Etiket arşivi: S-400’ler

HAMDOLSUN

Suay Karaman

AKP genel başkanı Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi (AS: doruğu) için Brüksel’e doğru yola çıkmadan önce havalimanında basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak kabul etmesini gündeme getireceğini bildirmiş ve “Bu yaklaşım bizi ciddi manada üzmüştür. Bunu gündeme getirmeden geçmemiz doğru değildir. Türkiye rastgele bir ülke değildir.” demişti. Tayyip Erdoğan, 14 Haziran 2021 günü ABD’nin yeni başkanı ile ilk yüz yüze görüşmesini yaptı. Görüşmenin ardından basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, toplantının ‘samimi ve yapıcı geçtiğini‘ aktardı. Ancak görüşmede 1915 olaylarının gündeme gelip gelmediği sorusuna verdiği “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi” yanıtıyla ise şaşırttı. Çünkü bu görüşmede soykırım konusunda Türkiye’nin rahatsızlığının iletileceği beklentisi bulunuyordu. Bunu “hamdolsun” diye ifade etmekle, bu konuyu dile getirmeyi düşünmediği aynı zamanda dile gelmesini istemediği ortaya çıkmış oldu. Yani yurt içinde biriken gazı almak için yalancı pehlivanlık yapılmıştı.

ABD ile Türkiye arasındaki sorunların tercüman aracılığıyla yapılan 45 dakikalık bir görüşmeyle çözüme ulaştırılamayacağı zaten belliydi. Görüşmede ABD ile Türkiye arasındaki sorunlu konular üzerinde durulmadığı, hatta bunların arka plana itildiği anlaşılmaktadır. Joe Biden’ın 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak resmen ilan etmesi durumu, “hamdolsun” diye geçiştirilemez. Bunu gündeme getirmemek, Biden’ın ‘soykırım’ sözüne verilecek bir yanıtın olmadığı şeklinde anlaşılır. Bu tutum, Ermenileri ve onların iddialarına (AS: savlarına) sahip çıkanları, Türkiye’ye karşı daha da cesaretlendirecektir (AS: yüreklendirecektir). Böylece ‘Ankara’daki iktidar bundan rahatsız değil’ sonucu çıkarılacaktır. “Sözde Soykırım suçlaması” bu görüşmede değilse, ne zaman gündeme getirilecektir? Ne için “hamdolsun” deniyor?

Bunun dışında; parasını ödediğimiz S-400’ler konusunun ne olacağı belli değildir. Aynı şekilde parası ödenen ama teslim alınamayan F-35’ler ile ilgili durum belirsizliğini korumaktadır. Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması konusunda ne yapılacaktır? ABD’nin FETÖ’ye desteği ne olacaktır? Suriye’nin kuzeydoğusuna yerleşmiş olan ve ABD tarafından her konuda desteklenen PKK/PYD terör örgütünün durumu ne olacaktır? ABD’de devam eden Halkbank davasının sonucu ne olacaktır? Karadeniz’le ilgili olarak ortaya çıkan yeni gelişmeler kapsamında ABD’nin tutumu ne olacaktır?

Bu görüşmeden Türkiye için Afganistan görevi çıkmıştır ya da çıkartılmıştır. Üstelik tüm ülkeler Afganistan’dan kaçarken ve hiçbir istem yokken Türkiye bu göreve, kendisi gönüllü olmuştur. ABD ve NATO güçlerinin çekilmesinin ardından Türkiye’nin Kâbil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğinin sağlanmasında öncü rol oynaması,

  • Batının jandarmalığını kabul etmek anlamına gelmektedir.
  • ABD’nin başedemediği Taliban ile bizim askerimiz savaşacaktır.
  • Türkiye, ABD’nin fedaisi ya da paralı askeri midir?
  • Bu bataklığa Türk askeri sokulmamalıdır.

Taliban güçlerinin sözcüsünün bir açıklama yaparak Türk askerinin Afganistan’da kalmasını kabul etmeyeceklerini ve işgalci olarak nitelendireceklerini bildirdi. Kısaca Türk askeri Kabil’de kaldığı takdirde Taliban’ın açık hedefi olacaktır. Yıllar sonra yeni bir Kore bataklığı ile karşı karşıya olacağımız bilinmelidir. Bu durumun yakın zamanda Suriye’de yapılan hatalardan daha da kötü sonuçlara yol açacağı bilinmelidir.

Erdoğan – Biden görüşmesinde her iki taraf da büyük ve temel sorunları şimdilik görmezden gelerek yeni bir olgu yaratmak istemektedirler. Rusya ve Çin ile sert politikalara geri dönmek isteyen ABD yönetimi, NATO’yu da bu politikasına ortak etmiştir. Türkiye’yi de bu politikanın içine çekmek Batı dünyasının çıkarlarına uygundur ama bu konuda Türkiye’nin ulusal çıkarlarına ters düşen noktaların olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

– Ulusal çıkarlarımızın yok edilmesine tepki vermeyenlere,
– Ege’de işgal edilen adalarımızdan vazgeçenlere,
– ABD’nin Trakya’da yanı başımızda Dedeağaç’ta üs kurmasına sesini çıkarmayanlara ‘yerli ve milli’ demek;

aymazlık, sapkınlık ve ihanetle açıklanabilir.  

Biden – Erdoğan görüşmesinden sonra heyetler (AS: kurullar) arasında yapılan görüşmelerin ayrıntıları henüz ortaya çıkmamıştır. Ancak ülkemizin çıkarlarının korunmayacağı bellidir. Büyük önderimiz Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesinden sapan Türkiye’nin yeni hedefi “Hamdolsun” olarak açıklanmıştır. Dış politikada yapılan yanlışlar ülkemizin saygınlığına gölge düşürdüğü gibi, Batının jandarmalığı görevine de soyundurulduğunu açıklamaktadır.

Azim ve Karar, 21 Haziran 2021

Mahfi EĞİLMEZ : Şimdi Ne Olacak?

KENDİME YAZILAR…

Dr. MAHFİ EĞİLMEZ

 

 

 

Şimdi Ne Olacak?

Aylardır ne olacak, nasıl olacak diye piyasalar üzerinde etkili olan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi geride kaldı. Şimdi sırada siyasette, ekonomide ve finansal piyasalarda büyüyen sorunlar var. Finansal piyasalar yılbaşından bu yana süren seçim odaklanması nedeniyle bir türlü yerli yerine oturamadı. Tekrarlanan seçim ve yapılan açıklamalar sonrasında bir miktar toparlanma yaşamış olmalarına karşın, Borsa İstanbul BIST 100

Endeksi, 26 Mart günü ulaştığı 105 bin noktasından 10 bin puan aşağıda, USD/TL kuru yılbaşındaki 5,27 değerinden 0,49 puan yukarıda, banka faizleri yılbaşındaki düzeylerinin 3 – 4 puan üzerinde bulunuyor. Bu piyasalarda ideal hedefleri belirlemek kimi alanlar için kolay kimileri için zordur. Örneğin BIST 100 endeksinin 125 bine ya da 200 bine yükselmesinin kimseye ya da ekonomiye doğrudan bir zararı olmaz. Buna karşılık kur konusu çok duyarlıdır. USD/TL kurunun yükselmesi bir yandan ihracatı teşvik ederken bir yandan da ithal girdi fiyatlarının artmasına yol açtığı için enflasyon üzerinde yükseltici etki yaratır. Faizlerin düşmesi bir yandan üretim maliyetlerinin düşmesine yol açarken bir yandan da kişilerin tasarruf eğilimini düşürerek onları tüketime yönlendirmek yoluyla enflasyonu yükseltici etkiler yaratır.

Aşağıdaki tablo, bugün elimizdeki siyasal sorunların en önemlilerini ve bu sorunların gelecekteki durumunu seçeneği olarak göstermek amacını güdüyor.

Sorunlar Sorun Kalkarsa Sorun Sürerse Sorun Ağırlaşırsa
S 400 sistemi +
D. Akdeniz aramaları +
AB İle İlişkiler +
ABD ile İlişkiler ++

Bu sorunların yalnızca Türkiye’nin çabalarıyla çözülmesi olanaklı değil. Örneğin S 400’ler konusunda ABD görüşünden vazgeçerse kimsenin ek bir şey yapmasına gerek kalmadan sorun çözülür. Buna karşılık ABD ısrarından vazgeçmezse Türkiye’nin ABD ve Rusya arasında bir çözüm üretmesi gerekir. Ki bütün tarafları da doyuracak böyle bir çözüm üretilmesi çok da kolay görünmüyor.

Bu sorunların olumlu yönde çözülmesine ekonomi ve siyasal – sosyal alandaki sorunların çözümü katkı yapacağı için onları da bir tabloda gösterelim.

Sorunlar Sorun Kalkarsa Sorun Sürerse Sorun Ağırlaşırsa
Hukukun üstünlüğü ++
Yargı bağımsızlığı ++
Erkler ayrımı ++ —-
Ekonomik reformlar +++

Hiç kuşkusuz toplumun sorunları bunlarla bitmiyor.
– Eğitimin bilimsel temellere dayandırılması,
kamu kesiminin aşırı harcamalarının önlenmesi,
tarım kesiminin kapsamlı ve ciddi bir reforma tabi tutulması

gibi pek çok sorun daha var çözülmesi gereken.
Ama burada saydıklarımız hemen başlanıp tamamlanması gerekenler.

Önümüzdeki dönemde piyasaların bu iki tabloda yer alan sorunların çözümlenmesine göre biçimleneceğini söyleyebiliriz. (26.6.19, http://www.mahfiegilmez.com/2019/06/simdi-ne-olacak.html#more)

Dolar TL Kurunun Yükselişi ve Düşüşü

Dolar TL Kurunun Yükselişi ve Düşüşü

Dr. Mahfi Eğilmez
http://www.mahfiegilmez.com/ 12.5.19

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Son birkaç haftada, özellikle İstanbul seçimleriyle ilgili olarak yaşanan kriz sonrasında, USD/TL kuru önce hızlı bir yükseliş yaşadı ve gün içinde 6,25’e dek yükseldi, sonra hızlı bir düşüşle haftayı 5,98 ile kapattı.

Hızlı yükselmenin nedenleri belli, onlar üzerinde çok duruldu: Türkiye’de hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının giderek kaybolması, TBMM’nin yalnızca süs olarak kalması, ekonomide doğru adımların atılamamasına ek olarak son dönemde yaşanan İstanbul seçimleri krizi kuru hızla yukarılara taşıdı. Birçok kişi eskiden işin siyasal yönüyle ilgilenmeyip ekonomik yönüyle ilgilenirken şimdilerde önce hukuk demeye başladı.

USD/TL kuru bu kaygılarla Perşembe günü zirve yapmışken Cuma günü düşmeye başladı. Bunda iki etki var:

(1) Merkez Bankası’nın faizi artırması. Görünüşe bakılırsa Merkez Bankası’nın bankaları fonlamakta kullandığı temel araç olan haftalık repo ihalesi faizi (politika faizi) %24. Ve buna hiç dokunulmadı. Dünya, hala Merkez Bankası faizi olarak bu oranı geçerli sanıyor.

Buna karşılık Merkez Bankası, haftalık repo ihalesi yöntemiyle borç vermeyi (süresi belli olmayan) bir süre için uygulamadan kaldırdığını açıkladı. Bunun anlamı bankaları faiz oranı %25,5 olan gecelik faiz oranıyla fonlayacağı idi. Yani Merkez Bankası faizi gerçekte 1,5 puan artırmış oldu. Bu artışın USD/TL kuru üzerinde baskı yaratması normaldir. Ama bu baskı 6,20’lerde oluşmuş bir kuru 5,98’e düşürmeye yetecek bir etki yaratmaz.

(2) Önceleri Türk bankalarının 1 milyar $ satarak TL’nin değer kazanmasının sağlandığı haberi her tarafta çıktı. Sonra hafta biterken Reuters, BBC Türkçe ve Bloomberg, bu satışların bu hafta içinde 4,5 milyar Doları bulduğunu yazdılar. İşte kuru asıl düşüren hamle budur. Şimdi bu hamleleri irdeleyelim.

Merkez Bankası, kurda artış başladığında niçin toplanıp faizi artırma kararı almadı da bu şekilde örtülü faiz artırmaya gitti? Bunun ilk nedeni faiz artırımına gitse yani %24’lük faizi mesela % 25,5’e yükseltse, dünya listelerinde faizi %24 yerine %25,5 olarak gözükecekti. Oysa bu hamleyle faizi artırdı ama dünya listelerinde faizi hala %24 olarak gözükmeye devam ediyor (bakınız: http://www.cbrates.com/). Bu, son yıllarda ekonomide çok kez tanık olduğumuz örtülü uygulamalardan birisi. Merkez Bankası bunu daha önce de birkaç kez yaptı. Dünya listesinde nasıl görünürse görünsün, faizin arttığını bankalar da piyasalar da bildiği için, bu karar kur üzerinde baskı yarattı.

Asıl etkinin, çeşitli yabancı ve yerli medya organlarında yer alan son bir haftada kamu bankalarının yaptığı 4,5 milyar dolarlık satıştan geldiği anlaşılıyor. Dünya piyasaları, saat farklarının yarattığı durum nedeniyle 24 saat açık. Bizde piyasalar kapandığında Asya piyasaları açılıyor. Ne var ki bu piyasalarda her isteyen işlem yapamıyor. Bu piyasalarda işlem yapabilmek için orada forex hesabı bulunması gerekiyor. Bankaların doğal olarak forex hesapları var. Kamu bankaları aldıkları talimat gereğince bu piyasalarda Dolar satıp TL talep edince TL değer kazanmaya başlıyor (talep artışı, talep yasası gereği fiyatı yükseltir.) Böylece 4,5 milyar Dolar satıp da TL talep edilince TL değer kazandı yani kur hızla düştü.

Cuma günü bunlara eklenen bir başka gelişme daha oldu. O da S-400’lerin alımından vazgeçildiği iddiasıydı. Sonradan yalanlanmış olsa da, bu iddia da gün boyunca TL’nin güçlenmesinde etkili oldu.

  • İstanbul seçimlerinde yaşanan krizin yükselttiği USD/TL kurunu düşürmenin bedeli Merkez Bankası’nın faizi artırması ve kamu bankalarının 4,5 milyar $ satması oldu.

Herhangi bir ekonomik karar alınıp uygulanırken İktisatçının ilk sorması gereken soru şudur:

  • Maliyeti ne?

Bu soruyu göz ardı ederseniz yapamayacağınız iş yoktur.

Ama bu soruyu göz ardı etmenin faturası ileride önünüze konur.
=======================================================
Evet dostlar,

AKP = RTE’nin Türkiye’ye Kaldırılamaz ve Sürdürülemez Maliyeti

AKP = RTE‘nin ülkemize maliyeti her geçen gün daha da ağırlaşıyor..
Artık kaldırılamaz ve dayanılmaz bir kerteye erişti.

3 Kasım 2002 seçimiyle iktidar olduklarında 1 Dolar = 1,6 TL idi.. Günümüzde 6 TL’yi aşmış durumda ve elde – avuçta ne varsa savrularak ancak 6 TL’nin altında tutulmaya çalışılıyor. İstanbul’da 23 Haziran’da –hukuk paspas yapılarak– yenilenecek seçime dek seferberlik hatta -Anayasadan hukuksal olarak kaldırılmış olsa da- ekonomide sıkıyönetim var..

1 Doların 45 kuruş aşağıya çekilebilmesi, kamu bankalarının 4,5 milyar Dolar satmaları ile ancak sağlanabildi! 1 kuruş daha “ucuz” Dolar için Ulusal rezervlerden feda edilen 100 milyon Dolar!

Oysa 2019’da ödenecek borç faizleri ve anaparası için 200 milyar Dolar dolayında sıcak para girdisine gereksinim var.. Toplam ülke borcu yarım trilyon Dolara dayanmış durumda.

Damat Bakan bey yaylana yaylana birşeyler söylerken, inanın biz hiçbir şey anlayamıyoruz sözlerinden.. Soyut, kopuk, bağlantısız, temelsiz, irrasyonel şeyler.. Somur – berrak – açık ve anlaşılır hiçbir söz, plan, program yok!

Damat Bakan ne söylese yanılıyor, bu büyük başarı(!)

Erdoğan Ekonomideki yangını siyasal polemiklerle örtme telaşında. Taksim meydanı 1 Mayıs’ta işçilere ve Yeryüzü Sofrası kurmak isteyen anti – kapitalist müslümanlara yasak ama AKP’ye açık. İstanbul seçimlerinde CHP’yi PKK – dağ – terörizm ile yan yana koymaya çabalıyor.. Başkaca nevale kalmadı.

Ancak Merkez Bankasında da, birkaç kamu bankasında da Dolar satışlarına mecal kalmadı..

Vatandaşta tencereyi kaynatacak takat kalmadı..

Döviz çoooooooooooooooooook pahalı, ithalat zorunlu düşüyor, içeride mal – hizmet üretimi düşüyor; yaşam sürekli pahalılaşıyor ama AKP = Erdoğan dış ticaret açığının ve cari açığın azaldığını anlatıyor TOBB konuşmasında! Resesyona girmiş bir ekonomide başka ne olabilir ki?
Üstelik enflasyon içinde durgunluk = Resesyon! Acaba kimlerin bu masalları yutacağını sanıyor? İşin korkuncu, eğer kendisi inanıyorsa, yandı gülüm keten helva!

TBMM uzun tatilde, süs! 600 vekile m,lyarlar ödüyoruz??..
Oysa CBK ile ülke yönetilmeye çalışılıyor!? AYM tatilde, önüne getirilen CBK’lerini görüşmüyor!
YSK, 7 asıl üye le toplanıp karar alacak iken, sıradan bir dernekte bile yapılmayan hatayı (!) yapıyor ve 4 yedeği ile toplanıp İstanbul seçimini iptal ediyor 4/7 oy ile. Oysa 7 kişi toplansa belki de 3/4 iptali reddedecekti!? Bu bir kurgu mudur, nasıl açıklanabilir??

Vergi gelirleri düşüyor, çarşı – pazarda sebze – meyve fiyatları artık 2 rakamlı.. 10 TL altında ne kaldı? Ay sonunda 12,5 milyar TL bayram ikramiyesi verilecek 12,5 milyon emekliye.. Sonra? 2019’un tümü için öngörülen bütçe açığı neredeyse ilk 4 ayda verildi!

Erdoğan önüne geleni tehdit ediyor.. Spor kulüpleri, sanatçılar, TÜSİAD.. Ağzını açan “haddini aşmış oluyor” Erdoğan’a göre.. Bu artık AÇIK FAŞİZM aşamasıdır, başka birşey değil!

AKP = RTE‘nin örtülü ödeneği devasa hızla şişiyor.. Hiçbir denetim, sorgu yok, yok!
(Bkz. Örtülü Ödenekte 16 Yıl, Çiğdem Toker, SÖZCÜ, 10.5.19)

Yarım yüzyıllık iktisat hocası Prof. Esfendar Korkmaz SÖZCÜ‘de yazdı 2 gün önce :
(İflas riskimiz arttı – Esfender KORKMAZ, 10.5.19)

  • İFLAS RİSKİMİZ ARTTI!
    *******
    Geçen yıl 30 Temmuz’da web sitemizde yazmış ve sormuştuk :

AKP = ERDOĞAN TÜRKİYE’yi MORATORYUMA MI SÜRÜKLÜYOR?

Aradan 8,5 yıl geçti ve İktisat hocası Prof. Korkmaz benzer saptamayı yapıyor..
Ama bu kez soru yok; açık – net uyarı ve felaket haberi var!
***
Merhum Kadir Mısıroğlu, “Şeriat gelsin de Türkiye batarsa batsın..” buyurmuştu.
(Kendisiyle KTV’de programımız için tıklayın : https://www.youtube.com/watch?v=Z_dNl4oEXY4)
AKP = RTE aynı yolun yolcusu mu?!

Türkiye’nin bu cendereden bir an önce kurtulması gerek, bir an önce!

Sevgi ve saygı ile. 12 Mayıs 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com