ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 06 Ekim 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

KIYMET

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, Afganistan’ı görünce güçlü ve laik devletin önemini daha iyi anladığını belirtti.

Cumhurbaşkanlığının yeniden Çankaya’ya taşınması gerektiğini, tam yetkisiz ve tam güçsüz olması gerektiğini ifade etti.

Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir…

TORPİL

Palu Belediye Başkanı Bekir Yıldırım belediyeye işçi alımında torpil yapıldığı iddialarına  karşılık, “Beş kişi için adam mı vuralım? Millet dünyayı yiyor, biz beş kişi işe alıyoruz çok mu görüyorlar?” dedi.

Adam AKP devrini özetlemiş. Yiyiciler ne diyebilir?..

PROJE

Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından dağıtılan basın ödüllerinde Avrupa’da terör örgütü PKK propagandası yapan Jin Tv sunucusu Güler Yıldız ödül aldı.

Neyin projesi?..

VERGİ

Yüksek vergiler altında ezilen vatandaş Vergi Konseyi’nin yeniden faaliyete geçmesiyle umutlandı.

Konseye kamu ihalelerinden de en çok pay alan, mega projeleri yapan müteahhit patronlar üye olarak atandı.

Kendi kaçırdıklarını milletten alırlar…

KONSEYE

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni inşa eden Rönesans Holding’in vergi kaçırmak için Virjin Adaları’na 210 milyon dolar aktardığı belirtildi.

Bu holdingin başı Vergi Konseyine alınmalı…

İKİYÜZLÜ

RTE bir yandan Putin’le görüşürken öbür yandan Ukrayna ile SİHA anlaşması yapılmasını Rus devlet televizyonu Erdoğan’ın ikiyüzlülüğü olarak niteledi.

Çıt…

BARINAK

“Barınamıyoruz!” eyleminden dolayı iki kez nezarete atılan gençler eyleme son vermiş.

Devlet onlar için barınma olanaklarını seferber etmiş!..

GAZ

LPG’ye altı günde iki kez zam yapıldı.

Karadeniz’de yeni doğal gaz rezervi mi bulundu ki millete gazlıyorlar?..

BORU

Sayıştay Başkanlığı’nın 2020 Yılı Denetim Raporu’na göre: Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) açık ihale yerine pazarlık yöntemiyle yaptığı bir ihalede, birim metre fiyatı 7 lira 94 kuruş olan muhafaza borusu, 2 bin 239 liraya alındı.

30 bin lira yerine 8 milyon lira ödendi.

Boru böyle döşenir!..

KAYMAKAM

Artvin’de Kemalpaşa Kaymakamı Mehmet Faruk Saygın, ziyaret ettiği lisede kendisini karşılayan ve “Hoş geldiniz” diyen öğretmeni “Haddini bil, dışarıda bekle” sözleriyle azarlayarak sınıftan kovdu. Tepkiler üzerine aynı okula tekrar giden Kaymakam, öğretmenle bir araya geldi ve verdiği çiçekle özür dileyerek helallik istedi.

Devlet görevlisinin helallik istemesi, devrin modası…

İT

Gelibolu Büyük Cami İmamı Mehmet Mutlu, Atatürk’ü sevenler için sosyal medyada ”Atatürk’ün itleri” demiş.

İmamdır, kalbi temizdir. Herkesi kendi gibi sanır…

DİNDAR

Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman,

  • “Dindar anayasa yapalım. İlk dört madde değişebilir” diyor.

Allah ile aldatmanın, hırsızlığın, yolsuzluğun, kul hakkı yemenin tadına doyamadılar. Anayasal güvenceye almak istiyorlar…

UYGUN

Tarım Kredi Kooperatifi marketinden alış veriş yapan RTE “Fiyatlar gayet uygun” dedi.

Tok, açın halinden bu kadar anlar…

SORUYORUM                                           :

  1. 128 milyar dolar nerede?
  2. Bakan Ruhsar Pekcan ve öbür Bakanların / yakınlarının Devlete mal satmasının
    (hem de bozuk ve fahiş fiyatla) soruşturulması neden engelleniyor?
  3. Sedat Peker’in suçlamaları kamuoyunda karşılık bulmasına karşın niçin araştırılmıyor? Suçlanalar niçin kendini savunmuyor? Cumhurbaşkanlığı niçin sessiz kalıyor?
  4. Orman yangınlarına karşı gerekli önlemleri almayarak yurdumuzun cayır cayır yanmasına, uygunsuz imara izin vererek sel felaketine sebep olanlar ne zaman hesap verecek?
  5. Yurt dışına para aktararak vergi kaçıranlardan hesap sorulmayacak mı?

Asıl tehdit virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir!

Asıl tehdit virüs değil,
uygulanan “sağlık” sistemidir!

Yeniçağ: Asıl tehdit, virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir! – 

Küresel salgın, nasıl oluşur hiç düşündünüz mü? Küresel bir salgının, bütün ülkelerde neredeyse eş zamanlı olarak başlaması mümkün müdür? “Çin’de başladı İran’a geçti” deniyor ama bu doğru değil. ABD, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya ve Türkiye dahil bütün dünyada 2019’un Eylül, Kasım, Aralık aylarında, boğazda tahriş ve hırıltı ile başlayan bir hastalık var! Peki bu hastalığa sebep olan virüs, Güney Amerika’da, Amazon ormanlarında yaşayan ve şehirlerle teması olmayan yerli kabilelere rüzgârlarla mı ulaştı?

“Virüsün DNA şeması çıkarıldı” (AS: bu virüs için RNA olacak) deniyor ama ortaya çıkarılan virüs resmi bilgisayarda çizilmiş bir figürden ibaret! Üstelik virüs resmi diye çizilen bu figür, insan ve hayvan hücresinde bulunan eksozomlar ile aynı! En azından böyle bir iddia var! Yani bize virüs diye gösterilen resim, insan vücudunda doğal olarak bulunan, hücre içindeki bir maddenin resmi olabilir! (AS: Virüs RNA’ları kesin olarak elde edildi) Bu maddenin elektromanyetik dalga etkisiyle dış etkiyle, hücreyi patlatarak (hücre içinde çoğalıp mekanik olarak hücreyi patlatıyor) dışarı çıktığı ve kanı zehirlediği (kanda çok az bulunuyor), önce akciğerleri etkilediği için solunum yoluyla temasta bulunulan diğer insanlara da bulaştığı belirtiliyor.

İnsan metabolizmasını değiştiren ve doğal hücre ölümlerinin dışında “programlanmış hücre ölümü”ne yol açan bir dış etken var ama Türkiye’de şu günlerde bu konuları tartışan ve halkı bilgilendiren bir bilim adamı yok! Daha önceleri, bu konularda bilimsel çalışma yapan, bilimsel makale ve kitap sahibi olanlar ise hiçbir TV kanalında konuşturulmuyor.

Neden? Çünkü Türkiye’de sağlıkla ilgili bilimlerde araştırma yapmak bile artık Bakanlık iznine bağlanmıştır. Sağlık Bakanlığı ise Dünya Sağlık Örgütü’nün kurallarına göre çalışıyor. (COVID-19 kodlamasında tersine!) Peki Dünya Sağlık Örgütü kimin kurallarına bağlı? Bir defa DSÖ’nün kuruluş sermayesini veren Rockefeller Vakfı’dır. Dolayısıyla DSÖ, ilaç kartellerinin örgütüdür. Türkiye’deki sağlık sistemi de bu kartellerin istediği şekilde düzenlenmiştir. İtiraz eden sistemin dışında kalır, doktorsa ruhsatı bile elinden alınır!
***
Gazeteler sokağa çıkma yasağı günlerinde çıkmıyor. Dolayısıyla bu yazı kâğıda basılı gazetede yayınlanmayacak. Yazı biraz uzun olacak ama İnternet’te yer sıkıntısı yok. Bu itibarla, sağlık sisteminin ne halde olduğunu, uzman tespitiyle bilginize sunmak istiyorum.

Emekli genel cerrah Uğur Yılmaz’ın “Sağlığın Karanlık Yüzü” diye 700 sayfalık bir kitabı var. Yılmaz daha kitabın girişinde Ivan Illich imzalı bir söze yer veriyor:

  • Sağlık kuruluşları insan sağlığı için büyük bir tehdit haline gelmiştir. Tıbbi uygulamalar üzerinde mesleki denetimin sakatlayıcı etkisi, bir salgın hastalık boyutlarına ulaşmıştır.”

Mesele bu kadar vahim aslında… Uğur Yılmaz devam ediyor:

*Sağlık sistemi deyince toplum hekim ve hasta arasında olan ve hastanelerde verilen bir hizmeti anlamaktadır. Soruna böyle yaklaşıldığı zaman ‘sistem’ anlaşılamaz. Sistemin ön planında ABD’nin emperyalist küreselleşme stratejilerine uygun olarak ülkelerde uygulanacak sağlık sistemlerini belirleyen DTÖ, Dünya Bankası, OECD, IMF gibi küresel örgütler vardır.

*Türkiye cephesine baktığımız zaman sağlık politikaları ile ilgili bütün kurum ve kuruluşların yöneticileri sistemin içindedir. Sağlık sistemi, hiç de bilimsel ilkelere göre, hasta veya insan yararına, kusursuz ve düzgün işleyen bir sistem değildir.

*Aksine sistem, arkasında Dünya Bankası gibi ABD’nin küresel egemenlik örgütlerinin olduğu, her düzeyde ilgili kişilerin ve çalışanların bu kirli ilişkilerde kendilerine verilen rolleri oynadıkları, kirli, mafyatik, nitelikli dolandırıcılık ve soygun sistemidir.

*Bu kişiler toplum karşısında, TV ve basında yüzlerine masum-temiz bir maske geçirmektedir. Sağlık sisteminin bir de bilinmeyen, bilinmek ve görülmek istenmeyen, değiştirilmek istenmeyen karanlık bir yüzü vardır.

*Kovid-19 salgını münasebeti ile Türkiye’nin sağlık sistemi bütün toplumu aldatacak bir şekilde övülmektedir. Bu sistemin Atatürk‘ün kurduğu sistemin devamı olan kamucu bir sistem olduğu propagandası yapılmaktadır.

*Sağlık haberciliği yalan haberciliğin en fazla uygulandığı bir habercilik şeklidir. Bu şekilde kitleler yönlendirilir, aldatılır, belli bir hedefe doğru yönlendirilir. Medyada maalesef sağlık ile ilişkili konularda doğru haberlere rastlamıyoruz. 

*Sağlıkta Dönüşüm sistemi, ABD’nin kurmak istediği yeni dünya düzeninin sağlık alanında uygulamasıdır. Atatürk’ün kurduğu sistemle bir ilgisi yoktur. Bu uygulama devletin sağlık alanından tasfiyesi, ABD emperyalizmi tarafından düzenlenen işletim sistemi ile tıp kartelinin çıkarlarına uygun bir sağlık piyasası oluşturulması, sağlık kuruluşlarının özelleştirilmesi ve bu iş tamamlanıncaya kadar mülkiyeti devlete ait olan sağlık tesislerinin işletmesinin SGK sistemi vasıtası ile oluşturulan sağlık piyasasına dâhil edilmesidir.

*Devletin elinde gibi görülen sağlık tesislerine de kartelin ürünlerinin daha fazla satılması ve pazarlanması görevi verilmiştir. Bu amaca ulaşmak için tıbbi hizmet, tedavi, girişim, ürün ve cihazların satılması ve pazarlanmasında diğer komisyonculuk işlerinde olduğu gibi kâr payı dağıtılmaktadır. 

  • Şu anda Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi,
    Dünya Bankası tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan bir sistemdir.
  • Milli bir sistem değildir.
  • En son “Başakşehir Şehir Hastanesi”nin açılışı vesilesi ile “Sağlıkta Dönüşüm”ün
    bu son uygulaması da tüm halka kamucu bir uygulama olarak yedirilmiştir.
  • Başakşehir Şehir Hastanesi bir devlet hastanesi ve yatırımı değildir.

*Bu hastane Dünya Bankası ile ticari ortaklığı olan uluslararası Rönesans Holding‘in Japon ortağı ile yap-işlet-devret yöntemi ile yaptığı bir hastanedir. Bu gibi hastanelerin milletin sırtına bindirdiği yük sıradan bir özel hastaneninkinden çok fazladır. Çünkü şehir hastanelerine gelir ve kâr garantisi de verilmektedir. Hastane belirlenen geliri sağlayamazsa aradaki fark Orhangazi köprüsünde ve benzerlerinde olduğu gibi devlet tarafından ödenecektir.  

Devlete sağlık kazığı : Kamu – Özel Ortaklığı

Dotlar,

Bu sitede çok yazıldı..

Meraklısı okumuştur, bulup okuyacaktır..

Yozgat’tan bir somut örnek daha..

Devlete sağlık kazığı : Kamu – Özel Ortaklığı

Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzionoğlu‘nun soyadı ortada..

Müezzin olduğu anlaşılan büyükleri kendisi hakkında ne okuyacak acaba??

Kamu_ozel_ortakligina_Kosk'ten_onay

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 22.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin astarı yüzünden pahalıya geliyor

Devlete sağlık kazığı

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun bugün temelini atacağı Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin astarı yüzünden pahalıya geliyor.

Bakanlık 11 hastane yapabileceği maddi kaynağı tek hastaneye
25 yılda aktarmayı taahhüt ediyor.

Yozgat’a hastane yapacak ve taşeronluk hizmeti verecek firma, en çok 3 yılda giderlerini geri kazanıyor, daha sonraki yıllarda kâra geçiyor.

Türkiye’de “Kamu Özel Ortaklığı” modeli ile hastane olması planlanan Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin temeli bugün TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun katılımıyla gerçekleşecek. Yatırımı ve inşaatı Rönesans Holding tarafından yürütüleceği belirtilen hastanenin, 24 ayda tamamlanarak 2015 yılı sonunda hizmete açılması hedefleniyor.

Sağlık Bakanlığı, şirketin yapacağı hastane karşılığında şirkete 25 yıl boyunca her yıl 54 milyon 750 bin TL kira ödeyecek.

Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı’nın verilerine göre kira bedelinin içinde “bina kullanım bedeli, bina ve arazi hizmetleri, olağanüstü bakım ve onarım hizmeti, ortak hizmetler, mefruşat hizmetleri, yer bahçe bakım hizmetleri ve diğer tıbbi destek hizmetleri” yer alacak. Bakanlık bu rakamlar karşılığında 25 yıllık sürenin sonunda şirkete toplam, 1 milyar 368 milyon 750 bin TL para ödemiş olacak.

Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı’nın ihale onay belgesinde ise
“400 yataklı eğitim araştırma hastanesinin tasarımı, inşaatı, tefrişatı, tıbbi ekipmanının temini ve tıbbi hizmet dışındaki hizmetlerin sağlanması” için toplam maliyet olarak 122 milyon 771 bin 927 TL gösteriliyor.

Hastanenin maliyeti ve bakanlığın ödeyeceği kira dikkate alındığında, bakanlık kamuyu toplam 1 milyar 245 milyon 978 bin 73 TL zarara uğratmış oluyor.

Rakamlara göre bakanlık ödeyeceği toplam kira parasına 11 hastane yaptırabiliyor.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise rakamların farklı olması dikkat çekiyor. Toplam maliyetin 275 milyon olarak gösterildiği açıklamada, bakanlığın yıllık ödeyeceği kiradan söz edilmiyor. Kiranın yine aynı kalması durumunda, kamu 1 milyar 93 milyon 750 bin TL zarara uğrarken bakanlık 25 yılda ödeyeceği kira bedeline 5 hastane yaptırabiliyor.

‘Yatırım 10 katına mal ediliyor’

Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan,

    sağlık hizmetinin “yeni hastaneler yapılacak” bahanesiyle çökertildiğini

kaydetti.

Bakanlığın bu sistem ile kendi arazisinde kiracı olduğunu söyleyen İlhan, ilerleyen zamanlarda kamu sağlık hizmetinin tümüyle tasfiye edileceğini, çalışanların güvencesiz çalışmasının önünün açılacağına dikkat çekti.

İlhan,

“Devlet hastaneleri satılıyor.

Çok ucuza gelecek kamu yatırımları 10 katına mal ediliyor.”

diye konuştu. (Cumhuriyet, 20.08.2013