Toplumsal depresyon…

Toplumsal depresyon…

Dr. Erdal Atabek
Cumhuriyet, 14.9.2015
“Depresyon”, çökme demek. Çöküntü, çökkünlük. Bir tıp terimi olarak ruhsal denge bozukluğu. Ekonomide de kullanılıyor.
Yaşamı tehdit altına sokulmuş bir toplumun çaresizliği söz konusu olunca depresyona şaşılır mı? Günümüzün Türkiye’si her alanda olumsuzluklarla kuşatılmış.
Sosyal yaşam, çatışmalarla, vuruşmalarla kana ve acıya boğulmuş. Yıllarca “çözüm süreci” diye açıklanmayan görüşmelerle, gizlenen buluşmalarla oyalanan toplum bugün bir savaş alanıyla karşı karşıya. Her gün şehit askerler, polisler, öldürülen PKK militanlarının haberleri ekranlarda, gazete sayfalarında. Etnik köken ayrımcılığı kentlere yayılmış. Muhalif basına karşı sokak kalabalıkları harekete geçirilmiş.
Toplumsal güven ortadan kalkmış. Herkes kendini kime ve neye karşı koruyacağını şaşırmış, sokaklarda etnik kimlik soruşturmaları yapılıyor.
Toplumun en üst düzey yetkilisi, olan biteni “400 milletvekilinin tek partiden seçilmeyişine” bağlıyor. Hükümetin başı ipin ucunu kaçırdığının farkında. Kendisinin de inanmadığı belli şiddet söylemini yineleyip duruyor.

***

Toplumsal depresyona neden şaşalım?
Yıllar önce bir “Uluslararası Psikiyatri Kongresi”nde kürsüdeki konuşmacı “depresyon belirtileri”ni anlatıyordu. Kötümserlik, yaşama sevincinin azalması,
Daha önce ilgi duyduğu şeylere karşı ilgi kaybı, isteksizlik, Enerji kaybı, harekete geçememe,
Kararsızlık, verdiği kararlara güvenememe, Uyku bozuklukları, uykusuzluk ya da aşırı uyuma,
İştah bozuklukları, yemek yememe ya da aşırı yeme,
Dikkat bozukluğu, konsantrasyon bozulması,
Bunları duyarken yanımdaki delegeye dönüp “Bu durum bizim insanımızın normal hali değil mi?” demiştim. O da gülümsemişti. Gerçekten de kabul etmemiz gerekir ki“yaşam kültürümüz depresyona daha yakın”.
Aslında depresyonu yaratan da “umutsuzluk, çaresizlik duygusu, kararsızlık, harekete geçememe durumu”.
Depresyondan kurtulmak da aynı yollardan geçiyor: Umudunu yaratan kararlılık,
Çarenin kendi olduğu bilinci, Harekete geçme, mücadele etme, risk alma.
Bunları yapamamanın, yapmamanın bedelidir depresyon. Aslında “depresyon”, yaşamla uzlaşmanın bir yolu. Bedel ödemekten kaçınmanın bedeli. Görmezden gelmenin, sorumluluktan kaçmanın bir sığınağı olmaktadır depresif durum.
Bireyin ruhsal çökkünlüğü dediğimiz durum da sosyal koşulların dayatmasının büyük rol oynadığı bir ruhsal denge kaybı. Bu çöküntüden çıkışın yolu da “sosyal mücadele”den geçiyor.

Asla umutsuzluğa düşmemek,

“Ben tek başıma ne yapabilirim?” mazeretine sığınmamak,
Örgütlenmek, çoğalmak, gücünü arttırmak, Asla yılgınlığa düşmemek,
Şiddet yöntemini akılla boşluğa düşürmek, Sosyal mücadeleyi kesintisiz sürdürmek…

***

Ekonomik depresyon çarşıda, pazarda yaşanıyor.
Taze fasulyenin kilosu 8 lira. Domates 5 lira. Bir tencere yemekte yağı var, tuzu var, pişirmek için gazı var. Sonuçta bir tabak yemeği kaç kişi yiyecek. Her köşe başında çocuklu bir Suriyeli aile. Hani sizin Ortadoğu politikanız. Bu insanların yerini yurdunu neden karıştırdınız?
Sosyal depresyonun da, ekonomik depresyonun da çözümü “politik depresyon”dan kurtulmaktır. Politik depresyon bu siyasal iktidardır. Kurtuluş da bu iktidarın değişmesidir.

Güç, artık vatandaşın ellerinde…

===============================

Dostlar,

Meslek büyüğümüz Sayın Dr. Erdal ATABEK (İç Hastalıkları – Dahiliye Uzmanıdır), bir hekim olarak topluma yol göstermeye, yıllarca yazdığı tıbbi reçetelerinin yanı sıra “toplumsal reçeteler” de yazmayı sürdürüyor. Ruhsal bozuklukların özneleri salt tekil insanlar, hayvanlar hatta bitkiler değildir! “Topluluk özneleri” (Kollektf özneler) de Ruhsal (Psikiyatrik) bozuklukların (Disorder) ve Hastalıkların (Disease) özneleri olabilmektedir. Açıkçası toplumlar da depresyona girebilir, paranoid bozukluk gösterebilir (Hitler’in Nazileri), hatta Şizofrenik davranışlar sergileyip şizoid tepkiler verebilir, yaşamın gerçekliğinden kopabilirler. Sosyal Psikiyatri, Psikiyatri’nin ve Halk / Toplum Sağlığı‘nın bir alt disiplini olup, ruhsal bozuklukların toplumsal etmenleri ve kökleri ile ilgili tıp dalıdır.

Biz de, Halk / Toplum Sağlığı Uzmanı bir hekim olarak bu sitedeki yazılarımızda elden geldiğince topluma, kollektif öznelere uzmanlık alanımız sorumluluğu ve yetkisiyle yol göstermeye, apaçık “tıbbi” kokmasa da “sosyal tıp reçeteleri” önermeye – sunmaya çabalıyoruz profesyonel sorumlulukla.

Tıp gerçekte sosyal bir bilimdir (Dr. Solomon Newman, 1847).

Sağlık sorunlarının ağırlıklı nedenleri hep bilindiği gibi Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik etmenler değildir! Yanı sıra, hatta belirtilen 3 etmen kümesinin etkilerini gerçekte koşullayıp onları etkili hastalık etmeni kılan nedenler TOPLUMSAL (Sosyal), Ekonomik ve Ekinsel (Kültürel) nedenlerdir.

2002 sonlarından 2015 sonlarına uzanan 13 yılda tek başına iktidar olan siyasal parti ve sorumlu kadroları, ülkemizde 6 alanda da (Fiziksel – Kimyasal – Biyolojik ile Sosyal) – Ekonomik – Ekinsel) çok olumsuz gelişmeler yaratmışlardır, çok ağır tarihsel – politik sorumlulukları vardır.

İnsanların en temel gereksinimleri, Abraham Maslow’un Sosyal Psikoloji kuramı bağlamında GÜVENLİK’tir. Günümüzde yaygın toplumsal kesimlerin can ve mal güvenliği sağlanamamaktadır. Hükümetlerin – Devletin ilk görevi, sorumlu olduğu ülkede halkın yaşam hakkını güvenceye almaktır. Sayılan öbür alanlarda (6 temel alan) gereksinimlerin sağlanamaması giderek güven bunalımı ve kaygı (anksiyete) doğurur.

ADALET – EŞİTLİK – ÖZGÜRLÜK 3’lüsü çağımız insanları için vazgeçilmez 3 değerdir. Toplumsal düzen bu değerlere hak ettikleri özeni göster(e)miyorsa, tüm bunlar kişilerde ve toplu öznelerde giderek biriken örselenme (travma) etkisi yaratır. Kendini güvende görmeyen canlı, “savunma- stres tepkisi verir (Hans Selye kuramı). Bu tepki ihkak-ı haktan şiddet kullanmaya, depresyondan dissosyatif sendromlara (Sosyal Şizofreni) dek uzanabilir. Eğer sistemde biriken negatif enerji uygun yöntemlerle boşaltılamazsa pozitif geridönüt (feedback) üzerinden yıkım ve dağılma başlar, sistem kendi üzerine çökerek (kapitonaj) canlılığını yitirir.

Sosyal Psikiyatri ve Sosyal Psikoloji bilim alanında varsıl yazın (literatür) vardır. Sosyal Politika ve Siyaset Psikolojisi (Politik Psikoloji) alanları ilk 2 bilim alanının verilerini etkin kullanmalıdır. Siyasetçilerin danışmanlarının ciddi ve ağır sorumlulukları vardır. Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümlerinde yeter bilgi birikimi kazandırılmaktadır. Bu bilgilerin özenle anımsanması ve yaşama geçirilmesinin zamanıdır.

Türkiye/Türk toplumu daha da baskılanır ve bunaltılırsa, vereceği tepkiler “bilinçli” olmaktan çıkabilir! O aşama “öğrenilmiş çaresizlik” (learned helplessness) basamağıdır toplum yönetilebilir olmaktan çıkar. Ne bin yıllık Türk – Kürt kardeşliği kalır ne de öbür değerler kümesi.. Kitleler bilinçsiz biçimde yaşamda kalma – güvenlik arama paniğine girer. Yönetenlerin de güvenlikleri kalmaz.. Orası yangın yeridir, intifada (ayaklanma) aşamasıdır..

*****

Ülke yöneticilerine, başta kişisel hırsları ile ülkeyi kan gölüne dönüştüren “Biri” sine ve O’na bilinçli – bilinçsiz, şu ya da bu nedenle destek veren partililere ve bürokrasiye, seçmen kitlesine …  kaygı ile duyurulur..

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ ANISINA : ÜLKEMİZDE TOPLUMSAL ŞİDDET VE ÇÖZÜMÜ

Yuksek_Ticaretliler_Dernegi_Logosu

AÇIKOTURUM (PANEL) 

8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ ANISINA :

ÜLKEMİZDE TOPLUMSAL ŞİDDET
ve ÇÖZÜMÜ

toplumsal_siddet

Tarih   : 6 Mart 2015, Cuma
Saat     : 16:00
Yer      : Yüksek Ticaretliler Eğitim ve Konferans Salonu
Mithatpaşa Cad. no:16 kat : 2  Kızılay – ANKARA
Düzenleyenler : İst. Yük. Tic. ve Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Mezunları Derneği ve
Anadolu Kadın Hareketi

Açış konuşması; Davut ÖZDEMİR
İst. Yük. Tic. ve Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Mezunları Derneği Ankara Şb. Başkanı

Çerçeve sunum; Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi   

Oturum
Panel Yöneticisi; Canan SARITAŞ
İst. Yük. Tic. ve Marmara Üniv. İ.İ.B.F. Mezunları Dern. Yön. Kurulu Üyesi

Panelistler

Prof. Dr. Vesile ŞENTÜRK CANKORUR
Ankara Üniv. Tıp. Fak. Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 

Birsen TEMİR; Anadolu Kadın Hareketi Başkanı 

Oya YURDAKUL; Hayvan Hakları Savunucusu

*****

Duyurunun pdf biçimi : Toplumsal_Siddet_Yuksek_Ticaretliler_6.3.15

======================================

Dostlarımızın ilgi ve bilgisine sunmak isteriz..

  • “YURTTA BARIŞ – DÜNAYADA BARIŞ…” / ATATÜRK
  • “Eğer sürekli barış isteniyorsa, insan yığınlarının durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsanlığın tümünün gönenci, açlık ve baskının önüne geçmelidir. Dünya yurttaşları çekememezlik, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidir.” ATATÜRK

Hamdi_Donduren_Aile_Ilmihali_2006

Sevgi ve saygı ile,
01.03.2015

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ


ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

Necatibey Cad. No: 13/13 Sıhhıye-Ankara
Tel: (0312)229 43 25 Belgeç: (0312) 229 45 26
e posta: ogdunyasi@gmail.com    web: ogretmendunyasi.org

Ankara, 19.11.2013

BASINA VE KAMUOYUNA…

2013 EĞİTİM ONUR ÖDÜLÜ PROF. DR. FATİH HİLMİOĞLU’NUN

       Ulusal Eğitim Derneğince oluşturulan seçici kurul tarafından her yıl Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında verilen Eğitim Onur Ödülü, bu yıl, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’na veriliyor. Hilmioğlu’nun ödülü,

23 Kasım Cumartesi günü saat 14.30’da, Ankara’daki Türk Hukuk Kurumu Konferans Salonunda (Adakale Sokak, No: 28, Kızılay) yapılacak “Aydın, Yönetici ve
Bilim İnsanı Olarak Fatih Hilmioğlu” 
konulu bir açıkoturumun ardından eşi
Nurhan Hilmioğlu’na verilecektir. Av. Ayhan Sarıhan’ın yöneteceği açıkoturumda Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Mustafa Kılıç ile Av. Hayati Hilmioğlu, Prof. Dr. Hilmioğlu hakkında konuşacaklardır.

Eğitim Onur Ödülü için aday gösterilen 16 kişi arasından Hilmioğlu’nun seçilme nedeni;

  • “Yöneticiliği sırasında çalışmalarıyla Ulusal Eğitim Sisteminin felsefesine, tekniklerine önemli katkılarda bulunmuş olması, eğitimin Bağımsızlıkçı, Aydınlanmacı, Halkçı, Bilimsel bir nitelik kazanması için etkili sonuç yaratan çabalar göstermesi; eğitim kamuoyunda olumlu, unutulmaz izler bırakması”
    olarak açıklandı.

Bu yılki seçici kurul şu kişilerden oluştu:

Saim Açıkgöz, Prof. Dr. Mahmut Âdem, Dr. Alper Akçam, Prof. Dr. A. Gönül Akçamete, Prof. Dr. Sina Akşin, Mutahhar Aksarı, Dr. Niyazi Altunya, Mustafa Atasoy, Erdal Atıcı, Prof. Dr. İ. Ethem Başaran, Mehmet Budak, Mustafa Gazalcı, Prof. Dr. F. Dilek Gözütok, Hasan Güleryüz,  Veli Demir, Prof. Dr. Cahit Kavcar, Prof. Dr. Nizamettin Koç, Nazım Mutlu, Mustafa Pala, Osman Nuri Poyrazoğlu, Ahmet Özer, Remzi Özkaya, Refik Saydam, Ayhan Sarıhan, Zeki Sarıhan, Prof. Dr. Ahmet Saltık, Prof. Dr. Sedat Sever, Hüseyin Hüsnü Tekışık, Prof. Dr. Ali Uçan.

Ulusal Eğitim Derneği, bugüne dek Talip Apaydın, Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. İnci San, Pakize Türkoğlu, Prof. Dr. İlhan Başgöz, Mehmet Başaran gibi birçok eğitimciye benzer gerekçelerle ödül vermiş ve kendi yayın organı Öğretmen Dünyası dergisinde ödül sahibiyle ilgili tanıtıcı yayınlar yapmıştır.

Nazım Mutlu
Genel Başkan

===================================

Dostlar,

Biz de yukarıdaki ödül seçici kurul üyesi idik.

Kuşkusuz tüm aday gösterilenler yaraşır ve saygındırlar.
Seçici kurulllar bu bağlamda çook zorlanırlar genellikle.

Seçilenler de Latince çok uygun bir deyimle “primus inter pares” tirler bir bakıma…
Yani “eşitler arasında birinci..”

Sevgili dostumuz, meslekaşımız, dava arkadaşımız Prof. Fatih Hilmioğlu
bu ödülü hiç kuşku yok fazlasıyla hak etti..

Bir kez daha tutuksuz yargılanmasını diliyoruz.

Sağlık sorunları çok ciddi, ağır ve ölümcüldür.

  • Fatih hoca ve hiçbir tutuklu – hükümlü hapiste sağlık sorunları
    tedavi edilemediği için ölmemelidir. Bu çok ağır bir insanlık suçudur
    ve işleyenler lanetlenmelidir.

İlgili Ceza Yargılaması Yasası hükmü belki 10. kez anımsatılmaktadır..
Sitemizde, Fatih hocanın kişiliği üzerinde yaratıln insanlık dramı ve suçu hakkında
çok sayıda yazı yayımladık ama ilgililer – yetkililer sağır – kör ve dilsiz..

Fakat vebali çok ağır olur ve hiç kimse altından kalkamaz..

Ceza_Muhakemeleri_Yasasi_infazi_erteleme

Son bir kez daha anımsatalım ve uyaralım..

İane, acıma, lütuf. vb. lerini istemekten çoook uzağız..

Yasayı çiğnemeyin, yasaya uyun yeter..

  • Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 16/2

Sevgi ve saygı ile.
23 Kasım 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

Ulısal_Egitim_Dernegi_Onur_Odulu_2013

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

yemek

KURBAN BAYRAMI ve SAĞLIĞIMIZI KORUMAK..

Dostlar,

Gelenek bozulmadı ve İstanbul Boğazı gene kana bulandı!

featured image
İstanbul Boğazı, 16 Ekim 2013..

İstanbul’da bir grup hayvan kesimini protesto etti..

Kadıköy, 16.10.13

‘Kesilen hayvan her gün tabağında’ yazılı pankart açan grup,
‘Katliam varsa direniş var’, ‘Ağaca, hayvana, yeryüzüne özgürlük’ şeklinde slogan attı.

Kadıköy Boğa Heykeli’nde toplanan grup burada bir basın açıklaması yaptı.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Gülce Özen Gürkan, “Veganlık bir yaşam biçimi sürdürmek ve böylece bu düzene dahil olmamak hayatımızı bu şiddet ve kıyım endüstrisine alet etmemek, yeterince çoğaldığımızda ise hayvan sömürüsüne
son vermek elimizde. Bugün burada kurban bayramının bayram kısmını hep birlikte kutlarken, gözler önüne serdiği hayvan kıyımına da aynı gün, bir öncesi, ve bir gün sonrasında devam eden görünmez hale getirilmiş kıyımla birlikte protesto ediyoruz.” diye konuştu. Grup basın açıklamasının ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

*****

Geçen yıl yazdığımız “KURBAN BAYRAMI ve SAĞLIĞIMIZI KORUMAK..”
başlıklı yazımızı güncelleyerek  ilginize sunuyoruz..

Klasik söylemi yineleyelim : İyi bayramlar Türkiye!

Sevgi ve saygı ile.
16.10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================

KURBAN BAYRAMI ve SAĞLIĞIMIZI KORUMAK..

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
www.ahmetsaltik.net

Hayvanlardan insanlara geçebilen iki yüz dolayında hastalık vardır. Bunlara Zoonoz
ya da Zoonotik Hastalık denmektedir. Kurban Bayramlarında Türkiye’de yaklaşık
3 milyon dolayında hayvan kesimi yapılmaktadır. Dolayısıyla, kurban kesimi sırasında değişik nedenlerle yaralanmaların yanı sıra, Zoonoz tehlikesi de artmaktadır. Fakat
bu hastalıklar, yaralanmalar gibi hemen can yakıcı akut sorunlar doğurmadığından,
gözden kaçabilmekte ve bu yüzden de ne yazık ki gereği gibi önemsenmemektedir.

Ancak, kuluçka dönemi tamamlandıktan sonra belirti veren başta Şarbon, Brusellozis, Salmonellozis, kist hidatik.. olmak üzere kimi parazit hastalıklarının bir bölümüne
tanı konabilmektedir. Haliyle, kurban kesiminden bir süre sonra yalnızca bir bölümüne tanı konabilen bu hastalıkların kurban kesimiyle ilişkisi ve hastalık etmeninin o sırada alındığı unutulmaktadır. Kurbanlık hayvan etleriyle; Askariyazis, Teniyazis, Giardiyazis, Hidatidozis, Amipli Dizanteri gibi parazit hastalıkları; Hepatit A, Hepatit E, Çocuk Yaz İshali gibi virüs hastalıkları ve Tifo, Basilli Dizanteri, Gıda Zehirlenmesi, Tüberküloz, Brusella, Şarbon.. gibi bakteri hastalıkları geçebilmektedir…

Tıbbi adı Creutzfeldt Jakob Hastalığı [nvCJD] olan Deli Dana Hastalığı, İngiltere’de hayvan yemlerinin, özelleştirme sonrasında kâr hırsıyla yetersiz ısı ve sürede pişirilmesi ve denetimsizlik yüzünden çıkmış, 140+ insan ölümüne yol açmıştı. Onbinlerce sığırın yok edilmesi zorunlu olmuş ve milyarlarca dolar yitiğe yol açmıştı. “Kirleten öder” sözü (retoriği) boşa çıkmıştı.. “Asıl olan kirletmemektir” ilkesini benimsemek gerekir.

Dolayısıya gıda güvenliği kritik bir kamusal alandır.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, başta 5996 sayılı yasayla yüklendiği görevleri eksiksiz yürütmelidir. Kurbanlık hayvanların kaynakta, yolda ve kesildikleri alanlarda izlenmesi zorunludur. Unutmamak gerekir; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi denen
ve ülkemizde son birkaç yılda elli’ye yakın can alan hastalık da bir zoonozdur ve
temel nedeni hayvan hijyeninin eksikliğidir. Hastalığın biyolojik vektörü kenelerdir ve
şu can alıcı soruyu sorarak mutlaka yanıtlamak ve gereğini yapmak zorundayız :

  • Türkiye hayvanları neden kene kaynamaktadır ??

Benzer sorun, yine bir zoonoz olan Kuş Gribi’nde de geçelidir. Yapılması gereken, ülkenin veteriner hekimlik örgütünün, göçmen kuşları sürekli izlemesidir (Sürveyans). Sulak alanlarda konakladıklarında, yılda 2 kez, bu hayvanlardan uygun örnekler alınarak kapsamlı mikrobiyolojik ve toksikolojik tarama (assay) yapılması zorunludur.
Bu yapılırsa olası hastalık etmenleri önceden saptanır ve önlem alınır
(proaktif – öngelen koruyucu sağlık hizmeti).
Yoksa acı sonuçla boğuşulur, bu itfaiyeciliktir!

     Kurban Kesim görevlileri…

      Bu görevliler kurban kesimini, Belediyelerin göstereceği temiz yerlerde yapmalıdır. Yetki belgeleri olmalıdır. Uygun iş elbisesi, çizme ve eldiven giymeli, ağız-burun maskesi takmalıdırlar. Kullanacakları kesim araçları temiz ve teknik olarak
uygun olmalıdır. Kasaplar odasından yetki belgesi sorulması uygun olur.

  • Çocuklar, kurban kesimini kesinlikle izlememelidir.
  • İdeal olarak kesimler, belediyelerin – özel sektörün kesimevlerinde yapılmalıdır.

Kurbanlık hayvanın Veteriner Hekim uygunluk raporu aranmalıdır.

Önemli bir konu da kurbanlık hayvan etlerinde ilaç kalıntılarıdır. Hayvanlara değişik nedenlerle ne yazık ki düzensiz biçimde kimi ilaçlar verilmektedir. Hayvanların hastalanmaması için kimi antibiyotikler, hızlı büyüyerek ete dönüşmesi için anabolizan hormonlar (östrojen türevleri) başta gelmektedir. Bu ilaçların, özellikle kurbanlık hayvanların beklenen kesim tarihleri bilindiğinden, uygun süre önce mutlaka durdurulması zorunludur. Bu amaçla büyükbaşlar için 90 günlük süre öngörülmektedir (wash out period).

Aksi halde, söz konusu maddeler hayvan etleriyle insanlara geçmekte;
alerjiden tutunuz, hiç kullanılmayan antibiyotiğe direnç geliştirmeye dek uzanan
bir dizi istenmeyen olumsuz tıbbi sakıncaya neden olmaktadırlar.

Kurbanlık hayvanların kaynak ve kimliği de önemlidir. Bu amaçla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hayvanların kulaklarına küpe takmak dahil olmak,
başta 5996 sayılı yasa ve bağlı mevzuat kapsamında tüm güvenlik önlemlerini
özenle almak zorundadır. Yeterince gıda laboratuvarını Bayramda nöbetçi bırakmalıdır. Sağlık Bakanlığı da aynı Yasa ile kimi yükümlülükler altındadır,
2 Bakanlığın eşgüdümü beklenir..

Ayrıca AB normları da kurbanlık hayvan kesimi ile ilgili önemli ve yararlı kurallar içermektedir. Bunlara uyarak daha uygar, daha temiz, daha insancıl, hayvanlara
daha saygılı ve güvenli bir Kurban Bayramı geçirebiliriz.

     Kurban ve çevre sağlığı

Yoğun kentleşme ve apartman yaşamının getirdiği sorunlar nedeniyle, kurbanın özellikle sağlık yönü giderek önem kazanmıştır. Çevre sağlığının öneminin ayırdına varılmış olan günümüzde, kurbanlık hayvanların sokaklarda dolaştırılması, açık alanlarda bekletilmesi, satın alınan hayvanların evlerin bahçelerinde, balkonlarda tutulmaları ve
bu yerlerde kesilmeleri halk sağlığı açısından ciddi tehdit kaynağıdır. Bu durum,
kesim sırasında ortaya çıkan kan, mide ve bağırsak içeriği ile sakatat (iç organlar) bakımından yüksek risk taşır.

Bu maddeler çevreye rastgele asla atılmamalı; akarsulara dökülmemeli, sızdırmaz uygun çöp torbası ya da kapaklı kaplarda toplanarak Belediye temizlik görevlilerince alınması sağlanmalıdır. Atıkların taşıyabilecekleri çok çeşitli hastalık etkenleri ile
bu kentsel yaşam ortamları kirletilebilir ve zoonotik hastalık bulaştırılabilir.

     Belediye Çevre Sağlığı ve Temizlik birimlerinin bu dönemde “alarm” düzeyinde çalışmaları, kurban kesim alanlarını düzenlemeleri ve yoğun olarak denetlemeleri gerekir. Evsel atıkların toplanmasında kesinlikle gecikilmemeli, hatta günde 1 kez yerine 2 kez toplama yoluna gidilmelidir. Kesim alanlarının, katı-sıvı atık biriktirme ve uzaklaştırma alanlarının sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) ile dezenfeksiyonu sağlanmalıdır. Piyasada var olan % 5’lik stok çözeltiler 1/10 sulandırılarak (hâlâ klor kokusu alınabilmelidir!), etkin ve ekonomik biçimde bu temizlik güvenle sağlanabilir. Aksi takdirde, hayvan kaynaklı insan hastalıklarının (Zoonoz) yayılmasına,
çevrenin kirletilmesine ve çevre sağlığının bozulmasına yol açılabilecektir.

Tüm belediyeler, Bayram süresince su kesintisi olmaması için her türlü önlemi almalıdır.

     Gıda enfeksiyonları ve zehirlenmeleri

Kurbanlık hayvanlar; deri, tırnak, kıl ve mide-bağırsak içeriği ile çok değişik tür mikrocanlıları kesim yerlerine taşırlar. Bu bağlamda normal bağırsak florası, yemler ve topraktan gelen mikrocanlılar en önemli bulaş kaynağıdır. Ayrıca hayvanların ağız ve burun boşluğunda, yemek ve soluk borusunda, cinsel organlarında da mikrocanlılar bulunabilir. Öte yandan kurbanlık hayvanlar, yukarıda değindiğimiz zoonotik hastalık etkenlerini taşıyabildiklerinden, insanlarda gıda enfeksiyon ve zehirlenmeleri görülmesine neden olurlar.

Et, bileşimi ve besin ögeleri içeriği nedeniyle mikrocanlıların üremesi için çok uygundur.

Biyolojik kökenli besinsel sağlık zararlarının % 70’inde kaynak, et ve et ürünleridir. Özellikle Staph. aureus ile olan ve sık görülen besin zehirlenmesinde neden,
temel hijyen eksikliğidir. Bu bakteriler büyük bir hızla çoğalır ve birkaç saat içinde hastalık yapacak düzeye ulaşırlar! Bulaşlı etleri yiyenlerde kuluçka süresi 1 saate dek düşebilir. Hastalık tablosunda ateş yükselmez, hatta düşer (Hipotermi)..
Bu durum, hastalığın önemsenmemesine ve tanısının konamamasına neden olabilir.

Gıda kökenli hastalık oluşmasında payı olan etmenler ve sorumluluk oranları aşağıdadır :

–  Yetersiz depolama ısıları : % 37 (Buzdolapları sürekli +4 derecede çalıştırlmalıdır.)
–  Yetersiz kişisel hijyen, başta el yıkama, el temizliği : % 22
–  Yetersiz pişirme : % 17
–  Bulaşlı gıda işleme donanımı : % 10
–  Güvenilir olmayan kaynaktan sağlanan gıda : % 7
–  Öbür etmenler : % 7..

Dolayısıyla bu etmenlere özen göstermek gerekir..
Özellikle mide-bağırsak içeriği etlere bulaştırılmamalıdır.

ABD’de, nüfusun ¼’ü her yıl en az 1 kez gıda kökenli hastalığa yakalanmakta, 325 bini aşkın insan bu yüzden hastanelere yatırılmakta ve 5 bin dolayında insan da ölmektedir! Ülkemizde yeterli ve güvenilir sayısal veri yoktur ancak, sorunun ciddi boyutlarda olduğu konusunda uzmanlar görüşbirliği içindedir.

Kurbanlık hayvan etleri temiz suyla yıkanarak temiz kaplarda buzdolabına kaldırılmalı, en az 1 gün dinlendirilmelidir.

Pişirmede, yağda kızartma yerine elektirikli (kömür değil!) ızgara ya da basınçlı (düdüklü) tencere seçilmelidir. Çocuklar, gebe kadınlar, yaşlılar, bağışıklık sistemi bozuk olanlar özellikle risk altındadır.

  •  İyice pişirilmemiş etler,
    kedi ve köpeklere de kesinlikle yedirilmemelidir
    .

Ülkemizin, geçmiş yıllara göre daha uygar ve temiz, sağlıklı bir Kurban Bayramı geçirmesini diliyoruz. Fakat 16 Ekim 2013 günü de  TV ve basından izliyoruz kaçan kurbanlık hayvanları ve ilkel – vahşi kovalamaları, kendini yaralayan acemi kasapları..

Unutulmasın ki, zorlanan ve strese sokulan hayvanların dokularında (özellikle kaslarında) stres hormonarı birikmekte ve etin bileşimini, kalitesini bozmaktadır.

Bu tablolar Cumhuriyetin 90. yılınde Türkiye Cmhuriyeti’ne hiç yakışmıyor..

S o n u ç                                    :

Temel kurallara uyarak pek çok hastalık ve yaralanmadan korunmak ve
Bayramı zehir etmemek olanaklıdır.

Kurbanlık hayvan derilerinin, etlerinin başta Türk Hava Kurumu olmak üzere Mehmetçik Vakfı’na bağışlanması halkımızdan beklenen bir davranıştır.

  • Dahası, Kurban kesmek yerine; eşdeğer parasal bağışın,
    uygun görülen kurumlara verilmesi de çok saygın bir yoldur.

Kurban Bayramınız kutlu ve mutlu olsun dileriz..

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Milli aydınlar TÜRKLÜĞE sahip çıkıyor!

Dostlar,

Sitemizde saha önce yayımladığımız bu haberi,
(http://ahmetsaltik.net/milli-aydinlar-turkluge-sahip-cikiyor/)
2 ay sonra bir kez daha paylaşmayı yararlı buluyoruz..

Türkiye’mizin bir yerlerinde “Kuzey Kürdistan” (!) kongresi toplanıyormuş da!

Sevgi ve saygı ile.
28.6.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

======================================

Milli aydınlar TÜRKLÜĞE sahip çıkıyor!

Yeni anayasa çalışmaları kapsamında “Türk” ifadesinin kaldırılmasına tepki gösteren
Türk aydınlarının başlattığı kampanya çığ gibi büyüyor. 400’den çok aydın daha bildiriye imza koydu

İl il, ilçe ilçe gezip “Çağrı Konferansı” serisi başlatacak olan aydınlar; barolar üniversiteler, STK’lar ve gençlere davet yapmaya hazırlanırken sanal alemde de kendiliğinden siteler oluşmaya başladı!

Yeni anayasa çalışmalarında “Türk” ifadesinin anayasadan silinmesine tepki gösteren ve aralarında Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Doktor İlber Ortaylı, Prof. Dr. İskender Öksüz ve Sadi Somuncuoğlu’nun da yer aldığı 300 aydının, Türk milletine yaptığı çağrıya destek çığ gibi büyüyor. Dün de eski Devlet Bakanı Kamran İnan, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, emekli Büyükelçi İnal Batu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in de aralarında bulunduğu 400’den fazla kişi, bildiriye imza attı. Prof. İskender Öksüz tarafından okunan bildiri büyük ilgi gördü. Türk Milleti’ne çağrı yapmayı görev olarak üstlendiklerini belirten Öksüz, Ankara’nın ardından diğer illeri de dolaşacaklarını söyledi. Öksüz, “Daha
bu adımları atmadan bildiriye gelen gelen ilgi ve desteği mutlulukla gözledik” dedi.

Asla çıkaramazlar

Prof. Öksüz, bildiriyi Ankara Barosu Konferans Salonu’nda kalabalık bir topluluk önünde okudu. Burada bir konuşma yapan Öksüz, anayasadan Türklük ifadesinin çıkarılmasına  kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirterek, şunları söyledi. “Yeni anayasanın olmazsa olmazsı olarak gördüğümüz bu üç madenini çağrısı başka bir duyuru olmadan sosyal medyada kendiliğinden açılan imza kampanyaları ile 30 bine yaklaştı. Ayrıca cumhuriyet tarihi boyunca kamu kuruluşlarının isminde yer alan T.C. ibaresinin kaldırılmasına karşı yurttaşlarımızın gösterdiği asil tepkinin milyonları aştığı görülmektedir. Bütün bunları Türk milletine çağrı metni çerçevesinde değerlendirdiğimizi büyük bir memnuniyetle değerlendiriyoruz. Bize ulaşan bu bilgileri ve imzalarıyla vatanımızın bütünlüğüne milletimizin birliğine ve şerefli vatandaşlarımızın eşitliğine ve devletimizin tekliğine sahip çıkan bu haysiyetli ve cesur destekleri günümüzün ve yarınımızın teminatı olarak görüyoruz.”

İl il, ilçe ilçe gezilecek

Prof. Öksüz, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Baştan beri planladığımız konferanslar ve ziyaretler listesi ilan edilecek ve il il, ilçe ilçe ” Çağrı Konferansları “na ve gezilerine başlanacaktır. Bu bağlamda üniversitelerimiz, barolarımız, meslek kuruluşlarımız, STK’larımız ve gençlerimize de çağrımız var. Harekete geçerek benzer demokratik platformlarda aziz vatandaşlarımızı aydınlatma görevini üstleniniz. Durumun ciddiyetini dikkate alarak, vatan savunmasında kararlı bir faaliyeti gerçekleştiriniz.”
İŞTE O BİLDİRİ
Aydınların kamuoyuna açıkladığı 3 maddelik bildiri şöyle                          :

==================================================================
1. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve sahibi olan Türk milletinin adı,
vatandaşlık tarifinden ve Anayasa’dan çıkarılamaz. 

2. Devletimizin eşit ve şerefli üyeleri olan aziz vatandaşlarımız,
ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz. 

3. Anadolu coğrafyasında Selçuklu ile başlayın Osmanlı ile devam eden
Türk Milleti’nin kesintisiz egemenliğini esas alan büyük Atatürk’ün kurduğu
milli devlet yapısı ortadan kaldırılamaz.
(18 Nisan 2013, Ankara)

==================================================================
Prof. Kafalı: Bu yolda yılmadan yürüyeceğiz
Toplantıya katılan bazı aydınlar, kampanya hakkında YENİÇAĞ’a açıklamalarda bulundu.

Prof. Mustafa Kafalı, imza kampanyasının giderek büyük ilgi gördüğünü ve vatanına sahip çıkanların sayısındaki artışın kamuoyu tarafından görüldüğünü belirterek,
“Ben de artık Türkiye kadar iyiyim. Türkiye’ye baktığınız zaman işlerin iyi gitmediğini görüyorsunuz. Üzülüyorum. Vatanına sahip çıkanları gördüğünüz zaman ise seviniyorsunuz” dedi. Prof. Sevgi Kafalı da “Başlatılan bu çalışmaya iktidar her ne kadar tepki gösterse de yılmadan yolumuzda yürüyeceğiz. Başbakan konuşmalarında bizi ima ederek ’Amaçlarına ulaşamaz’demeye çalışıyor ama biz sonuna kadar giderek
Türk milletini uyandıracağız.” diye konuştu.

Toplantıya katılanlardan eski Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, aydınların başlattığı kampanyaya tam destek verdiğini ifade etti.

Okuyan, “Bu çağrı karşısında sessiz kalınması mümkün değildir. Ben de bugün buraya gelerek desteğimi gösterdim. Bundan sonra ’Türklük’konusunda daha hassas davranma zamanı” dedi.

Eski Devlet Bakanı Hasan Macit ise herkesin tarafını belli etmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Macit, şöyle konuştu: “Artık sağ ve sol kavramlarına göre tanımlama kalmadı. Bunun yerine milli olanlarla olmayanlar var. Dolayısıyla tarafınızı net bir şekilde
ortaya koymanız gerekiyor. Bu artık önemli bir dava haline geldi.”

Eski Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu da Başbakan Erdoğan ile teröristbaşı
Abdullah Öcalan arasında mutabakata varıldığının ortaya çıktığını söyledi.
Somuncuoğlu, Erdoğan’ın görevlendirdiği 63 akıl insana da tepki göstererek
şunları söyledi:

“Bildiriyi okuduktan sonra % 70’i bölücü zihniyetten oluşan bir akil adamlar faaliyeti başlatılmıştır. Terörist başı Öcalan ile Başbakan arasında varılan mutabakatın hayırlı olduğunu anlatıyor ve milleti ikna etmeye çalışıyorlar. Hangi yolla olursa olsun görüşlerini bu istikamette anlatacaklardır.”
Sanal alemde büyük destek
Bildiriye destek sanal alemde de hızla artıyor. 620 öğretim üyesi, eski rektör ve dekanlarla yurt dışından destek verenler dahil 271 profesör, 768 öğretmen, 165 gazeteci ve yazar, 219 hekim, 132 hukukçu ve 10 büyükelçi, internet üzerinden bildiriye imza attı. Şu ana kadar internet sitelerinde toplanan imza sayısı şöyle:

Vatanseveriz.com: 13 bin 479
İmza.la/tc-vatandaslarindan-hukumete-uyari: 7 bin 746
İmza.la/turk-milleti-ne-cagri: 6 bin 390
RİHİ BİLDİRİYE BU İSİMLER DE İMZA ATTI…
Kâmran İnan, İnal Batu, Kurtuluş Taşkent, Mehmet N. Yıldırım, Müfit Özdeş, Numan Hazar, Nuri Yıldırım, Tugay Uluçevik, Türkekul Kurttekin, Uğur Ergun. Prof. Dr. Özer Serper, Prof. Dr. Nusret Çam, Prof. Dr. Bekir Batı, Prof. Dr. Ramazan Durmaz, Prof. Dr. Mehmet Okur, Prof. Dr. Timur Kocaoğlu, Prof. Dr. Ayşe İlker, Prof. Dr. Nadim Macit, Prof. Dr. İsmet Çetin, Prof. Dr. Leyla Karahan, Prof. Dr. Ceval Kaya, Prof. Dr. Mustafa Aksoy, Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Prof. Dr. Hasan Tunç, Prof. Dr. Vahit Türk, Prof. Dr. Ertuğ Avşar, Prof. Dr. Ayşe Yücel Çetin, Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu, Prof. Dr. İzzet Sak, Prof. Dr. Muhittin Tuş, Prof. Dr. Şuayip Karakaş, Prof. Dr. Fikret Burak, Prof. Dr. İbrahim Aydın, Prof. Dr. Hande Dağcı, Prof. Dr. E. Murat Esin, Prof. Dr. Şakire Pogun, Prof. Dr. Halil Ceşitli, Prof. Dr. Mucide Ak, Prof. Dr. Recep Erol Sezer, Prof. Dr. Korkut Ersoy, Prof. Dr. Nazmiye Altıntaş, Prof. Dr. H.Yusuf Gökalp, Prof. Dr. Abdullah Korkmaz, Prof. Dr. Ali Baş, Prof. Dr. Eyüp Karakaş, Prof. Dr. Yücel Tanyeri, Prof. Dr. Ömer Saydam UysalProf. Dr. Faruk Aykan, Prof. Dr. Şafak Şahlan, Prof. Dr. Abdullah Keçik, Prof. Dr. İsmail Hakkı Koçar, Prof. Dr. Siber Göksel, Prof. Dr. Tezer Fırat, Prof. Dr. Kemal Çınar, Prof. Dr. Aytekin Besim, Prof. Dr. Özkan Özden, Prof. Dr. Nuray Erkan Özden, Prof. Dr. Nimet Yıldırım, Prof. Dr. Fevzi Çakmak, Prof. Dr. Haluk Ferhat Ecer, Prof. Dr. Yüksel Şahin, Prof. Dr. Erhan Özdiler, Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar, Prof. Dr. Eşref Yüksel, Prof. Dr. İlhan Sungur, Prof. Dr. Mehmet Ali Körkpınar, Prof. Dr. Nilgün Çerikçioğlu, Prof. Dr. Ayla Kaya, Prof. Dr. Bahar Doğan, Prof. Dr. Yavuz Bağcı, Prof. Dr. Remzi Duran, Prof. Dr. Feyzullah Eroğlu, Prof. Dr. Ayşe İrmiş, Prof. Dr. Sabahat Bayrak Kök, Prof. Dr. Yalçın Göğüş, Prof. Dr. Fikret Karaca, Prof. Dr. Vehbi Doğan Sorguç, Prof. Dr. Erdal Açıkses, Prof. Dr. Tuncer Ören, Prof. Dr. L. Berrin Erbay, Prof. Dr. Necmi Değer, Prof. Dr. Hasan Basri Üstünbaş, Prof. Dr. Ahmet Günşen, Prof. Dr. Hasan Basri Gülcü, Prof. Dr. İhsan Keleş, Prof. Dr. Taylan Aksu, Prof. Dr. Osman Ceyhan,Prof. Dr. Ramazan Durgut, Prof. Dr. Mehmet Bozkurt Ataman, Prof. Dr. Nuriye Akev, Prof. Dr. Ayşe Sevin Özdeniz, Prof. Dr. Fetih Gülyüz, Prof. Dr. İzzet Karahan, Prof. Dr. Duran Altıparmak, Prof. Dr. Salih Çeçen, Prof. Dr. Cahit Kalkan, Prof. Dr. Ali Durmaz, Prof. Dr. Bünyamin Traş, Prof. Dr. Mehmet Maden, Prof. Dr. M. Kudret Selçuk, Prof. Dr. Nafiz Delen, Prof. Dr. Ahmet Karataş, Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu,Prof. Dr. Habibe Özmen, Prof. Dr. Salim Cöhce, Prof. Dr. Seçkin Ergin, Prof. Dr. Ahmet Gökkuş, Prof. Dr. Salih Zeki Bulut, Prof. Dr. Cankat Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Somuncu, Prof. Dr. Mehmet Karapınar, Prof. Dr. Mustafa Atasever, Prof. Dr. Ahmet Aksın, Prof. Dr. D. Ali Çınar, Prof. Dr.Nursel Aksın, Prof. Dr. Acar Sevim, Prof. Dr. Seçkin Pehlivanoğlu, Prof. Dr. Eftal Yücel, Prof. Dr. Kazım Önel, Prof. Dr. Ahmet Ateş Şahin, Prof. Dr. M. Kemal Çiftçi, Prof. Dr. Şeref İnal, Prof. Dr. Fatma İnal, Prof. Dr. Rahmi Doğanay, Prof. Dr. Ömer Tarım,Prof. Dr. Cahit Konak, Prof. Dr. Mahmut Ok, Prof. Dr. Hasan Hüseyin Dönmez, Prof. Dr. Mustafa Karakaya, Prof. Dr. Sadettin Tıpırdamaz, Prof. Dr. Feyzullah Güçlü, Prof. Dr. Mustafa Acaroğlu, Prof. Dr. Hüdaverdi Erer, Prof. Dr. Övgün Anmet Ercan, Prof. Dr. Özer Pala, Prof. Dr. Bilal Dik, Prof. Dr. Mehmet Ali Azman, Prof. Dr. Behiç Coşkun, Prof. Dr. Erdem Koç, Prof. Dr. Orhan Kılıç, Prof. Dr. Öner Samanlı,Prof. Dr. Necmettin Özerkmen, Prof. Dr. Erdem Koç, Prof. Dr. Nejat Akar, Prof. Dr. Ayfer Tuncer, Prof. Dr. Ramazan Demir, Prof. Dr. Neyyire Yasemin Yalım, Prof. Dr. Abdülkerim Kasım Baltacı, Prof. Dr. Necmi İşler, Prof. Dr. Selami Kılıç, Prof. Dr. Mete Korkut Gülmen,Prof. Dr. Sevim Balcı, Prof. Dr. Fevzi Yılmaz Göğüş, Prof. Dr. Orhan Çetin, Prof. Dr. Mutlu Sevinç, Prof. Dr. Fahrettin Alkan, Prof. Dr. Celal İzci, Prof. Dr. Sezen Koşay, Prof. Dr. Suat Akgün, Prof. Dr. Kayhan Öztürk, Prof. Dr. Önder Tuzcu, Prof. Dr. Güzide Turanlı, Prof. Dr. V. Doğan Sorguç, Prof. Dr. İsmail Hakkı Nur, Prof. Dr. Ayşe Yüce, Prof. Dr. Şanslı Şenol, Prof. Dr. Emel Türk Arıbaş, Prof. Dr. Ömür Ceylan, Prof. Dr. Egemen İdiman, Prof. Dr. Nazmiye Kaya, Prof. Dr. Fethi İdiman, Prof. Dr. Muammer Elmas, Prof. Dr. Beşir Şahin, Prof. Dr. Çetin Pekacar, Prof. Dr. Recep Çetin, Prof. Dr. Tuncay Özgünen, Prof. Dr. Naciye Yıldız, Prof. Dr. İrfan Nasrattınoğlu, Prof. Dr. Osman Erganis,Prof. Dr. Kemal Arı, Prof. Dr. Ali Berat Alptekin, Prof. Dr. Dursun Taşcı, Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Prof. Dr. D. Ali Dinç, Prof. Dr. Mithat Kerim Arslan, Prof. Dr. Ferruh Yıldız, Prof. Dr. Semi Şen, Prof. Dr. Faris Karahan, Prof. Dr. Ömür Gülmen, Prof. Dr. Nilgün Alptekin, Prof. Dr. Ali Naki Selmanpakoğlu, Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu, Prof. Dr. Tugrul Pirnar, Prof. Dr. Bilgin Kaftanoğlu, Prof. Dr. Rukiye Ömeroğlu, Prof. Dr. Haluk Güvenç, Prof. Dr. Deniz Ünsalan, Prof. Dr. Işınsu Kuzu, Prof. Dr. Emine Özcan, Prof. Dr. Yavuz Sezen, Prof. Dr. Beşir Şahin, Prof. Dr. A. Ziya Aktaş, Prof. Dr. Onur Kenan Ünlü, Prof. Dr. Ali Rıza Köymen, Prof. Dr. Nigan Bayazıt, Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel, Prof. Dr. Recep Kök, Prof. Dr. Adnan Tepecik, Prof. Dr. Oktay Gürsoy, Prof. Dr. Abdülkadir Konuk, Prof. Dr. Ali Günyaktı, Prof. Dr. Ali Murat Danyal, Prof. Dr. Ali Yazıcı, Prof. Dr. Ayhan Albostan, Prof. Dr. Ayşe Çetin, Prof. Dr. Bahtiyar Mehmetoğlu, Prof. Dr. Bilgin Kaftanoğlu,Prof. Dr. Ebubekir Altuntaş, Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu, Prof. Dr. Fatoş Yarman Vural, Prof. Dr. Gülhan Özbayoğlu, Prof. Dr. Güzide Turanlı, Prof. Dr. Hacer Tor, Prof. Dr. Harun Ülger, Prof. Dr. Hasan Coşlu, Prof. Dr. Hayati Sarı, Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Prof. Dr. Hüseyin Şimşek, Prof. Dr. İsmet Çetin, Prof. Dr. Kemal Üçüncü, Prof. Dr. Kudret Güven, Prof. Dr. Leyla Karahan, Prof. Dr. M. Münir Atalar,Prof. Dr. Mahmut Hortacsu, Prof. Dr. Mehmet Atçeken, Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Mesut Anıl, Prof. Dr. Mustafa Ceylan, Prof. Dr. Mustafa Poyraz, Prof. Dr. Naciye Yıldız, Prof. Dr. Nazif Geboloğlu, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Nurşen Mazıcı, Prof. Dr. Oya Akgönenç, Prof. Dr. Ö.Faruk Taşer, Prof. Dr. Rüstem Cangi, Prof. Dr. Sema Barutçu Özönder, Prof. Dr. Sibel Özel, Prof. Dr. Süleyman Güngör, Prof. Dr. Sümer Şahin, Prof. Dr. Şakir Akça, Prof. Dr. Şule Pekyardımcı, Prof. Dr. Tolga Yarman, Prof. Dr. Yalçın Küçük, Prof. Dr. Yusuf Yanar, Prof. Dr. Zafer Demir, Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Prof. Dr. Zuhal Yüksel, Prof. Dr. Abdullah Kopuzlu, Prof. Dr. Abdullah Mağden, Prof. Dr. Ali Gürol, Prof. Dr. Cavit Kazaz, Prof. Dr. Hamdullah Kılıç, Prof. Dr. Hasan Seçen, Prof. Dr. Ramazan Altundaş, Prof. Dr. Ümit Demir, Prof. Dr. Yakup Kurucu, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Prof. Dr. Yunus Kara, Prof. Dr. Yusuf Şahin, Prof. Dr. Ahmet SALTIKNoyan Umruk (E. Tuğgeneral), Hakkı Baha Tüzüner (E. Korgeneral), Abdullah Necati İkizoğlu (E. Orgeneral), Yaşar Karagöz (E. Tümgeneral), Armağan Kuloğlu (E. Tümgeneral), Hasan Iğsız (E. Orgeneral), İsmail Hakkı Pekin  (E. Korgeneral), Mehmet Eröz  (E. Korgeneral), Necati Gültekin (E. Tuğgeneral) Dr. Munir Erim, Dr. Turhan Candan, Dr.  Kürşat Kadir Canlı, Dr. Alisina Mengi, Dr. Sezer Ozyavuz, Dr. Erhan Atesci, Dr.  Erden Alper Külcü, Dr. Emil Novruzov, Dr. Ferudun Sıtkı Eren, Dr. Hikmet Ülker, Dr. Musa Yılmaz, Dr. Hamdi Hacibedel, Dr. Levent Akçay, Dr. Cahit Pekyardımcı, Dr. Mehmet Ünlü, Dr. Mesut Aslan, Dr. Metin Denli, Dr. Miktat Sen, Dr. Oğuz Paköz, Şenol Konukçu (Gazeteci), Abdullah Azizoğlu (Gazeteci), Musa İmdat (Gazeteci), Ramazan Durmuş (Gazeteci), Serdar Koçak (Gazeteci), Haldun Aytı (Gazeteci), Hülya Narin(Gazeteci), Yücel Tanay (Gazeteci), Can Pulak (Gazeteci), Ceyhun Bozkurt (Gazeteci),Gülter Gülsen Kolankaya (Gazeteci), A.Tuncay Özkan (Gazeteci), Deniz Yıldırım (Gazeteci), Hikmet Çiçek (Gazeteci), Mehmet Faraç (Gazeteci), Mustafa Balbay(Gazeteci- Milletvekili), Turhan Özlü (Gazeteci), Yücel Hacaloğlu (Gazeteci) Turan Yıldırım (İşadamı), Cumali Köktaş  (İşadamı), Namık Melek  (İşadamı), Kenan Demir  (İşadamı), Serdar Tavukçu  (İşadamı), Zülfikar Altay  (İşadamı), İhsen Erkin Özkan  (İşadamı), Aydoğan Buğalıdüzü  (İşadamı), Fatih Mehmet Kılıç  (İşadamı), Süleyman Er  (İşadamı), Hüseyin Tuğrul  (İşadamı), Alihan Mengeneci  (İşadamı), Mete Kumbar  (İşadamı), Muammer Demirci  (İşadamı), Aziz Cüneyt Yüksel  (İşadamı), Orhan Özdemir  (İşadamı), Halis Bayat  (İşadamı), Recep Alemdar  (İşadamı), Tuncay Kılıç  (İşadamı), Alperen Bozkurt  (İşadamı), Tuncay Yüksel  (İşadamı), İbrahim Hüseyin Gülgen  (İşadamı), Burak Ilgaz  (İşadamı), Akif Pırasa  (İşadamı), Selahattin Enli  (İşadamı), Ajlan Okman  (İşadamı), Oktay Uyar  (İşadamı), Nihat Apaydın  (İşadamı), Ali Ergin  (İşadamı), Ali Rıza Çelikay  (İşadamı), Ali Şişman  (İşadamı), Bilal Aslan  (İşadamı), Fatih Aran  (İşadamı), Hikmet Kural  (İşadamı), Mehmet Enver  (İşadamı), Mehmet Görgen  (İşadamı), Mehmet Muhterem Gözütok  (İşadamı), Mesut Zeybek  (İşadamı), Nevzat Kurtoğlu  (İşadamı), Nihat Batar  (İşadamı), Osman Gazi Köseoğlu  (İşadamı), Recep Bekdemir  (İşadamı), Sadık Güner  (İşadamı), Salih Özpideciler  (İşadamı), Sedat Kara (İşadamı), Sedat Yurtseven (İşadamı), Süleyman Uluocak (İşadamı), Ahmet Nebi Kadıoğlu (İşadamı), Hakan Güngör (İşadamı), Ünal Mısırlıoğlu (İşadamı), Ahmet Yalçınkaya (İşadamı), Abdurrahim Aydemir (İşadamı), Osman Demir (Yönetici), Mustafa Arman (Yönetici), Nazmi Bilke (İşadamı) Sanem Arslan (Hukukçu), Ayşegül Dalkır Kahveci (Hukukçu), Hakkı Kavas (Hukukçu), İsmail Karadağ (Hukukçu), Kerim Yılmaz (Hukukçu), Betül Tortamış (Hukukçu), Osman Niyazi Müftüoğlu (Hukukçu), Günay Öndeş (Hukukçu), Ahmet Yılmaz (Hukukçu), Mustafa Nevruz Sıvacı (Hukukçu), Naciye Çidam (Avukat), Adnan Çöktü (Avukat), Aysel Uluçevik (Avukat), İsmail Kılıç (Avukat) Kemal Kerinçsiz (Avukat), Metehan Altay (Avukat), Metin Öney (Avukat), Mürsel Aslan (Avukat), Önder Özdemir (Avukat), Sadık Cansever (Avukat), Şevket Can Özbey (Avukat), Tayfun İçli (Avukat), Ülkü Çekiç (Avukat), Vecdi Aksakal (Avukat) Soner Buğdaylı (Öğretmen), Hakkı Kahveci (Öğretmen),Mehmet Kılınç (Öğretmen), Tolga Elbirlik (Öğretmen), Cafer Uslu (Öğretmen), İrfan Karaoğlu (Öğretmen), Nurtaç Usta (Öğretmen), Ali Nihat Elhan (Öğretmen), Ümran Demir (Öğretmen), İdris Kılıçaslan (Öğretmen), Eyüp Uzunali (Öğretmen), Hüseyin Özevcimen (Öğretmen),Necmiye Özevcimen (Öğretmen), Ahmet Civcik (Öğretmen), Deniz Seyhan (Öğretmen), Hakan Aktulga (Öğretmen), Murat Sert (Öğretmen), Sabri Önder (Öğretmen), Oğuz Coşkun (Öğretmen), Faruk Yıldırım (Öğretmen).

18 Nisan 2013, YENİÇAĞ..

==================================================================