TTB Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülleri, Prof. Dr. Nusret Fişek’i anma etkinliğinde sahiplerini buldu

TTB Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülleri, Prof. Dr. Nusret Fişek’i anma etkinliğinde sahiplerini buldu

1 Kasım 2019 Cuma günü Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi R Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz ve TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Selma Güngör katıldılar.

Açış konuşmalarını Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Altıntaş, HASUDER Başkanı Prof. Dr. Pınar Okyay ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın yaptığı törende, Prof. Dr. Nusret Fişek’in akademisyen, bilim insanı kimliği üzerinde duruldu ve Türkiye’de Halk Sağlığı alanının kurulması ve geliştirilmesindeki rolü aktarıldı. 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un hazırlanması ve çıkarılması süreçlerinde gösterdiği çaba ve 1. Basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları üzerinde duruldu.

Konuşmaların ardından, TTB tarafından Prof. Dr. Nusret Fişek anısına verilen Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülü Töreni’ne geçildi.

Dr. Bülent Şık, halkın sağlığını etkileyen kanserojenler, gıda güvenliği, beslenme konularında yürüttüğü bilimsel çalışma ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşma sorumluluğu göstererek yürüttüğü mücadele nedeniyle; Prof. Dr. Kayıhan Pala, sağlığın piyasalaşmasına, termik santrallere ve hava kirliliğine karşı yürüttüğü mücadeleyi bilimsel temellere dayandırıp, içinde yer aldığı meslek örgütü ve öbür platformlarda bu kararların görünür olmasına sunduğu katkılar ve bu anlayışı süreklileştirmesi nedeniyle 2019 Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülü’ne değer bulundular.  Şık ve Pala’ya ödüllerini TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman sundu.

Törenin ardından, kolaylaştırıcılığını HÜTF Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Kerim Hakan Altıntaş’ın yaptığı, H.Ü. İİBF İktisat Bölümü’ndan Prof. Dr. Arzu Akkoyunlu Wigley, HASUDER Başkanı Prof. Dr. Pınar Okyay ve Kocaeli Dayanışma Akademisi’nden (KODA) Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun konuşmacı olduğu “Demokrasi ve Sağlık” paneline geçildi.

Elbette kazanacağız…

Elbette kazanacağız…

Erdal Atabek
Cumhuriyet, 21.5.2018
Elbette biz kazanacağız.

Çünkü biz ‘doğruları’ rehberimiz yaptık. 
Neden mi? 
Gördük ki, insanlık tarihi ‘doğrular’ ile ‘yanlışların’ savaşının tarihidir. 
Doğrular; insandan yanadır, haktan yanadır, emekten yanadır, eşitlikten yanadır, barıştan yanadır.
Yanlışlar; paradan yanadır, haksızlıktan yanadır, maldan mülkten yanadır, eşitsizlikten yanadır, savaştan yanadır. 
Biz ‘doğrular’dan yana olduk. 
Çok açık, çok sade bir anlatım. 
İnsanlık tarihi hep bu ‘doğrular’la bu ‘yanlışlar’ın savaşını yaşadı. 
Kimi zamanlar ‘yanlışlar’ da kazandı.
Ama sonunda hep ‘doğrular’ ayakta kalmıştır. 
‘Doğrular’ tertemiz ayakta kalmıştır. 
Ve kazanmıştır. Şimdi de biz kazanacağız. 
Doğruların zamanı -gecikerek de olsa- geldi.
***
Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun mektubunu aldım. 
Bir ‘doğru bilim insanı’nın yazısını okudum. 
Hapiste. Doğruları söylediği için hapiste.
Dilovası’nda artan kanserleri bulup anlattığı için hapiste. 
Bir halk sağlığı uzmanıBarış istediği için hapiste. 
Bir tıp doktoru. Bir üniversite öğretmeni. 
Muharrem İnce cumhurbaşkanı olunca -ve bilin ki olacak- Onur Hamzaoğlu’nu TÜBİTAK Başkanlığı’na önereceğim. O’nun yeri orasıdır. O zaman TÜBİTAK bir bilim yuvası olacak. 
Doğru bilim insanı. Yanlış iktidarın yanlış hukuku ile yanlış yerde yatıyor.
Ama her zaman ‘doğru’, ‘yanlış’ı yendi. Gene yenecek. 
Onur Hamzaoğlu’nu sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
***
Güray Öz kardeşim kitabını göndermiş. ‘Gene şafakta geliyorlar Angela’ 
Angela Davis’in öyküsüyle başlıyor kitap. Bir kültür tarihi kitabı mı desem? 
Edebiyat antolojisi mi desem? Yazarların, şairlerin anlatıldığı denemeler mi desem? 
Bunların hepsi mi desem? Bilemedim. 
Ama Güray Öz’ün bir yazar, bir şair, bir denemeci olduğunu bildim. 
Doyumsuz bir tadı var Güray’ın yorumlarının. Sade, içten, ince bir derinlik. 
Saran, sarsan, sizi alıp götüren. Her zaman birkaç kitabı birlikte okurum. 
Güray’ın kitabı ötekileri bıraktırdı. Kutlarım. Kucaklarım. Devamını beklerim. 
Duydun mu Güray?
***
Muharrem İnce rüzgârı güçlü esiyor
‘Öfkenin rüzgârı’ diyorum ona. Milletin içindeki öfkeyi estiriyor. 
Erdoğan iktidarı öyle bir öfke yarattı ki. Haksızlıkların biriken öfkesi bu. 
Çiğnenen insan haklarının öfkesi. Yalanların öfkesi bu. 
Göz göre göre söylenen yalanların öfkesi. Hırsızlıkların öfkesi bu. 
Hâlâ savunulan hırsızlıkların öfkesi. ‘Öfkenin rüzgârı’ daha daha fırtınaya dönecek. 
Meral Akşener de ‘cesur Amazon’ gibi meydanlarda. 
O da kendi üslubunda meydan okuyor. Geçmişini geleceğine engel yapmadan mücadele ediyor.
***
Bu yazıyı 19 Mayıs gününde yazıyorum. Gazetemin birinci sayfasında Atatürk
Atatürk, ‘tarihin doğrusu’. Bir Osmanlı subayı, göre göre, düşüne düşüne, okuya okuya, tarihin büyük devlet kurucusunu yarattı. Örnektir. 
Elbette biz kazanacağız. Hep beraber…
==========================================

Teşekkürler değerli meslek büyüğümüz Dr. Erdal Atabek dostumuza..
88’lik Tıp ve Cumhuriyet bilgesi hâlâ topluma – ülkemize ışık saçmayı sürdürüyor..
Şükranla.

Sevgi ve saygı ile. 22 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Akademi, Sanat, Barış Her Yerde…

Akademi, Sanat, Barış Her Yerde…

(AS: Bizim katkımız yazının sonundadır…)

Üniversitelerinden, hastanelerinden, okullarından uzaklaştırılan kamu emekçileri, öğretim üyeleri ülkeyi kararnamelerle yönetmeye çalışan iktidarın ezberini bozacak bir etkinlikte buluştu. Haldun Taner’in bundan tam 57 yıl önce, üniversitelerinden uzaklaştırılan 147’lerle dayanışma için Dostoyevski’nin öyküsünden oyunlaştırdığı, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez’in de arşivden çıkartarak kitap haline getirdiği “Timsahın Midesindeki Adam” bugüne uyarlanmış haliyle sahnelendi. Sahnede bu kez barış imzacısı olduğu için, demokrasiyi, özgürlükleri savunduğu için kurumlarından uzaklaştırılanlar vardı.

İstanbul Tabip Odası’nca hazırlıkları sürdürülen “Timsah” oyunu, 27 Mayıs 2017, Cumartesi akşamı Şişli Kent Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde sahnelendi.

Tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya’nın yönettiği, sahne tasarımını M. Nurullah Tuncer’in, efektleri Sercan Gidişoğlu’nun, müziği ise Uskan Çelebi’nin gerçekleştirdiği oyunun dramaturjisini ise TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi
Dr. Ali Çerkezoğlu üstlendi.

Oyunun bitiminde OHAL KHK’larıyla kurumlarından ihraç edilenler sahneye çağırıldı ve

  • “Akademi her yerde, Sanat her yerde, Barış her yerde” pankartı açıldı.Ardından hep bir ağızdan
  • “Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam”,
  • “Hayır Bitmedi, Daha Yeni Başlıyor”,
  • “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganları atıldı.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez, oyunun sonunda şunları söyledi:

“Eylemin, demokrasi ve adalet isteğini açığa vurmanın iktidarların düşünemedikleri yolları da vardır. İmece ile en iyisi yapılır. Metnin uyarlanmasından, yer seçimine kadar oyunun her yönü ortak akıl ürünüdür.
Bizi başka özgün ve beklenmedik eylem tarzları arayıp bulma konusunda yüreklendirmiştir.”

“Oyuncu” kadrosunda aşağıdaki adlar yer aldı:

Öykü anlatıcı: Dr. Mustafa Sülkü
Aleksey Semyolof (Ivan’ın arkadaşı): Dr. Samet Mengüç
Ivan Ivanoviç: Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu
Elena Ivanova (Ivan’ın karısı): Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı
Dureşka (Ivan’ın kızı): Doç. Dr. Özlem Özkan
Abulof (Ivan’ın müstakbel damadı): Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu
Bay Şmit (Timsahçı): Dr. Nazmi Algan
Bn. Şmit (Timsahçı’nın karısı): Dr. Melahat Cengiz
Maliçki Popoviç (Ivan’ın amiri): Prof. Dr. Cengiz Erçin
Sergey Semyonov (Ivan’ın iş arkadaşı): Dr. Ali Özyurt
Falcı: Prof. Dr. Rukiye Eker
Prof. Zbignief (Dönemin ünlü doktoru): Prof. Dr. Taner Gören
General Konserdof: Prof. Dr. Özdemir Aktan
Baytar: Dr. Hüseyin Keskin
Nöbetçi Asker: As. Dr. Ersin Baltacı
Subay: Dr. Sadık Çayan
Polis Komiseri: Doç. Dr. Haydar Durak
Bir Kadın: Dr. İncilay Erdoğan

==================================
Dostlar,

Bu olay, kesin olarak Dünya Uygarlık Tarihine ge-çe-cek-tir..
Oyunculardan Prof. Dr. Özdemir Aktan Hacettepe Tıp’tan sınıf arkadaşımızdır.
Oyunculardan Prof. Dr. Rukiye Eker İstanbul Tıp’tan sınıf arkadaşımızdır.
Oyunculardan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun doçentlik jürisinde idik..
…….
Çoğu dostumuz ve arkadaşımızdır.
Bir kez aha söyleyelim : OHAL KHK’ları ile böylesine hukuk -akıl – insaf- vicdan dışı, savunma almadan, suçu açıklanıp kanıtlanmadan insanları işlerinden  – ekmeklerinden – onurlarından etmek ASLA KABUL EDİLEMEZ!
Bu işlemler ‘keenlemyekün” dür = hukuk karşısında yok hükmündedir ve uygulayıcılara gelecekte mutlaka hukuksal yatırımları olacaktır.
Ayrıca bu insanların emekliliklerini engellemek, sosyal güvenlik sitemi dışına itmek, pasaportlarına el koymak, başka işlerde çalışmalarını engellemek, eşlerini de işten atmak.. ulusal ve tarafı olduğumuz uluslararası hukukun kabul göreceği orantılı – kişisel – insan onuruyla bağdaşan – OHAL gerekçelerine dayalı… cezalar değil düpedüz işkence, eziyet, zulüm ve bir tür post-modern ölüm cezasıdır.

Üstelik her türlü yargı yolu kapatılmıştır.

Sıkıyönetimden de ağır bir OHAL uygulamasıdır ve keyfi olarak uzatılmakta, hiç olmazsa OHAL kalkınca yürütmenin bitecek olması umudu da kırılmaktadır.

On binlerce insan aileleriyle birlikte  aç, işsiz, dışlanmışlardır ve intihar etmektedirler.. Bu durumdaki insanların sayısının yüz bini aşmış olması,
BİR TOPLU KIRIM demektir. OHAL 11. aya yaklaşmaktadır!

AKP iktidarını bir kez daha HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE DAYALI demokratik hukuk devleti sınırlarına, İNSANCIL HUKUK uygulamaya ve FETÖ savaşımını kendinden başlatarak, karşıtlarını tasfiye için OHAL kılıcını gözükara kullanmaya son vermeye çağırıyoruz..

Baskıcı uygulamalar toplumda dayanma – sabır sınırlarını çoktaaaan aşmıştır. Toplumsal patlamalar gündemdedir ve bu despotizm daha fazla sürdürülemez!

Sevgi ve saygı ile. 04 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

KHK’ler – haksız ihraçlar ve ÖYP düzenlemesi YÖK önünde protesto edildi

ttb_logosu

KHK’ler – haksız ihraçlar ve ÖYP düzenlemesi YÖK önünde protesto edildi

1 Eylül günü yayımlanan 672 sayılı KHK ile işten çıkarılan, görevlerinden alınan, kadroları değiştirilerek güvencesizleştirilen üniversite öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri 22 Eylül 2016 günü Ankara’da Yükseköğretim Kurulu (YÖK) önünde eylem yaptı.

Türk Tabipleri Birliği, Eğitim Sen ve SES’in çağrısıyla gerçekleştirilen eyleme TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut ve ATO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Onur Naci Karahancı, TTB önceki dönem Merkez Konsey üyeleri, çok sayıda hekim ve akademisyen destek verdiler. Kocaeli Üniversitesi’nde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirgeye imza veren öğretim üyeleri arasında olan ve 672 sayılı KHK ile işten çıkarılan öğretim üyelerinden Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Prof. Dr. Nilay Etiler, Prof. Dr. Ümit Biçer, Prof. Dr. Zelal Ekinci, Prof. Dr. M. Cengiz Erçin ve Doç. Dr. Özlem Özkan da eyleme katılan isimler arasında yer aldı.

Saat 13.00’te YÖK önünde biraraya gelen grup adına ortak açıklamayı akademisyen ve Eğitim Sen 5 No’lu Şube Yöneticisi Aysun Gezen okudu. Gezen, KHK’ler ile özlük haklarının ellerinden alınmasına neden olan 50/D’nin ve haksız ihraçların geri çekilmesini istedi. Gezen, şunları söyledi:

  • “AKP’nin kamu rejiminde yaratmak istediği dönüşüm karşısında emek mücadelemizi meslek örgütleri, emek ve demokrasi güçleri olarak omuz omuza, dayanışma içinde kararlılıkla sürdüreceğiz. Taleplerimiz açık ve nettir. Haksız ve hukuksuz açığa almalara, ihraçlara son verilmeli, arkadaşlarımız görevlerine iade e dilmelidir. KHK ile yapılan ÖYP düzenlemesi geri alınmalı, herkese iş güvencesi sağlanmalıdır.”

Basın açıklamasının okunmasının ardından, Eğitim Sen Genel Sekreteri Mesut Fırat, SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, KESK MYK üyesi Ramazan Gürbüz, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, HDP milletvekilleri Hişyar Özsoy ve Mehmet Ali Aslan ile işten çıkarılan akademisyenler adına Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hakan Koçak birer konuşma yaptılar.

‘Darbe bahane’

TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, işten çıkarılan akademisyenlerin bir bölümünün darbe kalkışmasından önce “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirgeye imza attıklarını ve barış istedikleri için soruşturulduklarını hatırlatarak, bu isimlerin 15 Temmuz’dan sonra ise darbe kalkışması bahane edilerek üniversitedeki görevlerinden uzaklaştırıldıklarını kaydetti. Adıyaman,

  • “Biz her şeyin farkındayız. Bunlar barış istemiyorlar, çatışmasızlık istemiyorlar, isteyenleri de cezalandırıyorlar. Bizler bu arkadaşlarımızla dayanışmak için buradayız. TTB olarak hepsini sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.” diye konuştu.

‘Geri adım attıramayacaklar’

Doç. Dr. Hakan Koçak da, 672 sayılı KHK’nin dünya hukuksuzluk tarihine geçecek bir belge olduğunu belirterek,

  • “Bizler hala ne ile suçlandığımızı bilmiyoruz. Barış İçin Akademisyenler bildirgesine imza attığımız için bu çuvalın içinde doldurulduğumuzu düşünüyoruz. Eğer neden bu ise bize geri adım attıramayacaklarını söylemek isterim.” dedi.

672 sayılı KHK’nin kendilerini kamu hizmetinden uzaklaştıramayacağını belirten Koçak,

  • “Biz her zaman kamu hizmetindeyiz. Kamunun çıkarları gereği emeğin yanındayız, kamunun çıkarları gereği iş cinayetlerine tepki gösteriyoruz, kamunun çıkarları gereği parasız, bilimsel laik eğitimi, özerk ve demokratik üniversiteyi savunuyoruz ve savunmaya da devam edeceğiz.” diye konuştu.

‘Üniversiteler bir bütün olarak tasfiye edilmeye çalışılıyor’

Türkiye’de üniversitelerin bir bütün olarak tasfiye edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Koçak,

  • “Bizimle dayanışmak, aslında Türkiye’de üniversitenin tasfiye edilmesi sürecine karşı durmaktır. Yaşasın bilimsel, laik, demokratik üniversite mücadelesi, yaşasın barış.” diyerek sözlerini tamamladı.

Basın açıklaması, YÖK önünde çekilen halayların ardından sona erdi.
(http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/yok-6294.html, 22.9.2016)

=================================

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğuumuz Türk Tabipleri Birliği (TTB) Ankata Tabip Odası (ATO) nın bu girişimini, AKP iktidarının hukuk tanımaz eylemi bağlamında destekliyoruz.

Diliyoruz ki TTB;

  • Etnik temelli çok hatalı politikalarını artık bıraksın ve ulusalcı çizgiye gelerek tüm Türk hekimlerinin örgütü olsun..
  • “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” diyen Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün onurlandırıcı rotasına girsin..
  • Sivas Kongresindeki Tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Tıbbiyeli Hikmet‘in aziz anısına daha saygılı ve bağlı olsun..
  • 1915’te Çanakkale savunmasında tümü şehit olan İstanbul Tıbbiyesi’nin 1. sınıf öğrencilerinin ödenemez borcuna sahip çıksın.
  • 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşan Bandırma vapurunda Mustafa Kemal Paşa’nın hemen yanıbaşında yer alan tıbbiyelilerin sevgin (aziz) anısına –daha da– hürmetli olsun…

672 sayılı OHAL KHK’si ile işlerine son verilen akademisyenlerin savunmalarının alınmaması kabul edilemez ve hukuk devleti işe asla bağdaşmaz.. Siyasal iktidar, OHAL bahanesi ile tüm karşıtlarını tasfiye etme patolojisinden sıyrılmak zorundadır.

Sevgi ve saygı ile.
25 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Tabip Odası Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

Bütçe 2016: Hükümet 2016’da ‘Herkes Yine Başının Çaresine Baksın’ Diyor!

Bütçe 2016: Hükümet 2016’da
‘Herkes Yine Başının Çaresine Baksın’ Diyor!

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu
http://www.halkinsagligi.org/butce-2016-hukumet-2016da-herkes-yine-basinin-caresine-baksin-diyor-onur-hamzaoglu/, 9 Şubat 2016

Bütçe 2016: Hükümet 2016’da Herkes Yine Başının Çaresine Baksın Diyor! / Onur Hamzaoğlu
image_pdfimage_print

Kar kıyamet için paletli, çok uzaklar için uçak ambulansların yöneticisi Sağlık Bakanı
Uzm. Dr. Mehmet Müezzinoğlu, bir yandan Anayasaya aykırı olarak süresiz sokağa çıkma yasağı ilan edilen kentlerde yaralı ve hastalara bilindik, dört tekerlekli ambulans göndermez-gönderemezken, öte yandan henüz 2016 yılı Sağlık Bakanlığı bütçe konuşmasını da yapmadığı için Sağlık Bakanlığı bütçesinin ayrıntılı değerlendirmesini ertelemek zorunda kaldık. 2016 yılı bütçesi, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı adıyla Ocak ayında TBMM’ye ulaştı. Bu yazıda yalnızca bütçe yasa tasarısının sağlık çizelgesini değerlendirmekle yetineceğiz.

Türkiye’de genel bütçe, Bakanlar Kurulu tarafından TBMM Başkanlığı’na gönderilip,
ilgili Komisyonlarda görüşüldükten sonra, Genel Kurul’un kabulü ve Cumhurbaşkanı’nın onayının ardından, Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla uygulamaya girer.
Ülkemizde, genel bütçe olarak ifade edilen, esas itibariyle bir yasadır.
Bununla birlikte, çoğu yasadan farklı olarak uygulama süresi bir yıl ile sınırlıdır.

Bütün ülkelerde genel bütçenin içeriği toplumsal kaynağın nasıl yaratılacağının ve kullanılacağının, kimlerden alınıp kimlere ve ne için verileceğinin göstergesidir.
Özetle, sınıflı toplumlarda sınıfsal eşitsizlikler üzerinden sınıf mücadelesinin
ne durumda olduğunun göstergelerinden biri de genel bütçedir.
Genel bütçede yer alan veriler, temsil ettiği sınıf adına Hükümet’in niyetini de
ifade etmektedir.

Metni değerlendirmeden önce, genel olarak bilinmesi gereken bir durum 2002 yılında başlayan AKP hükümetleri dönemi ile birlikte, genel bütçenin, GSYH içindeki payının
yıllar içinde azalmış olmasıdır. Bütçenin GSYH içindeki payı, AKP Hükümeti öncesinde,
2002’de %34.1’iken, ilk bütçe yaptığı yıl olan 2003’te %31.1’e, 2004’te hızla %27.2’ye geriletilmiş, 2013’te %26.0, 2014 ve 2015’te % 25.8 olarak gerçekleşmiştir.
Kamusal giderlerin karşılanmasında genel bütçenin tercih edilmemesi olarak tanımlanabilecek bu durum, AKP Hükümetlerinin devletin gelir ve giderlerinin TBMM denetiminin dışında kalmasını tercih ettiğinin de bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.

Hükümet, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 yılında, Sağlık Bakanlığı (SB) ve bağlı kuruluşları (BK) için, personel ve sosyal güvenlik giderleri de dahil olmak üzere,
toplam 25 milyar 532 milyon 269 bin TL’lik bir bütçe önermektedir. SB ve BK’leri için önerilen bu miktar, toplam bütçenin ancak %4.0’ünü oluşturmaktadır. Yaklaşık 25,5 milyar TL’lik SB ve BK’leri bütçesinde, SB’nin payı, 4 milyar 212 milyon 521 bin TL ile %16.50’iken, en büyük pay, %46.8 ile (11 milyar 950 milyon 900 bin TL) doğrudan
herhangi bir sağlık hizmeti üretmeyen, yalnızca yönetsel işlevi olan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun, ikinci büyük bütçe de %35.70 (9 milyar 111 milyon 684 bin TL) ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nundur. Hükümet, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçesi için 139 milyon 800 bin TL(%0.55) ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bütçesi için de 117 milyon 384 bin TL(%0.45) önermektedir.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verisine göre, Türkiye’nin 2015 yılı nüfusu
78 741 053 kişiden oluşmaktadır. İçinde bulunduğumuz yıl için bu sayının önceki yıla benzer biçimde 1 milyon kişi artacağı varsayıldığında, Türkiye’nin 2016 yılı nüfusunun 79 741 053 olacağı kabul edildiğinde, SB ve BK’nin 2016 yılı toplam merkezi yönetim bütçelerinden
kişi başına düşen pay 320.2 TL’dir. Başka bir anlatımla, Hükümet, SB ve BK’ler aracılığıyla 2016 yılında kişi başına 320 TL harcamayı yeterli bulduğunu ilan etmektedir. Bu durumun yanı sıra, bilindiği gibi, ülkemizde kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin sunumundan SB BK’lerden biri olan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu sorumludur. Bu kurumun bütçesi üzerinden 2016 yılında, kişi başına koruyucu sağlık hizmetleri için 114.3 TL düşmektedir.

SB ve BK’nin merkezi yönetim bütçelerini personel ve sosyal güvenlik devlet prim giderlerini dışarıda tutarak da incelemek gerekir. Böylece doğrudan sağlık hizmet sunumu için ayrılan merkezi yönetim bütçelerini değerlendirme olanağına kavuşmuş oluruz. Buna göre, 2016 yılı için SB ve BK bütçelerinin ancak %41.6’sı, 10 milyar 617 milyon 094 bin TL’si doğrudan hizmet için kullanılabilinecektir. Bu hesaplamaya göre, SB ve BK’nin 2016 yılı toplam merkezi yönetim bütçelerinden yapılabilecek kişi başına sağlık harcaması 133.1 TL ile sınırlıdır. Aynı şekilde Türkiye Halk Sağlığı Kurumu da kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri için 6 milyar 919 milyon 126 TL’lik bütçeye sahiptir ve kişi başına yalnızca 86.8 TL harcanabilecektir.

Ortaya çıkan o ki; 2016 yılı bütçesinde AKP Hükümetleri klasiği dışında yeni bir şey,
genel bütçede de Sağlık Bakanlığında da sağlık yok.

Hükümet, sağlık beni ilgilendirmiyor, herkes başının çaresine baksın diyor.

=================================

Dostlar,

Daha sonra biz de, Sağlık Bakanı Bütçe sunuş konuşmasını yaptıktan ve
Bütçe Yasası kesinleştikten sonra bu konuyu irdeleyeceğiz..

Sevgi ve saygı ile.
09 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com