Etiket arşivi: SOYKIRIM YALANI

ERMENİ SORUNU

ERMENİ SORUNU

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

Ermenistan dışında yaşayan Ermeniler (Diaspora), özellikle ABD ve Fransa’daki militan temsilcilerinin oluşturduğu Dernekler, 100-140 yıl önce Doğu Anadolu Osmanlı toprakları üzerinde, Ermeni ve Müslüman Osmanlı toplulukları arasında yaşanmış bir Trajediyi her 24 Nisanda gündeme getirirler. Peki nedir bu “duygu sömürüsü”nün altında yatan?

3T Planını gerçekleştirmek !!

Diasporanın öncelikli amacı, Dünya Kamuoyunu Basın ve Medyada yalan-yanlış bilgiler bombardımanı ile etkilemek, aralıksız sürdürülen bu “Algı operasyonu” ile tek yanlı ve çok abartılı bir “Soykırım” yalanının Küresel çapta tanınmasını sağlamaktır.

Görünen o ki, biz ne yaparsak yapalım, ne dersek diyelim, Amerika’daki ve Avrupa’daki Ermeni Diasporasının, Ermeni lobilerinin 100 yıldır inatla sürdürdükleri kara propagandalarla biçimlenmiş Dünya Kamuoyunu düzeltebilecek, kendi lehimize çevirebilecek durumda değiliz; iş perde arkasında adeta Hıristiyan-Müslüman çatışmasına büründürülmüş gibidir.

Ne yazık ki, Küresel Kamuoyu “Gerçekler” üzerinden değil, “Algılar” üzerinden yönetiliyor. Bugün Dünyada 12’si NATO üyesi olan ve aralarında Rusya’nın da bulunduğu 30 ülkenin Parlamentolarında “1915’te Osmanlı Devleti tarafından Ermenilere Soykırım uygulanmıştır” kararı çıkmıştır. ABD’deki 50 eyaletten (Missisippi dışında) 49 eyalet meclisinde de benzer kararlar alınmıştır.

1915’te yalnızca Ermenilerin değil, tüm Doğu Anadolu halkının yaşadığı trajediyi Dünya Milletlerine anlatamadık. Her alanda olduğu gibi, bu konuda da “aydın ihaneti” ile kaşı karşıya kaldık. (örn. Orhan Pamuk) Beceriksiz, yeteneksiz ellerdeki Dış politikamız, Türk Ulusunu ‘soykırım töhmeti‘ altında kalmaktan kurtaramamıştır. Hele hele,

“…efendim, tarihte başka soykırımlar da oldu…”
“..sizler de soykırım yaptınız…”

içerikli “tevil” (AS: kıvırtma) ve “yadsıma” (inkâr) ima eden yanlış söylemler, bizim

  • “1915’te Anadolu’da Soykırım yapılmamıştır!”

haklı tezimizin inandırıcılığını yıkmıştır ve bugünlere geldik. Emperyal odaklarca da desteklenen Ermeni Diasporası’nın

3T planı; Tanıtım,Tazminat, Toprak” işliyor!

Bu meş’um Planın 1. bölümü maalesef başarı ile sonuçlanmıştır.

Yana yakıla “Osmanlıcılık” yapanlara, “mademki, Osmanlısın, ver dedenin hesabını” derler (gerçekte öyle bir hesap olmasa da..)

Yana yakıla “İslamcılık” yapanlara, IŞİD sempatizanlarına,
“Ver bakalım Müslümanların Hıristiyanlara yaptığı zulümlerin hesabını” derler.
(gerçekte öyle bir şey olmasa da..)

Unutmayalım değerli arkadaşlar;

  • Ülke olarak başımıza gelen belaların başlıca nedeni, başımıza getirdiklerimizdir…
    *****

Sorunun geçmişi

Osmanlının tüm Anadolu’yu egemenlik altına aldığı 1600’lerden 1877-78 Osmanlı-Rus savaşına (93 Harbi) dek 250 yıl boyunca Ermeniler Osmanlının sadık tebaası (millet-i sadıka) olarak bilindi. Ermeniler yalnızca Doğuda değil, Kars’tan İstanbul’a dek hemen tüm Anadolu kentlerinde sanatsal, yapıcı, üretici mesleklerin temsilcileri olarak tanındılar, Müslüman Osmanlı halkı ile barış içinde ortak yaşam sürdürdüler hatta Osmanlı Devlet yönetiminde önemli makamlarda bulundular.

Osmanlı Devletinin zayıflayıp 1699 Karlofça antlaşmasıyla hızlı inişe geçişinde en büyük Pay sahibi Rusya’dır. 1500-1900 arasında, toplam 47 yıl süren 11 Osmanlı-Rus Savaşının 7’sini Rusya kazanmıştır. En son (1877-78) 93 harbinde de Osmanlının yenilmesiyle Rus Orduları iki koldan, Batıda Trakya üzerinden İstanbul’a, Doğuda Kafkaslar üzerinden Kars’a, Erzurum’a dek inerek Osmanlıyı kıskaç arasına almışlardı.

Osmanlı Devleti, imzalamak zorunda kaldığı Ayastefanos (Yeşilköy) antlaşmasıyla artık de-facto bitmiş sayılırdı. Gerçi, Osmanlı Devleti 1920’ye dek, 40 yıl daha can çekişti; Sevr‘de bütün topraklarını yitirmiş durumda ve 85 milyon altın Lira (600 ton altın) borç bırakarak son nefesini verdi.
*****
Ayaklanmalar

Osmanlı Devletine karşı ilk Ermeni ayaklanması, Rusların da kışkırtmasıyla 1894’te Sason’da olmuş, Van dolayında Türk / Müslüman Osmanlılar katledilmişti. (Ermeni vahşetinin yakın görgü tanıkları Rus Subaylarının anıları var..) Ruslardan cesaret ve silah desteği alan Ermeni komitacıları (Hınçaklar, Taşnaklar..) Anadolu kentlerinde terör estirmeye başladılar. 1896’da İstanbul’da Osmanlı Bankasını soydular…

Doğuda Ruslara karşı savaşan Osmanlı Ordusunu arkadan vuran, cephanelikleri uçuran Ermeni çeteleri karşısında çaresiz kalan Osmanlı Hükümeti, 24 Nisan 1915’te Hınçak, Taşnak… gibi terörist Ermeni Örgütlerini toptan yasakladı, İstanbul’daki örgüt ileri gelenleri, 200 dolayında militan üye tutuklandı ve Çankırı’ya sürgün edildi…

İşte Dünya’ya “Ermeni Soykırım günü” olarak lanse edilen “24 Nisan” Osmanlı Devletinin azgın Ermeni çetelerine karşı bu meşru müdahale tarihidir… Bu yasaklamanın ardından, 27 Mayıs 1915’te İçişleri Nazırı (Bakanı) Talât Paşa imzasıyla,

  • Savaş Bölgesindeki Ermeni nüfusu Osmanlı toprakları içinde güvenli bir başka yere iskan etme” genelgesi yayınlandı.. (Talat Paşa 1921’de Berlin’de bir Ermeni tarafından öldürülmüştür.)
    ****

Kanlı günler….

1878’lerde Kars’a, Erzurum’a, Van’a giren Rus alaylarının öncülüğünü yapan Ermeni komitacıları (çeteleri) bir yandan da sivil halkı katletmeye başlamıştı. İki toplum arasında ilk nefret tohumları o zamanlarda atılmış oldu.

  • Doğu Vilayetlerinde binlerce Müslüman Osmanlı Ermeni Çeteleri tarafından toplu katliama uğramıştı.

Ben bugün Ali Ercan olarak varlığımı şanslı bir rastlantıya borçluyum. 1916’da Kars’ın Oluklu köyünde bir küme kadını duvar önünde infaz eden bir Ermeni’nin tüfeği tutukluk yaptığı -ya da mermisi bittiği?- ve infazı yarıda bıraktığı için, henüz bir yaşındaki babam, annesiyle birlikte ölümden kıl payı kurtulmuştu.

1918’de Kâzım Karabekir Paşanın emrindeki Osmanlı Ordusunun Kars’a girişi ve Rus güçlerinin çekilişiyle rüzgâr tersine dönmüştü. Bu kez Ermeniler, yarattıkları nefret ortamının sonucunu yaşadılar, misillemelere kurban gittiler… Bu trajediye “Mukatele” deniyor Arapça, “karşılıklı öldürüş”.. 40 yıl boyunca Rus tutsaklığı altında ve Ermeni komitacıların insafına terk edilmiş Müslüman Osmanlı Halkının yitikleri elbette çok daha fazla olmuştu…

Rakamlar ne diyor ?

1897 nüfus sayımında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin toplam nüfusu 1,10 milyon olarak belirlenmişti; Savaş öncesi, 1914’te yapılan 2. genel sayımda Ermeni nüfus 1,25 milyon olmuştu; yıllık nüfus artış oranı ortalama %0,8’dir…

Bu üzücü olaylar meydana gelmeseydi, yılda % 1’lik bir artışla, 104 yıl sonra bugün, ülkemizde Ermeni vatandaşlarımızın nüfusu, kuramsal olarak 2,25 katına çıkmış;

1,25 x (1,01)^104 = 3,5 milyona erişmiş olabilirdi….

Peki bu 3,5 milyon şimdi nerelerde ?

Türkiye’de bugün resmen 60 bin dolayında Ermeni kökenli T.C. vatandaşı bulunuyor; öte yandan TTK’nun araştırmalarına göre, en az 500 bin dolayında, kimlik -hatta din- değiştirmiş “kripto” Ermeni’nin Türkiye’de yaşamakta olduğu anlaşılıyor. Geri kalan 3 milyon da, çok büyük olasılıkla, 1915’lerde Suriye’ye ve Lübnan’a göç ettirilmiş, oralardan da Dünyanın dört bir yanına, çoğunlukla ABD, Fransa ve Avrupa ülkelerine gitmiş olan Ermenilerin ardıllarıdır.

Dünyadaki tüm Ermeni nüfusu 2019 ‘da 11,5 milyondur; bunun 3 milyonu Ermenistan’da, 3,1 milyon kadarı Rusya’da yaşamaktadır. Geri kalan 5,4 milyon Ermeni de ABD, Fransa ve öbür ülkelerde bulunuyor ki; bu 5,4 milyon insanın “en az yarısı” 2,7 milyonu Anadolu kökenlidir.
Bu toleranslı varsayıma göre, yaşayan nüfusun bugün olması gerekenden 300 bin dolayında eksik olduğu söylenebilir. Bugünkü 300 bin, 1915’teki nüfusta 300/2,25=135 bine kişiye karşılık gelir. Kısacası, öyle milyonlar falan değil…

  • “1915-18 zorunlu Göç sürecinde -en çok- 135 bin Ermeni zayiatı meydana gelmiş olabilir.”

sonucuna varıyoruz…. Ayrıca bu kayıpların çok büyük bir bölümünün göç sırasındaki hastalıklar (tifüs, verem, malarya..) nedeniyle oluştuğu unutulmamalıdır.
*****

Sorumluluk ?

Ve yine unutulmamalıdır, ki tüm bu acı ve çirkin olaylar 1923’te kurulmuş yepyeni bir Devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir bakımdan sorumluluk kapsamında değildir. O nedenle Lozan’da “Ermeni sorunu” diye bir şey söz konusu bile yapılmamıştır.

Elbette masum insanları öldürmenin, öyle onlarca, binlerce değil, 1 kişi bile olsa, “Cinayetin hiç bir etik gerekçesi olamaz” Siyasal, ekonomik çıkar uğruna, toplumları saldırganlaştıran, birbirine kırdıran Emperyalizme ve öldürmeyi, cinayeti kutsayan her türlü ilkel ideolojik öğretiye karşı, Mustafa Kemal Atatürk‘ün insancıl, barışçıl öğüdünü anımsatmak isterim;

Ülkeyi ve ulusu savunmak zorunluluğu yoksa, savaş bir cinayettir.

Ne var ki Diyaspora yıllarca, “insanlar büyük yalanlara daha kolay inanırlar” mottosuyla (AS: söylemiyle) davranmış, gerçekleri saptırarak, 10 kez abartarak, Müslüman ülkeler dahil, Dünyayı kendi uyduruk tezine ikna etmeyi, inandırmayı becermiştir….

Derin üzüntülerimle.æ

SOYKIRIM YALANI

SOYKIRIM YALANI

portresi_adiyla

 

Türker ERTÜRK

 

 

Doğu Perinçek’i sevmeyebilir, fikirlerini beğenmeyebilir ve analizlerini yanlış bulabilirsiniz. Ama ülkemizi bölüp parçalamaya yönelik büyük planın fikirsel alt yapısını oluşturan iddialardan biri olan Ermeni soykırımı konusunda cesaretli ve yurtseverce bir duruş göstermiştir.
Bu tavır takdire şayandır.

Bazen bu yurtseverce duruşu küçümseyenleri, hatta esas nedenin geniş kitleleri kazanmak için yapıldığı suçlamasını duyuyorum. Bu konuda verilecek yanıt çok net;
siz de böyle duruş gösterin, sizi de takdir edelim.

Bu gün size sözde Ermeni soykırımı konusunda bir şeyler anlatmaya çalışacağım.
Bu yazıyı yazmamı tetikleyen nedenler;

  1. Ermeni teröristler tarafından Amerika’da Santa Barbara’da Los Angeles Başkonsolosumuz Mehmet Baydar ve Konsolosumuz Bahadır Demir’in katledilmesinin 41. yıldönümünü
    27 Ocak’ta anacak olmamız,
  2. “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dediği için Doğu Perinçek’i yargılayan İsviçre’yi mahkum eden AİHM’de 28 Ocak’ta temyiz duruşmasının yapılacak olması,

ŞÜKRÜ SERVER AYA

  1. Geçen hafta başında Aydınlık Gazetesi’nde değerli büyüğüm ve dostum Şükrü Server Aya’nın iki gün üst üste çıkan sözde Ermeni soykırımı konusunu aydınlatan yazılarıdır.

“Ermeni soykırımı” iddialarının nasıl bir yalan olduğunu, bu iddianın arkasındaki delillerin nasıl uyduruk ve düzmece olduğunu öğrenmek istiyorsanız Şükrü Server Aya’nın kitaplarını mutlaka okumalısınız. Sayın Aya hem de yabancı belgelere dayanarak bu düzmece delilleri bir bir çürütüyor.

Bu yıl sözde Ermeni soykırımı iddialarının 100. yılı… Emperyalizmi arkasına alan
Ermeni diyasporası ve Ermenistan, dört koldan Türkiye’ye karşı saldırılarını artırmış durumda. Uluslararası kamuoyunu da arkalarına alarak ülkemize baş eğdirmek ve bu yalanı kabullenmemizi istiyorlar. Saldırıların ve baskıların şiddeti 24 Nisan’a doğru daha da artacak. Hedefleri   3 T, yani sorgusuz sualsiz “soykırımın” olduğunun Tanınması, arkasından Tazminat ve Toprak talepleri.

STRAZBURG

Bu konuyu okumuş, incelemiş ve araştırmış birisi olarak söylüyorum;

  • “Ermeni soykırımı” iddiaları tümüyle asılsızdır
    ve yer kürenin gelmiş geçmiş en büyük yalanıdır.

Esas soykırım 18. ve 19. yüzyılda Türklere ve Müslümanlara karşı yapılmıştır.
Bugün Balkanlarda homojen sayılabilecek devletler bu soykırım sayesinde yaratılmıştır.
Hal böyleyken bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı eğer “Ermeni soykırımı” savını bir şekilde destekliyorsa bunun nedenini cibilliyetinde, emperyalist işbirlikçiliğinde, çıkarcılığında
veya bilgisizliğinde aramak gerekir.

Strazburg’da 28 Ocak 2015’te görülecek temyiz duruşması Doğu Perinçek’in değil Türkiye’nin davasıdır. Destek vermek, arkasında durmak vatanseverlik borcu,
atalarımıza ve geleceğimize saygının ifadesidir.

BAŞARININ SIRRI!

Dünyanın her yerinde etkin olan Yahudi diyasporası gerçekte kendi içinde “kedi köpek” gibi birbirini yer ve anlaşamaz. Ama Yahudi cemaatinin ve İsrail’in çıkarları söz konusu oldu mu, kavgayı bırakır, birleşir ve ortak davanın arkasında olur.  2 bin yıllık başarının sırrı budur!

Öte yandan 28 Ocak’ta (AS: 2015) başarılı olursak, hukuken öyle olması gerekiyor,
soykırım yalanı biter mi? Asla! Biteceğine inanmak emperyalizmi ve onun uzun soluklu planlarını anlamamak demektir.

Anadolu’nun kadim halklarından olan Ermeniler; 100 yıl önce emperyalizm tarafından kandırıldılar, vaatlerle aldatıldılar ve bin yıldır barış içinde birlikte yaşadıkları Türkleri ve Müslümanları arkadan vurdular ve sonrasında istenmeyen şeyler oldu. Bu yüzden Ermeniler travmalı ve tarihsel gerçeklik peşinde değiller. Şimdi Ermeniler emperyalizmden pisliklerini temizlemesini, destek vermesini istiyor. İşte bunun için daima güçlü olmak daha uzunca bir süre bu sorunla birlikte yaşamak zorundayız. Bu sorunun kısa dönemde tarihsel araştırmalarla ve mahkemelerle biteceğini sanmak saflık olur.

Saygılar sunarım. (24.1.15)