Etiket arşivi: seçim güvenliği kaygısı

YSK: Anayasal değil, siyasal tercih

Bu kural, 2014’te uygulandı ve buna göre yine ilk kez RTE, CB seçildi.

Bu kurala 2017’de dokunulmadı ve aynı kurala göre RTE, 2. kez CB seçildi.

2017 değişikliğinde, TBMM kararı ile 3. kez adaylık yolunu açan bir hüküm kondu (md.116/3); ama, “iki defa” ve “kişi” kaydı aynı kaldı.

YSK, RTE’nin 3. kez aday olup olamayacağı konusunda 30 Mart günü karar verdiğini açıkladı. Aday listelerini 31 Mart günü kesinleştirdi. Karar gerekçesini ise sonradan yazdı ve 3 Nisan’da yayımladı.

GEREKÇE OLMADAN…

Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır”.

Bu Anayasa kuralı (md.141/3), YSK kararları için de geçerli.

Bu nedenle, 3. kez adaylık itirazının reddine ilişkin 30 Mart günlü YSK açıklaması sırasında karar henüz hukuken doğmamıştı.

Ne var ki, 31 Mart günü CB aday listesini kesinleştirdi.

Gerekçeli karar ise 3 Nisan günü yayımlandı.

Bu bile daha baştan Anayasa’ya aykırı…

VURGULU SİYASAL TAHLİL

YSK, kararında siyasal tahlillere girerek, “2017 yılında Anayasamızda köklü değişiklikler yapılmış olup, … parlamenter hükümet sistemine son verilerek başkanlık sisteminin temel özelliklerini gösteren ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiği görülmektedir.”.

Bu kavramın nerede yazılı olduğu konusunda hiçbir referans yok. Devamla parlamenter rejim yergisi ile 2017 kurgusu övgüsü ile bezeli cümlelerin ardından şu itirafta bulunuyor:

Anayasa değişikliği öncesinde Anayasanın öngördüğü parlamenter sistemdeki ‘Cumhurbaşkanı’ ile değişiklik sonrasında kabul edilen yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemindeki ‘Cumhurbaşkanı’ –kullanılan lafız dışında– hiçbir bakımdan özdeşlik taşımamaktadır.”

Övgüyü bu kez CBHS yadsımasına dönüştüren YSK, akla ziyan bir saptama ile sonuca varıyor:

CB RTE’nin görev süresi, “Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin birlikte yapıldığı bir önceki seçim tarihi esas alınarak belirleneceğinden ve ‘birlikte yapılan ilk seçim’ tarihi 24 Haziran 2018 olduğundan, birinci dönem beş yıllık görev süresi bu tarihten itibaren başlayacaktır”.

Ne var ki, bütün bu saptamaların madde 101/2 ile ilgisi yok; çünkü bu hüküm açık.

OKUMAKTAN KAÇINDIĞI…

Bu norma göre seçilen kişi, en çok iki kez seçilebilir. Kural aynı ve hiç kesintiye uğramadı: “Bir kimse en fazla iki defa seçilebilir.

Kişi de aynı: 2014 ve 2018’de aynı kişi seçildi.

2007 Anayasa değişikliğinde yazılan kuralın sürekliliği, 2017’de açıkça doğrulandı. Şöyle ki; 2017 Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girişi ile ilgili hüküm (yürürlük maddesi), madde 101 için, ‘bu madde’ değil, ‘bu maddede yapılan değişiklikler’ diyor.

75, 77, 78 ile 101inci maddelerinde yapılan değişikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte,“ (2017: md.21/b).

Şu halde, Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” kuralı, zaten yürürlükte olduğu için, bu “değişiklikler” dışında kaldı.

  • Yanlı siyasal tahliller yapan YSK, Anayasa okuması yapmıyor!

ÇİFTE MAĞDURİYET

Oysa sürekliliği açık ve bağlayıcılığı kesin olan md.101/2’ye istisna öngören md.116/3, siyasal tercih olanağını öngörmüş bulunuyor:

Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” (f.3).

CB’nin 10 Mart kararı ile seçim kampanyasını başlatması karşısında şöyle noktalamıştım geçen haftaki yazımı:

CHP, HDP, İYİ P., Deva P., Gelecek P., Saadet P., Demokrat P. ve TİP ile demokratik hukuk devleti savunucusu bütün siyasal partilerin bu yolda kamuoyu oluşturma görevi tarihsel; zira, Anayasa çiğneyen kişi mağduriyet üretemez, tam tersine ülke için mağduriyet yaratır.”

10 Mart meydan okumasına, Anayasa’ya dayalı değil, siyasal tercih bezeli YSK kararı eklenince, seçim güvenliği kaygısı ile seçmen mağduriyetinin daha da derinleştiği açık.

  • Haliyle, demokratik hukuk devleti savunucularının görevi, artık çok daha ağır ve tarihsel.