Etiket arşivi: Sedat Peker

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 28 Temmuz 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TALİBAN

RTE, Taliban’la ilgili “Türkiye’nin onun inancıyla alakalı ters bir yanı yok” dedi.

AKP Genel Başkanı veya şahsı adına konuşmuş olmalı.

Medeniyet düşmanı, insanlıktan yoksun anlayış bize ters…

RANT

Yargının “dur” dediği Zekeriyaköy’deki 11167 konutluk lüks villa projesi durmuyor.

Yargı bir kısmıyla AKP’ye kuyruk olmuş, kalan kısmını da güç sahipleri takmıyor…

ÇAKMAK

Mareşal Çakmak adını taşıyan cami yeniden yapılınca adı da değiştirildi.

Cumhuriyet tarihini sevmezler de, Mareşalin dindarlığını da mı bilmezler?..

KORUNMA

FETÖ’den hapis istemiyle yargılanan eski YÖK (AS: ÖSYM) Başkanı Ali Demir hem göreve hem lojmanda oturmaya devam ediyor.

Montrö konusundaki açıklamaya imza atan amiraller lojmandan derhal çıkarıldı.

Önemli olan neymiş?…

VATAN

Türkiye’de 5.3 milyon Suriyeli bulunduğu raporuyla ilgili AKP Gen. Bşk. Yrd. Mustafa Şen, “Suriye’den gelenlere sordum. Diyorlar ki: İlk olarak bizden önce gelenler geldikleri yere gitseler, biz de yol yordam öğrensek, sonra biz gitsek’’ dedi.

Olur. Biz Orta Asya’ya döneriz. AKP Suriyelileri idare eder. Öptüm..

KOMUTAN

Liboş Atilla Yayla, Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’nda söylediği

“Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum” şeklindeki sözlerine atıfta bulunarak, “Emrindekilere ölmeyi emreden bir komutan en başta kendisi gitmelidir. Durum böyle değilse bir problem var demektir.” paylaşımında bulundu.

Atilla bey hangi birliğe komutanlık yaptı? Hangi savaşa katıldı?…

ALTIN

Doğu Perinçek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan’ın terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin kapatılması davası sürecindeki tavrını eleştirdi ve “Hakkında istifa kampanyası başlatıyorum. Türk Milleti adına yargı yapamaz.” dedi.

Yargının “altın çağı” nda yapılacak iş mi?..

SARAY

RTE, “Kıbrıs Türk Devletinin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz.” dedi.

İlk adım; saray yapılarak Cumhurbaşkanın itibarı sağlanacak…

SÖMÜRGECİ

ABD Dışişleri görevlisi Nuland, Maraş’ın açılması kararını “provokatif” ve “kabul edilemez” bulduklarını ve kararın geri alınması çağrısını Türk yetkililere de bizzat ilettiğini söyledi.

Hasss!..

İLAHİ 

RTE, “Allah, dünyayı bir ölçü ve denge üzerine yaratmıştır… Son yıllarda artan küresel ısınmayla beraber dünyadaki ilahi dengenin bozulmaya başladığına şahit oluyoruz” dedi.

RTE, Allah’tan daha büyük güç olduğunun kabul etmiş olmuyor mu? Bu nasıl inanç?..

RAHMET

Gerici Yeni Akit gazetesi, hayatını kaybeden (AS: yaşamını yitiren) tiyatro sanatçısı Turgay Yıldız‘a ‘Allah’tan rahmet diledi’ diye Ali Babacan’a sert çıktı.

İnsancıklar…

BEKLEME

Merkel, Ankara ile iyi ilişkiler istediğini söyledi ama Türkiye’nin AB üyesi olmasını beklemediğinin altını çizdi.

Olsun, bizimkiler bekler…

HÜR

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı (RTÜK) Türkiye’de ileri demokrasi bulunduğunu iddia etti, medya kuruluşlarının bağımsız ve hür olduğunu öne sürdü.

İddia işte…

KEYİF

Sel felaketinin ardından Rize’ye giden RTE vatandaşlara çay fırlattı.

Rizeliler çay bulamıyordu. Ölümlü felaketin ardından ne keyifle içilir o çaylar!…

ABARTI

“MasterChef” jüri üyesi Somer Sivrioğlu, Bodrum ve Alaçatı’daki fiyatların abartı olmadığını öne sürdü.

Acun’dan paraları alınca fiyatlar öyle görülür…

BURUN

İlahiyatçı İhsan Şenocak, kadın voleybol milli takımımıza seslenerek yaptıkları işin yanlışlığına değindi ve “Sen burnunu göstermekten utanan anaların evladısın” dedi.

Sen ve senin gibi örümcekleşmişler Türk kadınına dilini uzatmaktan utansa…

DESTEK

Yobaz Şenocak’a yobaz dostları Cüppeli ve Boynukalın’dan destek geldi.

Tencere kapak…

UÇUŞ

Türkiye, 36 OECD Ülkesi içinde adalete güvende 29, eğitimden memnuniyette 36.sırada.

Hollanda Bankası değerlendirmesine göre en kırılgan ekonomi sıralamasında beşinciyiz.

Altı ayda 47 bin 572 esnaf ve KOBİ battı.

OECD de, Hollanda da, tüm dünya bizi kıskanıyor. Başkanlık sisteminde uçuyoruz biz…

ÇÖP

AKP’li Samsun 19 Mayıs Belediyesi, “Çöpünü yere atma” yazan kamyonlarla çöpleri ormanlık alana döküyor.

Orman göktedir!..

UYKU

RTE, AKP’lilere hitap ettiği çekim sırasında uyudu.

Uyuyan topluma uyanık hitaba ne gerek?..

ÇÖZÜM

AKP Gen. Bşk. Yrd. Özhaseki, birçok ilde sanayiyi mültecilerin ayakta tuttuğunu söyledi.

AKP’den çözüm, kördüğüm…

DARBECİ

Tunus Cumhurbaşkanı Başbakanı görevden aldı, Meclisi (AS: geçici) kapattı, darbecilikle suçlanıyor.

Bizde; başbakan kendi isteğiyle görevi bıraktı, Meclis kapatılmadan işlevsizleştirildi.

Adam “dünya lideri” diye omuzlarda taşınıyor…

SORUYORUM                                        :  

  1. 128 milyar dolar nerede?
  2. Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sonra bitecek? Sessizce YAŞ ‘da emekli mi edilecek?
  3. Ruhsar Pekcan ve devlete mal satan diğer bakanların soruşturulması neden engelleniyor?
  4. Sedat Peker’in iddiaları neden araştırılmıyor? Kayıp silahlar toplumun güvenliği için tehdit değil midir?..

İç savaş!

author

MERDAN YANARDAĞ
BİRGÜN, 2021.07.11
https://www.birgun.net/haber/ic-savas-351380

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

  • AKP iktidarından kurtulmak için ideolojik mücadele yaşamsal bir önem kazanmıştır.
  • Öznel koşulları yaratmak ise hiç olmadığı kadar bizim ellerimizde.

Sedat Peker’in 8 Temmuz 2021 akşamı sosyal medya üzerinden yaptığı bir dizi yeni açıklama, siyasal bakımdan belki de bugüne kadar ortaya attığı iddialar arasında en önemli olanıydı. Bunun nedenleri üzerinde duracağım. Ama önce, derin devlet yapılanmasında zaman zaman bazı görevler aldığı ve bu yapılanmayı tanıdığı anlaşılan Peker’in ne söylediğini anımsayalım.

Peker, Fethullahçı çetenin 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında İstanbul’da Özel Harp Dairesi’ne ait olduğu sanılan kayıt dışı silahların AKP’lilere dağıtıldığını belirtiyor.

  • Üstelik isim, yer, tarih ve araç plakalarını vererek yapıyor bunu.
  • Silahların verildiği AKP gençlik kolları yöneticilerin adlarını sayıyor.

Nitekim adı geçen ve aynı zamanda İçişleri Bakanlığı görevlisi olduğu açıklanan bir kişi, olayı doğruluyor. Sadece AKP’lilere dağıtılan sandıklarda “silah olup olmadığını bilmiyordum” diyor.

Peker’in yeni açıklamalarının çok önemli bir başka yanı ise, silah dağıtımının 15 Temmuz sonrasında da devam ettiğini söylemesi oluyor. Dağıtılan silahların, hem yakın çatışma hem de muharebe silahı özelliği taşıyan ünlü Kalaşnikof türünde / markasında olduğunu belirtiyor. Şurası açık ki; 15 Temmuz ve sonrasında, eğer İstanbul’un Esenyurt ve Balat semtlerinde AKP gençlik kolları yöneticileri ve siyasal İslamcılara sandık sandık silah dağıtılmışsa, başka semtlerde ve kentlerde de aynı şeyin yapılmış olduğunu tahmin edebiliriz.

NEDEN ÖNEMLİ?

Peker’in bugüne kadar ortaya attığı iddiaların büyük ölçüde doğrulandığı anımsanırsa,

son açıklamasını ciddiye almamak için bir neden bulunmuyor. Bu anlamda, Peker’in yeni açıklamaları aşağıda sayacağım nedenlerle büyük önem taşıyor:

1-AKP iktidarı, başarısız 15 Temmuz darbesinin yarattığı kaos ortamını da bir fırsata çevirerek, bir yandan rejim değişiklikleri ve laikliğin tasfiyesi yolunda dev adımlar atarken, diğer yandan da ciddi düzeyde iç savaş hazırlığı yapmış. İslamcılara ve partililere silah dağıtmış.

2Silah dağıtımı ve savaş hazırlığının nedeni açık; siyasal İslamcıların -düşük yoğunluklu da olsa- bir şeriat rejimi kurmalarının önündeki en önemli engel toplumsal muhalefettir. Bu engeli kaldırmak ve hedefe ulaşmak için, toplumsal muhalefet kesimlerini fiziken de ezmeleri gerekiyor. İslamcılar, aksi halde başarılı olamayacaklarını görüyor.

3-İslamcı hareket, devletin bütün olanaklarını, rant dağıtım enstrümanlarını (AS: araçlarını), baskı ve şiddet aygıtlarını, ideolojik kuşatma araçlarını kullanmasına karşın, toplumun %50’den çoğunu ikna edemedi, edemiyor. Bu nedenle hep asıl amacını gizliyor. Siyasal iktidarı ve devleti ele geçirmelerine karşın, kültürel iktidarı ve ideolojik inisiyatifi kuramıyorlar. Bu nedenle muhalefet güçlerini şiddet yoluyla ezmeden amaçlarına ulaşamayacaklarını düşünüyorlar.

4-Dolayısıyla Türkiye, bir kez daha kaderinin belirleneceği tarihsel bir eşiğe doğru sürükleniyor. Toplum, yüz yıldır ertelenen ve yarım kalan siyasal, tarihsel, felsefi ve kültürel bir hesaplaşmayı tamamlayacağı bir kavşağa doğru akıyor. Peker’in açıklamaları, siyasal İslamcı hareketin durumun farkında olduğunu ve hazırlık yaptığını gösteriyor.

5-Siyasal İslamcılar kutsal davaları için, Allah yolunda cihat ederken her türlü ahlaksızlığı, hırsızlığı, yalanı, pusuyu, hileyi meşru sayar. Onlar kutsal bir dinleri var diye ahlaka ihtiyaçlarının olmadığını düşünür. Bu amaçla cinayet de işlenir, katliam da yapılır. Nitekim bölgedeki İslamcı örgütlerin pratikleri ortadadır. Onların siyaset tarzları budur. Dolayısıyla hile ya da şiddet ile alınan seçim de, herhangi bir başarı da onlar için meşrudur.

Sonuç olarak;

  • Peker’in son ifşaatı, AKP iktidarı ve siyasal İslamcıların bir iç savaşa hazırlandıkları yönündeki daha önce yaptığımız analizleri, tespitleri, ortaya atılan iddiaları doğruluyor.

Verdiği bilgilerin önemi de buradan kaynaklanıyor.
***
Bastırılan 15 Temmuz askeri kalkışmasının yol açtığı krizi fırsata çevirerek kendi darbesini yapan Erdoğan-AKP iktidarı, kurulan fiili rejimi hukuksal bir temele kavuşturarak güvenceye almak için hala çaba harcıyor. Çünkü

  • hile ve sahtekarlıkla alınan 16 Nisan 2017 referandumu ile kurulan düzen dikiş tutmuyor.Referandum sonuçları gerçek olsa bile, tarihte en düşük farkla kabul edilen bir toplum sözleşmesi niteliğindeki 2017 Anayasası ile ülke yönetilemiyor.

    Durum böyle olunca, AKP iktidarı ülkeyi devletin baskı ve şiddet aygıtlarını (adliye ve polisi) harekete geçirerek yönetmeye çalışıyor. AKP eskiyi, bir önceki çağın değerler dünyasını temsil ediyor. Ve bu anlamda çaresiz bir isyanın, ama son derece yıkıcı olabilecek bir orta çağcı karşı devrimin öncülüğünü ve sözcülüğünü üstlenmiş görünüyor. Ancak; eski olan ölüyor, yeni ise doğamıyor. Sorun bizde, bu ülkenin ilerici güçlerinin inisiyatifsizliğinde görünüyor.

    Dolayısıyla Türkiye, toplumsal fay hatlarında biriken gerilim nedeniyle şiddetli bir kırılmanın yaşanacağı tarihsel bir kavşağa doğru sürükleniyor. Sonuçta ülke, herkesin tahmin ettiği, ama gerçekleşeceğini sanmadığı ya da istemediği, ancak müdahale edilmediği takdirde önlenemeyecek bir cinayet anına doğru şuursuzca ilerliyor.

  • Niteliksiz, görgüsüz, bilgisiz bir kadro hile ve tertiple ülkeye el koymuş görünüyor.
  • Bu İslamcı kadro, toplumun en geri, en karanlık, en saldırgan ve en yağmacı kesimlerine dayanak, yaklaşık 200 yıllık derinliğe sahip aydınlanma çizgisinde köklü bir kırılma yaratıyor.Türkiye, vasata teslim olmakla direnmek arasında salınıyor.

    NE YAPMALI?

  • Türkiye bu İslamcı faşizan kuşatmayı kırmak, saldırıyı püskürtmek zorundadır.Bu nedenle ideolojik tutuculuk ve önyargılardan arındırılmış bir perspektifle, toplumun en geniş kesimlerini kapsayan cumhuriyetçi, yurtsever, ilerici ve demokratik bir hat kurulmalıdır.
  • Ülkenin geleceği için yaşamsal bir döneme girildiği bilinmelidir.Öncelikle CHP, cumhuriyetçi muhalefet güçlerinin “amiral gemisi” olmanın yüklediği tarihsel sorumlulukla hareket etmeli, toplumda oluşan tepkiyi sahiplenmelidir. Dahası bu toplumsal tepkiyi iktidara karşı eylemli bir mücadele çizgisine çekerek tezgahı bozmalıdır. Ancak CHP’nin böyle bir tarihsel sorumluluğu alması, ne yazık ki, uzak bir olasılıktır. Bunu yapacak ve zorlayacak olan Soldur.

    Bu nedenle Sol, CHP’ye baskı yaparak onu harekete geçmeye teşvik etmeli, dahası zorlamalıdır. Ancak sol, CHP’yi dışlayarak, suçlayarak, karşıya alarak değil, dinci-faşist diktatörlük girişimine karşı birlikte mücadele etmenin şartlarını yaratacak şekilde hareket etmelidir. Yöneltilecek eleştiri de bu yaklaşımla kurulmalıdır.

  • CHP’nin gericilik karşısındaki en büyük potansiyel güç olduğu unutulmamalıdır.Özetle                                             : 

    AKP iktidarından kurtulmak için bütün nesnel (objektif) şartlar varken, uzun süredir öznel (sübjektif) koşulların hazır olmadığı bir dönem yaşanıyor. Bu durum toplumda çürütücü bir etki yaratıyor. Ülke, kıstırıldığı köşeden çıkamıyor. Toplumsal bir anksiyete (AS: bunaltı) yaşanıyor, gelecek kaygısı, belirsizlik hali, tedirginlik duygusu her şeyin önüne geçiyor.

    Tarih ve toplum acı çekiyor.

    Sınıf mücadelesi, bugün kültürel mücadele dolayımıyla yürümektedir.
    İdeolojik mücadele yaşamsal bir önem kazanmıştır.
    Kurtuluş ya da kaostan çıkış, bu nedenle determinist (AS: deterministik) değil, yakın tarihte hiç olmadığı kadar voluantarist (AS: voluntarist) bir karakter kazanmıştır.
    Öznel koşulları yaratmak (AS: büyük ölçüde) bizim ellerimizdedir.
    ===================================
    Dostlar,

    Sosyoloji Doktoru yurtsever ve yürekli yazar – gazeteci Sayın Merdan Yanardağ dostumuz son derece önemli hatta kritik bir tarihsel irdeleme yapmaktadır yukarıdaki yazısında.

Büyük bir özen ve titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir, hatta zorunludur.

Dr. Yanardağ’ın, CHP’nin bu talihsiz irticacı kuşatmayı yarmada kendiliğinden yeter girişim (inisiyatif) ve çaba içinde olmayacağı / olamayacağı saptaması çok hazin, giderek acı vericidir.

Cumhuriyetin kurucu kadrolarının, Atatürk’ün Partisi CHP‘nin, Cumhuriyet 100. yılına yaklaşırken savrulduğu uçurumun eşiğinde yeniden “kurtarıcı – kollayıcı – karşıdevrimi çökertici” işlevi kendiliğinden ve gecikmeksizin üstlen(e)meyeceği saptaması kahredicidir.

Bir yandan 200 yıla varan Anadolu Aydınlanmasının yetiştirdiği kuşaklar, kazandırdığı kurumlar, değerler, sosyo-kültürel deneyim ve birikimler; bir yandan küresel dinamikler; bir yandan da AKP içi böylesine köktendinci kalkışmaya onay vermeyecek kesimler olmak üzere, ivedilikle oluşturulacak bir meşru direnme koalisyonu girişimi ertelenemez – ötelenemez kerteye erişmiştir. CHP içindeki çekirdek Cumhuriyetçi kadroların böylesine bir meşru savunma hattı örmede Parti’yi yeterince ve gereğince uyarıp – zorlamaları kaçınılmaz bir görev olmuştur.

Son olarak; AKP – Erdoğan iktidarını böylesine bir kanlı çılgınlığa yeltenmemeleri bağlamında bir kez daha uyarmak isteriz. Artık frene basmalarını ve temel kaygıları durumuna gelen ağır suçlara bulaşmış olma karşısında yargılanma korkusunun tutsağı olmamalarını dileriz. Türkiye’ de idam cezası yoktur. İşkence ve başkaca insan onuru ile bağdaşmayacak işlemler de yasaktır. Seçimi yitirdiklerinde Yüce Divan sıfatı ile Anayasa Mahkemesinde koşullar elverir ise, -bu TBMM’de en az 400 üyenin oyunu gerektirir- adil biçimde açık yargılanırlar ve eylemlerinin karşılığı hukuksal yaptırıma uğrarlar. Bu da ağırlaştırılmış müebbet hapis olur. Paşa paşa gider yatarlar. Çok sürmeden yaşlılık – hastalık vb. nedenlerle salıverilirler. Tersi, Türkiye’de yıllarca sürecek çok kanlı bir iç savaş olur ve inanınız AKP = Erdoğan gerici güçleri bu savaşımı yitirirler. En azından, belki uluslararası aracılarla, Türkiye ile uzlaşma zemini aramalıdırlar.

Sağduyu, Türkiye’de hiç bu denli ivedi ve zorunlu olmamıştı belki de; en çok da AKP=RTE için!

Sevgi ve saygı ile. 14 Temmuz 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Sağlık Hukuku Uzmanı
Kamu Yönetimi (Mülkiye) – Siyaset Bilimci
Anayasa Hukuku Doktora Öğrencisi
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik     

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 16 Haziran 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

DÜŞMAN

AKP’nin Cumhurbaşkanı RTE, “FETÖ’den PKK’ya şimdi de organize suç örgütlerine kadar yeminli millet düşmanlarının malzemelerini Meclis kürsüsüne taşımakta ısrar edenleri gördükçe ülkemiz adına üzülüyoruz.”

Biz de ülkemizi yönetenlerin kimlerle işbirliği içinde olduğunu gördükçe üzülüyoruz…

HELALLİK

Sedat Peker’in görüşmelerini yayımladığı gazeteci Hadi Özışık hatasını kabul ettiğini açıkladı ve helallik istedi.
Helallik isteyince tüm hatalar, suçlar yok olur. En etkili aklanma yöntemidir! En üst düzeyde denenmiştir!..

HAYAL

Zonguldak’ta sokak müzisyenliği yapan çocuk, hayalinin fakirliğin olmaması ve eve yiyecek götürmek olduğunu söyledi.
Bakan hanım fakirlik kalmadı demişti.
Çocuk ne bilsin?..

ÖDÜL 

Sayıştay raporuna da yansıyan 200 milyon TL’lik usulsüzlükte imzası olan 5 isim yüksek maaşla yeni görevlere getirildi.
Demek ki zoru başarmışlar…

TAKDİR

Danıştay’ın okullarda öğrenci andının okutulmamasına ilişkin kararının gerekçesinde, ”öğrenci andının içeriğinin anayasa ve yasalara aykırı olmadığı ve halen eğitim materyali olarak kullanılmaya devam ettiği vurgulandı. Dava konusu yönetmelik değişikliği ile yalnızca öğrenci andının her sabah topluca okutulmasına son verildiği, bu konuda idarenin takdir yetkisi bulunduğu” kaydedildi.

Takdir hatalıysa?..

GELECEK

Gelecek Partisi Genel Sekreteri Cemalettin Kani Torun, Suriye’de akan kanın özerk bir Kürt yapısıyla durdurulabileceğini savundu.

Bu Gelecek gelmese…

UÇUCU

CB Yardımcısı Fuat Oktay, “Uçan araçlara geldiğimizde artık dünya liderliğine oynayacak bir Türkiye göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Uçan AKP’lileri görüyoruz ya, yeter…

KİME?

Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Cemil Çiçek,

”Ortalıkta siyasetçilerin araçlarına çantalar dolusu para konulduğu iddiaları var. Bu iddia suç örgütü lideri olarak tanıtılan birisine ait. Bunu görmezden gelebilir misiniz?”

Soruyu üstüne alınan çıkar mı?..

MİLLİ

Bakanlığının adı “milli” ile başlayan H. Akar diyor ki;

“Türkiye, ittifakın yükünü ve tüm değerlerini paylaşarak NATO‘yu kendi güvenliğinin merkezine koymakta ve aynı zamanda NATO‘nun güvenliğinin merkezinde yer almaktadır.”

AKP’yi millici ve Amerika karşıtı gören ve herkesi Amerikan gemisine binmekle suçlayanların dikkatine sunulur…

ATATÜRKÇÜLÜK

Açıköğretim Fakültesi İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabına AKP dönemiyle ilgili 47 sayfa eklendi.

Atatürkçülüğe nasıl karşı olunur” öğretisi…

DOYURMA

RTE, halkın aç olduğunu söyleyen muhalefete, ”Aç olarak dolaşanları siz doyurun” dedi.
İktidar zenginlerin kasasını doldurmaktan fakirleri doyurmaya zaman bulamıyor da…

ANKARA

Parti grubundaki konuşmasında RTE, “Ankara havaalanını biz yaptık” dedi.
Yanlış anımsamıyorsam Ankara Kalesi’ni de AKP yapmıştı

GARANTİ

5 milyon yolcu garantisi verilen Ankara Yüksek Hızlı Treni (YHT) ancak 740 bin kişi kullandı. Hedefin tutmaması nedeniyle 2020 için yolcu garantisi ödemesi 21 milyon 352 bin dolara ulaşacak.
Garantileri hesaplayanların garanti geliri ne kadardır?..

SORUYORUM

  1. 128 milyar dolar nerede?
  2. Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Bakan Ruhsar Pekcan’ın soruşturulması neden engellendi?
  4. Sedat Peker’in iddiaları niçin araştırılmıyor? Suçlananlar neden açıklama yapmıyor?..

Devletin fethi 

Örsan K. Öymen
Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 14 Haziran 2021

Organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla hakkında yakalama kararı çıkarılan Sedat Peker, açıklamalarıyla AKP hükümetini sarsmaya, hükümet ise bunları görmezden gelmeye devam ediyor.

“Cumhurbaşkanı” ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hakkındaki iddialara rağmen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sahip çıkarken, savcılar söz konusu iddiaların doğru olup olmadığını araştıracaklarına ve soruşturacaklarına, meslek ahlakını yerle bir ederek hükümetten gelecek talimata ve açıklamaya göre hareket ediyorlar!
***
Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında bugüne kadar şu iddiaları ortaya attı:

1) Soylu kendisine, yurtiçinde ve yurtdışında koruma polisi tahsis etti.
2) Soylu, hakkında soruşturma dosyası hazırlandığını kendisine önceden bildirdi ve kendisi bunun üzerine yurtdışına çıktı.
3) Soylu, kendisinin yurtiçine “dönüş bileti” idi.
4) Soylu’nun bir akrabası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda, rant sağlamak amacıyla imarlaşmayla ilgili gelişmeleri takip etti.
5) Silivri Emniyet Müdürü, Soylu’nun baskıları sonrasında intihar etti.
6) Soylu’nun Demokrat Parti’de siyaset yaptığı yıllarda, kendisinin sağ kolu olan birisi Soylu’ya destek verdi, Soylu bu kişiyi belediye başkan adayı yaptı.
7) Kendisi Rize’deki bir cinayet davası konusunda yargılanırken, avukatını Soylu’nun babası buldu.
8) Soylu’nun sahibi olduğu sigorta şirketi, Bakan olduktan sonra kâr oranını artırdı.
9) Soylu, hakkında soruşturma başlatılan Bodrum’daki bir otel sahibi işadamının, önceden yurtdışına kaçmasını sağladı ve başka bir işadamının bu iş adamına olan 45 milyon dolarlık borcunu, “yukarının haberi var” diyerek silmesini talep etti.
***
Bu iddialar doğru mudur, yanlış mıdır, bunu araştırması gereken, hükümet talimatıyla hareket etmeyen bağımsız savcılardır. Savcıların bunları araştırıp soruşturabilmesi de Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve ona bağlı birimlerin desteğiyle olabileceğine göre, Emniyet Genel Müdürlüğü de İçişleri Bakanlığı’na bağlı olduğuna göre, hakkında iddialar bulunan bir İçişleri Bakanı görevde olduğu sürece, bu araştırmanın ve soruşturmanın bağımsız, nesnel ve sağlıklı bir biçimde yürütülemeyeceği açıktır.

Türkiye, Anayasada belirtildiği gibi, demokratik bir hukuk devleti olsaydı, İçişleri Bakanı istifa eder veya görevden alınır, suçluysa cezası uygulanır, suçsuzsa göreve iadesi sağlanırdı.
***
Sedat Peker ayrıca, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi ve AKP eski milletvekili Metin Külünk ile tanıştığını, kendisinin ricası üzerine, zorda olan bir akrabasına para yardımı yaptığını, seçimlerden önce AKP’ye çantalar dolusu parasal yardımda bulunduğunu, Almanya’daki bazı derneklere bağış yaptığını, ayrıca AKP’nin seçimlerde halka dağıttığı kahveleri kendisinin sağladığını iddia etti.

Bu iddialar konusunda da AKP Genel Merkezi ve savcılar hâlâ bir soruşturma başlatmış değiller!
***
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Sedat Peker’in bir organize suç örgütü lideri olduğuna dair iddiasıyla birlikte, Sedat Peker’in iddiaları da doğruysa, buradan, AKP’nin içindeki bazı odakların, bir organize suç örgütü lideriyle işbirliği yaptığı sonucu çıkar.

Ancak ortaya atılan iddiaların doğru olup olmadığına, bağımsız hareket eden savcılar ve yargıçlar karar verebilir. Buna hükümet karar veremez. Buna hükümet karar verirse, Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir hukuk devleti olmaz, kabile reisi tarafından yönetilen kabile devleti olur.
***
Bunlarla birlikte hâlâ yanıtlanması gereken çok önemli iki soru vardır:

1) Sedat Peker’in yıllar sonra, AKP tarafından, yeniden organize suç örgütü lideri olarak tanımlanmasına ve kendisine yönelik bir operasyonun başlamasına yol açan nedenler nelerdir? 
2) AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya neden sahip çıkmıştır? 

Bu sorulara eksiksiz yanıt verilmeden, mafya, çete, siyaset, hükümet, devlet, ticaret arasındaki ilişkilere dair iddialar hakkında bütüncül bir değerlendirme yapmak olanaklı değildir.

Doğru adres Peker değil

13 Haziran pazar sabahı kalktığımızda, Türkiye’nin tamamında adeta bir matem havası hakimdi. Sanki, çok popüler bir dizinin başrol oyuncusunun başına bir şeyler gelmiş de o haftanın merakla beklenen bölümü yayınlanmayacaktı.

Olamazdı. Ne yapacaktık? Nasıl edecektik? Nerelere gidecektik? Böyle bir acıya(!) nasıl katlanacaktık?

İşin şakası-mizahı bir yana, böylesine abuk ve sürreal durumla karşı karşıyaydık. Herkes, “Ya başına bir şey geldiyse? Ya yakaladılar ve susturdularsa? Ya açıklamaları ve Youtube kayıtları durursa?..” gibilerden bir hayal kırıklığı içine düşmüştü.

Ve ardından, Twitter üzerinden yayılan bir bilgi bu kaygıları daha da arttırdı.

“Peker, T.C. İstihbarat birimleri (MİT)’nin düzenlediği, SAT komandolarınının da katıldığı bir operasyonla ele geçirilmiş, Türkiye’ye getirilmek üzereydi.” Anonim bir hesaptan yayılan bu bilgi saatlerce doğrulanamadı, ama yalanlanmadı da. Akşam saatlerine doğru, Peker’in “maiyetindeki” birinden gelen bilgi biraz daha farklıydı. O da, “Yakalanması söz konusu değil ama Birleşik Arap Emirlikleri resmi bakamları tarafından ‘Yalnız başına’ bir adrese davet edilmiş ve orada bir görüşmeye alınmış”tı. Ancak akıbeti belli olmadığı gibi, güvenliğinden duyulan endişe de devam etmekteydi. Saatlerce de bu “versiyon” üzerinden spekülasyonlar ve ileriye dönük tahmin ve senaryolar devam etti.

Sonuçta, bu tedirgin bekleyiş geceyarısını bir kaç dakika geçe, bizzat Peker‘in açıklaması (Twitter üzerinden 6 maddelik flood’ı) ile sona erdi.

Mafya lideri, “Yakalanma diye bu durum yok. Zaten, bir uluslararası yakalama emri (Interpol üzerinden) resmi olarak bu ülke makamlarının tutuklaması vb. gibi bir olasılık da yok. Sadece bir görüşme yaptık. Bana kalmak ya da gitmek anlamında kararın şahsıma ait olduğu bildirildi. İmkanlar çerçevesinde anlatımlarıma devam edeceğim” mealinde, durumu açıklığa kavuşturdu.

Mesajının son bölümünde de üstü örtülü biçimde (mealen) “Suçladığı kişileri (başta İçişleri Bakanı’nı koruyup kollayıp hakkında bir şey yapmayanlarla da hesaplaşma” uyarısı da yaptı. Muhatap besbelliydi.

İşin bu tarafı malûm.

Ancak ben bu yazıda, olayın başka bir yönüne dikkat çekmek istiyorum.

Siyasetin ya da başka bir alemin “üstü örtülü kalmış ve kamuoyu tarafından bilinmesi gereken unsurları”nı biz neden bir mafya reisinden öğrenmek zorundayız? Bunların bir kısmını ya da önemli bir kısmını muhalif siyasetçileri ya da adil ve yansız, omurgalı, satılmamış, namuslu medya zaten söylemiyor ve yazmıyor muydu?

Evet. Peker’den yeni duyduğumuz “taze” bilgiler de olabilir. Bugüne kadar hiç duymadığımız şeyleri de ifşa etmiş ya da edecek olabilir. Ama Peker’in şu farklı (ve çok önemli) özelliğini asla unutmamak gerek.

Neticede kendisi bu kirliliklerin (yakın zamana kadar) suç ortağı değil mi? Neticede, araları bozulduğu için “intikam amaçlı” ifşaatta bulunuyor değil mi?

Neticede, aynı FETÖ’cülerin 17-25 Aralık’ta yaptığı gibi, belki de araları bozulmasa sonsuza dek konuşmayacak bir “yol arkadaşı – yoldaş – kanka” statüsünde değil miydi?

Ve en önemlisi de, 2 şeyi daha düşünmeliyiz:

1. Acaba her şeyi anlatıyor mu? Öyle ya, kendisi de “Bazı şeyler benimle mezara gidecek” demedi mi? Bizim öğrenme hakkımız ne olacak?

2. Acaba her şeyi doğru mu anlatıyor? Bazı gerçekleri, bazı ilişkileri, ilişkilerin içindeki ayrıntıları ve bazı kişileri “es geçip” mi konuşuyor?

Neticede “Kamuoyunun gerçekleri bilme hakkının şampiyonu” birinden söz etmiyoruz.

Oysaki, gerçek gazetecilerin gerçek medyası, yani omurgalı ve satılmamış medya, kamuoyunu siyasetin ve ekonominin kirlilikleri hakkında bilgilendirirken bu tür saiklerle hareket etmez.

Demem o ki, siz yine Peker’i dinleyin. Biz de dinleriz tabii.

Ama, neticede gerçek sağlıklı bilgiyi işi gazetecilik olan ve taraf tutmayan (ya da sadece kamunun bilgi alma hakkının tarafını tutan) adil ve gerçek gazetecilerden almaya devam edin. Bilgiyi, her tür bilgiyi ve belgeyi “gazetecilik süzgecinden” geçiren medyadan almaya özen gösterin.

Ve eğer biri için endişe duyacaksanız, bu bir mafya reisi için değil, gazeteciler için olsun.

Birinin üzerine titreyecekseniz, gazetecilerin özgürce çalışması yani basın özgürlüğü olsun.

Birinin esenliği ve güvenliği için uykularınız kaçacaksa, kalemleri kırılmaya çalışılan, içeri atılmaya çalışılan, gazeteleri kapatılmaya, ekranları karartılmaya çalışılan gazeteciler için kaçsın.

Sedat Peker, neticede dün ve hayatı boyunca iktidarlara yakın olmuş, güçlüden yana tavır almış, onlar adına ve onlarla beraber iş çevirmiş bir suç örgütü lideri. Kendisini şu ya da bu şekilde kurtaracak güce de paraya da sahip. Bir güçlü teşkilatı ve hem ulusal hem de uluslararası “network”üne güvenebilir.

Ama, sadece ve sadece kaleminin gücüne güvenen ve onurundan namusundan güç alan gazeteci, sadece gerçeklerden ve kamuoyunun bilgilenme hakkından yana gazeteci, sizin gerçek tercihiniz olsun.

Peker yarın susabilir ya da susturulabilir.

Susana ya da susturulana kadar, tabii ki onun anlattıklarından yararlanmaya ve gerçeklere ulaşmak için ağzından her çıkanı bir şekilde ciddiye almaya hazırız.

Ancak esas kulak vermeniz ve okumanız gereken odak, bağımsız medya olmalıdır.

“Bu tarafa” bekleriz.

Hani malum banka reklamındaki gibi:

“Gerçekler bu Taraf’ta”

MAFYA MASASINDA MEZE OLMAK!

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Binali Yıldırım ve Nükhet Hotar;
İkisi de çakma İzmirli, ikisi de AKP’li! Biri Erzincan’dan, diğeri Malatya’dan gelmişler. Hoş gelmişler ama, İzmir’e vermeye değil, İzmir’den almaya gelmişler. Milletvekili-Genel Başkan Yardımcısı-Genel Başkan-Bakan-Başbakan-TBMM Başkanı gibi çok önemli makamlarda bulundular!

Bugün ikisi de, mafya babalarının ciddi suçlamaları ile karşı karşıyalar.
Binali Bey, hesabını veremediği yurtdışı mal varlığı ve gemi filolarıyla tüm Avrupa basınının ve Hollanda Hükümetinin radarında! Sedat Peker’in iddiası ise, Binali Bey’in oğlu Erkam Yıldırım’ın, Venezuela-Kolombiya orjinli uyuşturucu trafiğini yönettiği yönünde…

Nükhet Hanım ise, yine mafya babalarından ve şu an Arjantin’de bulunan Serkan Kurtuluş tarafından suçlanıyor! İddia şu; Nükhet Hotar’ın Başkanlığında, Serkan Kurtuluş’un, İzmir Emniyet yetkililerinin, Adliye yetkililerin, AKP İL Başkan Vekili Ahmet Kurtulmuş’un (öldürüldü) olduğu grubun, İzmir ve Ege Bölgesinde “FETÖ Borsası” kurarak, insanları para karşılığı cezaevinden tahliye ettirmek!

Gördüğünüz gibi, iddialarda bulunanlar “Ağır Abiler”, suçlananlar “Çok Ağır Abi ve Ağır Abla”, suçlamalar ise çok ağır! Bu suçlamalara dokunan yanar! Ayrıca bu ikilinin, İzmir’in bazı önemli iş insanlarıyla da, tamamen duygusal ilişkileri olduğu biliniyor! Elbette ki bu iddialar araştırılacak ve gerçekler gün yüzüne çıkarılacaktır.
AKP döneminde olmazsa, genel seçimden hemen sonra yargı çalıştırılacaktır.

Yargı mensuplarına destek olmak amacıyla bazı önerilerimiz olacak;
Binali Bey’in oğlu ile ilgili iddiaların açığa çıkmasıyla ilgili olarak;
“Son BEŞ yılda, Venezuela-Kolombiya gibi uyuşturucu üreten ülkelerden gelen tüm gemileri ve sahiplerini, yüklerini, hangi limana yanaştıklarını, o limanlarda görevli emniyet ve gümrük müdürlerinin, görevli vali yardımcılarının mal varlıkları tespit edilmelidir. Çözümü kolaylaştıracaktır. İddiada bulunanlar, C. Savcıları tarafından dinlenmeli ve gerekiyorsa
“Gizli Tanık” yapılmalıdır. (Bu konuda, bilgi-belge toplama çalışmamız devam etmektedir)

Nükhet Hotar’la ilgili iddiaların doğru olup olmadığını anlamak çok daha kolay olacaktır.
Çünkü, İzmir’de ve Ege’de malına-parasına, fabrikasına-arazilerine, benzin istasyonlarına el konulan kişileri bizler biliyoruz. Hukukçu arkadaşlarımız bunlarla görüşüyor. Tek Adam dönemi bitip, yeniden Hukuk Devleti olduğumuzda bu belgeler de Türk Yargısına verilecektir…

Siyaset başlı başına zor bir iştir. Hele Türkiye’de ve dürüst olarak siyaset yapabilmek çok daha zordur. Ama, Vatanı satanlarla mücadele etmek de kişiyi ayakta tutuyor.
Bugün Sakarya Asliye Ceza Mahkemesi bizi 11 ay 20 gün hapse mahkum etti.
Gerekçe CB’na hakaret imiş! Ne demişiz?
“Siz BOP Eşbaşkanı değil misiniz? Siz bu projeyi desteklemediniz mi? Irak’ta-Suriye’de-Libya’da olan ölümlerden sorumlu değil misiniz? Binali Bey’in gemileri her yerde dolaşıyor. Ne taşıyor bunlar?”

Sonuç, 11 ay 20 gün hapis!

Eyy Türk Yargısı! Adaletinle bin yaşa iyi mi?
Devleti soyanlar dışarda, Laik Cumhuriyeti yıkanlar dışarda, mafya babalarının masasında meze olmuş Bakanlar-Genel Başkan Yardımcıları dışarda, ATATÜRK’e hakaret edenler soruşturulmuyor bile, El-Kaideye silah gönderenler, insanlarımızı öldürenler dışarda, Serdaroğlu’na hapis!
Vız gelir, tırıs gider. Tüm bu hukuksuzlukların hesabını mutlaka gram-gram soracağız.

Bademler ve onların yargıdaki tetikçileri şunu iyi bilsinler;
Bizler çığ gibiyiz, düşerken büyürüz. Hainler kartopu gibiler. Güneş DOĞRU yerden doğduğunda eriyip gidecekler…

Ne Mutlu Türküm, Atatürkçüyüm Diyene ve Sözünden Dönmeyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 02 Haziran 2021

ÇARŞAMBA İĞNELERİ  – 02 Haziran 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

BECERİKSİZ 

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, “Bakandan kaynaklanan bu beceriksizlikten dolayı, bir nesli / kuşağı kaybetmek üzereyiz. Çok ciddi önlemler alınmalıdır.” diye yazdı.

Yalnızca O mu?..

SAHİP

RTE, Sedat Peker açıklamaları konusunda iki hafta sonra konuştu.
Hiçbir suçlamaya açıklık getiremedi. Topu taca attı. Soylu’nun arkasında durduğunu söyledi.
Arkasında durmasa kim ne açıklar?..

MAFYA

AKP Cumhurbaşkanı RTE, Rize’de Meral Akşener’e yapılan provokatif saldırılar için, “Gelin hanıma güzel bir ders verildi. Yine dua et ki çok ileri gitmediler. Daha neler olacak neler? Dur bakalım daha bunlar iyi günler..” dedi.

Peker, Çakıcı, Ağar. Bunlar olmasa kim var?..

YANDAŞ

Doğu Perinçek, suçlamaların hedefindeki Bakan Soylu’ya sahip çıktı.
Süleyman Soylu hedef alındığı zaman Türkiye’nin hedef alındığını belirten Perinçek, “Soylu, ABD’nin baş suçlularından. Çünkü PKK’yı ve FETÖ’yü bastırıyor.” dedi.

Pislikler ortaya dökülünce de aynı terane, “Vatan savaşı…ABD gemisi…”
1984’ten beri PKK ile mücadele eden ilk Bakan mı Soylu?
Sığınacak başka bahaneniz? Başka nakaratınız?..

MOSSAD

Perinçek diyor ki “Sedat Peker’in arkasında CIA’yı, Mossad’ı görmemek mümkün değil. Peker Mossad’ın avucunda”
Peker iktidara karşı değilken O’nunla kanka pozları veren Vatan Partililer kimin avucunda?..

KAZIK

Alaattin Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik ”Kazığa oturturum” sözleri “basit tehdit” sayıldı.
Kazık, çatal çivili filan olmalıydı ki!..

MECLİS

KKTC Meclisi’nde gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili ortaya atılan yeni iddiaların araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Komitesi kuruldu.
Aynı bizim Meclis!..

TASMALI

Bahçeli, MHP Meclis Grup Toplantısı’nda Soylu için, “İkazen diyorum ki, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın boynuna tasma geçiremeyecek…”

Vatan savaşı, tasma savaşına evrildi..

27 MAYIS

Basın açıklamasında imzası olan 84 amiral 27 Mayıs günü ifadeye çağrıldı.
“Darbeciler, darbenin yıldönümünde hesap verecek!” mesajı.
Yargı ayak oyununun topu olmuş…

AK

Muğla Mumcular’ın AKP’li eski Belediye Başkanı Kazım Avcı, RTE’nin Soylu’ya arka çıkması üzerine “AK parti benim için artık AK değildir” diyerek istifa etti.
Baştan karaydı zaten…

DİNCİ

Fethiye’de din öğretmeni Yunus Taşkıran dürbünlü tüfekle poz verip “Biz de senin arkandayız ağam” mesajı ile Soylu’ya destek verdi.
Din öğretmenliği yerine tuvalet bekçiliğine yakışır…

HESAP

Bakan Soylu, şiddetten korunmak için polisten yardım isteyen kadınlara yardımcı olmayan polislerden hesap soracağını söyledi.
Olurlar. “Bunlar daha iyi günleriniz” derler…

DİNSİZLEŞTİRME

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, Taksim’e açılan camiyle “Türkiye’yi dinsizleştirme çabalarının engellendiğini” öne sürdü.
85 bin cami engelleyemedi, Taksim’e yapılan bir cami engelledi. Ne mantık ama!..

KAFİR

Ayasofya’da dün düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı hafızlar icazet töreninde konuşan imam eskisi Mustafa Demirkan, Ayasofya’yı müzeye çevirenlere işaret ederek “Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir? O zihniyet bir daha başa gelmesin ya Rab” dedi.

  1. Milletini kurtaran, devletini kuran insana bu kin nedir?
  2. Ayasofya’da konuşma yapanlar özellikle Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olanlardan mı seçiliyor?
  3. RTE’nin huzurunda söylemesi işaret midir?
  4. Bu tür adamlara dindar mı, kindar mı, kafir mi denir? ..

AYNI

Atatürk düşmanı imam, YÖK Başkanı’nın damadı, RTE’nin arkadaşı imiş.
Aynı hamurun suyu…

TUTTURAMADI

Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam için “Venzuella’ya dezenfektan ve maske yardımı için gitti” dediği tarihlerde oraya hiç maske dışsatımı yapılmadığı tespit edildi.

  1. Binali şoktaydı, şaşkınlığından öyle dedi.
  2. Binali düşündü taşındı, en tutarlı seçenek olarak bunu bulabildi.
  3. Maskeler el bagajına sığdırılmıştı, gümrükten geçmedi…

SORUYORUM

  1. 128 milyar Dolar nerede?
  2. Sarıklı amiral soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Ruhsar Pekcan’ın soruşturulması mecliste niçin engellendi?
  4. Sedat Peker’in suçlamaları için araştırma ne zaman başlatılacak?

EFES

Euro League şampiyonu Efes Pilsen’i ve şampiyonluğu şehitlerimize armağan eden koç Ergin Ataman’ı kutluyorum.
FB taraftarı ve kongre üyesi olarak onları tebrik etmeyen FB yönetimini ayıplıyorum…

Korku iklimi

Zafer ArapkirliZafer Arapkirli

Haftalardır, mafya-siyaset-iktidar-medya dörtgeninde yazılıp-çizilen, konuşulan sözler arasında en çok üzerinde durulması gereken ve hatta konuyu en iyi tanımlayan cümlelerden birini, olayların baş kahramanlarından biri olan mafyacı Sedat Peker kurdu:

“Kanla ilgili (Barış Akademisyenleri’nin kanları ile banyo yapacağız – z.a.) söylemiş olduğum olayların hepsi, söylendiği dönemde hükümetin lehinedir. Çünkü o zaman korku iklimi oluşturmak lazımdı…”

Doğru söze ne denir? Faşizmin iktidarını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir gerekliliktir bu.

“Korku iklimi” Mümkün olduğu kadar korku salacaksın memlekete.

Peker’in kendisi de konuşmalarından birinde “kişisel tarihi” üzerinden bu korkuyu gayet güzel tanımlıyordu ya:

“Ulan onu korkut, onu korkut, onu korkut… Ulan beni mi korkutuyorsun? Doğduk anadan babadan kork. Okula gittik öğretmenden kork. Ulan biraz büyüdük, mahalledeki kabadayıdan kork. Komutandan kork, polisten kork. Ulan işyerine gidersin amirden kork, müdürden kork. Ulan yaşlanacağız öleceğiz, Allah’tan kork. Nedir ulan bu korku? Kork, kork…. İnsanların hayallerini donduruyorsunuz. Korku ile bastırıyorsunuz….”

Daha güzel nasıl anlatılır? Yıllardır kendisini, bu memleketin “En korkulan şahıslardan biri” olarak konumlandıran bir mafya lideri, “korku”nun ve memlekete hâkim olmuş “Korku iklimi”nin tanımını olağanüstü veciz(!) biçimde, işte böyle yapıyordu malum video kayıtlarından birinde.

Ama ironik biçimde, kendisi de “Rejim”in bir enstrümanı olarak, ortalığa “Korku iklimi” salmak için gayet acımasız biçimde kullanılmıştı. Silahlı suç örgütü kullanılarak bugün akademisyenlere, öteki gün öğrencilere, gazetecilere, beriki gün belki bir fabrikanın işçilerine, başka bir gün bir siyasi partideki güç kavgası içinde yer alan muhalif kanada, sonra solda ya da sağda konumlanmış muhalefet partilerine, rakip çetelere, başka topraklarda yok edilmek istenen (Kutlu Adalı gibi) “hedeflere” korku salmanın bir enstrümanından söz ediyoruz.

İşte yıllardır, on yıllardır yanıtı aranan ve aslında pekâlâ bilinen sorunun özü budur. Devlet, mafya ile niye “iş tutar?” Tam da bundan. Kendi yasal, meşru, hukuki aygıtının yetişemediği bir korku salma işlevini, bunlar aracılığı ile hayata geçirebilmek için. Ve sonunda da “hukuki bir sorumluluk üstlenmemek” gerektiğinden, bu “Korkutucuları-Susturucuları-Sindiricileri” tanımazdan gelerek, zaten hiç kirlenmemiş(!) ellerini yıkayıp çıkıp gidebilmek için.

İşin özeti budur. Hani, Mehmet Ağar’ın, efsane Cumhuriyet yazarı, yiğit devrimci rahmetli Uğur Mumcu’nun eşi Sayın Güldal Mumcu’ya söylediği o tarihi söz var ya:

“Bir tuğlayı sökersek, bütün duvar çöker…” sözü. Bugün o “duvar” olayında yeni ve beklenmedik bir şey yaşıyoruz. Artık, o duvardan (devletin kirli-karanlık-zehirli-ölümcül işler yapma enstrümanlarını kastediyorum) bir tuğla sökmeye gerek kalmıyor.

Bizatihi, duvarın tuğlaları birbirlerini sökmeye, yıkmaya, deşifre etmeye, fâş etmeye, açığa düşürmeye başladılar. Baksanıza (mealen) ne diyor mafya lideri?

“Geldiler bana (Korkut Eken’i kastediyor) ‘Kıbrıs’ı Rumlara satmak isteyen bir adam var’ dediler (Gazeteci Kutlu Adalı). Onun öldürülmesi gerektiğini söylediler. Kardeşimi görevlendirdim. Ama sonra o adamın kanını dökmek bize nasip olmadı (gururla anlatıyor)” diye gayet açık söylüyor..

Bugüne kadar hiç bu kadar açık bir itiraf duymamıştık bu “düzeyde”. Tam da şunu diyor: “Devlet kendi göremeyeceği pis bir işi bize ihale etti. Bir nevi taşeronluk üstlendik.”

Kim bilir bu tür “taşeronluk” faaliyeti neticesinde ne Adalı’lar, ne Mumcu’lar, ne Kışlalı’lar, ne Üçok’lar, ne Hablemitoğlu’lar, ne Tütengil’ler, ne İpekçi’ler, ne Karafakioğlu’lar, ne Cemil Kırbayır’lar, ne Savaş Buldan’lar katledildi? Yüzlerce binlerce “Cumartesi Anası, Cumartesi Babası, bacısı, kardeşi, evladı, eşi” yaratıldı…

Bu büyük vicdan suçunun, insanlık suçunun ve demokrasi ayıbının temizlenmesi, katledilen o insanlar üzerinden toplumda yaratılmaya çalışılan o “Korku İklimi” için kullanılan enstrümanlar konuştukça bunları daha iyi öğreneceğiz. Ama siyasetin, en korkuncu da yönetenlerin, bu korku ikliminden medet ummaya devam ettiklerini dehşet içinde izlemekteyiz. Daha dün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü kişisi ne diyordu?

“Yine dua et ki Gelin Hanım’a çok ileri gitmeden bir ders verdiler. Bu daha ilk. Daha dur bakalım bunlar iyi günler. Daha neler olacak…”

Al sana korku iklimi…  Yazıktır. Günahtır. Ayıptır. Daha da ötesi, açıkça ağır bir siyasi suçtur bu.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 26 Mayıs 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE


SORUMLU

Susurluk Komisyonu’nda yer alan AKP’li eski vekil Hayrettin Dilekcan, Peker olayı ile ilgili olarak, ”demokratik ülkelerde böyle durumlarda bakanın görevi bırakması gerektiğini” söyledi.

Sorumlu Soylu istifa ederse “her şeyden sorumlu” ne yapacak?..

PİSLİK

Bakan Soylu, Sedat Peker’in bir gazetecinin aracılık yaptığı iddialarına karşılık, “Hangi siyasetçiye ayda 10 bin dolar gönderiyorsa hesabını ondan sorsun” dedi.

Bu kirli bilgiye sahip olan Bakan yargıya taşımamışsa kendi de kirlenmemiş midir?…

KÜRK

AKP’li vekilin kız kardeşinin rektör olduğu Malatya Üniversitesi’nde, yıllarca İngilizce sınavlarından 65 puan alamayan araştırma görevlisi Emrah Ağın, İngilizce kitaba bir bölüm yazarak doçent oldu.

Ye AKP kürkü ye…

ÖZGÜRLÜK

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş’a yönelik sahte senet suçlamalarında bulunan ve ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘şantaj’ ve ‘özel hayatın gizliliğini ihlal etmek’ suçlarından dolayı kesinleşmiş hapis cezası olduğu gerekçesiyle tutuklanan Necmettin Kesgin’in AKP ve MHP’nin çıkardığı af paketinden yararlanarak, tahliye edildiği öne sürüldü.

CHP’ye çamur atanlara suç işleme özgürlüğü…

AŞI

Ukrayna Parlamentosu’nda yapılan oylamayla, vatandaşlar için yeterli miktarda Kovid-19 aşısı bulamayan Sağlık Bakanı Maksim Stepanov’un işine son verildi.

Ayıp etmişler. Çözüm mü yok?

Mayıs sonunda bulur, yaz aylarında bulur, sonbaharda bulur, bu yıl sonuna kadar bulur, gelecek bahar garanti…

AŞILAMA

Sağlık Bakanı Koca, aşı olursa aşılama yapacak kapasitemizin olduğunu açıkladı.

Tıpta ne kadar ileri gittiğimizi öğrenmiş olduk!..

GÜVEN

Bakan Koca, kameralar önünde Prof. Uğur Şahin’e;

  • Cek caklı olmasın, somut tarih ver…Senin ağzından duysunlar.

Açıklaması:

Ben hep cek-cak dedim… Artık kimse bana inanmıyor…

CEZA

Maltepe’de, 23 yaşındaki kadına bir restoranda cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan eski CHP Maltepe İlçe Başkan Yardımcısı U.K. “nitelikli cinsel saldırı” ile “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından toplam 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Darısı Kur’an kursları ile cemaat yurtlarındakiler başta tüm tacizci ve tecavüzcülere…

ACİZ

Sedat Peker’in evinin aranması konusunda İçişleri Bakanı Soylu,”.. Kimsenin karısına bir şey yapılmadı. Türk polisi ne yapacağını iyi bilir. Karısının iç çamaşırına sığınan acizler.” dedi.

Bakanın sözleri ne kadar soylu, güçlü ve seviyeli bir kişi olduğunu gösteriyor…

İNTİHAL

Doktora tezinde intihal yaptığı ortaya çıkan Almanya Aile Bakanı istifa etmiş.

O hooo, intihalden de istifa edilir mi? Sahte diploma ile neler olunuyor!..

DEZENFEKTAN

Kendi Bakanlığına yüksek fiyattan dezenfektan satan Ruhsar Pekcan hakkında Meclis araştırması açılması istemi Cumhur İttifakı’nın oyları ile reddedildi.

Zaten RTE de kendisine şükranlarını sunmuştu.

Böyle başa böyle Bakan…

MÜJDE

RTE, 19 Mayıs akşamı televizyonda, Akdeniz’den petrol ve gaz bulunma müjdesi gelebileceğini, dünyanın bizi kıskandığını söyledi.

Ertesi sabah akaryakıta son dönemin en büyük zammı geldi.

Nasıl kıskanmasınlar! Böyle bir zammı hiçbir ülke yapamaz…

SORMA

AKP’li iki Bakana, ”AK Parti ismi şaibelerle anılan Süleyman Soylu’dan daha mı küçük?” sorusunu soran AA Muhabiri Musab Turan işinden atıldı.

Muhabirin soru sorabilir mi?..

MÜFTÜ

Akçakoca Müftüsü Şaban Soytekinoğlu, Selanik göçmenleri için “Yüzde 90’ı Sabetayist. Aslında Müslüman değil” dedi ve Gezi Olaylarıyla bağlantı kurdu. Ali Koç’un göstericilere otelini açtığını anımsattı.

Irkçı, yobaz, cahil birinden Müslüman olsa ne, olmasa ne?..

BAKAN

Aile Bakanı Derya Hanım, salgın döneminde kadına yönelik şiddetteki artışın “tolere edilebilir” oranda olduğunu söyledi.

Bakan koltuğunda birinin işini bilmemesi tolere edilemez!…

HAYIR

Sedat Peker, Binali oğlu Erkam Yıldırım’ın uyuşturucu işlerini organize etmek için Venezuella’ya gittiğini söyledi.

Binali Yıldırım, Erkan’ın hayır işleri için (test kiti ve maske dağıtımı) gittiğini açıkladı.

  1. Hayırların en hayırlısı Venezüella’ya yapılandır.
  2. En hayırlıdan daha hayırlısı limanda peynir yükleyenlere yapılan hayırdır.
  3. Hayırdır inşallah…

HABER-TÜRK

24 Mayıs akşamı İçişleri Bakanı Soylu Haber Türk TV’ye gazetecilerin sorularını yanıtlamak için çıktı, solo yaptı.

Yayıncı, sorulara  yanıt verilmemesine karşın “zamanımız doldu” diyerek programı kapattı.

Zamanı dolan kanal oturumu tekrar yayınladı.

İşini bilenler diyarı…

SORUYORUM :

128 Milyar dolar nerede?

Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sürecek?

Cumhur İttifakı, yolsuzluğu ortaya çıkan Bakan Pekcan ile ilgili meclis araştırması açılmasını neden engelledi?

Kedi – köpek kavgasında bile çıkıp konuşan RTE, Türkiye’deki pislikleri ortaya saçan ve dünyanın konuştuğu Peker açıklamalarına karşı neden konuşamıyor?..

Karanlıktaki sessizlik

Örsan K. Öymen

Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 24 Mayıs 2021

Dünyada birçok suç ve suç işleyen kişi, suç işleyen başkalarının itirafları ve açıklamaları sayesinde ortaya çıkmıştır. Güvenlik güçleri, istihbarat birimleri, savcılar ve yargıçlar, söz konusu itirafların ve açıklamaların, daha önce bir suçtan hüküm giyen birisi tarafından ortaya atılıp atılmadığına göre değil, bu itirafların ve açıklamaların doğru olup olmadığına göre karar verir.

Ancak bu iddiaların (AS: savların) doğru olup olmadığı, bu iddiaların kim veya kimler tarafından ortaya atıldığına bakılmaksızın, araştırılması ve soruşturulmasıyla olanaklıdır. Bu iddiaların doğru olup olmadığına, devlet başkanı, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve milletvekili karar veremez.

Eğer bir ülkede bir hükümet, “bir organize suç örgütünün iddiaları ciddiye alınacak şeyler değildir” biçiminde bir gerekçeyle, iddiaların araştırılmasını ve soruşturulmasını engelliyorsa bu, söz konusu hükümetin, kendi içindeki bazı (AS: kimi) suçları ve suçluları gizlediği kuşkusunu artırır.

AKP hükümeti bunu daha önce de yapmıştı. Fethullah Gülen’e bağlı çetelerin yolsuzluk iddialarını aynı gerekçeyle örtbas ederek soruşturulmasını ve araştırılmasını önlemişti.

Kendisine güvenen, suçsuz olduğunu bilen insanlar, haklarındaki iddiaların araştırılmasından ve soruşturulmasından neden kaçarlar? Üzerinde durulması gereken budur.
***
Sedat Peker’in açıklamaları Türkiye’yi sarsmaya devam ederken ve izlenme rekorları kırarken;

– hükümeti yönetenler,
– hükümetin emir kuluna ve parti üyesine dönüşen sözde savcılar,
– sözde Emniyet ve istihbarat görevlileri ve
– hükümetin propaganda aygıtı işlevini gören sözde medya üyeleri

olayları görmezden gelerek, hukuk devleti ilkesiyle birlikte, meslek ahlakını da ayaklar altında çiğnemektedirler.

Uzun yıllar, AKP tarafından itibarlı (AS: saygın) işadamı muamelesi gören ve korunup kollanan Sedat Peker, yeniden, organize suç örgütü lideri ilan edilmiştir. Ne olmuştur da Sedat Peker bir anda yeniden organize suç örgütü lideri ilan edilmiştir?

Bu soruya Sedat Peker de hükümet de henüz bir yanıt vermemiştir. İlginç olan da budur.

AKP’nin ve MHP’nin içindeki veya yakınındaki bazı (AS: kimi) odaklarla Sedat Peker’in arasında bir çıkar çatışması yaşandığı için mi Sedat Peker bir anda hedef haline getirilmiştir?

Yaşananların, geçmişte birçok suçtan dolayı hüküm giyen Alaattin Çakıcı ve Sedat Peker arasındaki rekabetle ve çıkar çatışmasıyla bir ilgisi var mıdır?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Alaattin Çakıcı ile yakınlığı dikkate alınacak olursa, MHP’nin ve Bahçeli’nin bu yaşananlarda bir rolü var mıdır?

Sedat Peker’in iddiaları, Alaattin Çakıcı ile eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın ilişkileri bağlamında nasıl açıklanabilir?

  • Sedat Peker’in, Mehmet Ağar, AKP milletvekili Tolga Ağar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki iddiaları araştırılıp soruşturulacağına, neden örtbas edilmektedir?

***

  • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, neden istifa etmemektedir ve konunun açıklığa kavuşmasına katkı sağlamamaktadır?

Daha önce, demokrasiyi savunan üniversite öğrencilerini terörist, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin namuslu, şerefli ve vatansever amirallerini darbeci ilan ederek kendini yargıç yerine koyan, kronikleşmiş bir biçimde yargısız infazda bulunan Süleyman Soylu, şu anda da hakkındaki iddialara neden somut yanıtlar vermemektedir?

Anayasaya, yasalara ve hukuka uygun bir biçimde Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlaması gereken bir İçişleri Bakanı, anayasanın, yasaların ve hukukun uygulanmasından sorumlu bir İçişleri Bakanı, nasıl olur da Türkiye’nin kutuplaşmasına, Türkiye’nin birliğinin ve beraberliğinin bozulmasına yol açtığı gibi, yasadışı örgütlenmelerle ilgili iddiaların bir parçası haline gelebilmektedir?

Yürütme yetkisini elinde bulunduran, ülkeyi yöneten AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan ile O’nun ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu olup bitenler karşısında neden hâlâ somut bir adım atmadan sessizliklerini korumaktadırlar?

Sessizlik herkesin işine geldiği için mi?