardı, o masada ne pazarlığı yaptınız siz, ne aldınız ne verdiniz. Bu milletin bu konularda bir bilgisi var mı? O masa niye kuruldu, niye devrildi, bunları sormayacak mıyız? Her gün asfaltın altında bir ton, iki ton bomba döşenirken siz ne yapıyordunuz, şarkılı türkülü miting yapıp güya terörü lanetleyenler, siz ne yapıyordunuz? Sormayacak mıyız? Adamlar yol kesip vergi toplarken, kendi mahkemelerini kurarken, cephane yığarken siz ne yapıyordunuz? ‘Bugün akan kanda, yaşanan acılarda sizlerin sorumluluğunuz var.’ derken niye kızıyorsunuz, yok mu? Kaç operasyon yetkisi istemiş asker ama yetki onda değil. Vali verecek. ‘Sizin istediğiniz emniyet müdürlerini, valileri atayacağız.’ Şimdi akan kan için hayıflanıyor, neredeydi aklın? Pazarlıkta şu vardı, ‘Kürt kardeşlerimiz sana başkan olmak için oy versinler, sen de PKK‘nın yollarını aç, öyle mi? Savunma, ‘çok saftık.’ Şimdi ‘istikrar lazım bize oy verin.’ Bunların yüzü aynı kasap süngeriyle silinmiş gibi. İstikrarsızlığın baş sorumlusu bu kadrolardır.”

“BUNLAR ZOR DURUMA DÜŞÜNCE BUNLARA SİMİT ATIYORSUNUZ”

“Terörü bitirmek istiyordunuz, niye CHP’nin önergesine destek vermediniz?” diyen Haluk Koç, MHP‘yi, AK Parti‘yi düştüğü zor durumlardan kurtarmakla suçladı.

Koç, “Bazen MHP‘yi de anlamakta zorluk çekiyorum. Siz niye ikide bir kuyruğa takılıyorsunuz, bunlar zor duruma düşünce bunlara simit atıyorsunuz. Bu kadrolar artık Türkiye‘yi yönetme gücünü yitirmiştir.” ifadesini kullandı.

“SAYIN DEMİRTAŞ SEN DEĞİL MİYDİN…”

“Bir çift sözünün de HDP‘ye olduğunu” belirten Koç, HDP‘nin 6 milyon oy alarak 80  milletvekili çıkardığını hatırlattı.

Haluk Koç, şöyle devam etti:

“Sayın Demirtaş şimdi konuşuyorsun, sen değil miydin, Gezi olaylarında ‘bu bir darbe girişimidir.‘ diyen. Meclis’te eğitim sistemi iyice çağdaşlıktan uzaklaştırılırken, AKP‘ye her türlü desteği veren sen değil miydin? Yolsuzlukları araştırma komisyonu kurulduğunda HDP‘li üyeyi çeken sen değil miydin?

Sana ne diye oy verildi? ‘Terörle aranı aç, meşru siyasi temsilci ol’ diye verildi. ‘Önce insan’ diyoruz, ırk temelinde yapılan siyasetler toplumu ayrıştırır, çürütür. Bugün HDP‘nin ‘geniş kitlelere konuşuyorum ben’ sözünün altında maalesef ırk temelli politikalar vardır. Onun için 1 Kasım’da oy kullanacak, şu geçecek barajı bu geçecek, onlar zaten geçiyor. CHP’nin artık hiç kimseye ‘şu olsun bu olsun’ diye verecek bir tane oyu yoktur. Biz namusumuzla mücadele ediyoruz, biz ‘önce millet’ dedik, ama onlar ‘önce Saray‘ dedi. 1 Kasım’da hepimize bir görev düşüyor, bu görevimizi yerine getirmek zorundayız, Türkiye‘de yaşayan her yurttaşımızı birinci sınıf yurttaş yapmak zorundayız.”

“DAVUTOĞLU’NUN ÜÇ ÇAĞRISINA KATILIYORUZ”

Başbakan Ahmet Davutoğlu‘nun dün siyasi partilere 4 konuda çağrı yaptığına işaret eden Koç, bunlardan üçüne CHP olarak katıldıklarını bildirdi.

Koç, şunları kaydetti:

“Çağrısının bir tanesi dışında, üçüne katılıyoruz. Önce katıldığımızı söyleyeyim. Görüntü kirliliği ve ses kirliliği. Evet burada anlaşalım, hem milli ekonomiyi koruyalım, bayrak, ses, gürültü… Bir tek seçim merkezlerinin önünde ve ilçe merkezlerinin önünde bayrak asılsın. Dağa, taşa, mezarlığa bile bayrak asılıyordu geçen seçimlerde. Bunu bir centilmenlik anlaşmasıyla halledelim, buna varız. Siyasette bazen hakarete varabilecek eleştiriler yapılıyor. Kimseye hakaret etmeyelim. Hiç kimsenin özelini karıştırmayalım. Eyvallah, o bizim düsturumuz zaten. Ama bunları söyleyen Sayın Başbakanın, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ailesiyle ilgili havuz medyasında saçma sapan iftiralar sergilendiğinde de sesini çıkarması gerekiyor. Katılmadığımız bir yön var, ‘Sayın Cumhurbaşkanını bu işlerin dışında tutalım.’ Eyvallah. Sayın Cumhurbaşkanı seçilmiştir, meşrudur, çalışma koşullarını bağlayan anayasal maddeler var. Sayın Cumhurbaşkanı anayasal sınırları içinde kaldığı sürece eyvallah. Ama sen o yetkileri aşıp bir gün başbakan, bir gün AKP genel başkanı gibi meydanlara çıkıp, ağzına geleni söyler, önüne geleni yıkıp devirirsen, o zaman kusura bakma seni muhatap almasak da hakettiği cevabı, hakettiği zaman alnının ortasına yapıştırırız.”

Haluk Koç, Kurban Bayramı‘nı da kutlayarak, Türk milletinin yaşadığı acıların sona ermesi dileğinde bulundu.
(22.9.2015, http://www.haberler.com/chp-li-koc-tan-demirtas-a-elestiri-irk-7714148-haberi/)

===========================

Dostlar,

Eğriye eğri, doğruya doğru..
Meslektaşımız ve sevgili dostumuz – kardeşimiz Haluk Koç’un bu demecinde söyledikleri baştan sona doğru değil mi?

– HDP eşbaşkanı Demirtaş’a :
Irk temelinde yapılan siyasetler toplumu ayrıştırır,”
“Irk Temelli Politika Yapıyor”

  • PKK‘nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu..
  • Türkiye‘de yaşayan her yurttaşımızı birinci sınıf yurttaş yapmak zorundayız

Nasıl ki HDP’den terörle arasına net sınırlar koyması isteniyorsa CHP’den de gerçek Ulusalcı – Kemalist olmayanları Partide baştacı etmemesi.. bekleniyor..

Kemalist  – Ulusalcı tabana yönelmesi ve onunla bütünleşmesi bekleniyor..

Süheyl Batum, İsa Gök, Emine Ülker Tarhan, Türker Ertürk, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz…. gibi gerçek ulusalcı Kemalist değerleri neden dışlayıp – harcadığını anlayamıyor ve içimize sindiremiyoruz. Bu insanlara çağrı yapılmalı ve

  • “Biz hata ettik, daha sonra telefi edebiliriz, sizi CHP saflarında savaşıma (mücadeleye) açağırıyoruz..”  denmelidir.

Başta Vatan Partisi olmak üzere yurtsever – demokrat partiler ve kişilerle neden seçim işbirliği yapmadığını anlayamıyoruz. AKP ile koalisyon görüşmelerine hazırlanılıyor, gidiliyor da örn. DSP ile, Yurt Partisi ile, Vatan Partisi ile neden seçim işbirliği olmuyor?? Hoş AKP de CHP’yi koalisyon görüntüsüyle oyalayıp sonunda azınlık hükümeti için destek istemedi mi??

1 Kasım 2015 seçimleri kritiktir. AKP 7 Haziran da az buz değil, 9 puan oy yitirerek iktidardan bu halk tarafından meşru biçimde düşürülmüştür. 1 Kasım’da halktan 2. ve daha ağır bir tokat yemesi için koşullar elverişlidir.

CHP, bu mazlum halkın tüm kuşatılmışlığına ve baskılara karşın yarattığı bu “olumlu” koşulları çok ama çok iyi değerlendirerek Ülkemizi bu bataklıktan çıkarmak içi elinden geleni yapmalıdır. 1 numaralı stratejik öncelik budur. Büyün yığınak bu hedefe dönük yapılmalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
22 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

6 CHP Milletvekilinden Uyanışa Çağrı


Dostlar,

CHP’nin 6 yiğit milletvekili ortak bir basın açıklaması yaptılar.
Sayın Birgül Ayman Güler‘in web sitesinden açıklama duyuruldu.

Bu yürekli, gerçekçi ve yerinde açıklamayı biz de paylaşıyoruz.
Metin aşağıda..

  • Tehditler artık CHP’nin kurumsal kimliğine dek uzanmaktadır.

Bu sayın milletvekilleri, yıllardır yinelediğimiz gerçeğin altını çizmektedir :

  • İntikamcı iktidarlar “demokratik anayasa” yapamaz!

Umarız CHP’nin kurumsal politikalarını da bu yönde değiştirebilirler bu 6 sayın vekil.

CHP artık kendine gelmelidir.
Sayın Kılıçdaroğlu, en hafif deyimiyle Polyanna’cılık oynamayı bırakmalıdır;
hem de ivedilikle..

Ateş bacayı sarmak üzeredir.

Milyonlarca kararlı, bilenmiş, ölümü bile göze almış…. kitle sokaklardadır ve
HÜKÜMET İSTİFA!.. diye haykırmaktadır. Ortada 7 ölüm, binlerce yaralı, 10’u aşkın insanın gözünü yitirmesi, yüzlerce gözaltı… apaçık AKP faşizmi görünmekte ve uygulanmaktadır.

Böylesine eli kana bulanmış ve insanlık suçu işleyen bir iktidar ile
demokratik ve insan haklarını geliştirici anayasa yapılabilir mi??

12 Eylül 2010 değişikliklerinde kurulan tuzak da mı CHP’yi uyarmaya yetmiyor??

Parlamentoculuk – uslu muhalefetcilik ile CHP,
meşru halk eylemiyle yıkımın – dağılmanın eşiğine getirilmiş bir iktidara
neden payanda olmaktadır?
AKP sonrası için olası Atlantik ötesi vize alma adına mı?

Bu aymaz politikaların zerrece savunulabilir yanı yoktur.
Biz de hiç politika yapmadan, diplomasiye bulaşmadan doğrudan söylemiş olalım.

Sevgi ve saygı ile.
13.8.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

============================================

6 CHP Milletvekilinden Uyanışa Çağrı

Basın Bildirisi, 12 Ağustos 2013
http://www.birgulaymanguler.net/index.php?option=com_content&view=article&id=1127:uyanisa-cagri&catid=187:izmircalismalari-2&Itemid=768

UYANIŞA ÇAĞRI

  • İzmir Milletvekili ve CHP Parti Meclisi Üyesi Birgül Ayman Güler,
  • İstanbul Milletvekili Nur Serter,
  • Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz,
  • Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum,
  • Kayseri Milletvekilli Şevki Kulkuloğlu ve
  • Antalya Milletvekili Gürkut Acar

ortak bildiri yayımladılar. CHP Milletvekilleri yayımladıkları bildiride 5 Ağustos 2013 günü sona eren Ergenekon Davası kararlarını tanımadıklarını açıkladılar.

Ergenekon Davası 5 Ağustos 2013 günü sona erdi.

* Hukukun tüm ilkeleri çiğnenmiş,
* sahte dijital deliller davanın esası olmuş,
* savunma hakkı yok edilmiş,
* Danıştay cinayeti sanıkları aklanırken elinde kaleminden başka bir şeyi olmayan aydınlar ‘cebir ve şiddetle hükümeti yıkmak’ mahkum edilmişlerdir.

Silivri kararlarını tanımıyoruz

Bizler, Türk Milletinin milletvekilleri olarak

teröristleri tanık diye kabul eden,
– canileri beraat ettiren,
– yurtsever aydın ve komutanları ise dayanaksız biçimde mahkum eden
Silivri mahkemesinin kararlarını tanımıyoruz.

Çünkü, her şeyden önce, mahkumiyet kararları veren mahkemenin kendisi,
hukuken yok hükmündedir.
Bu, yalnızca Ergenekon Davası’nın görülmesi için devam ettirilmiş bir
Özel Yetkili Mahkeme’dir. Yargının siyasallaşmasının en uç son örneği olan
bu mahkemede adeta düşman hukuku uygulanmış, “Türk Milleti adına” verildiği iddia edilen kararlar Türk Milletinin vicdanını çok ağır bir şekilde yaralamıştır.İktidar, güvenlik güçleri eliyle yalnızca duruşma salonunu değil yolları ve tarlaları kuşatma altına alarak, duruşmanın aleniyetini ortadan kaldırmıştır.

Duruşmayı izleme yasağı, anayasal seyahat hakkının açıktan açığa gasp edilmesine
ve ülke genelinde fiili sıkıyönetim ilanına dönüşmüştür.

  • Savrulan tehditler, faşist diktatörlüğün ayak sesleridir.

Şimdi iktidar, anti-demokratik uygulamalarına karşı direnen, boyun eğmeyen her kesimi, intikam yargılamalarına dahil etmeye çalışmaktadır.
Hedef tahtasına da Cumhuriyet Halk Partisi’ni yerleştirmiş durumdadır.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,

“Ergenekon Davası’nda verilen kararın meşruiyeti yoktur” diyen Genel Başkanımız Kemal KILIÇDAROĞLU’nu
“Beğenmediğin mahkemelerin huzuruna çıkmak durumunda kalabilirsin..”diyerek tehdit edebilmektedir.

Mehmet Ali Şahin, yalannamelerle mahkum ettikleri milletvekillerimizin
“CHP’den ihraç edilmesi gerek”tiğini söyleyebilmektedir.
Gericiliğe, din istismarına, rantçılığa, baskı ve zulme karşı başkaldıran
Gezi Direnişi’nde, daha fazla gencin katledilmesini ve yaralanmasını önlemek için saldırılara kalkan olan milletvekillerine soruşturma açılmaktadır.Bütün bu tehditler, hak – hukuk, demokrasi – sandık çığlıkları içinden
yükselen faşist diktatörlüğün ayak seslerinden başka bir şey değildir.

  • Özü ve yönü açığa çıkmış olan bu iktidarın hiçbir tehdidine boyun eğmeyeceğimizi, faşizme geçit vermeyeceğimizi ilan ediyoruz.
İntikamcı iktidarlar “demokratik anayasa” yapamaz!AKP
* yasamayı adeta askıya almış,
* yargıyı emrine çekmiş,
* basın – yayın kurumlarını felç etmiştir.

Şimdi, ana muhalefet partisi başta olmak üzere tüm yasal siyasal yapıları tehdit etmektedir.
Böyle bir iktidar, üstelik PKK ile müzakereler temelinde iş görerek,
anayasa yapmaya çalışmaktadır.AKP’nin “Demokratik Anayasa” yapmak gibi bir niyeti de, bunun için açık ve demokratik bir toplumsal uzlaşma sağlama şansı da yoktur.

‘Mazlum AKP’ maskesi düşmüş, sinsi gerçek ortaya çıkmıştır.
Bize düşen görevin, ülkemizi tehdit eden karanlık Anayasa Oyunu’nu halkımızın ve dünya kamuoyunun gözleri önüne sermek olduğu inancındayız.Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz. 12.08.2013