The Türkiye (!)

The Türkiye (!)

Image result for Prof. Üstün DökmenProf. Dr. Üstün Dökmen

İlk adımda tabelalardaki isim / dil karmaşasına resmen son verilmeli.

Bu yazıyı yazma nedenim bir süre önce Ankara’da The Ankara adlı bir otel açıldığını fark etmemdir. Adı The İstanbul, The Marmara olan otellerin, kafelerin varlığından yıllardır haberdarım. Ancak başkentimizin başına The gelince ayıktım, aklım başıma geldi. Bir Arnavut atasözünde, “Akıl külahtaki çividir, yumruk yemeden kafaya girmez” diyor. Dilerim daha çok yumruk yemeden anadilimize saygı göstermeyi öğreniriz.

Türkçenin kaderi

Tarih boyunca Türkçe, biraz ortamdan, biraz da dedelerimizin aymazlığı ve gösteriş merakı yüzünden pek çok dilin boyunduruğu altına girdi. Türkçe uzunca bir dönem Arapçanın ve Farsçanın, sonra Fransızca’nın gölgesinde kaldı, şimdi ise -belki de son durak olarak- bir Güneş, bir Ay tutulması yaşayarak İngilizcenin gölgesinde ilerliyor.

Selçuklu’da ve Osmanlı’da, gerek şiir dili, gerekse resmi yazışma dili, büyük ölçüde Arapça-Farsça etkisi altındaydı. Ancak bütün bu dönem boyunca Türk halk edebiyatı Türkçeden şaşmamış, halkın duyarlılığına tercüman olan Karamanoğlu Mehmet Bey, yayımladığı bir genelge ile Türkçeyi resmi dil ilan etmişti. Kaşgarlı Mahmut bin yıl önce yazdığı Divanı Lügatit Türk adlı ünlü eserinde Türkçe’nin en az Farsça, Arapça kadar zengin ve güçlü bir dil olduğunu savunmuştu. Ancak bütün bunlara karşın, yabancı marka kullanma, yabancı dili tabelaya, AVM’ye yazma  merakı, etkisi giderek artmaktadır. Molière’in Kibarlık Budalası, dünyamızda, en çok da ülkemizde yaşanmaktadır.

Bugünkü dilimiz

Günümüz Türkçesi ağlanası-gülünesi bir çizgide yürümektedir. Hırsız girmez, satıcı girmez lüks, korunaklı siteler yapılıyor. Bu sitelerin yapsatçılarının, mimarlarının, inşaat mühendislerinin, yöneticilerinin ve sakinlerinin çoğunluğu İngilizce bilmez ama sitenin adı, “Jasmin Hause” benzeri İngilizce kelimelerdir.  Berber veya kuaför (Ziya Gökalp’e göre Türkçeleşmiş Türkçedir) yerine tabelasında “Hair Dizaynır” yazan çok sayıda berbere kapıdan, “Hair dizaynır ne demek?” diye sorduğumda, yarısından çoğu bilmedikleri yanıtını verdiler.  Prof. Binnur Ekber’in yıllar önce tanıdığı bir kişi, “rent a car” adını çok beğendiğini, ilerde bir dükkân açarsa adını “rent a car” koyacağını söylemiş. Sonunda isteğini gerçekleştirip, “Rent a Car” adlı bir dükkân açmış, ancak açtığı dükkân bir berber dükkânıymış.

Kanal İstanbul mu, İstanbul Kanalı mı?

Türkçede, alışılmış kullanış şekli, Panama Kanalı, Süveyş Kanalı, Çanakkale Boğazı şeklindedir; burada bir isim tamlaması söz konusudur. Bu durumda Türkçe düşünüldüğünde İstanbul Kanalı denmeliydi. “Kanal İstanbul” ifadesi, danıştığım dilbilimcilere göre İngilizce düşünmenin ürünüdür, yanlış tercümedir.

Dilin önemi  

Bir zamanlar insan beyninin evrim sürecinde ve bireyin beyninin gelişim sürecinde önce bilincin sonra dilin ortaya çıktığı düşünülüyordu. Ancak 19. yüzyılın 2. yarısında, antropolojide ve psikolojide dilin önce ortaya çıktığına, bilincin ise onu izlediğine inanılmaya başlandı. Bu bilgiden çok önce Atatürk DTCF’ye “Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi” adını verdi. Ve bağlacının alışılmış yeri son kelimenin öncesidir; Atatürk bu kuralı bozarak “Dil ve diğerleri” demeyi tercih etmiştir. O’nun, muhtemelen sezgiyle dile verdiği önem, bugün bilimsel bir gerçektir. Özetle dil, insan yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. Bu bilginin bir uzantısı olarak şunu söyleyebiliriz :

  • Dillerini yitiren toplumlar, benliklerini de yitirirler, tarih sahnesinden silinirler.

Kötü haber;

  • Dilimizi koruyamazsak Türkçenin elli / seksen yıl içinde Hititçe gibi ölü diller arasına girme tehlikesiyle karşı karşıya olmasıdır.

Yani torunlarımızı bekleyen tehlike, alfabe değiştirmemiz değil, dilimizi yitirmek olacaktır.

Sonuç

Dükkân / AVM tabelalarının İngilizce yazılmasının bir nedeni özenti, ikinci nedeni ise müşteri tarafından kaliteli algılanıp fazlaca kâr etme isteğidir. Geçen yıllarda bir eğlence yeri yılbaşı etkinliğinin nasıl olacağını tümüyle İngilizce olarak yazmıştı. Buradan çıkardığım sonuç, bu kurumun, “Biz kaliteliyiz, İngilizce bilenlere hitap ediyoruz” iletisini vermeye çalıştığı şeklindeydi. Ancak  ilanın son satırında fiyat bilgisi, tümüyle Türkçe yazılmıştı. Bu ilanı yazanlar, İngilizce bilmeyen müşterilere hitap ettiklerini bildikleri için açıklamayı İngilizce yazarak hava atmışlar, ancak “Anlamadım abi olmasın” diye de fiyatı ve ödeme şeklini Türkçe yazmışlardı. Bu tavır bir ikiyüzlülüktür, para hırsıyla anadiline ihanet etmektir. Böyle davranırsak kısa vadede kâr edebiliriz ancak uzun vadede tarihten siliniriz.

Fransa’da tabelalar Fransızca olmak zorundadır!

Bizde ise Maliyeye bildirilen dükkân adının Türkçe olma zorunluğu vardır ama sokaktaki tabelanızı istediğiniz Avrupa dilinde yazabilirsiniz. Pek çok konuda, bu arada dil konusunda da büyük ölçüde kendi irademizle Batı’nın güdümündeyiz. Galiba “The Türkiye” dememize az kalmıştır.

İlk adımda, tabelalardaki ad / dil karmaşasına resmen son verilmesi gereklidir.

Prof. Dr. Üstün Dökmen : Pozitif bilimden uzaklaşmak…

NEYİ YANLIŞ YAPIYORUZ??

Prof. Dr. Üstün Dökmen

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden
Eğitim Psikoloğu Prof. Dr. Üstün Dökmen‘den CNN Türk’te konuşma..

  • AKP’nin apaçık Cumhuriyet düşmanı – yıkıcısı – cihatçı eğitim müfredatı hakkında..

NEYİ YANLIŞ YAPIYORUZ??

4,5 dakika süreli önemli konuşmayı izlemek için lütfen tıklayınız..

Pozitif bilimden uzaklaşmak…

https://facebook.com/prof.ustundokmen/videos/1934931183416206/ 

Bir kez daha çağrı yapıyoruz tarih önünde AKP’ye                          :

  • Bu Cumhuriyet düşmanı – din savaşçısı kindar nesil yetiştirme amaçlı müfredatı
    derhal geri çekiniz!
  • Bu müfredatla Türkiye iç savaşa sürüklenir.. El kanlı IŞİD’çi, Taliban yobazlar yetişir;
    Türkiye Afganistan, Yemen, Irak, Suriye, Cezayir, Tunus… gibi kanlı din savaşına sürüklenir..
  • Türkiye Çağdan kopar ve dünyadan dışlanır; karnını bile doyuracak üretim yapamaz!
  • Bu müfredat açık açık Cumhuriyet’e ve Anayasaya meydan okumaktır. Başta Anayasa md. 24 olmak üzere 2. ve 42. maddelere ve Türkiye’nin taraf olduğu başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu Sözleşmeye dayalı AİHM yerleşik kararlarına (içtihatlarına) olmak üzere açık açık aykırıdır.
  • Müfredat değişikliği yapan Yönetmelik gerçekte meşru olmayıp YOK HÜKMÜNDEDİR! Öğretmenlerce uygulanmamalı / uygulanmayacaktır, veliler ve öğrencilerce kabul edilmeyecektir!
  • Müfredat değişikliği yapan bu Yönetmelik mutlaka Danıştay’ca iptal edilecektir.
    AKP orada mutlaka durmalı, inadını yasa çıkararak asla sürdürmemelidir.
  • Kartal’da çocukları fesli – türbanlı, mehter marşı eşliğinde tekbirlerle yürüten
    kara çarşaflı öğretmenler hakkında derhal idari ve yasal işlem başlatılmalıdır!
  • Türkiye’nin AKP tarafından başına açılan bir yığın ağır iç ve dış sorun vardır ve zaten bunalmış durumdayız.. Artık frene basınız ve ülkeyi hızla normalleştiriniz..
  • Kendi gidişinizi – çöküşünüzü nasıl hızlandırdığınızı hala görmüyor musunuz??

Çooook teşekkürler değerli Prof. Dr. Üstün Dökmen hocamıza…
AKP = RTE’ye ise biazcık basiret..

Sevgi ve saygı ile. 23 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com