CHP’nin “PKK Tarafından Kaçırılan Vatandaşlar” raporu

CHP’nin “PKK Tarafından Kaçırılan Vatandaşlar” raporu

Cumhuriyet 14.08.2012

CHP’nin raporuna göre; terör örgütü son 20 yılda 154, son 1 yılda
146 kişiyi alıkoydu PKK kaçırmaya hız verdi

CHP’nin PKK’nin kaçırma eylemlerine ilişkin hazırladığı raporda,
12 Haziran 2011 seçimlerinin ardından CHP’li Hüseyin Aygün’le birlikte terör örgütünün
146 kişiyi kaçırdığı, 26’sının akıbeti hakkında bilgi bulunmadığına dikkat çekildi.
CHP’nin “PKK Tarafından Kaçırılan Vatandaşlar” adlı raporunda, çoğunluğu son 1 yıl içinde kaçırılanlar olmak üzere çok sayıda kamu görevlisi ve vatandaşın hâlâ örgüt tarafından alıkonulduğu ve akıbetlerinin bilinmediğine dikkat çekildi.

Kaçırılanların büyük bir bölümünün terör örgütüne eleman temini amacıyla çeşitli vaatlerle kandırılarak ya da tehditle ailelerinden koparılan küçük yaşta çocuklardan oluştuğu vurgulanan raporda, özellikle 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra
PKK tarafından kaçırılanların sayısında artış kaydedildiği ifade edildi.
Raporda, “Örgüt serbest bırakmadıkça kaçırılanlar kurtarılamamaktadır” denildi.

Raporda, son 1 yıllık dönemde asker, polis, korucu, işçi, öğretmen, kaymakam adayı, siyasetçi olmak üzere her kesimden 145 kişinin kaçırıldığı, 26 kişinin ise akıbetlerinden haber alınamadığı ifade edildi. CHP’li Aygün ile birlikte bu sayı
146’ya çıkarken PKK’nin 1990-2010 yılları arasında 154 kişiyi kaçırmasının olayın ulaştığı boyutlarını gösterdiğine dikkat çekildi

Raporda, 11 Kasım 2011’de Kartepe deniz otobüsünün içindeki 24 yolcu ve mürettebatla kaçırılması hariç, kaçırma eylemlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde gerçekleştiği ifade edildi.

PKK’LİLERCE KAÇIRILAN ASKERLER REŞAT ÇAN ve
HADİ GİZLİ’NİN AİLELERİ: BARIŞ OLSUN

Yüreğimiz yetmiyor artık

Terör örgütü PKK tarafından 6 Ağustos’ta Diyarbakır-Bingöl karayolunda kaçırılan
üç askerden er Reşat Çeçan’ın annesi Fatma Çeçan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın
eşi Emine Erdoğan’a seslenerek “Uludere gibi yapmasın.

Bir şeyler yapsın. Bu kirli savaşı durdurun. Ben oğlumu sağ salim bayrama kadar istiyorum.” dedi. Baba Cemal Çeçan ise;

“Barıştan başka hiçbir talebimiz yoktur. Yüreğimiz yetmiyor artık.” dedi.

Er Hadi Gizli’nin annesi Şiha Gizli de “Eğer bir çözüm üretemeyeceklerse
bana bir yol göstersinler ben gidip oğlumu getireceğim” dedi.

Kaçırılan askerlerden Çeçan ve Gizli’nin aileleri önceki gün Mazlum-Der
Urfa Şubesi’ne başvurarak yardım talebinde bulundu. Resmi makamların
kendilerine bilgi vermediğini ifade eden anne Fatma Çeçan,

“Bu kutsal günlerde gençlerin kanı akmasın. Asker anaları da gerilla anaları da ağlamasın. Anne aynı anne, yürek aynı yürek. Bu kirli savaşı durdurun.” diye konuştu. Oğlu için çok korktuğunu ifade eden Anne Çeçan, “Rica ediyorum yetkililerden, milletvekillerinden, Cumhurbaşkanı’ndan, Başbakan’dan. Hepsine çağrımdır, bir çözüm bulsunlar. Bu barışı gerçekleştirsinler.” diye seslendi.

‘Başbakan Türkiye’ye baksın’

Bir oğlunun yaklaşık 15 yıl önce PKK’nin dağ kadrosuna katıldığını ifade eden
baba Cemal Çeçan ise “Bu kan artık akmasın, yeter. Her iki taraf da bizim
evladımızdır. Barıştan başka hiçbir istemimiz yoktur. Acımız bu olaylar ile
daha da arttı. Başbakan Erdoğan başka ülkelerin işlerine karışacağına kendi
ülkesindeki sorunlarla ilgilensin. Yüreğimiz yetmiyor artık. Yaramız bir değil,
iki oldu.

Barış olsun tüm gençlerimiz dağdan insin” diye konuştu.

CHP Merkez Yürütme Kurulu Açıklaması…

CHP Merkez Yürütme Kurulu Açıklaması…

CHP, Türkiye’de terörün sona erdirilerek toplumumuzun huzur ve güvenliğe kavuşturulması yolundaki mücadelesini yılmadan, kararlılıkla sürdürecektir.
Tunceli Milletvekilimiz Hüseyin Aygün’ün 12 Ağustos’ta teröristler tarafından kaçırılması, sorunu yeni bir aşamaya taşımıştır. Bu eylem, parlamenter demokrasimizi, onun temel organı olan, halkımızın iradesini temsil eden TBMM’yi ve o iradeyi sorunlarımızın çözümü için tek yol olarak gösteren CHP’yi hedef alan bir meydan okumadır. Bu pervasız saldırı, CHP’nin ve tüm toplumumuzun terörle mücadelesine sadece güç katacak ve kararlılığımızı pekiştirecektir.

Konunun siyasal yönü ve anlamı toplumumuz tarafından en iyi biçimde değerlendirilecektir. Ancak hemen belirtelim ki; burada öncelik insani kaygılar olup, Hükümete düşen ilk görev Milletvekilimiz Hüseyin Aygün’ü biran önce sağlıklı bir şekilde özgürlüğüne kavuşturmaktır. Hükümet görevini yapmalıdır. Milletvekillerimizden oluşan bir heyetimiz de bölgede olup;
CHP, gelişmeleri yakından izlemektedir.

Terör odakları, ilk kez bir milletvekilini kaçırarak eylemlerinde
yeni bir cephe açmışlardır.

Ülke içinde en son Şemdinli ve Foça’daki terör saldırıları, Irak ve Suriye’deki gelişmeler ve uluslararası tasarımlar, Kürt meselesini istismar eden terörün nitelik ve nicelik değiştirmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Terör, artık her zamankinden daha kapsamlı bir şekilde ülkemizin iç ve dış güvenliğini tehdit etmeye başlamıştır.

Öte yandan, bölgedeki gelişmeler ve Suriye’nin geleceğine yönelik tasarımlar
dikkate alındığında, siyasal iktidarın bu gelişmelerin arkasında kaldığı ve
bunları yönlendirmek yerine akıntı içinde sürüklendiğini esefle görmekteyiz.
Bu olumsuz gidişatın mutlaka durdurulması ulusal güvenliğimiz, birlik ve bütünlüğümüz için şarttır. Daha önce ortaya koyduğumuz gerekçelerle, CHP TBMM’nin olağanüstü toplanabilmesi için bir kez daha tüm milletvekillerimizi genel kurulda görev başına çağırmaktadır.

TBMM’nin toplanmasının teröristlerin amaçlarına hizmet edeceği usanç ve utanç verici safsata ve bağnazlığına, Hükümet ve yandaşları derhal son vermelidir.
Zira halkımız artık sözde kalan birlik ve beraberlik çağrıları duymak değil,
TBMM’de fiilen sergilenen birlik ve dayanışmayı görmek, teröre karşı etkin,
sürdürülebilir toplumsal bir mutabakat ve strateji oluşturulmasını istemektedir.

13 Ağustos 2012, Ankara