İŞ BANKASI ÇALIŞANLARINDAN DUYURU

📢 “İŞ BANKASI ÇALIŞANLARINDAN DUYURU”

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Biz iş Bankası Çalışanları olarak, Erdoğan’ın İş Bankasındaki Atatürk’ün hisselerine el koyulması konusundaki bütün gerçeği biliyoruz. Bu gerçekleri ülkemin her bireyi de bilmeli.

TÜRKİYE İŞ BANKASI AŞ GERÇEKLERİ

“İş Bankasına karşı, ağzının suyunu akıtanlara ithaf olunur,,
Bildiklerimiz, Bilmediklerimiz .!!!

-İş Bankası’nın % 40.12’si Banka çalışanlarına ait olan Munzam sandık vakfına aittir.
Ülkemizde ve dünyada bu büyüklükte , çalışanlarının ortak olduğu başka bir kuruluş yoktur.

YANİ İŞ BANKASININ PATRONU YOKTUR, DEĞİŞEBİLEN PROFESYONEL GENEL MÜDÜRLERİ VARDIR.

İş Bankası’nın % 28.09’u bu Bankanın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait olup, bu thisseleri de Atatürk adına Cumhuriyet Halk Partisi temsil etmekte, Temettü gelirlerini de Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu‘na bağışlamaktadır.
CHP iş bankasından 1 kuruş gelir alamamaktadır.

– İş Bankasının % 31.79’u da Halka açık hisselerdir. Yani borsadaki iş C, İş B , İş A gibi hisseler.

– İş Bankasının bugünkü piyasa değeri ; 25.700.569.000 TL (Yirmibeş milyar yediyüz milyon beşyüz altmışdokuzbin TL). Ülkesini harami gibi soyup soğana çevirenlerin, soymaya yeni kaynaklar arayışına girmelerinden dolayı, CHP bahanesiyle saldırmalarının asıl altında yatan gerçek bu paradır.

– İş Bankasının Yönetim kurulu 11 kişiden oluşmaktadır, 7 üye bankanın kendi içinde bankanın çalışanlarından, (yani alaylı) oluşmakta, 4 üye de CHP’li temsilcilerdir.

-İŞ BANKASINDA KARARLAR 6 ÜYENİN OYUYLA KABUL GÖRMEKTEDİR. Dolayısıyla CHP’li üyeler isteseler de tek başlarına İş Bankasında siyasal karar alamazlar ve Banka buna izin vermez.

– İş Bankasındaki şu andaki CHP Temsilcileri;

Murat Karayalçın; eski DPT uzmanı, Ankara Belediye Başkanlığı yapmış, SBF Mezunu, deneyimli siyasetçi.

Müslim Sarı; Milletvekili, Uzman Ekonomist, SBF Mezunu.

Rahmi Aşkın Türeli; Maliyeci, SBF mezunu, Ekonomist.

Özcal Korkmaz; İktisatçı, Hesap Uzmanı, Maliyeci

Bu temsilci sıfatlarını niye yazdım; salt İmam Hatip Okulu Mezunu diye bu görevlere atanmadıklarını anlatmak için, TÜBİTAK başkanlığında olduğu gibi..

– İş Bankası tüm çeklerinde “ATATÜRK” logosunu kullanan tek bankadır.

Kaynak : T. İş Bankası Çalışanları..
========================================

Dostlar;

ERDOĞAN’ın İŞ BANKASI GÜNDEM OYUNU..

Erdoğan’ın olağanüstü sıkışık – gergin – sinirli – kaygılı ve de bitkin.. olduğu son derece açık..
Sivas konuşmasında (7.2.19) patlıcan – domates – biber – patates fiyatlarındaki katlanılmaz artışları alaya aldı ve akıllara seza biçimde Suriye – Güneydoğu Anadolu operasyonlarının ekonomik maliyetine bağladı! Önceki günlerde de marketlerin hizaya çekileceği söylendi..

Ölçüsüz ve irrasyonel bir hamaset ile halkın vatan – yurtseverlik duyguları sömürülüyor gene.. Meydanda haremlik – selamlık erkek ve kadınlar ayrı ve ellerde bayraklar..
İnanılmaz sayıda çok çocuk da meydana doldurulmuş..

Yaşam pahalılığı bir yangın gibi yoksulu – dar gelirliyi kavuruyor ama iktidar acı gerçeklere gözünü – kulağını kapamış. İnsanlar ağır – kaldıramadıkları sorunlarda çaresiz kalınca, örn. kanser olduğunu öğrenen bir hasta, sorunu yadsıma (inkâr, denial) tepkisi verir. O gerçek öylesine teslim alıcıdır ki; kimi insanlar en azından ilk anda yüzleşme güç ve cesareti gösteremez, onu yadsırlar bir süre. Ancak bu tepki sürdürülemez, çıplak gerçek kabul edilmek zorunda kalınır sıklıkla bir çökkünlükle..

Ne var ki, bir de narsisistik kişilik sahibi iseniz, hele hele sizin hatanız sonucu ise o tablo, bu “kabul” kolay kolay gelmez.. Her türlü akıl dışı savunma yapılır ve sorumluluk kabul edilmez.

Günümüzde gelinen yer ne yazık ki burasıdır. Halkın dikkatinin, toplumun gündeminin sürekli değiştirilerek “gerçekliğinden koparılması” zorunludur demokratik olmayan toplumlarda! Ancak yaşamın acı gerçekleri, bu tür manevraları yapmaya artık eskisi gibi elverişli değil.

Çünkü evde tencere kaynatılamıyor!.. Mahzuni’nin deyimiyle Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana..
Tokat’taki kadının hafta içinde geçici iş kurası çekilirken haklı isyanı ve feryadı kulaklardan – gözlerden uzun süre silinmeyecektir:

  • Açım aç, çocuklar doymuyor!

Erdoğan / AKP, İŞ BANKASI gündem oyunu ile hem anamuhalefet CHP’yi yersiz meşgul edip yormak hem de halkı bir kez daha somut gerçekliğinden kopararak adeta “sosyal şizofren” yapmak istemektedir!

Sosyal şizofren zavallı bir “kitle”den sorgulayan – akılcı davranış (rational choice) beklenemez.. Başta milliyetçi – dinsel, hamasi telkinlerle, sürü psikolojisi ilkeleriyle illüzyonlarla, sanrılarla (hallüsinasyonlarla) telkin – kumanda altına alınarak yönlendirilebilir, adeta “felç” olurlar. Ellerine tutuşturulmuş bayraklarla atılan histerik çığlıklar, gerçekte acı sona yaklaşıldığının yürek yakan tamtamları gibidir.
****
Anımsatalım, Anayasa md. 134 / 2 :

  • Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen mali menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir.

Dolayısıyla İŞ Bankası’ndaki Atatürk hisselerine yasa çıkartarak “el koymak”, hukuk içinde olanaklı değildir.

Ortada bir vasiyetname vardır ve her vasiyetname gibi, hukuka aykırı olmadığı sürece dokunulmazdır. Atatürk’ün vasiyetnamesinin 1938’den bu yana, “hukuk dışı” olduğuna ilişkin herhangi bir sav ileri sürül(e)memiştir. Zamanaşımı süreleri de çoktaaaan dolmuştur. Üstelik bu vasiyet, Cumhuriyetin kurucusuna aittir, şu ya da bu kişiye değil. Ülkemizin geleceği için yaşamsal önemde araştırma – inceleme – yayın – eğitim yapmak üzere Atatürk’ün kendisinin kurduğu 2 stratejik Kuruma, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu‘na dönüktür. 12 Eylülcüler Mustafa Kemal Paşa’nın, bilerek ve tasarlayarak Devlet dışında birer bağımsız “Dernek” olarak yapılandırdığı bu 2 saygın kurumu Devlet dairesine dönüştürerek ve Anayasaya koyarak kendilerince daha da pekiştirmiş oldular.

Öte yandan Anayasa md. 35 ise Mülkiyet hakkını çok net olarak tanımlamaktadır :

  • Mülkiyet hakkı
    Madde 35 – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Dolayısıyla, Mustafa Kemal Paşa da Mülkiyet ve miras hakkına sahiptir ve bu “evrensel” haklarını kullanmıştır Vasiyetnamesi ile.. Her şeyini Ulusuna bıraktığı gibi, sermayesini sağlayarak kurdurduğu İŞ Bankası hisselerini de 2 ulusal derneğe sürekli gelir olarak bırakıp bir kez daha ileri görüşlülüğünü ve ulus sevgisini kanıtlamıştır.

Dolayısıyla İŞ Bankası’ndaki Atatürk’ün bu paylarının “Hazine’ye aktarılması” herhangi bir “hukuksal” yolla olanaklı değildir. Anayasa değişikliğine gidilecek olursa, bu kez AİHS ve İHEB çiğnenmiş olacaktır.. Bu adımlar da elbette uluslararası yaptırımla karşılaşabilir..

Geçiniz efendim geçiniz…
Erdoğan tükeniyor..
Dün Sivas’ta üniversiteyi kendilerinin getirdiğini söyledi meydanlarda.. Oysa Sivas Cumhuriyet Üniversitesi 1975’te kuruldu.. 44 yıl oldu.. Erdoğan önceki seçim kampanyasında İsparta’da da benzer yanıltma girişiminde bulunmuştu.. İster bilerek, “halkı aptal yerine koyarak”, ister gerçekte.. Yinelenen bu “olgu”, sağlıklı bir insan için söz konusu edilemeyecek bir durum..

Yazık Türkiye’ye, çoook yazık..

Fakat geçecek, geçiyor.. dayanmak – direnmek ve halka, yaşadıklarının ardındaki gerçekleri anlayacağı dille aktararak neden – sonuç ilişkilerini kurabilmesi için desteğe devam..

Sevgi ve saygı ile. 09 Şubat 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Başarı budur! Avrupa’da şampiyon dünyada ilk 5’teyiz!

Başarı budur! Avrupa’da şampiyon dünyada ilk 5’teyiz!

Ufuk Söylemez

Ufuk Söylemez
Aydınlık Gazetesi, 5.4.2018

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

AKP iktidarı eseriyle ne kadar övünse haklıdır bence. T. Erdoğan ve B. Yıldırım’ın 30 Ulusal TV kanalının neredeyse 28’inde günde en az 5-6 kez, canlı-canlı bağıra-çağıra konuşarak, ekonomik icraatlarıyla övünüp, böbürlenmelerini çok görmemek lazım. Hatta büyük ekonomik başarıları başta olmak üzere AKP’nin icraatlarını 24 saat canlı olarak verecek birkaç TV kanalı daha tesis ve tahsis edilmesinde yarar var bence. Neden mi? Niçin olmasın? Dile kolay ülkeyi ve ekonomiyi Avrupa’da şampiyon yaptıkları ve dünyada da ilk 5 ülke arasına sokmayı becerdikleri için! Şaka bir yana, Türk ekonomisi;

  • giderek zayıflayan temel ekonomik göstergeleriyle,
  • biriken ve ötelenen riskleriyle,
  • ağırlaşan borç yüküyle ve
  • hızla bozulan yatırım iklimiyle..
    yokuş aşağı giden, freni patlamış kamyon misali savruluyor maalesef.
  • Ülkemiz bugün, Avrupa’da toplam 50 bağımsız devlet arasında hem enflasyonu, hem işsizliği, hem de faizleri çift haneye fırlamış ve burada kronikleşmiş olan tek ülke.

Tabi cari açık ve dış ticaret açığında da öyle. Tek bir istisna olan, büyüme ve “ihracat arttı” şovları yapılırken, kişi başına düşen milli gelirde de dünyada 75. sıraya düşüyor olunması ne yazık ki…

438 milyar $’ı aşan rekor dış borcu ile, TL bazında – nominal (kâğıt üzerinde) olarak büyüyen ama reel olarak, dolar bazında küçülen bir ekonomiden söz ediyoruz. Ancak iktidar ve hempaları rekor ithalat ve dış ticaret açığı artışlarını “ihracatta rekor kırdık” nidalarıyla örtbas ediyorlar.

  • 5 yıldan beri dolar bazında küçülen ekonomimizi “rekor büyüdük” diye sunuyorlar.
  • Yine dolar bazında reel olarak fakirleşen halkı “büyüme masallarıyla” avutuyorlar.

Bana göre iktidarın en büyük başarısı gerçekleri ters-yüz etmekte ve başarısızlıkları ise başarı diye empoze etmekteki kabiliyetidir. Hiç sıkılmadan, gerçekleri böylesine ters-yüz edebilmek hakikaten büyük bir başarı. Bu kafa sayesinde,

  • Avrupa’da bugün faiz oranları “sıfır ile %2” arasındayken, Türkiye’de %15-20’lere fırladı.

Bu kafa sayesinde, ev kadınlarını ve iş bulsa çalışmaya hazır olanları hesaba katmamalarına rağmen, % 17’lere yaklaşan çift haneli işsizlik bugün sosyal felaket boyutlarına erişmekte. Bu kafa sayesinde, yoksulu daha da yoksullaştıran en haksız ve adaletsiz vergi olan enflasyon Avrupa’da ve gelişmiş ekonomilerde “sıfır ile %2-3” aralığında iken Türkiye’de çift haneye demir atmış durumda. Buna sebep olanlar ise günde 5-6 kez canlı yayınlarla, Gobells’e rahmet okutacak türden “başarı propagandası” yaparak adeta beyin yıkıyor, milletin aklıyla bir manada da alay ediyorlar.

Buna başarı denmez de ne denir? Futbolda olamadık ama

  • çift haneli faizlerde,
  • çift haneli işsizlikte ve
  • çift haneli enflasyonda Avrupa’da şampiyonluğu, dünyada ise, 5.’liği yakaladık.

Bundan ala başarı olur mu hiç? Ne mutlu bize…
==============================================
Dostlar,

2018 BÜTÇESİNİN SEFALETİ!

Sayın Ufuk Söylemez’in yazısı çok çarpıcı. Somut rakamlara dayalı. Sitemizde daha önce özetle paylaşmıştık, 2018 merkezi yönetim bütçesinin sefaletini ama bir kez daha dikkate sunalım :

  • 2018’de öngörülen bütçe gideri 763 milyar TL. Bunun 599’u (%88’i) vergi! Bunun da en az 2/3’ü çok adaletsiz dolaylı vergi (tüketimden alınan vergi); kazançtan alınan doğrudan vergi değil!
  • Beklenen bütçe geliri gelir 697, bütçe açığı 66 milyar TL; yerli – yabancı sermayeden borçlanılacak! 2 basamaklı enflasyonun altında bir faizle bu borcu kim verecek Türkiye’ye?
  • Hele Moodys’ “Türkiye’de  kurumlar çöktü.” gerekçesiyle kredi notumuzu geçen ay indirmişken!
  • Bu durumda AKP = RTE‘nin “indirin şu faizleri..” bağırtıları ne anlama geliyor, kime dönük?
  • 2018’de ödenecek kamu borcu faizi 71,6 milyar TL Öngörülen bütçe gelirlerine oranı 71,6/697 milyar TL = %10,3. Öngörülen vergi gelirlerine oranı 71,6/599 milyar TL = %12. Açıkçası, bütçe gelirinin her 10 TL’den 1’i, vergilerimizin her 8,5 TL’den 1’i, kamunun borçlarına faiz olarak gidecek.
  • Ayrıca borç anapara ödemeleri de var her yıl. AKP iktidarı bunları azaltarak öteliyor; faizi daha da büyüyecek zamanla!
  • 2018’de 230 milyar $ dolayında sıcak (taze!) döviz girdisi gerek borçların çevrilmesi için.
  • Sormak ve anımsamak gerek (438 milyar $’ı aşan rekor dış borcu unutmadan!) :
    Devlet neden borçlanır?
    Devlete kimler borç verir; vergi vermeyenler mi Devlete borç veriyor?
    Enflasyonun altında faizle kim borç verir devlete?
    -Borç isteyeceklerimiz Moodys’in raporuna bakmayacak mı? “Bu rapor bizim için yok hükmünde” demenin ne anlamı olabilir gerçekleri okuyamayan milyonları aldatma dışında??
  • Nitekim Bütçede borç faizinin 2017’ye göre %26 artması üstte yazdıklarımızın kanıtı değil mi?
  • 2018 bütçesinde öngörülen yatırım ödeneği 68,8 milyar TL ile borç faizinden daha az!?
  • Sağlık Bakanlığı bütçesi 37,6 milyar TL. Borç faizinin neredeyse yarısı. 81 + 4 = 85 milyon insanın 1 yıl boyunca Sağlık Bakanlığı ödeneği (SGK dışında) kişi başına yalnızca 442 TL! Yaşasın! Vergi + prim = ek vergi yetmiyor; sağlık hizmeti için eller cebe; 12 kalem haraç!
  • Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneği 7,8 milyar TL. Diyanet Vakfı muazzam fonlara sahip. Ayrıca yüz bin dolayında camiye temizlik, aydınlatma, su, bakım – onarım yerel yönetimlerden.. 151 bin personeli var bu Sünni mezhepçi kurumun.. Ekonomiye katkısı ne??
  • SGK’ya aktarım (transfer) : Bu yıl 133,5 milyar TL! Beklenen bütçe geliri 697 milyar TL’nin yaklaşık 5’te 1’i! Bu aktarım 2016’da 108 milyar TL idi, 1/4 oranında artırıldı. Oysa Bütçe 2016’ya göre %17 büyüdü. SGK açıkları hızla büyüyor, 2017 sonunda 30 milyar TL oldu. Geçen yıl bütçe açığı 47 milyar TL idi ve Maliye Bakanı N. Ağbal, “..62 milyar TL açık hedeflemişken 47 oldu, çok başarılıyız..” buyurdu! Oysa Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün 1923-38 arası Cumhurbaşkanlığı döneminde 1 yıl (1929 Dünya ekonomik bunalımına bağlı..) dışında bütçe hep denkti, fazlalık verdi. Osmanlı borç taksitleri yıl yıl bütçenin %31’ine ulaşırken! Batılılar buna “Atatürk’ün ekonomi mucizesi” dediler hayranlıkla. Zamanede AKP iktidarı ve Maliye Bakanı, bütçenin %8’i dolayında açığı “başarı” olarak sunabiliyor. Oysa “açık bütçe” başlıbaşına bir utanç kaynağı ve tam bağımsızlığın 1 numaralı düşmanı! “Algı yönetimi” ya da halkımızı aptal – salak yerine koyup vahşice aldatma – sömürme tam da bu olsa gerek!
  • Emniyet Genel Müd. + Jandarma Gn. Kom. ödeneği 40,1 milyar TL. Sağlık Bakanlığından çok!
  • Merkezi Yönetimin borcu 2017 sonunda 871,6 milyar TL’ye ulaştı; %15 artarak.. Gerçek enflasyon bu oran mı acaba?? Enflasyon bunun altında ise neden Merkezi yönetim reel (gerçek) enflasyon hızının da üstünde borçlanır? Üstelik borçlanma artarken kamu yatırımları neden geriler??
  • Neden 2017’de gelir dağılımı iyileşmemiş, yeni Dolar milyarderleri var edilmiştir iktidar eliyle?
  • Ulusal gelir (GSMH) ve kişi başına gelir Dolar olarak neden düşmüştür? Dünyada kaçıncıyız?
  • Türkiye hala GSMH rakamı ile dünyanın ilk 20 ülkesi içinde midir yoksa G-20 liginden düşmüş müdür?
  • Ve de tüm bu çıplak – yakıcı gerçekler karşısında tümüyle gereksiz – yersiz – yanlış – yandaş zengin eden… 3. havaalanı, Akkuyu NGS, Kanal İstanbul, Şehir Hastaneleri.. vb. mali yükü çooooooooooooooook ağır (60 milyar TL’yi geçiyor salt Kanal İstanbul ve 2018 bütçesinin 10’da 1’i!) göstermelik projeler nasıl bir sorumsuzlukla sürdürülebilir??
  • Son olarak; bırakalım 2023’te dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde olmayı, ilk 20’den bile düşmüş iken neden bu büyük yalan sık sık söylenmekte ve Saray’da üniversite hocalarınca bile alkışlanabilmektedir??!!

Hep birlikte SOSYAL ŞİZOFREN mi olduk??

Sevgi ve saygı ile. 04 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com